GRIEG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GRIEG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2022 Pazar

Edvard Grieg - Songs.Lieder (1993)


 Almanların türkülerini uyarladıkları lied formunu Winterreise sayesinde pek sever olmuş idim. Bu tür çok da eser bulunmuyor piyasada. Norveçli besteci Grieg'in eserlerinin Anne Sofie Von Otter tarafından seslendirildiği (bu arada kapakta adı geçen diğer isim Forsberg de piyanonun başında icrasını gerçekleştirmektedir) bu kayıt umut olmakla beraber Winterreise'nin başarısını biraz da bestecisi Schubert'e borçlu olduğuna kanaat getirdim. Demek istediğim şu ki ben bu kaydı özellikle yüksek ve düşük ses dinamizmi açısından da çok beğenemedim. Belki de yazın mevsimsel etkisini arındıramadım, bilemedim. Örneğin dağ köyündeki genç bir kızın romantik aşk deneyimi tam da kadın vokal gerektirirken bu vokalin soprano olması, yine benim soprano seslere karşı hassas olmam sebebiyle ters bir etkide bulundu. Yine de gene de, ara ara açıp arka fon müziği olarak kullandığımda memnun kaldım. Bununla birlikte camiasında sevilen bir kayıt olduğunun bahsini geçirelim. Bilindiği gibi klasik müziğin içine girmede çok başarılı olamadım, bütün boyutlarıyla idrak edebilen bir dinleyicisi de değilim. Bizimkisi keyiften.

6,0/10 

15 Eylül 2014 Pazartesi

Edvard Grieg / Robert Schumann - Piano Concertos (Zimerman & Karajan) 1993

Önde piyanonun baş rolündeki, arkada full gaz orkestranın işlendiği bestelere piyano konçertosu diyoruz. Piyanonun başına genç bir yaşında becerisini konuşturan Krystian Zimerman geçerken orkestrayı klasik müziğin divalarından Karajan efendi yönetiyor. İlk göze daha doğrusu kulağa çarpan şey piyano ile orkestra arasındaki uyumun bir cerrah titizliğiyle sergilenmesi. Özellikle görece daha komplike Grieg'in konçertosunda bu fark edilebiliyor. Zor bir şey yani, takdirgörülesi bir şey kesinlikle. Kendi eserinde oldukça uçarı, hayali ve soyut bir resim çizmesiyle romantizmin önde gelen temsilcisi olma sıfatını hakeden Schumann'ı bir miktar daha sevdiğimi söylemeliyim. Grieg'in çalışması ise aşırı uçlarda olmasa bile manik-depresif bir hat izliyor ve orkestra patlama anlarında piyanoyu ezmemek için geri çekiliyor gibi duruyor. Evet, evet Schumann'ı dinlemek daha keyifli oldu. Amma bu sıralar farkına varıyorum ki piyanoyu caz usulü tercih ediyormuşum. Böylece, ne senfonisi ne konçertosu ne operası, klasik müziği ihtiyacen dinlemediğimi itiraf etme zamanı geliyor. Öğrenme aşamasında onlarca albüm dinledim, daha gidecek fersah fersah yol var. Yine de bu yolun sonunda aşuk maşuk olmamız pek bi güç bu musiki türüyle.

7,25/10

24 Mayıs 2011 Salı

Edvard Grieg - Peer Gynt (Paavo Järvi/Estonian National Symphony Orchestra/2005)


Aslında 1800'lerin sonunda yazılan bir soundtrack bu, Norveç'in ulusal simgelerinden biri olan Perr Gynth isimli bir karakterin hayatının anlatıldığı tiyatro oyunu için yazılan süit doğası gereği inişi çıkışı değişen temposu ile takip etmesi kolay bir seyir izliyor. Dolayısıyla nakaratlı alışageldik popüler dinleyiciye hitap etmediğini söylemek şaşırtıcı olmayacak. Zira klasik müzik sularında kulaç atıyoruz. Fakat müzikteki duyguyu anlayabilmek için az çok hikayeyi bilmemiz gerekli. Şarkıların isimleri bile hikaye gönderme yapıyor çünkü. Fazla zahmet etmeyin, wikipedia'yı biraz araştırdım.
Norveç'in bir köyünde serseri genç Peer Gynt böyle dolanadururken anası bak ah oğlum! der, zengin ağa kızını kaçırdın işte bu gece başkasıyla evleniyor. Düğünde Solveig isimli başka bir kıza gözkoysa da reddi yer Peer. İçer içer aklına anasının sözleri gelir, bak kaçırdın felan diye düşünürken gelini kaçırıverir, bildiğin dağa kaldırır. Sonra kaçak olur dağlarda, başını taşa vurur. Dağların troll kralının kızı ile saraya gider. Burada çok ünlü müfettiş Gadgetvari In the Hall of the Mountain King çalar. Trollerden egoizm manasında bir şeyler kapar. Oyun aslında topluma felsefeden de beslenerek eleştirel bir bakış getiriyor. Bize değil canım, Norveç toplumuna. Sonra Peer Soleig ile yaşamaya başlamışken, troll kralının kızı yanında bir çocukla çıkagelir. Ahanda çocuğun der lanetler Peer'i. Peer annesinin ölümüne de tanık olduktan sonra bunalımda denizler ötesine kaçar. Kuzey Afrika'da maceradan maceraya atılır. Yine pek keyifli valsvari Anita's Dance ya da etnik Arabian Dance bu dönemi temsil ediyor. Ki albümün en güzel kısmı ortaları. Erkek vokalin söylediği Peer Gynth Serenade ve sopranolu Solveig Song da burada yer alıyor. Peer Norveç'e dönerken gemisi batar. Parasız pulsuz yaşlı bir adam olarak yurdundadır. Hayatını boşa geçirmiştir, anlatacak günahı bile yoktur. Hayal ile gerçeğin karıştığı son sahnede ana kucağına geri dönür baş karakter. Sanırım yazar da benlikten vazgeçerek dine sığınmanın nimetlerini öğütlüyor sonunda.

8,75/10