18 Mayıs 2026 Pazartesi

Zeynep Bastık - Zeynodisco (2021)

 Günümüzün pop ve rap müziği bende pek bir hiç yok. Uzak kalmayalım gibisinden işte Zeynep Bastık. Felaket yorumu ile tanışmıştık değil mi ilkin? Yeniden yorumlar ve akustik performanslarla inşa etmişti kimliğini. Günün gerektirdiği üzere daha çok dijital tekliler çıkarıyor bugün. Genel olarak baktığımızda bu albümdeki parçalar biraz Bir Daha ve Marlon Brando haricinde nispeten çok tutulmamış gibi. Dans pop türündeki şarkıların beste aşamasında da adını okuyabiliyoruz.  Yeni nesil basitliğini, uçup giden kısalığını geçiyorum şarkıların, ilk parçadaki hip hop bağlantısı da zayıf olmanın ötesinde itici. Yine de düzenleme tarafında bir renklilik göze çarpıyor. Harmonilerin pek de Türk müziği ile ilgisi yok. Batılı normlara yakın ki o yüzden ilgimi çekti zaten. Kalbimi Kırdın bence tatlı ve değeri bilinmemiş gibi. Dinlenip geçiliyor, eğlendiriyor ancak izi kalmıyor şarkıların. Koştura koştura okunan,çalınan parçaların üzerine bir de albümün kısalığı var. Bir ömür şarkı beste işinde uğraşacaksın ama şarkılarını ardı ardına söylesen bir saat tutacak, garip işler bunlar.

5,25+/10

17 Mayıs 2026 Pazar

Larry Niven - Zamansız Dünya

 Halka Dünya serisi ile bilim kurgu evreninde bilinen yazarın tek seferde okunup bitirilebilen bu eseri ile, uzun süredir türe olan özlemimi gidermiş bulunuyorum. Hemi de yazar ile bir tanışma imkanı buluyorum. Bu esere de gölgesi düşen büyük anlatımın yazarın sağcı görüşlerinden ilham aldığı bir gerçek. Büyüklük takıntısı, bilirsiniz, sağ ideoloji pek sever. Yazar hatta bir dönem baba Bush'a danışman bile olmuş ki bilim kurgu dünyasının hakim politik eğilimi de maalesef bu. Yazarın bir özelliği ise döneminde olası olan uzayla ilgili tezleri bilimsel açıklamalarla kitaplarına konu etmesi. Okuduktan sonra yazarın eserleri arasında ilk okunacak kitap olarak seçilmesinin hatalı olabileceğini düşünüyorum. Biraz tercümenin de etkisi olsa da kök kaynak sıkıntılı. İlginizi ayakta tutacak öğeler az, lisan zor. Ölümcül hasta kahramanımız bir kaç yüzyıl sonra dondurucudan çıkartılıyor ve Devlet denen dünya devletinin hedefleri doğrultusunda diğer dünyaların atmosferini yaşama uygun hale getirecek yolculuk için pilot olarak yetiştirilmek üzere zorlu testlere tabi tutuluyor. Tabi ki bu yolculuklar o kadar uzun ki, dönüşü olmayacak. Arkadaş da bunun farkında ve süpervizorü kandırıp jetin kontrolünü ele geçirir ve galaksinin merkezine yola çıkar. Çünkü hem maceracıdır hem de kadınlara düşkünlüğünü belirten testesteronu düşüktür. Yani, neden olmasın. Süpervizörü sonra kendi bilincini jetin bilgisayarına yükler ve bir uzlaşma sonucunda uzun yıllar uyumalı, kalkmalı bir rota ile Samanyolu'nun merkezindeki kara deliği görme imkanı bulurlar. Ordan merkezkaçtazıtut kuvvetiyle dünyaya geri dönerken 3 milyon yıl geçer. Dünya yerinde değildir, Jüpiter'in  uydusu olmuş, Ayı kaybetmiş felan. Pek bir sıcak. Az bir nüfus kalmış. Erkek çocukları kendilerini 11 yaşında ölümsüzleştirecek bir yol bulmuş ve dikta dedikleri ölümlü nüfusu yönetiyor, gözetiyor. Göklere hakim Kızlar grubunun ise nesli tükenmiş. Kahramanımız ayak bastığı yeni dümnya'da herkeslere takiyye yaparak kafa tutuyor, en sonunda Oğlanların diktatörlüğüne karşı ölümsüzlüğü keşfedip geri kalanlara özgürlüğü tattırıyor.

14 Mayıs 2026 Perşembe

Savatage - Poets and Madmen (2001)

Grubun bu son albümü klasik çizginin güçlü bir temsilcisi olmaya devam ediyor. Özellikle başta Commissar gibi bir hitle birlikte albümün ilk yarısı gayet güçlü. Kaydın diğer yarısında ise bu güçlü duruş kayboluyor. Şarkıların aynı ayarı tutturduğunu söylemek güç. Ara ara vokalde zorlamalar da göze çarpıyor. Nihayetinde yine de kulakları dolduran bir çalışma

7,75/10
 

11 Mayıs 2026 Pazartesi

Yann Tiersen - Good Bye Lenin! (2003)

 Yann Tiersen'den Amelie'nin yakın sonrası diğer bir film müziği çalışması. Doğu Almanya'nın yıkıldığını çaktırmamaya çalıştıkları  sosyalist ideallere sahip ve son günlerine yaklaşmış hasta annesi ile ilgilenirken  olgunlaşan genç bir delikanlının hikayesi bu. Film Türk bir yönetmenin ellerinde daha arabesk ve duygusal olabilirdi bizim beğeni kriterlerimize göre. Bu duygusal fark bu albüm ile bir nebze giderilmiş. Yine de bestecinin en iyi çalışması sayılmaz bence. Şarkılar çok kısa ve yama gibi. Bu kadar beğenilmesi belki de film ile, filmin spesifik sahneleri ile karşılıklı birbirini besliyor olmaları gerek. Filmin en güzel tarafı eşin dostun bir araya gelip yıkılan bir dünyanın yeniden canlandırıldığı yenik bir oyuna ortak olması. 

7,0+/10

9 Mayıs 2026 Cumartesi

Uriah Heep - Look at Yourself (1971)

 Uriah Heep kendine özgü bir ses inşa edebilen gruplardan biri. Progresif tınıları taşıyan bir hard rock yapıyorlar. Nostaljik bir tadları var. Ben de seviyorum kendilerini işin doğrusu. Daha önce Lady in Black, Gypsy gibi gönüle hitap eden şarkılarını dinleyip albümlerine yer vermiştim. Bu albüm de 10 kaplan gücünde July Morning gibi bir destan içermesiyle sevilmeyecek gibi değil hanisi. Bir yerlerden biliyormuşum ki hiç de yabancı gelmedi bana bu şarkı. Albüme adını veren şarkı da iyilerden sayılır. Maalesef albümün diğer yarısı aynı kaliteye erişemiyor. Yine de müzikal olarak bugünden öte bir şeyler sunduğu kabul edilmeli.

8,0-/10


Breath of Wind - Sakura (2020)

 Rusya'dan çıkma grup bu albümdeki tabiri caizse cılız sounda bakarsak belki de tek adamlık bir proje. Diğer yapıtları arasında bu kaydın öne çıkmasının sebebi için kapağına bakmak yeterli. Anlaşılmıyorsa kaydın ismi mutlaka bir şeyler çağrıştıracaktır: Sakura. Hah,  28 dakikalık tek şarkıdan oluşan kayıt Japon ezgilerini ve yerel enstrüman (koto) tınısını melodik black metal çizgisiyle bağdaştırıyor. Aslında geleneksel bir türkü alınıp işlenmiş bile olabilir. Kadın koro da devreye girince gotik Rotting Christ izlenimi de biraz belirginleşiyor. Epik ve senfonik öğeler de serpiştirilmiş. İşitsel manada demi oturmamış bir çay misali, belki de alışmadığımızdandır, bir intiba bıraksa da verdiği keyif hiç de fena değil. Hani, böylesi de varmış demek için bile dinlenilir.

7,25-/10

7 Mayıs 2026 Perşembe

Billie Eilish - Hit Me Hard and Soft (2024)

Bence hala modern popun önde gelen gencecik ismidir Billie Eilish. Büyük bir potansiyel ve gidecek yolu var. Her ne kadar önceki kaydını hareketli olduğu için daha bir sevmiş olsam da. Sıkıntı şu pop müzik bu kadar sofistike olmalı mı sorusu etrafında şekilleniyor. Buradaki örneklerde olduğu gibi içine içine okunan mıymıntı bir tarz mı olmalı yoksa kendini bu kadar ciddiye almasa mı acaba felan.

7,50/10

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Rage - Black in Mind (1995)

Rage oldukça köklü bir grup, çok sık ürün vermesine rağmen belli bir standartın altına düşmemeyi biliyorlar. Üstelik yaptıkları power metal böyle mızmız efemine bir şey değil, adam gibi adamlar yahu. Günlük cinsiyetçi retoriği burada sonlandırayım yoksa Judas'ı da çok bir pek severiz. Rage'in de yabancısı değiliz, o kadar dinlemişliğimiz var. Bu albüm de melodik bestelerine istinaden ki kuuki canavar vokale rağmen, grubu bilenlerce el üstünde tutulur. Bazen vokal kükremesiyle de dikkat çekmekte. Zayıf yanları ise bazı parçaların birbirine benzer veya andırır melodileri tekrarlaması. Ve albümün uzunluğu. Bonuslarla birlikte  bir yılgınlık bünyede birikebiliyor. Albümü tek seferde bitirebilmeniz gerçekten zor. Forever gibi krem şantili bir parça içeren canavar gibi bir albüm aleyhine daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.
8,0-/10

3 Mayıs 2026 Pazar

Arooj Aftab - Night Reign (2024)

 Pakistan'ın müzikal geleneğini batılı normlarda caz usulünde birleştiren ve kolay dinlenir ama ruha dokunur dinleti sunan bir çalışma. Sanatçının önceki albümü duygusal olarak beni bir ecnebi gibi etkilemedi, bu vesileyle ikinci bir şans vermiş bulunmaktayım. Anlıyorum, idrak edebiliyorum lakin hala benimseyemiyorum. Köklere daha yakın , o tarihi coşkuyu temsil edebilen Şahin Şah varken misal bu tarzı yüceltmek bu coğrafyaya yakın bir yerde konumlanmış olan bizler için ancak yabancılaşmanın tezahürü olabilir. Hele viski isimli bir parça da yer alınca bu sofistike hissiyat tümüyle yok oluyor. Ben Raat ki rani'i ayrı bir sevdim yalnız.

6,75-/10

Güven Erkin Erkal & Deniz Durukan - Türk Rock 2000

 Yerli rock piyasasının popüler manada zirveyi gördüğü günlerde Öküz dergisi içeriğiyle yıllık yayınlama serüveni 2 sene sürebilmiş. Zaten 2000 sonrasında da yavaş yavaş veya hızlanan adımlarla bayağılaşma sürecinin ardından löp diye bir çöküşe tanık olmuştuk. Albüm, demo yorumları yapan, röportajlara mikrofon tutan, konserleri, afişleri derleyen isimler Türk rock müziği ve çizgi roman arşivcisi-duayeni Güven Erkin Erkal ve sonradan edebiyat dünyasında adını duyuran Deniz Durukan. Özellikle Deniz'in öznel ve polemiklere kapı aralayan tarzı zaman zaman itici gelebiliyor. Bunun dışında arşiv namına iyi bir çalışma gibi duruyor. Yıllık değil de geçtiğimiz senelerde çıkış yakalamış yerli indie rock kabilinden yeni bir derleme toparlama çalışması iyi olmaz mı diye düşündürmedi değil, hanisinden.


2 Mayıs 2026 Cumartesi

Adamlar - Kahırlı Merdiven (2024)

 Her ne kadar bazı şarkıları çok duyulur konuma ulaşsa da bu albümün, dinlediğim kadarıyla grubun en zayıf çalışması olabilir. Yaratıcılık da insan hayatının bazı ve erken dönemlerinde zirve yapıyor. Netekim grubun dağılması öncesinde belki bir manası vardır, belki sebeplerden biridir. Niyetlenip de bir türlü konserlerine gidemediğim ve bu esnada dağılan ve yenilerde yeniden toparlanan ( ama yeni kadrosuna da bakmak lazım) grubun bu albümündeki Dalgalı, Duende, Kahırlı Merdiven gibi önceki dönemlerine göz kırpan şarkılara daha kolay alışmak mümkün. Lakin biraz da genizden okunan Kim Sevinir benim enbirçok hoşbeşlediğim şarkı oldu. Bestelerin kolaylaştığı, sığlaştığı bir ser olmakla birlikte genel piyasayı göz önünde bulundurursak popüler ana akıma girizgah da sayılabilir diğer yandan. Böylesi de iyidir, gereklidir kannımca.

7,50/10

29 Nisan 2026 Çarşamba

Suede - Coming Up (1996)

 Grubu aslında ben bu albümdeki şarkılarla tanımıştım. Yabancı müzik yayınlayan özel radyoların yeni açıldığı vakitlerdi. Müzikal dünyayı ülkece yeniden tanımlıyorduk. Daha da ilginç olan şey rock şarkıları da listelerdeydi, devri daim dinleyebiliyorduk. Bu albümde de yarı romantik yarı britpop rüzgarıyla saçlarını savuran Trash, Filmstar, Lazy, Beautiful Ones, Saturday Night gibi şarkıları teklilerden hatırlamak mümkün. She gibi bir şarkı ise nereden bilemem kulağımda yer etmiş. Tabi bunlar pozitif bir intiba olarak tarihte yerini alıyor. Eh, 10 şarkının altısının adını andıysak, demek ki grubun en sevilesi çalışması oluyor nezdimde. Ki çok da bana hitap eden bir grup olmadığı besbelli iken. 

PieS: Bu arkadaşların albüm kapakları niye hep böyle yafu?

7,25/10

28 Nisan 2026 Salı

Mory Kanté - N'Diarabi (1982)

 Sonradan Yeke Yeke ile dünyada ünlenen Gine'li şarkıcının ilk dönemlerine ait bu çalışma Mande halk müziği kalıpları ile belki de o zamanın dünya müziği diye tanımlanan popülerleşme ve hatta kimilerine göre kirlileşmenin öncesinde geleneksel tarafı ağır basan bir dinleti sunuyor. Enstrümanlar da bu şekilde. Ancak ritimin hikaye/ içerik lehine geride kaldığını duyabilmek de mümkün.

7,25+/10

26 Nisan 2026 Pazar

Fazıl Hüsnü Dağlarca - Bütün Şiirleri 2 (Bölüm 3)

 En son 1985 yılında kalmıştık. Bu yıla ait diğer bir eseri Dişiboy. En başta Antiller, Nepal, Hindistan, Mısır, Meksika gibi egzotik ülkelerin ilhamıyla kadınlara ithafen yazılmış şiirler. Olmadığı kadar aydınlık ve ferah mısralar. İlginç bir eser olan Sayılarda ise ismi üzerinde sayılar etrafında şekilleniyor. Biraz çocuksu bir merakla sayılar oyuncak nesnesine dönüştürülmüş. 1986 yılında ise toplumsal içerikli Sanık Ayağa Kalk adlı eseri savaş ve barış ekseninde kaleme alınmış şiirleri içeriyor.

Aruz ölçüsüyle klasik şaire ithafen yazılan şiirlerden oluşan Şeyh Galib'e Çiçekler adıyla yayınlanmış kitabı beklenmedik, en azından benim için. Divan edebiyatı ve Şeyh Galib'e dini çerçevenin dışından bir bakış.


XVI 
Sandım seni gör-
düğüm geceydi 
Annem dedi doğ-
duğum geceymis 



XVII
Bir göldü ölüm
İnanmamışken 
Öldükleri gün 
 Yıkandılardı

XXII
 Yüklendi otuz 
 Deveyle Sultan 
Ben sevgime bir 
Böcekle gittim 

1986 yılında yine ilginç isimli bir çalışmaya imza atıyor, şair: Takma Yaşamalar Çağı. O günlerin gündemi organ nakli gibi bir olgunun çağrıştırdıkları nakledilmekte.


Türkçem Benim Ses Bayrağım, şairin dilimize olan bağlılığın göstergesi olarak öne çıkıyor. Hatta eserin ismi neredeyse deyim olarak bugün dilimize yerleşmiş durumda. 

İstiklal derken 
Yok olur bağımsızlığımız bizim 
Yok olur 
Hürriyet derken özgürlüğümüz

Yurdana isimli eseri , Erzurum'un Rus işgalinde kahramanlıklar gösteren Nene Hatun simgesi üzerinden aşina olduğumuz bir yurt savunması güzellemesi.

Biri 
Şehit olurken 
Ağzındaki soluk kocamandı ya 
Gök küçüçüktü

Uzaklarla Giyinmek (Sığmazlık Gerçeği) hacmiyle fasikül benzeri diğer yapıtlardan ayrılıyor.  1990 yılında yayınlanan eser tema olarak evren ve insan ayrılamazlığını temel alan bir manifesto hükmü taşıyor. Bunu geçmişte de işlediği evrenin azameti karşısında çocukluğun şaşkın bakışı yerine yaşını almış olgun birinin deneyiminin ölçütüyle yapıyor. Ölçüt derken okumada somutlanan yönelim biraz da kulaklarda mekanik bir yankı bırakıyor. Evrenin  önce ağacıyla, dağıyla, deniziyle doğa, sonra gezegenler, güneş ve yıldızlar üzerinden gökyüzü ile resmi çiziliyor. Sığamamak , dışarısı içerisi ile sığamamak, madde doğa insan birliğinin aşkınsal sorgulanması, bir sınır belirleme çalışması. Hümanist bir bakış açısıyla da bu sığamadığımız  evrene, ürettiklerimizle, yapıtlarımızla, sevgiyle izimizi bırakarak varolma çabası.  

Doğa dedikleri görüntü bunlar / Yaradılışın /  Bilinç altında oluştuğu 

Yalaz degirmileri bunlar / Evrendeki ortak solunum - birleşik yapı / Geçer gövdelerimiz / Birinden Öbürüne

Nereye baksa / Orda görünüyordu / Orda daha görünüyordu nereye bakmasa 


Doğa oluşumundan kalmadır ses 
Bundan ötürü  
Birbirini çagırmasıdır bireylerin 



Kavak 
Maydanoz 
Sonra bitkilerin hepsi 
Yeraltı uzantılarıyla birlikte
Yıldız mıldız 
Bulut mulut 
Sessel messel 
Milyonlarca milyarlarca yazılı yapıtlar 
Milyonuncu milyarıncı insan gövdeleriyle birlikte 
.
Tespihböceği 
Kartal 
Sinek belki sivrisinek 
Hayvanların hepsi 
Ağızları açlıktan kanamış 
Bütün çağlardaki yüzlerimiz 
Birbirine karışık soyları 
Bütün gecmiçleriyle gelecekleriyle birlikte
.
Hadi kalk 
Nereye gideceğiz biliyor musun 
Kocaman bir toplantıya 
Kendimizi arayacağız 
Orada Kendimizden 

***
Sevenim ya ben 
Ne ki yüreğim 
Yeryüzü yuvarlağına da 
Evren yuvarlağına da 
Sığmamış

***
Bilinçaltım aydınlanıyor 
Kırmızı mavi sarı yeşil mor eflatun ah 
Yineleniyor içimde milyarlarca yıllık görüntülerim 
Açık seçik beliriyor hepsi 
Anımsıyorum yavaşça 
Dudaklarımın hemen üstündeki ışık damlası bile 
Dudaklarım bile duymadan 
Bu eskhi görüntü diyorum 
Çok önceleri ta oralarda 
Oynamıştım ben bunu  

***
Nice mutlu olsanız da dolduramaz 
İçinizdeki özel boşluğu 
Sayısız gürültüleri yeryüzünün 


Kataklysm - Goliath (2023)

 Arada kaldığım ve alışana kadar da mesai harcadığım bir albüm oldu bu. Bastırılmış ve durağan bir prodüksiyon engel olarak dipdikildi karşıma. Grup burada klasik melodik death kulvarında at koşturmuş. Daha önceki dinlediğim işlerinden farklı yani. Albüm kapağı zaten çok etkileyici, dinle beni diyor. Diyor da memnun kalır mısınız bilmem. Normal, bir şey katmadan bestelenmiş parçalar. Yapımda zorlandığımdan bahsetmiştim. Bazı dur kalk ve melodiler iyi. Ancak albümü asıl ayakta tutan bateri performansı. 

7,0-/10