Böylelikle Running Wild maceramızın sonuna geliyoruz. İlk dönemleri dışarıda tutarsak ufak tefek nüanslar haricinde ki nüans dediğin büyük olmaz, oldukça stabil bir yol izleyen grup bu albümleriyle kendileri için çıplak gözle farkedilebilir ama insanlık için hiç kıymetinde bir değişikliğe gitmiş. Tabi ki takipçileri beğenmemiş bu albümü. Yaptıkları şey bir miktar power metalden uzaklaşıp arkasında hard rock kayıtsızlığını, basitliğini bulacağınız heavy metal türünün altını daha da bir kalın çiziktirmeleri aslında. Dolayısıyla nakaratlar çok daha kolay, akılda kalıcı, derinliksiz ama dinlemesi hoş bir durum sunmakta. Metallica'nın St. Anger'ına gösterilen tepkiyi anlayamayacak kadar değişiklik yanlısı olduğum için Running Wild'daki bu yeni havayı da sevdim doğrusu. Yanılıyor olabilirim ama bu tür grupların kimi zaman yaptıkları müziği ki konu aldıkları korsan ve fantastik unsurları da düşünürsek, olması gerekenden fazla ciddiye aldıkları gib bir izlenime kapılıyorum. İşte bu onun panzehiri.
7,25+/10
RUNNING WILD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RUNNING WILD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Kasım 2014 Cumartesi
4 Kasım 2014 Salı
RETRO: Running Wild - The Rivalry (1998)
Bir önceki albümden daha iyi olduğu kesin. Aslında her zaman yaptıklarını biraz daha aydınlık ve ferah riflerle, bir miktar daha yaratıcı bir yolla, ki doğru izlerden sapmadan, tekrarlamaktan ibaret yaptıkları. Ve duyabildiğim kadarıyla power metal normlarının ve ruhunun grup tarafından en fazla sahiplenilen çalışması olsa gerek.Ancak albüm o kadar uzun ki!
7,25/10
7,25/10
18 Ekim 2014 Cumartesi
RETRO: Running Wild - Masquerade (1995)
Her ne kadar tempoyu arttırıp power metal normlarına bu albümle bir adım daha yaklaşsalar da eski albümlerine nazaran dinleyiciyi sıkabilen bir çalışma. Kendimden biliyorum. O yüzden geçiveriyorum. Fanı hayranı sever o ayrı konu. İlk kez dinleyecek olanlar da benden fazla keyif alacaktır. Wardruna konserini ise daha sonra yazacağım inşallah. Sinirim biraz geçsin.
6,25/10
6,25/10
27 Eylül 2014 Cumartesi
RETRO: Running Wild - Black Hand Inn (1994)
Korsan teması elbette gruba yabancı değil. Ama belki de en çok Karayip Korsanlarının havasını yakaladığım eserleri bu. Melodik söyleyiş tarzı gayet şık rifflerle birleşince iyi bir iş çıkmış doğrusu. Hem de grancın hüküm sürdüğü zamanlarda öylesine bir direnişin ötesine geçen bir çalışma oluyor bu yönüyle. Diğer bir dyeişle sadece besteler değil sololar üzerine de titizlikle durunmuş. Acayip orijinal yaratıcı olma derdinde değiller. Klasik heavy metal soundu hızdan feragat etmeden en iyisiyle ortaya koymuşlar. Privateer ve Phantom of the Black Hill gibi parçalar eskileri hatırlatan havası ile albümde öne çıkıyor. 90'larda grubun sevdiğim bir albümü vardı diye hatırladığım çalışması bu olsa gerek.
7,50-/10
7,50-/10
3 Eylül 2014 Çarşamba
RETRO: Running Wild - Pile of Skulls (1992)
Haftalardır süren sağanak sağanak çalışma tempoma bugün için ben şahsen kasten olmasam bile bünyemin isyanı neticesinde kısa bir ara vererek normal, erken değil, normal saatte işten çıkabildim evelallah. Hava aydınlıktı ayrıldığımda, ne de çok zaman varmış aslında akşamları. Misal hala geceyarısı olmadı. Dizi üzerine dizi, sayfa sayfa kitap, internette sörf, zaman geçmiyor. Garip vallahi garip. Bu değerli dakikalarımı daha önceden dinleme imkanı bulduğum, o zamanlar işte benim grubum diyemediğim, şimdi tekrar dinlediğimde de hiç de fena bulmadığım ama hala işte benim grubum diyemediğim Running Wild'ın bilmemkaçıncı albümüne ayırıyorum. Eski bildik Running Wild. Zaten bu istikrarlı çizgileriyle bir dinleyici kitlesini kemikleştirmiş durumdalar. Sololar, eh biraz rif ve bazı bazı melodilerin ayırt ediciliği sayesinde albüm en azından diğerleri arasında kaybolmuyor. Arkadaş, ben bu yazdan bir şey anlamadım. Yavaşlasa saatler...
7,0/10
7,0/10
7 Ağustos 2014 Perşembe
RETRO: Running Wild - Blazon Stone (1991)
90'ların başında heavy metal kalesinin burçları salım salım sallanıyor ufalanıyorken, müdafaa hattının en önünde heavy metal bayrağını dalgalandırmak dışında yani zor günlerde de heavy metal'de ısrar ederek günümüze uzanan geleneğin zincir halkası olmak dışında bu albümde çok da orjinal şeyler yaptıklarını söylemek mümkün değil. Oldskuul metal kafalar için çift gitar harmonisi, gitar soloları, basit ve gaz ve genelde aynı formülü, nakarat tarzını takip eden besteleri ile gruptan yenilikçi bir şey beklemek de abes kaçabilir. Ama ben yerinde sayamayan biriyim. Dediğim gibi bir kaç albüm dışında, hatırladığım kadarıyla 90 ortalarında bir albüm daha vardı, bende ayrıcalıklı bir yeri yok grubun.
6,75/10
6,75/10
16 Temmuz 2014 Çarşamba
RETRO: Running Wild - Death or Glory (1989)
Müzik grupları profesyonelleştikleri anda ve artık pek de kusur bulamadığınız bir albüm üretme dönemine geldiğinde ki genelde magnum opus yani baş yapıtları olarak değerlendirilir bu albümler ve şimdiki örneğimiz Death or Glory'dir, o şahsen önem verdiğim amatör ruhu da büyük ölçüde kaybederler. Bu mantık dahilindedir zira profesyonelleşmenin zıttı amatörlüktür. Amatör ruh dediğim şey, beklenmedik tavırlara açıktır, hesap kitap yapmaz, heyecanlıdır, müzikte kusurun güzelliğidir. Her ne kadar gitar işi, bu albüm çıkana kadarki süre içindeki en iyi performansı sergilese de, besteler tumturaklı bütünlükçüyse de, sound tam tamına oturmuşsa da kronolojik olarak Port Royal'i duyduktan sonra bu albümü dinlemenin bana pek bir katkısı olmuyor. Son üç şarkıdaki epik hava haricinde bana sıkıcı geldiğini söyletme gafletinde bile bulunacağım hatta.
7,25/10
7,25/10
23 Haziran 2014 Pazartesi
RETRO: Running Wild - Ready for Boarding (1988)
Aynı sene çıkan Port Royal haricinde ilk üç albümden şarkılar içeren bu albüm aslında bir konser kaydı. Prodüksiyon kalitesi olarak pek de başarılı olmasa da konser izleyicilerinin heyecanı bir ölçüde yansıtılabilmiş. Bir ölçüde çünkü seyirci tepkisi genelde aralarda farkedilebiliyor. Her ne kadar şarkılara eşlik edilse de grubun yüksek soundu altında duymak zorlaşıyor. Bununla birlikte grubun ve vokalin performansı çok iyi, hatta bazı şarkılar stüdyo albümlerindeki kaydı bile geçiyor desem yeridir. Enerjik ve eğlenceli bir albüm. Albüm, kapağında belirttikleri gibi yeni bir şarkı da barındırmakta. Ne yazık ki Purgatory isimli bu şarkının büyük bir fark yarattığını söylemek mümkün değil.
7,50+/10
7,50+/10
7 Haziran 2014 Cumartesi
RETRO: Running Wild - Port Royal (1988)
Hatırladığım kadarıyla grubun en sevdiğim albümü buydu, yine dinlerken bu gücünden pek de birşey kaybetmediğini söyleyebilirim. Bir kere metal dünyasının önemli vokalistlerinden Rolf Kasparek partiye dahil oluyor ve müziğe eşlik ediyor. İnanın vokaldeki bu gelişme büyük fark yaratıyor. Grup, kendilerine ait bir sound oluştururken diğer yandan da o günlerin koşullarını ve etkilerini yansıtan Uaschitsun gibi bir şarkıyı da icra etmesini biliyor. Bütünlüklü bir açıdan zamanın ruhunu yakalamış ve bunu zamanda yitmeden başarmış bir yapıt bence. Aklıma Iron Maiden, WASP, Accept ve Judas gibi gruplar geliyor mesela. Açıkçası enstrümantal parçalar dahil pek de sözü edilecek eksiklik hissedilmiyor bestelerde. Korsanların küfrünü, sarhoş telaffuzlarını, denizin dalganın sesini yine pek duymuyoruz. Olsun. Enerjisi bol tam konser tadında bu şov, bakalım grubun en iyi yapıtı kabul edilen Death and Glory'de devam edecek mi? Etmiş ki en iyi albümleri diyorlar da benim için diyorum, benim için devam edecek mi?
8,50-/10
8,50-/10
16 Mayıs 2014 Cuma
RETRO: Running Wild - Under Jolly Roger (1987)
İlgi alakamı dikkatimi çabuk kaybettim. Aslında yeniden dinlemeye tabi tuttum Running Wild'i şu ana kadar bu derecede şevkle dinlediğime şaşmam gerekli. 10 sene önceki dinleyişimde ne kadar zamana yenik düşmüş buldumsa grubun işlerini, işte şimdi daha fazlası, ikiye çarpın. Esnedim vallahi. Neyse ki çizi kraker nakaratlar var da arada sırada uyanıyoruz. Kolumuzu yarım yamalak kaldırıp emektar kafamızı sallandırabiliyoruz. Kafi değil. Korsan metal tabiri de bir sözlerle bir kaç da patlayan top sesiyle sınırlı. Velhasıl sertlik ve hız yetmiyor. İşlev önemli. Vokali kart bir Hammerfall ya da Grave digger dinleyicisinin pek seveceği gruba acımasız davranmak istemiyorum. (çok da umurlarındaydı amcaların..) Zaten metal tarihine isimlerini yazdırmışlar, buradan gerisi zevk ve renk meselesi. Bir de Land of Ice yapmışlar, epik, yakın yani. Sorun şu ki bu müzik beni heyecanlandırmıyor. Ve bu önemli bişi.
6,50/10
6,50/10
16 Nisan 2014 Çarşamba
RETRO: Running Wild - Branded and Exiled (1985)
Bir kalemde korsan metale geçmelerini beklemek haksızlık olur. Tanrı bile dünyayı yedi günde yarattı derler. Aslında altı da yedinci gün de yatmış dinlenmiş. Yani speedy thrash'den biraz sıyrılıyoruz, satanik konulardan uzaklaşıyoruz. Lakin kendilerini tam anlamıyla bulduklarını da söyleyemeyiz. Bazen baskıya karşı savaş diyorlar kimi zaman metal kardeşliğini haykırıyorlar, bir yandan Mordor diğer yandan gölgeler diyarı vessair. Sözler ortaya karışık durumda. Riflerin ya da lafı uzatmayalım, her bir şeyin ilk albümün yanında sönük kaldığı dikkatli kulaklardan kaçmıyor. Stop tuşuna bastığım andan ötesini pek hatırlamayacağımdan dolayı hani neredeyse olmasa da olur diyeceğim de play'e basınca da olursa da olur diyebileceğim türden, bilmem anlatabildim mi.
6,75/10
6,75/10
26 Mart 2014 Çarşamba
RETRO: Running Wild - Gates to Purgatory (1984)
Korsan metal yapmaya başlamadan önce grup çıkış albümünü oldukça farklı bir tema üzerine yoğunlaştırmış: Satanizm. Dedikse bu satanizm toplumun iki yüzlülüğüne karşı şok terapisi uygulayan bir tür anarşik isyanın yansımasından başka bir şey değil aslında. Müzik ise yer yer spidi kulvarına giren heavy metalin dibi. Oluşan uyumsuzluğun onlar da farkına varmış olsalar gerek ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar etmemişler. İşin gerçeği özellikle yerli metal sahnesinin 80 sonları 90 başı oluşma safhasında Almanya'dan yurdumuza heavy metal ateşini körükleyip canlı tutan önemli bir gruptur Running Wild. Tam anlamıyla metalci olmadığımdan mı artık neden olsa gerek seksen ortalarında herkesin üzerinde hem fikir olduğu bir kaç baba albüm dışında grubun yapıtları üzerimde ancak ehh etkisi bırakmıştır. Şimdi ise kendimi tabi tuttuğum bu yeniden dinleme serüveni daha ilk aşamada beni şaşırttı. Zira bu işlenmemiş demirden ham heavy metal oldukça ayarında bir ayar verdi bana.
7,50+/10
7,50+/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











