STRATOVARIUS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
STRATOVARIUS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2013 Salı

Stratovarius - Stratovarius (2005)

Stratovarius önceki işlerini dinleyenlere sanki manevi bir aydınlatma yaşatmış da, bu albüm yerden yere vuruluyor. Neyse, bu kafayla bu cümle toparlanmaz. Hatta bu cümle doğru bir cümle mi, o bile ankaşılmaz. Kısacası grup klasik heavy metal'e yönünü çevirmiş daha iddiasız ortalama sınırlar dahilinde lakin hoş ama boş şarkılar kaydetmiş bu albümde. Power metali tanımlayan kapı gıcırtısı, karatahta tebeşir cıyırtısı seviyesine uğrayan vokali, soluk soluğa çifte pedal baterisi gibi atraksiyonlar terkedilmiş. Vokal aslında daha dinlenir tercih edilir bir hal almış. İlk bir kaç dinlemede bestelerden bile keyif alabilirsiniz. Ancak kısa sürede kendi basitliğinde kaybolmamalarının önünde hiç bir engel yok. Yine de yerlere atıp üzerinde tepinelecek bir iş değil. Allah çarpar sonra.

6,75/10

24 Nisan 2013 Çarşamba

Stratovarius - Elements Pt. 2 (2003)

Prfff, pofff, aaa, ımmm, hmmm. Evet, evet. Elbette hoş yine hoş de hoş. Gruba biraz müsamahayla yaklaşabiliyoruz. Her ne kadar yavaş bir versiyonla karşımıza çıksa ve balad üzerine balad sıralasa da. Ama sınıra mı geldik ne? Özellikle kendi kendilerinin, önceki işlerinin parodisini yapar duruma düştüklerini gördükten sonra... Bu noktada tat kaçıyor işte.

6,75/10

5 Nisan 2013 Cuma

Stratovarius - Elements Pt. 1 (2003)

Ya, ben bu grubu seviyorum. Her ne kadar bu albümleri öncekilerini mumla da aratsa, her ne kadar progresif metalin esintisini bile ellerini yüzlerine bulaştırsalar da, senfonik ve epik çeşitlemeler beslenme çantası ve suluk taşıyan ilkokul (sanırım bu aparatlar da çocukluğumuz gibi nostalji oldu değil mi?) çocuklarının elinden çıkmışçasına kulakta yankılanıyorsa ve her ne kadar tizlerde favori olacak bir vokale sahip de değilseler ilginç bir çekicilikleri var üstümde. Uzun ve dağınık kalsın demişler bir de hepsini tekmili birden yayınlamamışlar. Devamını aynı sene içinde çıkan yaratıcı ismiyle Elements Part 2. de dinlemek mümkün. şşt bi gelsene canım... demek istiyor caaanım ve bonus Run Away ve Judas coverı Bloodstone ve Soul of a Vagabond ve Papillion diyerek sözlerimi noktalıyorum.

7,25++/10

15 Mayıs 2011 Pazar

RETRO: Stratovarius - Infinite(2000)


Zamana karşı direnemeyen bir çalışma daha. Mother Gaia örneğinde duyduğumuz gibi epik şarkı yazma gayreti gey-power metal diye eleştirilen ince vokal, ince gitar tonları, keyboard, ince ne varsa artık, özellikleri altında eziliyor, inim inim inliyor. Yine de zamanın yıpratıcı etkisinden en az Millenium'un, A Million Lights Year Away'in ve bittabi Infinity'nin etkilendiğini ekleyebilirim. Bununla birlikte riflerde ve melodilerdeki zayıflama ile birlikte keyboard ağırlıklı neo-klasik power metal'in sürdürebilirliği burada noktalanıyor.
Derken Dragonforce doğuyor. Ama bu başka bir fasıl, başka bir macera.

7,25+/10

3 Mayıs 2011 Salı

RETRO: Stratovarius - Destiny (1998)


İnce bir çizgi vardır grubu rezil ile vezir yapan. İşte sanki bu çizginin üzerinde titrek adımlarını atıyor grup. Süper rifler, yetkin neo-klasik sololar alan var, var amma uzayan uzadıkça yüzünü sıkıcılığa dönen besteler ve kulak tıkacı ihtiyacı duyumsadığımız vokal de var.

7,75--/10

18 Nisan 2011 Pazartesi

RETRO: Stratovarius - Visions (1997)


Çok tatlı bir albüm çok. Hele sonbaharı en keskin yaşadığımız ve kışa hazırlandığımız şu günlerde çok güzel gidiyor. Ah bir de gloria jeans mocha caramelattesi kahve dünyasının yandan ikram çikolataları ile birlikte servis olsa... süperkombo.

9,0/10

20 Mart 2011 Pazar

RETRO: Stratovarius - Episode (1996)


Power/progresif/neo-klasik metal anlamında her ne kadar güzel iş çıkarsa da bu grup hiç bir zaman favorilerim arasında yer almadı. Evet keyifli, dinlemesi hoş. Ancak ince tonlar ve parçaların somut belirgin sert bir özü olmaması kulağınızı müziğe fazlasıyla alıştırıyor, genel geçer melodiler kulağınızın üzerinden sıyrılıp geçiyor.

7,75/10

5 Mart 2011 Cumartesi

RETRO: Stratovarius - Fourth Dimension (1995)


Yepisyeni bir vokalle , Kotipelto, artık grubun klasik sounduna kavuştuğunu ilan edebiliriz. Albüm sonlarında bir dalgalanıp durulsa da Galaxies gibi güzel bir parçayı içeriyor. Epik keyboard melodisi ile açılan parça aynı atmosferi metal sınırlarına taşımayı başarıyor. Thrashy açılış parçası Against the Wind, oryantal bir ezgiye sahip enstrümental Stratovarius ve Lord of Wasteland diğer hususi sevilesi şarkılar. Albümü dinlerken kimi zaman aklıma Scorpion gelmedi değil.

7,0+/10

16 Ocak 2011 Pazar

RETRO: Stratovarius - Dreamspace (1994)


Klasik ve speed heavy metal ile ünlenecekleri neo-klasik tarz arasındaki geçişi örnekleyen albümde vokaldeğişiyor. Benim zevkime göre oldukça tiz olan vokalin yanı sıra tonlar da yumuşayınca , eskilerin deyişiyle gey metal tanımını hakediyor grup. Bununla birlikte pek çok geçiş, nakarat vessair kısım epiksi tatlara bürününce işin beste kısmında iyi bir iş çıkardıklarını söylemek mümkün.

7,0+/10

19 Aralık 2010 Pazar

RETRO: Stratovarius - Fright Night (1989)


Blind Guardian'ın ilk albümüne benzer bir kaderi paylaşan albüm pek beğenilmiyor. Çünkü burada grup neo-klasik metal yerine çatır çatır heavy metal çalıyor. Hızlı, melodik felan. Orjinal olmamakla beraber BG'nin ilk albümünden daha fazla akılda kalıcı nakaratlara sahip.Bu yüzden Batallions of Fear'dan daha fazla keyif aldım. Sadece bir kaç parça görece zayıf, misal albüme adını veren parçanın 8 dakka sürmesine hiç gerek yok.

8,75/10

30 Temmuz 2009 Perşembe

Stratovarius - Polaris (2009)


Grup içinde problemler doğduğundan beri eski gücünü yitiren ve dinleyicilerini kaybeden grubu ben de tamamiyle başka sebepler yüzünden dinlemeyi bırakmıştım. Elimdeki Rus CD'si Infinite'e kadardı da. Hatta gruba haksızlık yapıldığını düşünmüştüm. Bu albümün ilk birkaç dinlemesi esnasında özlediğim Stratovarius hareketleri, klavye, neo-klasik sololar, kendine özgü vokal, pozitiflik, sebebiyle olsa gerek memnun kaldım. Ama sonra her şey cortladı. Çünki şarkılar sabun köpüğünden farksız, akılda kalıcı değil. Benim dikkatimi çekebilen parçalar ise Pentagram/Mezarkabul benzeri açılışa (aslında devamı da öyle hah ha hırhızlar!) sahip olan Emancipation Suite Part I:Dusk (kısaca biz arkadaş arasında hebe hübe diyoruz) ile ortaçağ havalarında When Mountains Fall isimli balad oldu. Yer yer ilgi çekici anları olduğu için daha sert de eleştiremiyorum bu albümü. Grubu ilk kez dinleyenlerin yorumunu almak lazım.

7,0-/10