SUMMONING etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SUMMONING etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2018 Salı

Summoning - With Doom We Come (2018)

Ufak tefek değişikliklere rağmen asla çizgisinden sapmayan bir albüm bu. Aynı sözleri güzide grubumuz için de söyleyebiliriz. Grubun iki üyesi Protector ve Silenius'un grubun geleceği hakkında biri geleneksel diğeri daha ilerici fikirlere sahip olması, bu iki ismin politik olarak bile zıt kutuplarda bulunması ve belki de kayıtlarını bile birbirlerinin yüzünü görmeden tamamlamaları , konser dahi vermemelerini hatırlarsak belki de bu ikiliyi grup değil uzun soluklu bir proje olarak nitelendirme daha doğru olur, bugüne kadar yaptıkları işte onları bu kadar başarılı olmalarını bir mucize kılıyor. Ama bu kayıtta o gerilim bir noktaya varmış durumda. Daha melodik, belki biraz daha az bumbastik ritimli, lakin uykuda mırıldansalar bile kolayca varacakları epik atmosferi kaybetmeyen bir albüm. Beste olarak yapmadıkları bir şey değil, hatta biraz gölgesinde. Bu kapıdan ne kadar ekmek çıkar bilinmez ama başka bir başyapıt ortaya koyacaklarını sanmıyorum bu noktadan sonra. Ha, dediğim gibi yaptıkları her işi gözlerim kapalı dinlerim o ayrı, isteseler de kötü müzik yapamayacak müzisyenler bu arkadaşlar. Ama heyecanı kaybediyorum yavaş yavaş.

7,50++/10

7 Temmuz 2013 Pazar

Summoning - Old Mornings Dawn (2013)

Bu seneye bomba gibi düşen bir yapıt bu. Uzun uzun dinledikten sonra ki albümün uzun daha doğrusu çoook uzun dinlemeler sonrası etkisini bir miktar kaybettiğini söylemeden geçemeyeceğim, eski albümlerini tekrar dönmeksizin şu karara vardım: Hayır, bence grubun baş yapıtı değil, Let Mortal..'ı bir kere daha kulak vermeden bu kanıya varmak da hatalı, ama yine de kıl payı gerisinde kaldı diye düşünüyorum. İkili hepimizin bildiği bol tekrara dayalı Tolkien atmosferini devam ettirip üst bir seviyeye çıkarmış bu albümde. Her zamankinden çok daha kolay bir dinlenirlik sunuyorlar bir kere. Yine biliyoruz ki uzun besteleri genellikle synth ile yapılan kısımlar ve atmosferik black metal kısımlar olarak birbirine entegre parçalardan oluşuyordu. Bu sefer sadece üflemeli çalgılara ağırlık vermeyip çok değişik folklorik enstrümanların sesini yansıtan synth, olabildiğince epik ve can alıcı melodileri dinleyici ulaştırırken, bu melodiler metal kısmına da sirayet ediyor. Dolayısıyla ortodoks black metalcilerin zaten sevmediği öğeler çifte kavrulmuş şekilde önümüze çıkıyor. Tabi ki de Summoning'i biz böyle seviyoruz. Sağladığı çeşitlilik sayesinde ambiyans ağırlıklı önceki albümü aşmaları tam da tercih ettiğimiz bir şey zaten. Albüm Elfçe olduğunu zannettiğim bir metnin bayan vokalce dillendirildiği görece zayıf bir introyla açılıyor. Flammifer ile eli yüzü düzgün bir çalışma dinleyeciğimize dair bir kanı elde ediyoruz. Hemen arkasından Old Mornings Dawn ile beynimizden vuruluyor ve bu tahminimizin erken gerçekleştiğini anlıyoruz. Oldukça dramatik havası ile White Tower grubun eski günlerini hatırlatan oldukça beğendiğim cızırtılı gitar tonu ile açılıyor. Devreye giren bayan vokalin ağıtsı pasajı neticesinde tepkisel olarak Khazad Dum'dan daha yürek burkan bir parça galiba şeklinde ifade edilebilecek hayret nidası atmama sebep oluyor. Ve bu şüphe albüm bitene dek bir kaç kez daha aklıma gelecek. Caradhras ise keman nağmeleri ile açılıyor, gaydaya benzeyen zurnamsı bir tona bağlanıyor. Perküsyon ise daha oynak, hatta oryantalizmden etkilenmiş bile diyebiliriz. Yine de albüme hakim olan hüzünlü atmosfer bu şarkıya da yansımış durumda. Çığlık vokaller bu umutsuzluğu yansıtıyor nakaratta. Aynı zamanda albümün de genel özelliği olan gitarın etkisine burada da şahit olmak mümkün. Bu albümde sadece atmosfer yaratma destekleme ve kollamaya yönelik davranışı değiştirmiş grup. Daha önce söylediğim çeşitlilik de en iyi bu şarkıda tanımını buluyor. Piyano ve koro vokal (tabi ki de grup bir koro kiralamadı, bateri dahi kullanmayan bir grubun bu soundu nasıl elde ettiğine yabancı olmasak gerek) Of Pale White Morns altta nehir gibi akan cızırtılı gitar harmonisi, vadide yankılanan kartal çığlıkları ile atmosferi güçlü bir şarkı, bayan vokalin uğğlaması da eklenince tüyler diken diken oluyor elbet. Müzikal olarak ise albümün zirvesini geride bıraktığımızı ve inişe geçtiğimizi düşünüyorum. Takip eden The Wandering Fire ile grubun daha tanıdık sounduna geri dönüyoruz. Kendi içinde güzellikleri taşısa da diğer şarkıların yanında oldukça dengeli yapısıyla zayıf kalıyor. Son şarkı Earthshine yine koro, sinematik yaşlı anlatıcı adamın epik monoloğu, flüt, trampet tınlayan synth gibi farklı etkilerin altında. Fakat bu noktada artık yorulmaya başlasak da bonus parçalar sayesinde artan tempo dikkatimizi toplamamıza yardımcı oluyor. Oynak temposu, flüt eşliğinde anlatıcı vokalin sayesinde edindiği destansı atmosfer The Darkening of Valinor'u, eski eneski günlere selam çakmasıyla With Fire and Sword kendilerini bonus parçası olmalarına rağmen değerli kılmasını başarıyor.
Evet, öyle heyecanlandım ki hiç sevmediğim bir şeyi yapıp parça başı çalıştım. Fakat değerlendirmem bu minimal bakış açısının üzerinde bütüncül bir kapsama tabi olacak. Atmosfer denince ilk akla gelen grup olan (özellikle gruplardan biri demiyorum) Summoning ancak böyle değerlendirilebilir çünkü.

9,50-/10

27 Aralık 2009 Pazar

V.A. - ...And in the Darkness Bind Them (Summoning) 2009


Summoning'e saygı albümü niteliğinde 2 CD'de toparlanan bu hacimli derleme içinde Sarratum adındaki yerli bir grubumuzun da olduğu amatör ya da adı sanı duyulmamış grupların katkısıyla hazırlanmış. Anladığım kadarıyla herkeşler kendi kaydını ufacık tefecik yapımcı firmaya gönderdiği için soundda araki bir standartizasyon bulasın. Onun dışında gruplar Summoning şarkılarına iki açıdan yaklaşmış. Grubun taklit edilmesine dayanan yaklaşım onun büyüsünü yakalamada başarısız olmaları sonucunu doğurmuş. Diğer anlayış ise ilginç değişikliklerle birlikte kendi atmosferlerini enjekte etmeye çalışmak olmuş. En bariz misal Morgan the Bard adlı bir vatandaşın Mirkwood'u tümüyle folk tarzı içinde dingin bir yoruma tabi tutması, çok hoşuma gitmese de enteresan olmuş. Aslıyla birlikte dinlediğinizde dahi parçayı benzeştirmekte zorlanıyorsunuz. Hildr Valkyrie yoğun koro nakaratlı Farewell'i bayan vokallerle seslendirerek yorumlamayı seçmiş. Parçanın tıpkı Khazad Dum da olduğu gibi kendi gücü cover'ını da öne çıkartıyor. Sevdiğim diğer bir örnekte orjinalindeki bayan vokalin çıkartılmış, parça ekolu kaydın altına gömülmüş ve enfes gitar solosuyla süslenerek mistik bir hava katılmış. Grubumuz The Mirror yorumu da Where Hope and Daylight Dies. Çift CDnin sonu ise oldukça dokunaklı ve etkileyici bir cover ile getiriliyor. Kauan - Long Lost to Where No Pathway Goes.
Uzun zamandır beklenen ama vasatın üzerine çıkmakta zorlanmakla eleştirilen bu saygı albümü yine de dinlenmeyi hakediyor.

6,75/10

21 Aralık 2009 Pazartesi

RETRO: Summoning - Let Mortal Heroes Sing Your Fame (2001)

Grubun en kolay dinlenir albümü olması ünvanını büyük oranda özellikle albümün başı ve sonlarında yoğunlaşan bol tekrara dayanan epik keyboard düzenlemelerine ( aslında buna epik dersek benzer grupların epik parçalarını paçavralar içindeki bir dilenci kadar epik sayabiliriz) ki bunu da savaş meydanlarını muştulayan trompet-boru ayarı sağlıyor, borçlu. Elbette konuşma ve film sampleları olabilecek en müsait anlarda kullanılarak akışa büyük katkıda bulunuyor. Yürek kabartan duygusallıkta dinamizmi kaybetmeden A New Power is Rising introsu, ardından South Away (buyrun, favori Summoning parçamla tanışın) ve kapanışı yapan Farewell sizi beni konu komşuyu alıp başka diyarlara götürüyor. Şarkılar söz olarak olumlamasa da içimden ulennn! orkların da canı varr! diye bağırmak gelmiyor da değil hani. Kulak orgazmı... Ve bu albümün bazı anları bırakın black metali metal bile değil. İşte tam da bu yüzden bahsetiğim konu komşu da dinleyebilir. Sonra da büyük ihtimal sizin eksik tahtalarınızdan sözedebilir diğer konu komşulara, ama olsun. Heh he.
Ortadaki şarkıların ritmik bir tempo boyunca ilerleyen klasik tarzlarına daha yakın olduğunu , Stronghold'da geliştirdikleri melodik formülayı devam ettirmediklerini söyleyebilirim. Yine de albümün geneline baktığımızda bu durumun keyif kaçırdığını söylemek haksızlık olacaktır.

9,50/10

16 Aralık 2009 Çarşamba

RETRO: Summoning - Stronghold (1999)


Offf, hiç bir grubu bu kadar didiklememiştim. Neyse geldik Stronghold'a. Grubun takipçilerinin yarısının , belki de biraz daha fazlası, favori albümüdür bu. Neden olmasın ki? Bestelerin çoğu basit ve çarpıcı melodiler üzerine kurulmuştur. Bir yandan da bu hal-i ahval daha önce bu kadar göze batmayan bestelerdeki tekrarcı öğeleri can sıkıcı seviyeye çıkarıyor. Ayrıca bu albümde ilk kez bir parçada tamamiyle bayan vokal kullanılıyor, Where Hope and Daylight Die. Diğer albümlerinden farklı bir noktası da bazı sözlerin Tolkien etkisinin altında yazılmaması. Sound olarak da daha senfonik, hırslı, ihtiraslı ve melodik hatta hatta gotik bir çizgi izliyor albüm. Bu da dinlemeyi bir ölçüde kolaylaştırıyor. Yine de agresif black metal beklemek yanlış olacaktır. Diğer albümlerde olduğu gibi tempoyu alıp götüren klavye ezgileri olmakla beraber yer yer bazı parçalarda fuuzi gitarın kışırtılı ritimlerini önde duyabilmek mümkanatı da mevcut. Bu yüzden grubun sert albümlerinden biri olarak bile klasife edilir Stronghold. Yine bu albümün öne çıkan bir özelliği grubun iki elemanının vokale katkısının daha gözle görülür şekilde ayrışması. Birisi daha tiz yırtıcı tonlarda ve diğeri de atmosfere daha uygun. Her biri kendine has güzellik içeren parçaların en güzelini karpuz güzeli misali seçmeyeceğim. Ama the Glory Disappears ile The Shadow Lies.. 'dan pek az hoşlandığımı, son parça A Distant Flame'de sonraki albümde sıkça yapıldığı gibi filmlerden sample kullanıldığını söyleyebilirim. Hakkatten ne güzel ne destansı bir kapanış oldu bu yaw.
Şahsi öznelliğimde, kafamı mikroskoptan kaldırıp albümü makro açıdan değerlendirdiğimde bir de-sinerji bir tatsızlık mevcut. Bir bariyer var, hangi vakitte hangi şart ve mekanda dinlersem dinleyeyim yıkılmayan bir bariyer.

8,75++/10

11 Aralık 2009 Cuma

RETRO: Summoning - Nightshade Forests (1997) EP


Dol Guldur'a sığmayan 4 parçadan oluşan bu EP başkaları tarafından baştacı edilmekle birlikte benim belki de en az hoşlandığım çalışmaları. Gitar ve vokali geriye alarak keyboard ağırlıklı melodiler üzerinde inşa edilen şarkıların atmosferi düşlemsel bir boyuta çekilmiş durumda. Bu durum albümü bir sis perdesi ardından dinlemenize sebep oluyor. 3. şarkıda her ne kadar kılıç kalkan şimatar gürz topuz efektleri eşliğinde savaş imgesi yaratılmaya çalışılsa da albüme egemen olan orta-yavaş uyuşuk tempo, coşku eksikliği, bol tekrarlar ve dreamy stratosfer etkisi kafamızda tek bir imajı oluşturuyor. Güzel yeşillikli bir kır manzarasının işlendiği evimizin duvarına asılmış büyükçe bir tablo. Sanki oturmuşuz bu tabloyu izliyoruz. Elbette kısa aralıklarla bu eksikliklerin kapandığı kısımlar olsa da misal Mirkwood'un sonları, bu yeterli değil. Aslında profesyonelleşmenin getirdiği bir sıkıcılaşma ince kulaklara hitap etme sorununu doğuruyor. Yine de yine de ve yine de mevzu bahis Summoning olunca ortaya çıkan şey karşımızdaki çalışmanın mağrur bir hükümdar havasında rahat dinlenilir egzotik karakteri ile tukaka ilan edilemeyecek realiteye sahip olması.

8,0-/10

5 Aralık 2009 Cumartesi

RETRO: Summoning - Dol Guldur (1996)

Grubu bu albüm vasıtasıyla tanıma şerefine erişmiştim. Daha önemlisi albüm, grubun en iyi şarkılarından birini içeriyor: Khazad Dum. Hatırladığım kadarıyla Moria madenlerinde canını veren cücelere adanmış hüzünlü ağıt, beklenmedik biçimde yürüyüş temposuna (marşsal) uyarlanarak yakılıyor. Yürek titreten bir kompozisyon. Bu albüm öncekine göre daha yetkin, parçalar daha ilgi çekici. Ve kimine göre grubun en iyi albümü. Gerçekten de parçalar keyboard desteğine dayanan değişik yapılarıyla dikkat çekiyor. Örneğin Nightshade Forests'daki hispanik etkiye katkıda bulunan trompet tınısındaki keyboard albümde büyük bir zenginlik yaratıyor. Grup sound olarak en yakın black metal içinde tanımlansa da albüme Kor adlı parçada somutlanan bir gevşeme ya da rahatlık hali de sinmiş durumda. Unto a Long Glory ise Dire Straits parçası gibi başlayıp melodik vokal harmonisine dayanan ve barok-romantik (klasik müzikten anlamıyorum ya sallaa) piyano soundu ile desteklenen bir parçaya dönüşüyor. Diğerlerinden farklı bir yerde duruyor.
K eşke diyorum keşke, Khazad Dum'u clean vokaller, canlı helecanlı trompet, flüt ve bol yankılı davlumbaz ile folk gibim bir coverını yapsalar da dinlesek.

8,75/10

30 Kasım 2009 Pazartesi

RETRO: Summoning - Minas Morgul (1995)


Grubun karakteristik sounda adım attığı ilk albüm Minas Morgul epik atmosferini klavye ağırlığı ile gerçekleştiriyor. Destansılığa ağır ve ekolu soundu ile drum-machine katkıda bulunuyor. Vokaller tam black metal, önünüzde sözleri bile takip etmek zor. Gitar ise cızırtının ötesine pek geçmiyor. Özelllikle albüm klavyenin amatörlüğü sebebiyle eleştiri alsa da keyboard ağırlıklı The Passing of the Grey Company bu sayede farklılaşıp öne çıkıyor. Fakat 1 ve de buçuk dakikalık Orthanc'ın Zeki Alasya-Metin Akpınar filmlerinin müziği gibi tınladığını kabul edebilirim.
Dinlerken hobbitlerin yeşil yemyeşil Shire yöresini zihnimde canlandıramıyorum. Onun yerine savaş yorgunu askerlerin evlerine geri dönüşü geliyor aklıma. Zafer şarkıları değil yenilgi ağıdı söylüyorlar yol boyunca.
Mızıka tadında girişiylen Legend of the Master-Ring, üstteki şarkı, Marching Homewards bence öne zıplayan parçalar. Grubun sonraki dönemde birbirine benzer şarkılardan oluşan albüm konseptinden (epikk ve sıkıcıı) klavye zenginliği ve değişken dinamik yapısı ile bir miktar farklılaşması albümün dinlenirliğini arttıran önemli bir ö ö öge.

8,50+/10

10 Şubat 2009 Salı

Summoning - Oath Bound (2006)


Nev-i şahsına münhasır grubumuzun son yapıtı genel olarak öncekilerin soundunu devam ettirirken diğer yandan da bazı değişikliklerin denendiği güzel bir albüm olmuş. Minimal atmosferik ve durağan parçaların yanısıra perküsyon benzeri denemelerin yapılması hafif doğu esintisi yayıyor albüme. Asıl albümün farklı noktası ise tamamiyle Tolkien'in ork lisanıyla yazılmış marşvari cenk meydanı kokan Mirdautas Vras. Öldürmek için güzel bir gün'e denk geliyor öz lisanımızda.
Diğer bir güzellik de grubun clean vokalli koro nakarat eklemesi bir kaç şarkıya. ( Önceki albümdeki gibi konuşma sampleları da devam ediyor abartıya kaçmadan) Öncelikle Might and Glory'de biraz damağımıza bal çalınıyor ve nihayetinde son parça 13 dakikalık Land of the Dead ile bu yeni eğilime doyuyoruz. Tam ayarında, şık olmuş. Umuyorum ki bu parçayla grubun geleceğine bakıyoruz. Ve bu albümü de bir geçiş albümü olarak niteleriz.
Öne çıkan parçalardan biri de Menegroth. İsmini geçirmezsem darılır.

8,50/10

3 Ocak 2009 Cumartesi

RETRO:Summoning - Lugburz (1995)



Grubun sonraki yolculuğunu bilmeyen ve bu ilk albümünü dinleyip grubun geleceği için yorum yapmak isteyen biri muhtemelen iki yol görecektir. Ya bir tekno grubuna ya da raw bir black metal grubuna dönüşüm. Her falcının uzun hatta orta vadede zıçacağı gibi bu tahminlerde yorumcunun elinde patlayacaktır. Çünkü grubun takip ettiği hat yine kendine özgü bir soundla cilaladığı atmosferik/senfonik bir black metal çizgisi olacaktır.
Diskografisinde ayrı bir yer tutsa da Beyond Bloodred Horizons, Where Winters Forever Cry, Flight of Nazgul, Dragons of Time gibi parçalarla diğer albümlerden aşağı kalan hiç bir yeri yok Lugburz'un. Bumbastik (leydi fantastik) ritimlerin, muhteşem rifler ve yırtıcı vokalle birleştiği bestelerden zaten kötü bir tat beklemek yanlış olur. İşin ilginci benzer bir soundla herhangi bir albümüm üretildiğini de bugüne kadar duymadım.
İngiliz ecnebilerinin dediği gibi underrated bir albüm...
8,50/10