DARKWOOD SAKİNLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DARKWOOD SAKİNLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2026 Cumartesi

Darkwood Sakinleri #6-7-8-9-10-11-12 - Ters Dergi #4 - Kvasir #3

 Derginin 6. sayısı korku türündeki çizgi roman neşriyatını ana konu olarak seçmiş. Benim tanık olmadığım dönemlerde yurt dışında da gore seviyesine vararak sansür tartışmalarına yol açan bu tür ötesi berisiyle incelemeye tabi tutulmuş. Süpermen, çizer Hugo Pratt, Kızılmaske, çizgi romanın sorunları, Türk çizerlerden Ersin Burak ve heroic fantasy dergide yer bulan diğer başlıklar. Çizgi öykülerle birlikte bu sayı 110 sayfayı bulmuş. 7. sayının kapak dosyası ise erotik çizgi romanlar. Martin Mystere üzerine hacimli yazı ve ek olarak bir de çizgi öykü, Akbaba dergisi, çizgi romanda kadınlar üzerine birden fazla makale derginin çoğunu doldurmakta. 8. sayının 100 sayfasını çizer Stan Drake, Image comics, Spawn, Toplumsal Tarih dergisinden alıntı 1919 tarihli bir çizgiromanda Türk imajı, çizgiroman ve sinema, çizgiromanlara yansıyan sanat akımları, Jeriko, westernler ve daha nice konu dolduruyor. Renkli yerli yapım bir çizgi hikaye öne çıkmakta. 

9. sayıda kapak dosyası usulü terkedilse de hayli hacimli ve doyurucu bir içerik sunulmaya devam edilmekte. Biraz daha çağına yaklaşan bir çizgiye tanık oluyoruz. Galip Tekin röportajında olduğu gibi. 100 çizgiroman kahramanı, 1001 Roman ve Ceylan dergileri, Tex'deki sansür, renkli bir mini Asterix hikayesi, Zagor çizeri ile söyleşi, Volkan ve çizeri Ali Recan, western çizgiromanları, Essegesse klasikleri ile içerik yine dopdolu. Takip eden sayıda öne çıkan başlıklar çizgiroman ve ideoloji, Ayhan Işık, yüzler ve esinlenmeler, Zagor, Abdülcanbaz-utanmaz adam kıyası ve çizgiromanda mizah. Sayfa sayısında dramatik bir düşüş var. Ve istikrarı kazanamayan çizgi hikayelere de artık yer verilmiyor. 2001 yılına ait 11. sayı o günlerde revaçtaki mizah ve karikatür dergileri ile çağı yakalama çabasında. Lombak ve Leman dergisi çizerleri ile röportajlar ve karakter tanıtımları, Sergio Leone ile Verdi kıyası, Ömer Muz ile söyleşi, Dampyr tanıtım yazısı bizi karşılamakta. Son basılı nüsha 12. sayının kapağını Nuri Kurtcebe'nin Kuvayı Milliye eserinden bir çizim süslüyor. Çizerle yapılan söyleşinin yanısıra Örümcek Adam'ın gizli sinematografisi, Thorgal, Suat Gönülay ve Andaç Gürsoy röportajları, Fellini gibi başlıklar da sayıyı zenginleştirmekte. Sonrasında online dünyaya geçtiklerini anons ediyorlar.
Türk mizahında usta ve emektar isimlerin bir araya gelip yayınladığı bir albüm/dergi Ters. 4. sayıyı kapağı ve özel araştırma konusu ile ilgimi çekmesi sonucu satın aldım. Misal bugün sahaflarda arayıp bulsanız efsane dergi Gırgır'ı ve bir de okusanız , bugünün dünyasında pek de bir mana etmediğini göreceksiniz. Buradaki pek çok mizahi performansın da ve hatta bazı çizgilerin de yeni nesile hitap edebildiğini söyleyebilmek güç, bence. 7. Gün ve Denizciler çizgi öykü olarak benim hoşlaştığım şeyler oldu. İçerik çok çeşitli. Gani Müjde ve onun tarzında olduğu gibi mini öyküler, farklı tarzlarda çizgi öykü ve karikatürler, anılar, Nazım Hikmet'ten Neşet Ertaş'a çizgi anekdotlar, röportajlar... Çizgi Roman'da Türkler olarak belirlenen özel araştırma az sayfa olsa da yine de görevini yerine getiriyor. 

Kvasir dergisi deniz ve yelkenli temalı ferah kapağı ile okuyucuyu karşılıyor. Dergi zincir öykü tekniğini sergilemekte. Bir yazar bir hikaye başlatıyor ve diğer altısı devamını getirip noktalıyor. Bu sayının öyküsü Gözün de Vurur Kıyıya Sandal ismini taşıyor. Öykü benim tercihime göre fazla melodramatik ve edebi maharet sergileme arenasına dönüşmüş. Arkadaşının karısıyla evlenen bir adam, karısı ve hayatı mahvolan arkadaşı etrafında şekillenmekle birlikte farklı yazarlar ile birlikte hem odak değişiyor, hem ritim. Bu tekniğin bana hitap ettiğini söyleyemem doğrusu. Ama okuma bir heyecan potansiyeli barındırıyor, olayların akışının ne getireceği hiç belli değil çünkü.

16 Haziran 2026 Salı

Darkwood Sakinleri #1-2-3-4-5 / Bu Çağ #2-3-4

 


Çok süper bir şey buldum, tarihin tozlu raflarında. Ömrü 12 sayıya yeten bir çizgi roman kültürü dergisi: Darkwood Sakinleri. Zagor'dan ilhamla ismini alan dergi çizgi romanın tarihi, dergiler, çizgi bantlar, efsane kahramanlar, çizerler gibi çizgi romancılık ile ilgili dört yana yayılmış farklı konuları içeriyor ve üstüne üstlük türün meraklısının genel kültür açlığını gidermeyi de başarıyor. Yer verdiği çizgiler hem yurt içinden hem yurtdışından daha çok tanıtıcı mahiyette ve biraz daha deneysel/ fikri boyutlarda. Ayrıca bilimkurgu olarak Nemesis ve Oğuz isimli eserler farklı sayılara yayılmış maceralarıyla öne çıkmış. İçerik o kadar zengin ki hangi birinden söz etsek. İlk sayıda ismini borçlu oldukları Zagor'a farklı bir bakış açısıyla hayli yer verilmiş. Takip eden sayıda ise Temel Reis'in izini sürüyoruz. Çizgi romanlara konu olduğu kadarıyla kızılderililerin hikayesine de yer verilmiş. Türkiye'de Baytekin olarak bilinen Flash Gordon başta olmak üzere pek çok kahramana hayat veren A.R. Raymond ile Malkoçoğlu'nun yaratıcısı Ayhan Başoğlu 3. sayının sayfalarına konuk oluyor. Devamındaki sayıda öne çıkan başlıklar Goscinny-Uderzo ikilisi ve onların en önemli eseri Asteriks (Türkçe'de 2 farklı yayınevinin seçimleri doğrultusunda bazı karakterlerin değişik isimlendirildiğini biliyor muydunuz? Hopdediksi mi bilirsiniz Oburiksi mi?), Nemesis'e de ev sahipliği yapan 2000 AD dergisi ve bu vesileyle  İngiliz çizgi romancılığı , İtalyan western ekolünden Tex, Suat Yalaz ve en büyük eseri Karaoğlan. Ve okuyabildiğim son sayı 1996 yılına ait, beşinci sayının konuklarını ise şöyle sıralayabiliriz: Tarzan ve çizeri B.Hogarth, çizgi romandaki gerçekçilik problemi, Japon çizgi roman tarihi, diyalogsuz bir macera: Gon, yerli çizerlerden Şahap Ayhan.


İlk sayısını beğendiğimiz şiir, kültür, sanat, düşünce ve toplum gazetesi Bu Çağ'ın takip eden sayıları da içerik olarak tatmin edici seviyede. 2. sayıda Oğuz Atay'dan esinlenerek Türkiye'nin ruhu var mı diye bir soruşturma yapılmış. Bazı hamaset cevapların ötesinde Cenk Gündoğdu'nun demir leblebi cevabını bir taraf tutuyor gibi tuttum. Bugün yolunuzun geçtiği bir Anadolu köyünde size meyve ikram eden dayılar, rüzgar döner, bir şeyinize gıcık olur ve gözünüzün yaşına bakmadan işkence ede ede sizi öldürebilir. Yoksulların gücetapan ahlakı. Gündoğdu'nun şiiri de bana şair gibi İzmir kamplarında kısa süreliğine misafir olduğum gençliğimin acıklı bir dönemini hatırlattı. Modern çağın düşünürlerinden Alain Badiou'nun Şiir ve Komünizm isimli yazısı, Ahmet Güntan şiirinin şiirin eylem-oluşu etrafında tahlili, Attila Jozsef dosyası da zengin içerikler. 3 nolu sayıda Tanıl Bora ve Maggie Nelson söyleşilerini, Metin Kaygalak ve Cemal Süreya analizlerini okuma imkanı buluyoruz. Soruşturma konusu ise politik şiir ve editoryal çizgi dahil çok da katılmayacağım daha doğrusu sert bulduğum eleştirilere rastlayabiliyoruz. Bununla birlikte son sayfada Ketebe ilanı var.
4. sayıda ise artık eskimeye başlayan değil çoktan eskimiş olan İkinci Yeni dosyası kapakta. Yine de Hasan Bülent Kahraman başta olmak üzere bu soruşturmaya cevap olarak yazılanlar son noktayı başarıyla koyuyor diyebiliriz. Konu burada kapansın artık... Walt Whitman'ın hayatı ilgi alaka uyandırıcı. 1917-1919 sanatsal avangard konulu makale de hayli bilgilendirici. Online dergilerdeki şiirlere bakış da kışkırtıcı. Dergideki bu iddialı tavrı,  içeriğine her zaman katılmamakla birlikte genel olarak seviyorum. Herkese yaranmaya çalışan, oportünist, faydacı, çıkarcı, ortacı çizgiyi sise sevmiyorum.