Tam bir tatil kitabı. Sunay Akın'ın bol göndermeli meddahvari hikayelerine aşina olanlar için sadece ana konunun isminde işaret ettiği üzere hayal kahramanları ve çizgi roman karakterleri olduğunu söylemek kafidir. Yazarın eserlerini pek bilmeyenler için de 3-4 sayfalık bölümlerde eğlendirici ve aynı zamanda bilgilendirici öyküler anlattığını, bu öyküler içinde birbiriyle alakasız birden fazla tarihi olayın veya karakterin aralarındaki ilişkilerin tata ta diye abartılı bir son ile ifşa edildiğini söylesek bir şeylerin kapısını aralamış oluruz sanırım. Fakat bağlam içinde göndermelerin biraz zorlama kaçtığını ben şahsen düşünüyorum ve ileri seviye okuyucular için de basit kaçtığını. Yine de misal Tenten'in çizerinin mahlas ismini nasıl aldığı ve Nazi suçlamasıyla defalarca soruşturulduğu gibi bir çok bilgiyle donatılmak mümkün.
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Rush - Caress of Steel (1975)
Bu solistin sesine benzer bir çok vokalden eser dinlesem de Rush'ınkine ısınabildiğimi söyleyemeyeceğim. Bu üçüncü kaydın döneme ait bir nostaljik tad verdiğini de inkar edemeyeceğim. Coğrafyasında anlamı çok daha belirgin olsa gerek. Hard rock tınıları ile progresif besteler, özellikle epik Necromancer ile bluesy Led Zeppelin'e yakınlaşma. Bol sololar ile birlikte bu öğeler öne çıkıyor. Benim için dinlediğime pişman etmeyecek ama özellikle de kendini özletmeyecek bir çalışma olarak somutlaşmakta. Hitap-hatip olayı.
6,50/10
Kamasi Washington - The Epic (2015)
İsmi üzerinde destansı işbu yapıtla üst kademeye adım atan caz bestecisi ve saksafon çalgıcısı Kamasi arkadaş, çok iddalı bir işe öncülük etmiş. İmza atmış demiyorum çünkü kendi kabiliyetini sergilemek isteyen hırslı bir müzisyen kadrosu ile birlikte çalışmış. Besteler kendi olduğu için bu ayrıntılı düzenlemeler albüm kapağına kendi adını yazması için yeterli bir sebep yine de. Yaklaşık üç saatlik bu kayıt caz türünün alt akımlarında geniş ve yaygın bir çeşitlilik de gösteriyor. Yalnız modern dinleyicinin beğenilerine hitap eder şekilde gruuvi melodiler, sığ yaklaşımlar, ritimlerle hem kolay dinlenirlik hem de kolay anlaşırlık sergiliyor. Lakin besteler benzer bir formül takip ederek (genellersek) üstüste inşa yoluyla cırtlak ve avangard bir saksafon solosuna bağlanmakta. Markette istediğini aldıramayan şımarık velet çığlıkları gibi. İşte bu biraz zorluyor, albümü her daim dinlenir yapmıyor. Demem o ki caz müziğinde ipeksi dokunuşlar arayan dinlenmeci tayfa uzak dursa iyi olur. Yine de albüme hakim hava öyle olmasa da öylesi de var. İlk dediğim yere bağlanıyoruz: çeşitlilik. Korolarla spiritüelliğin, sololarla post-bopun, vokalle standartların, keyboard ile funkın geniş yelpazesi içinde hareket ediliyor. Politik ve tarihsel ve güncel kültür göndermeleri parça isimlerinde ve samplelarda içerilmiş.
8,0/10
26 Temmuz 2026 Pazar
Skunk Anansie - Paranoid & Sunburnt (1995)
Şu 2 haftalık şehir dışı tatilinde pek bi çok konser kaçırdım, en başta da Savatage'a üzüldüm. Allah nasip ederse, işleri yerine koyabilirsem, ihmal edilen ve değeri bilinmeyen bu grubun konserine katılmayı düşünüyorum. Bir zamanlar keskin versiyonlarının bile radyolarda sürekli çalınma imkanı bulan rock müziğinin hal ve duruş ve hatta sound itibariyle punk'a (eh biraz da funk) yakınsanan üyesi ile o kadim zamanlarda tanışmıştım. İçinde çok sayıda hit barındıran ikinci albümleri Stoosh'un orijinal kasedi bile vardı elimde. Bu selamünaleyküm albümü de başta Weak olmak üzere Selling Jesus ve Charity gibi güçlü melodiler barındırıyor. Sözler ise eleştirel ve tam da yakıştığı, olması gerektiği gibi. Enerjisi ise süper. Rage Against'i andırmıyor mu birazından? Parçaların bir kısmı ise bu büyük parçaların gölgesinde kaldığı bir gerçek. Gidebilirsem eğer eğleneceğimi düşünüyorum.
8,0-/10
11 Temmuz 2026 Cumartesi
Onat Kutlar - İshak
Gökyüzünde bulut gibi bir şarkı dolaşıyordu
Tek bir kitap ile 1950'li yıllarda Türk öykücülüğüne damga vuran ve trajik bir şekilde terör saldırısıyla hayatını kaybetmiş, sinema ile daha çok hemhal bir yazardır Onat Kutlar. Dili şiirsel betimlemelerle yüklüdür, kurguda gerçekçiliğin sınırları zorlanıyor, dokundukça dağılıp yeniden belirlenen kediler, sağır bir hava, ölümün için oyduğu Yusuf'un okudukça kendi içine katlanması sayfalarda yerini buluyor. Tuhaf ve absürt olaylar ile hikayeler örülüyor. En çok da çocuklar bakıyor kendi duygusuzluklarıyla olup bitene.
Enslaved - Below the Lights (2003)
Grubun en sevilen çalışmalarından biri ve hiç de haksız bir yakıştırma değil. Farklı katmanlarla tutarlı bir bütünü inşa edebilmelerinin güzel bir örneği. Bir kere açılışı bile bir heybet, bir güç yayıyor. En azından ben bir ürperiyorum, kendimi küçülmüş hissediyorum. Pastanın keki biraz postlaşmış black metal, üzerine saykedelik 70'ler çeşnisi, bir arada tutan harç olarak progresif metal ve ununda viking metal. Grup başlı başına bir isim de Opeth, Borknagar gibi diğer gruplar da geliyor aklıma dinlerken. İşin enteresan yanı çok da kolay ısındım ve alıştım albüme, bir dinleme yetti. Üstelik nadiren olan bir şey oldu: heyecanlandım. Sanırım benim için de grubun en iyisi...
8,50-/10
10 Temmuz 2026 Cuma
Çilekeş - Katil Dans (2008)
Nu-metal etkili alternatif rock grubumuz bu ikinci albümde çıkıştaki gibi sarsıcı bir etkide bulunamasa da şimdi geriye baktığımızda çok ilginç bir albüme imza attıkları görülebiliyor. Evet, tek cepheli düz atak gaz tavır biraz eksik kalmış. Lakin parçalar için hani neredeyse progresif desek yeridir, düzenlemeler özellikle. Bu da dönemine göre kaydı özel kılıyor. Değeri belki de üzerinden vakit geçince daha anlaşılır hale gelmiş. Bir noktaya kadar tabi, bir başyapıttan bahsetmiyoruz. Güzel tarafları Katil Dans'ın nakaratı, Hit Dalaşı'nın hiddeti, Sinir'deki vokal harmoni, Bir Ses Yap'ın çığlığı ve tabi ki son parçanın Şebnem Ferah'ı. Zamanında yüzüne bakmadığım bir kayıt olduğunu da itiraf ediyorum. Grubun reyunion konserindeki berbat yönetişimine de pes, bir şey söylemek istemiyorum.
7,0/10
9 Temmuz 2026 Perşembe
Fela Kuti and Afrika 70 - Zombie (1977)
Nijerya'nın afro funk kralı Fela Kuti ve orkestrasının bu albümü görece geç bir vakte ait. Yine süresi çok kısa ve ilginçtir, albüme ismini veren şarkı dışındaki diğer iki parça farklı sürümlerde değişiyor. Benim dinlediğimde Mister Follow Follow numara 2 ve numara 3 de Mistake'in canlı kaydı ki öyle bir şarkı ki sahneyi çalıyor desek doğrudur. Çok arada kaldığım bir albüm oldu bu, bazı kusurlar yüzünden. Misal 2 numaralı parçanın girişi bayağı bir süre sönük kalıyor. Zombie de inişli çıkışlı ama genelde iyi. Güzel bir özelliği de albümün, dinledikçe sıkmaması, düşündürücü ve eğlendirici bir cereyanı dinleyene geçiriyor.
7,75+/10
Stefan Zweig - Merhamet
Sabırsız Yürek adıyla da bilinen tek Zweig romanıdır. Okuduğum çeviri yetmişli yıllardan kalma, elimde kapağı dağılan sayfaları, sapsarı Altın Kalem yayınlarına ait. Yanisi bayıldım baskısına. Tercüme de hiç fena değil. Can yayınları baskısı ise başlangıcında ek bir bölüm içeriyor. Sebebini hiç anlamadım. İçinden en az iki-üç yerli dizi çıkaracak drama sunuyor roman. Misal bir Osmanlı subayı bir kızın peşine paşa konağına misafir olur. Paşa'nın yeğenine kur yaparken, paşanın felçli kızı ona aşık olur. Çocuk aşkı mı tercih eder, parayı mı? Belki de çekilmiştir, o bir kadar uzağım ki tv'den. Diğeri de işi gücü dalavere olan bir ak-yatırımcı, dolandırıp üzerine ucuza geçirmeye çalıştığı tarihi bir evin saf ve temiz ev sahibesinden etkilenir ve kötü yanını kadıncağızdan gizlemeye çalışarak düzgün biri olmaya çalışır. Evlilik yoluna adım atarlar. Lakin geçmişi peşini bırakmaz. Gibi, gibi... Bu eser de Avusturyalı genç bir subayın aynı anlattığım gibi bir zengin fabrikatörün evinde sürekli misafir olmasını konu alıyor. Çocuk alıktır ve felçli kızın kendine aşkının çok geç farkına varır. Kızın yaşama sebebi olmuştur. Halbuki o kıza merhametle arkadaşlık etmektedir. Babası, doktoru onu manipüle eder durur. Askerlik şerefi, arkadaşları ise tersten etki eden diğer unsurlar. Adamcağızın psikolojisi darman da duman. Nasıl sonuçlanacağını ancak okuyarak öğreneceksiniz.
8 Temmuz 2026 Çarşamba
Richard G. Hovannisian (ed) - Tarihi Kentler ve Ermeniler: İzmir
İzmir'in kurtuluşu ve o meşum yangın sonrası canlarını Rumlarla birlikte kurtarmaya çalışan ama genelde unutulan bir Ermeni azınlık da bulunuyormuş. Tarihi Kentler ve Ermeniler serisindeki bu cilde konu şehir tarihsel olarak bir Ermeni kenti de sayılmaz. Özellikle ticari bir kavşakta bulunup batıyla bağlantısı sebebiyle zenginleşen ve batı kültürünü özümsemeye başlamış bir tüccar sınıfının da parçası olmuşlar. Kitap içindeki makaleler de kronoloji ve demografiye konu alanlara ek olarak dilsel, kültürel ve iktisadi bir bir yapıya kadar çeşitlilik gösteriyor. Farklı olarak ise Hemingway ile Henry Miller'in İzmir izlenimlerinin karşılaştırıldığı makale örnek verilebilir. İzmir'den Arjantin'e yaşadıkları travmaların üzerine kimliklerini koruyup yeniden hayat kurabilen bir ısrar ve bir direniş hattı da diğer gözlenebilen bir olgu.
6 Temmuz 2026 Pazartesi
Siege of Avalon: Anthology - BioShock 2 - The Crow's Eye - Berserk Boy
İzometrik yani mini mini adamlı rol yapma bilgisayar oyunları konusunda bilgim var zannederken hem de Baldur's Gate'den de sonraları 2000 tarihinde Avalon Kuşatması namlı bu oyunu çıkardıklarını yepisyeni öğreniyorum. Baştan söyleyeyim hardkor yani sadık yani tutkulu RPG oyuncuları keyif alacaktır. Bulamaç gibi ekran rengine, savaş esnasında ve parti grubunun kontrol zorluğuna rağmen. Çünkü ruhu var. Oynanış da o günlerde olduğu gibi bugüne göre oldukça basit ve hatta ilkel. Ruhu var dedik, goblin gibi bir ırkın kuşattığı devasa bir kalede görevden göreve koşuyor, ihanet şebekelerini ortaya çıkarıyoruz. Daha ne olsun? Ne olmaması gerektiğini söyleyeyim. Oyunu başlatırken tüm bilgisayarı donduracak hata. % 50 oranında bu hata bir süre sonra beni bezdirdi. Görevlerin de yarısını yerine getirmişken bırakmak zorunda kaldım.
Berserk Boy güzel ve konulu bir bilimkurgu platform oyununa benziyor. 5 dakikadan fazla oynayamadım, bilgisayarın kontrollerini bozduğundan. Vardır bir çözümü de, çözmekle uğraşmak bile çok yorucu artıkın. Platform oyunlarında becerim çok düşük olsa da içimden bir ses bunu bir saat felan (anca) oynayacaksın demişti halbuki. Hani o bile olmadı, üzüntülere gark oldum.
BioShock'un ikinci oyunu ilkine göre oynanış konusunda ortaya güzel farklar koymuş. Hikaye, düş gücü ve atmosfer ilk oyunda yoğundu ama aksiyon tarafı zayıftı. Devamında ise büyük zırhı içinde bigdaddy ucubesi olup bizden alınan bir kızı bulmaya ve zengin sınıfın ağzına etmeye gayretindeyiz. Kısacası metne çok dikkat etmedim, aksiyon hemi de mızraklar da gelmiş, tarafı daha cezbetti. FPS dediğin de biraz böyle olmalı. Diğer yandan tüm serinin görselini karikatürize buluyorum. Hep bir gayriciddi gerçeklik karşıtı deneyimi üzerimden atamıyorum. Biraz da plasmide yüklenince oyun hayli kolaylaşıyor, pataküte ilerliyorsunuz vallahi. Eh, 20 saatte max bitirivermişsiniz.
The Crow's Eye ufak, bağımsız ve üç boyutlu bir bulmaca oyunu. En sevmediğim loş bir terkedilmiş akıl hastanesinde kaybolan insanların peşindeyiz ama biz de takılı kalmamış mıyız neyiz. Dolayısıyla biraz korku gerilim de var. Mistik bir şeyler de köşe başında da sabretmeniz lazım. Elimizde çakmağımız odadan odaya geçme yolları buluyoruz. Çok da zor değil bulmacalar ama usandırıcı. Çok da korkucu değilimdir, filmleri de pek sevmem zati. Sınırlı eşya ile iletişim, biraz amatörlük felan. Çok sevenlere gelsin.
Berserk Boy güzel ve konulu bir bilimkurgu platform oyununa benziyor. 5 dakikadan fazla oynayamadım, bilgisayarın kontrollerini bozduğundan. Vardır bir çözümü de, çözmekle uğraşmak bile çok yorucu artıkın. Platform oyunlarında becerim çok düşük olsa da içimden bir ses bunu bir saat felan (anca) oynayacaksın demişti halbuki. Hani o bile olmadı, üzüntülere gark oldum.
5 Temmuz 2026 Pazar
Satyricon - Now, Diabolical (2006)
Volcano ile yaşadıkları değişimi o albümü daha önce dinlediğim için biliyorum. Hatta tekrar bir kulak vereceğim bu kayıt sonrası. Harmonik, heavy metal ve rock ritimleri, slogan atan bir vokal, buna rağmen hijyenik bir prodüksiyon. İlk dinlendiğimde garipsemiştim ki öncesinde bile Satyricon benim için özel bir grup değildi. Bu albümden de bir kaç parça dinleyim grubun defterini kapamıştım. Albüme adını veren parça, K.I.N.G., Delirium gibi gaz veren güzel dakikalar gönlümüzü hoş ediyor. Ama aynı formüller ve sığ düzlem neticesinde gidecek yerimiz oldukça kısıtlı.
6,75+/10
3 Temmuz 2026 Cuma
R.A.P. Ferreira - Purple Moonlight Pages (2020)
Çok temiz bir İngilizce ile okumuyor mu? Öyle olsa da değişik farklı samplelar ve etkilenimler ile dolu bu sofistike rap örneğinde söylem tekniği biraz konuşmaya fazla yakın. Şiir okumasına denk geldiği bile söylenebilir bazı anlarda. Ben daha hareketli ve eğlenceli şeyler seviyorum hiphop faaliyetinde. Bu kadar progresif imzaya bu tür içinde pek de alışıklısı değilim. Çok dinledim, hoşlanacak kısa anlar buldum, ve bazı göndermeleri sanırım anladım. Ama bana, hayatıma düşen gölgesi kısa oldu.
6,25+/10
1 Temmuz 2026 Çarşamba
The Pineapple Thief - 10 Stories Down (2005)
Kendi seslerini bulduklarını söylediğim bir önceki albümdeki çizgiyi devam ettiriyorlar. Naif, yumuşak, hoş bir terennüm. Bazen Muse gibi çılgınlıklara bulaşmıyor da değiller hani. Heybemdeki bol bonuslu versiyonu dinlemek ise biraz yordu. Zira bestecilik birbirine benziyor. İsimleri farklı, dalga boyları aynı parçaları ardı ardına duymak usandırıveriyor gari. Aslında hacmi 2,5 katına çıkaran bu ekstra parçaları çok idrak edemedim. 8 Days isimli EP'yi eklemişler gibi sanki. Grup enstrümantal kısımlara bolca yererek nefes alan bir kayda imza atıyordu. Burada şarkı söyleme oranı fazlalaşmış. Sound olarak da ara ara nostaljik bir lezzet duyuluyor doksanlar ve 2000ler başına özgü. Hatta şarkılardan bir kaçının bu minvalde gayet sağlam olduğu bilem söylenebilir. Eskimemiş bu havayı bir kez daha teneffüs etmek imkanı bulmak mümkün.
6,75/10
29 Haziran 2026 Pazartesi
Jose Saramago - İsa'ya Göre İncil
Jose Saramago'yu ülkesinden sürgün eden yapıtıdır. Sonu belki aceleye getirilmese en iyi romanı da olabilirdi. Hazreti İsa'nın insan olarak ölümüne kadar olan hayatını mucizeleri ile birlikte kendince yorumlamış, yazar. Ne yaparsa yapsın, ne kadar direnirse dirensin Tanrı'nın ve ekürisi Şeytan'ın da dahili olduğu planlarında piyon olmanın ötesine geçemiyor, peygamber. Eleştirel ve sarkastik tutum tabi yobazların dikkatini hemen çekiyor. Dokuz yaşında kız çocuklarını satarlar, sesleri çıkmaz. Yurtlarda erkek çocuklarına tecavüz ederler, sus pus olurlar. Kasabalarda kız çocuklarına onlarca kişi iğfal eder, saklamaya çalışırlar. Ama kitap görünce kırmızı görmüş ineğe dönerler. Portekiz'in yobazlarından bahsediyorum canım... Noktalama işaretlerinden imtina ettiği zor tarzına rağmen hem sürükleyici hem de duyguları harekete geçiren böyle insani bir öykü ancak Saramago gibi ustaların kaleminden çıkar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)