BELPHEGOR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BELPHEGOR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2025 Pazartesi

Bosphorus Metal Fest 2025

 Bu sene festival çok da sevmediğim Uniq açıkhavada gerçekleşti. Gözlemlerim şu şekildedir. Katılımcı sayısı çok çok daha iyi olabilirdi. Takvim sıkışıklığı ve bütçe meselesi baskın bir sebep görünüyor. Organizatörler değerlendirecektir ama ülkemizde 10 adet gruba hapsolma durumu da var ve kesinlikle göz ardı edilmemeli. Ticari kaygı ve ideal hedefleri bir araya getirecek bir program ile grup listesi daha başarılı kotarılabilmeliydi. Tabi organizasyonun da kendi bütçesini ve grupların takvimini hesaplaması gerekiyor. Türler arasında denge de zayıf olunca dinleyicisi ile birlikte bayağı bayağı ekstrem bir festivale dönüşmüştü. Herkes eksikti, gençler de bir eksikti. Bu tarz konserlerin lokomotifleri halbuki onlar. Genel havayı olumsuz etkiledi maalesef. Cumartesi yerli grubumuz Black Tooth ile açılışı yaptık. Vokali seyirci arasında daha çok gördük, kimi zaman circle pit yönetti, kimi zaman arkadaşlarıyla selamlaştı. Bu arada şarkıda söylüyordu. Bir ara da kayboldu, bilet kesiyordu kapıda zannımca. Sanırım seyirciler olarak bizim amacımız grubu eğlendirmekti. Yok yok izleyici de eğlendi. Parmak hadisesi yaşadı, geçmiş olsun diyelim. Sonra Susperia sahne aldı. Eski bir grup ama hem tür olarak hem de kadro istikrarını bir türlü yakalayamadığı için bir yerlere gelememiştir. Fakat canlı bir sounda sahipti. Dinleyebilirim de yani. Bu arada festivalin ses kalitesi diğer organizasyonlar için örnek olmalı, çok iyiydi. Bir kaç grupta iniş çıkışlar olsa da.. Sırayı Necrophobic alıyor. Ben bu arkadaşları  alalade brütal death metal yapıyor sanmıştım. Yırtıcı bir black metal icra ediyorlarmış. Black-death deselerde sahnesi pek de öyle değildi. Bilseydim konser öncesinde bir kaç albümüne şans verebilirmişim. Yine de besteler biraz fazla birbirine benziyor gibi geldi. Ve Asphyx. İyiydiler, gazdılar, boyun koparttılar. Sese kendi kendilerine kafayı taktılar, biraz daha volümü artırdılar felan, vokal boğuldu. Orada olma sebeplerimden biri olan Amorphis performansı bence iyiydi. Yafu çok yumuşadılar felan diye pislik atsam da kendi kendime hala gönlümde olduklarını bir kere daha hatırladım, eskilerden de 2-3 çaldılar. Akşam mutlu ayrıldım sonuçta. 

İkinci gün Sadist'e yetişmeye çalıştım. Konser alanında standart Uniq'in 3 adet yemek standı olunca, hamburger küçük müçüktü ama iyiydi (mango değil avokado sosunu tercih ediniz) , pizza kötüydü, sağlıklı hiç bir şey yoktu ve içecekler de bir tık pahalı ve tatsız fıçısı, namevcut malt-filtresiz seçeneği, sözüm o ki, konser alanında çıkış yasağı da eklenince, hemen yandaki restoranlarda yiyip içerek depoyu doldurma daha cazip geldi. İnanıyorum ki 5'ten sonra orman havasının etkisiyle soğuyan ve 2. gün termal kapüşona sardıran bu mekan organizatörlerin de ilk seçeneği değildi. Uzun lafın kısası Sadist'in sesi uzaktan leylimley. Sonra klasik hard'n heavy cover band gibi Korry Shadwell performansı izledik. Hiç mi bir power metal, heavy metal grubu kalmamış, illa dengeyi sağlama adına ablamızı eklemişler çok bilemedim. Kötü değildi tabi, artık müzisyenler işlerinde çok başarılı. Sarhoş, uçmuş felan olmadıkları sürece, ses prodüksiyon tonmaister faciası yaşamadıktan kelli hepsi iyi zati. İyi demişken Yunan komşu Suicidal Angels performansı inanılmaz eğlendiriciydi. Böyle hafiften punk ve ful gruvi crossovere çalan thrash besteleri ile dinleyicinin kanını zıplattı, ortalığı dumana kattı. Bilmiyordum, öğrendim kendilerini. Obscura elemanları da şirindi. Teknik şova dönüştürdüler icralarını amma pek de benlik değil canlısı, bunu anladım. Patır çatır çaldılar tabi. Festivale diğer katılma sebebim Belphegor ise biraz hayal kırıklığı oldu. Sesi gürültü duvarı şeklinde bir dalgaya boğmuşlar, enstrümanlar ve vokal ara ara kulağımıza gelebildi. Parçaları daha hızlandırılmış mı çaldılar ne, ben ayırt etmekte zorluk çektim. Evet, atmosfer, koyun kellesi felan iyiydi, adrenalin agresyon da. Ardarda öff dedirtti lakin. Bununla birlikte festivale katılma sebebim (kaç tane oldu yafu bu sebepler...) Old Man's Child pek memnun etti. Arkadaki tonmasterı tebrik ettim, gözünden öptüm. Tüm sesler black metal olmasına rağmen duyuldu, şarkıların her birine mıymıymıy (hiç söz bilmem) eşlik edecek kadar melodilerini seçebildim. Benim gibi seveni de bolmuş grubun, sevindirik oldum. Bence bu grup  heavy metal melodileri üzerine inşa etmişler bestelerini. Kapanış Lacuna Coil ile. Metroya geçiş ve yürüyüş, shuttle hiç de öyle hazır değildi..., kaygısı erken sonlandırdı. Enjoy the Silence çaldılar. Sound bayağı alternatif metaldi artıkın. Ama Cristina'nın sesi , ses rengi ve nostaljik etkisi pek çok eksikliği kurtarmaya yeter bile.

Gençler pek yoktu dedim ama annesiyle birlikte inanılmaz eğlenen genç kardeşimiz, babalarıyla gelen diğer genç arkadaşlar göz doldurdu. Ruslar başta olmak üzere (Ukrayna, Polonya bilmeyiz hepsi Rus) yabancı katılımı zengindi, Tunuslular çok durgundu, ben diyeyim yüzde 10, sen de 15. Erkeklerimiz freak show'dan hallice çirkin, kendim de dahil yafu alınmayın hemen, kadınlarımız ise (feministler sevmiyor iyelik ekini, feministlerimiz) tam tersine güzel ve asildiler.

Seneye Satyricon felan getireceğiz diyorlar, tövbe tövbe. Destek veriniz.

22 Mart 2025 Cumartesi

Belphegor - Pestapokalypse VI (2006)

 Bu ülkede, bu insanlarla yaşamak insanı veba eder. Veba demişken işte böyle böyle  insanlığın veba gibi illetler karşısında yok olmasını kutlayan böyle gül gibi , pompiş albümleri dinleyerek biraz rahatlayabiliriz. Belphegor'u severim ve duydum ki konsere geleceklermiş. Ülke Suriye olmadan önce imkanı olabilecekse tabi. Henüz dinlemediğim albümlerden birkaçına bakayım da hatıralarım şenlensin. Albüm çok çok iyi başlıyor. Şeker gibi melodiler ve durmak bilmez ataklarla beni mutlu ve de üstelik mesut ediyor. Bu kadar sert bir imaja rağmen böyle kolay dinlenir bir ses inşa edebilmeleri takdire şayan. Ve hatta grup çok daha bilinir sevilir olma potansiyelini de bu imajıyla yok ediyor biraz da. Lakin sonlardaki besteler biraz daha karışık. Çok özenilmemiş gibi duruyorlar. Yine sağlam bir eser neticede. Zaten grup belli bir çizgiyi tekrar etmeleri ile biliniyor. Sevebilir ya da sıkılabilirsiniz, dinleyene kalmış.

7,75-/10

28 Nisan 2010 Çarşamba

Belphegor - Goatreich - Fleshcult (2005)


Önceki albümde yer alan senfonik öğelerin, korku filmi alıntıların azaldığı bu albüm artık ağırlıklı olarak death metal yaftasını hakediyor. Hatta ilk şarkıda ki güzellerden biri The Cruzifixus da Nile tadı alabiliyoruz. Yine de biraz tadı tuzu yok bu albümün. Ancak Swarm of Rats ya da Fornicatibilmem ne bıdı bıdı'nın o çirkin melodik hoşbeşliğinden bajsetmemek ayıba kaçar. Ne ise ne, başka yere kaçmasın da ayıba kaçsın. Aşırılıklarda gezinen grup yeter hristiyanlığa sövüp saydığımız demiş ve bir şarkıda daha tanıdık isimleri de anmış. Zati halihazırda zındık kefere oldukları için buna takılmıyorum. Fakat bu albüm gruptan dinleyeceğim son çalışma. Aman canım lirikleri ile bir alakası yok. Sadece konserde Belphegor'u izlemeyeceğim kesinleşti gibi ve vaktimi daha verimli dinlemelere ayırmalıyım. Yoksa grubun son albümlerini de merak ediyorum.

7,25+/10

18 Nisan 2010 Pazar

Belphegor - Lucifer Incestus (2003)


Bu albüm, Belphegor mu? Hadi canım!, evet evet olabilir terbiyesiz albüm kapağından ve terbiyesiz sözlerden tanıdım, heh he. Onun dışında ilk döneminden başarılı bir kopuş sergilemişler. Bir kere önceki albümlerin her tarafına sinen amatörlükten kurtulmuşlar. Besteler hala hızlı vahşi yıkıcı. Ancak kaotik saçmalık bir düzene girmiş. Black metalin blastbeat tarama tremolo gibi klişeleri müziğe enjekte edilmiş. Misal ikinci şarkı Diaboli Virtus bu yüzden favorim ki ilk üç şarkı başka bir yerde duruyor. Ufak ufak samplelar, orkestral düzenlemeler kullanılmış. Aynı zamanda outro olan son şarkı Fleischrequiem de gayet hoş anlar yaşatıyor. Eğer bu gruba bir kulak atmak isteyen varsa ilk tercih edeceği yapıtları bu olmalı.

8,0/10

30 Mart 2010 Salı

Belphegor - Necrodaemon Terrorsathan (2000)


Grubun profesonel ellere vardığı bu çalışma ile birlikte soundu artık black metalle ilişkilendirmek de zorlaşıyor. Aslında benim aklıma Morbid Angel geldi. Başka bir grup da gelemezdi, zira brütal klasik deathle alakam birkaç grupla sınırlı. Albüme adını da veren giriş parçası Allah var, haklarını yememek lazım, gerçekten iyi, çarpıcı yıkıcı parçala beni Behçet kıvamında zevkle dinletiyor kendisini. Albümün diğer bir hoş tarafı da kısa olmazı. Zira 2: Hızlı, vahşi ve kısa albümleri severim.

6,50/10

17 Mart 2010 Çarşamba

Belphegor - Blutsabbath (1997)


Valla bu albümü dinlemek her babayiğidin harcı değil. Nice delikanlılar gördüm, bu albümü dinledikten sonra ezilmüş büzülmüş. Hah ha. Özellikle baterist ezme büzme işinde usta galiba, son vakitler duyduğum en hayvani performansı sergiliyor. Hayvan demişken koala panda uğurböceği felan algılamayın, bariz ayı. Onun dışında dur durak bilmeden bazen black bazen death böğürtüler içinde hızlı tempolu vahşi bir musiki. Ne diyeyim. Albüme adını veren parça biraz daha iyi. Sözler basit ve "evil" olacağım gayreti içinde gelişmemiş. Çok da tarzım değil açıkcası.

5,75/10

5 Mart 2010 Cuma

Belphegor - The Last Supper (1995)


Özlemişim böyle pis bir soundu. Black etkili bildiğin illeş death metal. Vokal gurul gurul brütal ağırlıklı olmakla beraber yırtıcı black çizgisine de sık sık kayıyor. İlk başlarda tabikine de dinlemek zor. Melodileri kanırttıra kanırttıra buluyorsunuz çünkü. O da her şarkı da değil. Neyse 99 yılı baskısı 6 adet farklı parça içeriyor, bunlardan biri Black Sabbath'tan Sabbath Bloody Sabbath ile Sodom'dan Outbreak of Evil. Açıkcasına söylemek gerekirse bu bonus parçalar fark yaratıyor, olumlu yönde. Keyboard'u güzel kullanamadıkları ilk göze çarpan olumsuzluklardan biri. Bir diğeri de brütal death ile aramın limoni olması. Fakat dediğim gibi bu aralar böylesine sert bir şeyler dinlemeye ihtiyacım olsa gerek dinlemekten ya da kafama tak tak baget yemekten keyif aldım. Özellikle Drowned in Excrements, In Remembrance of Hate bla bla ile Kruzifixion'da.

6,50/10