7,50/10
DEATHSPELL OMEGA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DEATHSPELL OMEGA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Temmuz 2023 Pazar
Deathspell Omega - The Long Defeat (2022)
İçine en zor girebildiğim DSO albümü bu oldu. Yine de o kadar dinlemeye rağmen çok da ısınabildiğimi , benimseyebildiğimi söyleyemem. Hala black metal sınırları dahilinde kalıp önceki işlerinden o kadar farklı ki. Müzikal olarak post-hardkore ve hatta alternatif progresif metal öğeleri uçuyor gibi. Elle tutmak zor elbette. Önemli olan uyumsuz akorlar eşliğinde kaotik beste inşası değil. Hissiyat baskın. Nihayetinde depresif, iç burkan duygu selinin yıkıntıları kalıyor dinleyenin içinde. Post-metal ve hatta metalik shoegaze kulvarına doğru adımlarını uzatmışlar gibi. Akıbetleri hayli meçhul.
8 Ocak 2020 Çarşamba
Deathspell Omega - The Furnaces of Palingenesia (2019)
İçine en zor girdiğim albümlerden biri oldu bu. Herkesin hemfikir olduğu bir şey var ki bu albüm bir Paracletus değil. Genelde hoş karşılansa da beni zorladı. Yetkinliklerine bir şey diyecek olsam çarpılırım. Grubun ölüsü bile emsallerini 10 arşın toprağa gömer. Başta vokal olmak üzere doomdan fazlaca etkilemesiyle diskografide geriye dönük bir adım olmuş gibi. Asıl insanı illet eden şey gitar tonu ve rifflerin harika olmasıyla birlikte bir türlü o delişmen kopuş anıyla patlamaması ve doomun ayağını süren balçığa yapışmış ritmini tekrar etmesi. Ama diğer yandan enstrümanların hareketliliği de buna tezatlık yaratmakta. Kaotikten öte çelişkili ve uyumsuz unsurların bir arada kullanımı grubun elbette yabancısı olduğu bir şey olmasa da nedense beni burada biraz rahatsız etti. Yani grup hedeflediği şeyi, dinleyiciyi rahatsız etmeyi layıkıyla başarıyor.
8,0-/10
8,0-/10
9 Temmuz 2018 Pazartesi
Deathspell Omega - Diabolus Absconditus (2011) EP
Bir süredir devam ettirdiğim modern black metal serüvenimi efsanevi grup ile kapatıyoruz. 22 dakikalık tek şarkıdan oluşan bu kayıt için uzun uzadıya bir şeyler söylemek gereksiz. Artık grubun niyeti ve eserleri hepsi belli zaten. Buna uygun şekilde kötücül bir ruhani etki yaratacak efektleri de hırslı atakları da bulmak mümkün şarkıda. Ancak ortalarda akustik kısım var ki soru işareti. Bu kadar uzun bir besteye dinamizm katmak için yer yer yavaşlayıp dinginleştirici zerk-i dozajda sakınca yok. Yalnız geçişler o kadar etkileyici değil. Kimi zaman çeşitli yamaların birbirine tutturulduğunu düşünmemek elde değil. Sonuçta kolay dinlenir üretim derdinde değil grup. Uzunçalar kayıtlarında da bir şarkıdaki kusuru diğer besteyle telafi etme gibi bir ayrıcalığa sahipler. Tek şarkılık bir kayıtta ise bazı şeylerin göze kulağa batması kaçınılmaz oluyor maalesef.7,75/10
19 Haziran 2018 Salı
Deatspell Omega / S.V.E.S.T. - Veritas Diaboli manet in aeternum (2008, Split)
Ne zamandır split bir kayıt dinlememiştim. İlk yarısını 20 dakikalık devasa süresili şarkısıyla DsO işgal etmekte. Bana bile uyumsuz tonlarıyla birazcık fazla gelen bir çalışma. Bana ki kimi zaman kaotik değil melodik bile bulduğum olurdu grubu. Bu şarkı ise dudaklarıma bitişine yakın ortaya çıkan rifflere rağmen sasuk bir tat bıraktı. Kaydın diğer yarısını ise SVEST'in 3 parçası doldurmakta. Çok bilindik bir grup değil. Prodüksiyon kalitesi olarak kaydın ilk yüzü ile büyük bir fark bulunmakta. İlk iki şarkının gürültüyü kazıdığınızda gayet melodik tekrarlar üzerinde inşa olunduğunu duyabiliyorsunuz. Son şarkı ise atmosferi güçlendirmeye yaramakta.
7,25/10
8 Ocak 2017 Pazar
Deathspell Omega - The Synarchy of Molten Bones (2016)
Ahh, sonunda geldi. Hayatımda bu kadar sıkı bir albüm dinlememiştim. 29 dakika soluksuz, dört nala koşan kalp atışıyla bir anda bitiverecekmiş gibi dursa da demir leblebi kıvamı öyle hissettirmiyor. Her dakika kıymetle değerlendiriliyor ve de dolayisiyle daha fazla uzatmamaya karar vermiş olmaları doğru bir seçim. Daha fazlasına kalp dayanmaz zaten. Deneyimli kulaklar kaosun arkasında atılan kancalara yakalanacak ve ziyadesiyle memnun kalacaktır diye tahmin ediyorum. Sound olarak karanlık bir senfoninin parçası gibi duran şarkılarda, (Deathspell Omega mevzu bahis ise şarkı tabiri şirin kalıyor, parça diyelim) parçalarda death metal ağırlığının, black metal ile ayrılamaz bir bütünlük oluşturduğu duyuluyor. Bas gitarı bile bir kaç dakika net olarak duyabilmek büyük bir nimet abla. Ha, ne bir Paracletus ne de zemin titreten, ufukta belirip yeni çağları selamlayan bir kayıt. Şöyle de bir gerçek var; gruba öykünen bir kaç farklı albümü de dinledikten sonra gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki DsO, yemek yer, su içer gibi kolaylıkla müzik üretebiliyor ya da bu tarz kaotik müzik ruhlarına işlemiş görünüyor ve yanlarına kimsenin yaklaşabileceğini de zannetmiyorum. (Ulcerate dinleyeceğim henüz, ama death tarafında kişisel şüphelerim daha kuvvetli)
8,50-/10
8,50-/10
26 Aralık 2015 Cumartesi
Deathspell Omega - Drought (2012) EP
Nasıl özlemişim bu sesi. Black metali progresif ve sludge sularına kadar götüren ufuk açıcı bir çalışma bu dinlediğimiz. Sözsüz ilk şarkı başladığı anda farklılığı hissediyorsunuz. Böyle bir müziği de ancak Deathspell Omega yapabilirdi.
9,0/10
9,0/10
23 Nisan 2013 Salı
Deathspell Omega - Fas – Ite, Maledicti, in Ignem Aeternum (2007)
Karanlığın disharmonik süvarileri atlarını sürüyorlar yine. Her zamanki kaotizmin ve rassal riflerin (bazı rifimsiler) eşliğindeki bu albüm, her nedense en az özümseyebildiğim çalışması oldu DSO'nun. Sınırlarını zorlamayan insan, bir köle ve insanlığın düşmanıdır kuplesiyle zenginleştirdikleri felsefelerinin propagandasını yine konsept albüm aracılığıyla yaparlarken değişen şey, dinleyicilerin ahval ve şartı olsa gerek. Yoksa izledikleri çizgi hep aynı doğrultuda ve yükselen bir grafik içerisinde. Yalnız şarkıların intro ve outrosundaki ambiyatik kısımların beklenilen ürperticiliği yakalayabildiğini söylersersm yalan söylemiş olurum. Yine de Bela Bartok'u anımsatan soundun gürültü ve sessizlik arasındaki şizofrenik dalgalanımı güzel gerilimler biriktiriyor. Yani bildiğimiz DSO bu, determinizmin burçlarına doğru atılan hücum dalgasının başını çekiyorlar.
8,25/10
8,25/10
31 Mart 2011 Perşembe
Deathspell Omega - Paracletus (2010)
Garip bir albüm bu, hem çalakalem baştan savma kaydedilmiş gibi duruyor hem de yılların emeği var gibi. Hem olabildiğince kaotik hem de seyrek (işte bu sebeple kıymetli) riflerin sıcaklığıyla kolay dinlemelik. Aslında Deathspell Omega'nın yanında nice black ve death grubu, diğer türlerden söz etmiyorum bile, çocuk korosundan farksız duruma düşüyor. Müzik dinlemek bile zevksizleşebilir, aman dikkat.Bu albümün bir diğer özelliği ise parçaların sıralanışı. Birbiriyle bağıntılı şarkılar sanki bitimde yer alan Devouring Famine (dinlemek insanı tüketiyor vallahi) ve Apokatastasis Panton için varlar.
9,0/10
17 Kasım 2008 Pazartesi
Deathspell Omega - Kénôse (2005)

Si Monumentum Requires, Circumspice ile başlattıkları ayar verme işine 36 dakikalık bu EP ile devam eden psikopat kardeşlerimiz, aynı müzikal yolu takip edip bünyeye tırsaklık, hiddet, nefret böyle bir ürperti verme işinde ustalıklarını bir kez daha kanıtlıyorlar. Tek kelime ile ifade et dersen YIKIM olacak ağzımdan çıkacak kelime. İlk parça I (evet, bir) beş dakika boyunca süren ambiyans ve insanı beklentiye sokan bir girizgahın ardından teknik ve tekrara dayalı habis bir vaaza , sound olarak soğuk-mekanik black, dönüşüyor. II (hı hı) ise daha riff tabanlı ve majestik, karanlık bir savaşın hemen öncesini hatırlatan bir atmosfere sahip. Son Parça III, çarpıtılmış folk-black rifi ile başlayıp tempo değişikliğine uğrayarak klastrofobik bir şekilde sonlanıyor. Ve bu da albümün sonu oluyor.
7,75/10
27 Eylül 2008 Cumartesi
Deathspell Omega - Si Monumentum Requires, Circumspice (2004)

Vay vay Holy Sh**t!!!!
Birkaç aydır aralıklı olarak dinlediğim DSO'nun bu 3. albümü öyle bir intro ile başlıyor ki (aslında first prayer) tüyleriniz diken diken olacak! Olmadı mı, demek ki biraz önce tümden tüylerinizi dökmüşsünüz! Ardından arka arkaya saldıran Sola Fide I ve II'den ise sağsalim kurtulabildiğinize hiç inanmıyorum.
Black metalde tür içindeki diğer grupları etkileyecek özellikleri taşıyan ve ecnebilerin essential bizim ise 'o bir klasik' dediğimiz albümler vardır. De Mysteriis Dom Satanas,A Blaze in the Northern Sky, Hvis lyset tar oss gibi. 2004'de aralarına katılan yeni bir albüm oldu:Si Monumentum Requires, Circumspice.Pek çok black dinleyicisini annelerinin eteğine doğru İzmir marşıyla gönderecek bir albüm!
3 adet prayerla ve 11 dakikalık Carnal Malefactor ile 4 adet bölüme ayrılmış albüm oldukça uzun ve dinlemesi güç. Birkaç aylık aralıklı ( bu kadar yıkıcı bir yapıtı dinlemek için bir de uygun ruh hali ve dinçlik gerekli, malumunuz) dinlemeler sonucu albümü parça bazında değerlendirmeye karar vererek adapte olabildim. Aslında prayerları araya sıkıştırmak ya da bazı parçaların içindeki tempo ve tarz (black metalden evil gregoryana ) değişiklikleri bu durumu önlemek için hazırlanmış sanki.
First , second ve third prayer (albümün 1,4 ve 7. parçaları) gregoryan ilahileri de içeren, ilahi dediysem anlayın nesnenin kim olduğunu, albümün geneline göre daha deneysel olmalarından dolayı ilk göze çarpan ve sevilen parçalar. Soğuk, dijital ve keskin bir sounda sahip olan albümün asıl bombası Carnal Malefactor. Beyin tırmalayan bir rif, gregoryan kısım ve başlangıça geri dönüş. Jubilate Deo da hemen öncesinde , etkili bir parça. Teknik özellikleri ağır basan albümde ilginçtir Odium adlı parçada sludge/doom rifini duymak mümkün.
Tamam, depresif bir karakterim, hayattan pek beklentim yoktur vesaire. Ama hayattan henüz bıkmadım. O yüzden
8,0/10
16 Mart 2008 Pazar
Deathspell Omega/Moonblood - Sob A Lua Do Bode / Demoniac Vengeance (2001)

Black metalinizi, kirli sound üzerine tremololar ve blastbeatlerle servis edilmesinden hoşlanıyorsanız eğer, işte arayıp da bulduğunuz uzun süreli ve üstelik iki gruptan oluşan bir split. Inquisitiors of Satan adlı albümlerini dinleyip oldukça hoşlandığım kendine özgü şeker riffleri ile birlikte eski black icra eden ve sonra da modern-black halleriyle eleştirmenlerin gözünü şaşıbeş , kulaklarını düğüm düğüm yapan Fransız grup Deathspell Omega. Diğer köşede ise piyasadaki en underground gruplardan biri olan, bir kaç albüm ve pek çok demolarını CD'ye dahi basma gereği duymamış, ismini hatırlamadığım bir ürünlerini geçmişte dinleyip bir kaç iyi melodiyi seçebildiğim Alman grup Moonblood. Anlayacağınız DO için dinlemeye başladım bu spliti.
DO tarafında yer alan 3 şarkıdan ikisi idare eder, ama, Follow the Dark Path demin de yazdığım gibi DO'nun parça içinde defaatle kullandığı kendine özgü riffi ile mükemmel olmuş.
Moonblood kısmı ise 4 parça içeriyor, en iyisi şu diye etiketleyebileceğim biri yok ama en psikopatı Bells of Apocalypse diyebilirim. İki grup arasında geçişte ilk farkettiğiniz şey prodüksiyon kalitesi oluyor. Moonblood da vokal çok daha fazla belirgin ve bu iyi bir şey değil. o güzelim hipnotize edici gitar melodilerini, atmosferik ve hafiften epik parçaları biraz da "vokale rağmen", katlandığımız sürece, dinliyoruz. Bu grubun diğer bir özelliği de pagan öğelerini genel black yapısını bozmayarak, türü folk-viking türevlerine düşürmeyerek başarılı bir şekilde müziklerine monte edebilmeleri.
Maçın galibi çok az puan farkıyla Moonblood olurken DO beklenen performansı maalesef gösteremiyor. Aralarındaki fark büyük olmadığı için albüme tek puan veriyor yazımı burada sonlandırıyorum.
(7,25 / 10)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


