SCHUBERT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SCHUBERT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2019 Perşembe

Franz Schubert / Robert Schumann / Claude Debussy - Arpeggione Sonata / Fünf Stücke im Volkston / Cello Sonata (1999)

Piyanoda Benjamin Britten ve kemanda Rostropovich 60'larda bir araya gelip bu kaydı dolduruyorlar. Her ne kadar kemanın her zaman hayranı olmasam da burada tonu ve çalma tekniği oldukça hoşuma gitti. Romantik dönemin bestecileri Schubert ve Schumann'ın besteleri de sıkıcılığa düşmeden tam ayarında tuttuğu dengesiyle beni şaşırttı. Terennüm bile eyleyebilirsiniz o derece yani. Belki de hafiften hissettiğim Rusvari bir atmosfer de sebeplerden biri olabilir. Tarif et dersen edemem yalnız. Yalnız demişken Debussy'nin bu derlemede ne işi var, işte onu anlayamadım. Biraz ayrık duruyor.

7,75/10

25 Eylül 2018 Salı

Franz Schubert / Robert Schumann - Wanderer-Fantasie/Fantasie Op. 17 (1996)

Ünlü piyanist Maurizio Pollini tarafından kaydedilen bu çalışma Schubert'in Wanderer Fantasie olarak da bilinen Fantasie in C major, Op. 15 (D. 760) ismindeki bestesiyle açılıyor. Romantik dönemin bestecileriyle aramda bir kan uyuşmazlığı var. Bu parçaya ise farklı bir sebeple tam ısınamadım. Belli bir motifin farklı şekillerde icrasına dayalı dört hareketten oluşan beste yeterince romantik değil. Fazlasıyla güçlü ve keskin, hatta belli anlarda kabaremsi bir atmosfere bürünüyor. Teknik olarak zorlayıcı olarak nitelendirilen besteye Pollini'nin katkısı mıdır, aslı mı bu şekildedir, bilemeyeceğim.
Schubert gibi aynı devrin adamı Schumann bestesi Fantasie op. 17 3 hareketten oluşmasına rağmen daha uzun. Teknik olarak sadece beceri değil sıkı ve disiplinli bir icracı gerektirdiği çok bariz. Ve kayıtta bunun başarıldığını da gayet net duyabiliyoruz. Enerjisi, draması daha dengeli ilerlemekle birlikte doğrusunu söylemek gerekirse benim gibi klasik müziğe amatör bir kulağa karmaşık gelme olasılığı yüksek. Yani bana biraz fazla geldi. Yine de son parçayı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Genel olarak da serviste sabahları dinlendirme görevini layığıyla yerine getirdi. Kapağı metalcilerin de kullandığı tanıdık bir tablo süslemekte. Bu kadar.

7,0+/10

30 Nisan 2016 Cumartesi

Franz Schubert - Winterreise (1985)

Winterreise'yi o kadar sevdim ki başka bir kaydını daha dinliyorum. O kadar da vaktim bol yani. ironi, ironi,ironi. Kaydı yine Dietrich Fischer-Dieskau seslendiriyor. Aradan bir yirmi sene geçmiş. Bu albümde o kış havasını daha zor hissediyorum. Diğer yandan yıllar Dietrich amcaya yaramış. Müthiş bir hakimiyet ile çocuk oyuncağı gibi seslendiriyor besteleri artık. 66 yılındaki kayıtta kulağa sivri, keskin gelen çıkışlar tamamiylen traş edilmiş. Sanki yapıta kendi yorumunu katmada sınırları zorlayan bir özgüven sergiliyor gibi duruyor. İddialı değilim, klasik musikiden anlamam. Albüm Dietrich amcanın şovuna dönüştüğü için, piyanonun başındaki bir başka emektar Alfred Brendel'in performansına dikkat etme yönünde tetikleyici bir mekanizmayı çalıştıracak her hangi bir dürtünün d'sini bile hissetmedim.

8,50-/10

14 Şubat 2016 Pazar

Franz Schubert - Winterreise · 6 Lieder (1966)

Pencerenin pervazına yayılmış, lapa lapa yağan kar altında arabasından henüz inen misafirimizi izliyordum. Salondan gelen gürültüye bakılırsa annem piyanonun başına çoktan oturmuş ve bariton sesiyle şarkılar söyleyen babama eşlik etmeye başlamıştı. Konuklar piyanonun ve hemen yanı başındaki babamın etrafında hilal benzeri bir oturma düzeni almışlardı. Herkes kendi dünyasına dalmış görünüyor. Yaşı oldukça geçgin Alfred amca, belki de geçmiş günlerde başka bir gecenin hatırasıyla babama hırıltılı sesiyle katılmaya çalışıyor yer yer öksürüklere teslim oluyordu. İkiz halalarım kanepeye yerleşmiş annemin sırtına doğru bakarak kıkır kıkır gülüşüyordu. Baygın bakışların ardında yine annemi çekiştiriyorlar kesin. Gözleriyle her defasında beni süzmekten kendini alıkoyamayan avukat bey bu sefer sessiz düşüncelere dalmış, bir kolu şöminenin üzerinde avucunda tuttuğu şarap bardağıyla bir heykeli andırıyordu. Pos bıyıkları ile saçları arasındaki renk uyumunu bir türlü tutturamayan ihtiyar doktorumuzun kaygılı bakışları sırayla diğer konukların üzerinde dolaşıyordu. Bir kaç kadeh içki içse rahatlardı belki. Halbuki beni güldürmenin her zaman bir yolunu bilen sevecen birisidir. Demek ki geceye geç kalan şehrin polis amiri olsa gerek. Hiç sevmiyorum onu. Doktor Klaus beyin demesine göre diğer şehirlerin polis amirlerinden bir farkı yokmuş. Ne demekse... Pencerenin ardına karın çektiği ikinci perdenin aralığında gördüğüm kadarıyla arabası ahıra çekilmeye başlanmış bile. Sürücüler ve seyisler ise rüzgar almayan bir köşede tütünlerini tüttürüyorlardı. Daha doğrusu çabaları bu yöndeydi. Piyano ile babamın sesi arasındaki dansı dinlerken içime dolan huzurun etkisiyle gözlerim ağırlaştı.Rüzgarın uğultusu dışarının tekinsizliğini haber veriyordu. Zaten, çocukların kendilerini en güvende hissettikleri anılardan biri de böyle büyük toplantılar değil midir?
Aniden uyandığımda dumanlar arasında avukat beyin beni kucaklayıp dışarı çıkardığını hatırlıyorum. Dışarının soğuğu şok dalgası şeklinde bütün vücusumu yoklarken ahırda başlayan yangının eve yayıldığını görebiliyordum. Atların acı kişnemeleri sonlanmaya başlamıştı. Avukat beyin kurumla kaplı yüzüyle inci gibi dişlerini koca koca göstererek gülümsemesini yeni dünyadaki zenci uşaklara benzettim. Böyle anlarda bile insanın kendine ağlence bulabilmesi ne garip... Herkesin kendi canının derdine düştüğü o gece, sadece sonradan unutulduğu yerde kömürleşmiş bedenini bulduğumuz Alfred amcayı değil aynı zamanda tüm malvarlığımızı da yitirdik. Şehrin yosun tutmuş nemli apartman dairelerinden birine yerleşmeye çalışıyorken annemin bizi terketmesiyle aslında aralarında uyumun piyano başında şarkı söylediklerinin tersine ne kadar zayıf olduğunu idrak etmiş oldum. Hayatında hiç bir zaman çalışmamış olan babam da yaşadığı bunca acının ardında fazla yaşayamadı. Avukat beyin gözüne hitap edecek bir güzelliğim de kalmamıştı artık. İşte böyle bayım, benim hikayem bu. Şu soğuk gecede bir kibrit alır mısınız? Belki bir geceyi idare edecek param denkleşir. Yoksa gecenin ayazını kırmak için hepsini birer birer yakmak zorunda kalacağım.

**Piyano başında Jörg Demus, vokalde Dietrich Fischer Dieskau.
8,0/10