7,0/10
8 Eylül 2026 Salı
Tankard - Chemical Invasion (1987)
Yine delişmen bir kapakla karşı karşıyayız. Demiştim ki böyle sarhoş sarhoş yaya yaya söylenen gevşek Alman taverna şarkıları bekliyorsanız yanılırsınız. Lanse edildiği kadar mizahi bir eğlence sunduğu felan yok. Var da o kadar yok, babam abartmayalım. Sıkı ve hızlı ritimler, amansız bir tempo, sımsıkı besteler duyduğumuz. O besteler ki kabul edelim biraz yavan. Punkımsı nakaratlar ve enerjisi sevilir kılıyor albümü. Yoruldum ama biraz bu tarz dinlemekten.
Gülten Akın - Toplu Şiirler II
İkinci cilt 1998 senesine kadar süren yapıtları karşılıyor. Bu tarihten itibaren de yazmaya devam etmiş aslında şair. Burada bırakmamak lazım diğer bir deyişle. Bu derleme ise Abidin Dino'nun desenleri ile zenginleştirilmiş 1979 tarihli Seyran Destanı ile açılıyor. Ankara'ya edilen büyük göçün, gecekonduların hikayesidir anlatılan. Folklorik şiirin en başarılı örneklerine ev sahipliği yapmaktadır. Savaşlardan yoksulluğa Anadolu halkının kadim yolculuğunun dile gelmiş halidir, anlata durur eski zamanları.
Beye dönüşüyor eski eşkıyalar
Serseran serçevan
***Serseran serçevan
O gün bu gündür
Nemrutlar Ateşe ve kana sığınırlar
Ve ilk ihaneti ordan
Ateşten ve kandan görürler
Çevrilir yalımlar ve namlular
Kendi akrep bedenlerine
Nemrutlar Ateşe ve kana sığınırlar
Ve ilk ihaneti ordan
Ateşten ve kandan görürler
Çevrilir yalımlar ve namlular
Kendi akrep bedenlerine
Halk dirilir
***
İlk 1983 yılında basılan İlahiler isimli eseri dini biçemin içeriğini değiştirmesi ve toplumsalla birleştirmesiyle tanınıyor. Oğlunun hapsiyle birlikte bir annenin acıları dile geliyor.
Darıdan ufağım da
Dünya sığar içime
Dünyalara sığamam
Sığamam oğul
Dünya sığar içime
Dünyalara sığamam
Sığamam oğul
***
Onların
Çimen bitmez bastıkları yerde
Sevgi buruşur
42 Günün Şiirleri ise açlık grevinin aileler üzerinde etkisini serimleyen şiirlerden ve öykümsü düz yazılardan meydana getirilmiş. Aileler, görüş günleri, çığlıklar ve ölümler...
1991 senesi Sevda Kalıcıdır kitabının zamanıdır. Anlaşılıyor ki şiir şairini çağırmış verdiği aradan sonra. Yaşlanmanın, yalnızlığın izleri sinen şiirlerde bireysel ve modern anlatım kendini belli etmeye başlamış. Ayrıca öfkenin damarı da atmaktadır mısralarda.
Sor bana sor bana sor / Geceyi bilene sor
Sor bana sor bana sor / Geceyi bilene sor
Söndüre söndüre
Dal bedenlerinizi öldüre öldüre
Besleniyorlar
Tükenmiş çareleri
Oysa
Akan bir ırmağı kim durdurabilir
Dağlara yürüdük şiirle türküyle
Bir olduk
Terzinin hasıydı bizi teyelleyen
Terzinin hasıydı bizi teyelleyen
Tirşe denizlerden kurşun dağlara
Geçmiş gecelerden gelecek güne
Sonra İşte Yaşlandım 1995 yılını taşımakta. Farklılık olarak birkaç mısradan oluşan kısa şiirler diğer şiirlerin arasına serpilmiş. Yorgunluk, anılar, iç muhasebe gibi olgular öne çıkıyor.
KISA ŞİİR / bir
Bir roman kadar uzun bu tümce,
-Sonra işte yaşlandım.
KISA ŞİİR / iki
Hızlı öpüşlerle lekelenir ten
uzun kalır usul öpüşlerin anılan
Derlemenin son kitabı 1998 tarihini taşıyan Sessiz Arka Bahçeler. Önceki eserinde çizgi doğrultusunda ilerliyor şiirler.
balıma dadanan bu çağı sevmedim
7 Eylül 2026 Pazartesi
Cindy Lee - Diamond Jubilee (2024)
Cindy Lee grubun ismi mi şarkıcının ismi mi? Erkek ve kadın sesiyle söyleyen ve kadın kıyafeti giyen şov mu yapıyor, bir projenin parçası mı yoksa bu arkadaş trans kimliğe mi sahip? Çok bilinmeyenli denklem. Bu çift sidiğlik kaydıyla çok bir beğeniye ulaşmış, ama grup indie bir grup, anaakım değil ulaştığı mertebe. Diğer ilginç bir şey ben bu kaydı pop diye dinlemeye başladım, internette öyle sınıflandırmış Allahın belaları, enstrümantasyon cazır cazır gitar temelli olmasına rağmen. Benim kitabımda bu indie rock. Her ne kadar Lana Del Rey ile popülerleşen nostaljik filtresi altında ağır ağır 60-70'ler countrymsi pop rock performans sergileyen vokal başat olsa da. Yani demem o ki bizim kültüre bayağı yabancı bir şeyler dönüyor. Lakin özellikle düzenlemelerde parıldayan bir dö la art hissiyatı belirgin, lezzet katıyor. İkinci sidide, daha deneysel bir tutum sergilenmesi de kulak dolduruyor.
7,25/10
3 Eylül 2026 Perşembe
Pink Floyd - Obscured by Clouds (1972)
Gruptan bir film müziği kaydı ama biraz da tam öyle değil. İşitsel olarak hemen sonraki alametifarika soundun habercisi de sayılır mı bilemedim. Besteler biraz düz biraz yarımsı. En sonda Budist mantrasına da benzer seslerle birlikte biraz da yamalı bohça misali. Ama tekniği boşveriyoruz, kalbe bakıyoruz. İyi hissettiriyor bu zor günlerde. Bu zaman başka bir şey eklemeye gerek var mı kine?
7,25/10
2 Eylül 2026 Çarşamba
Folkdove - Folkdove (1975)
Benim aklım kaydın kapağında kaldı. Çocukken hayal gücüm o kadar genişti ki yatağım daha doğrusu vitrinli bir yatak, beni uzak diyarlara, gezegenlere götüren gerçek bir araca dönüşüveriyordu her gece. Batı Avrupa halk musikisi, biraz denge sorunu var kaydın. İngiliz, Alman ve Fransız türküleri bir yanda, orta çağ melodileri diğer yanda. Tek atımlık bir Fransa grubu olsa da İngiliz soundu ağırlıklı. Şarkıların kalitesi de değişken, hiç sevmediğim bir iki melodi de içlerinde bulunuyor. Amma ortaçağ enstrümanları ile çalınan otantik fragmanlar her daim çekicidir. Sonuç olarak verdiği keyfe göre değerlendirmek lazzım.
7,25/10
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Rotting Christ - Pro Xristou (2024)
Heretics isimli vasat kayıttan sonra eski çizgisine sadık bir geri dönüş 2024 yılı itibariyle. Yine de çok olumlu tepkiler almadılar zira döndükleri çizgi onyıllardır yaptıkları aynı şey. Olsun, biz bu halleriyle de seviyoruz. Black ve gotik namına neyimiz var. İlk kez aşırı doygun prodüksiyon da hoşuma gitti. Epik, orta tempo, epik, senfonik ve epik şarkılar bunlar. Hala da mal gibi heyecanlandığım anlar yok değil, var. O yüzden böyle sonbahara yaraşır bir konserleri olsa da gitsek.
7,50+/10
28 Ağustos 2026 Cuma
Asunta - Landscapes (1996)
Atsiklet süren uzaylı kraliyet alayından bir parça nakşedilmiş kaset kapağına. Müzikal anlamda da Polonyalılar (Lehlehlehler) her zaman şaşırtıcı işler sergilemekte mahirler. Kıyametin ülkemizde de, dünyada da ufaktan yaşandığı bu günlere dark jazz hatta burada etno dark jazz eşlik edecekse oh ne ala. Ambiyans ve biraz da dronesq bir ses duvarı üzerine duraksız klarnet solosu. Diye bir cümlede izah edebiliriz. Alttan alttan Slavik etkiler de var gibi. 1 saati aşan hayli de uzun süresinde parçaların ki adları da numaradan ibaret sadece, ayırt edilemez şekilde birbirine benzemesi albümün zayıf tarafı. Aslında albüm birbirine yakın farklı dallara da dokunuyor, new age misal. Değişik bir şey, keşke yarıya düşseydi anlamı katlanırdı.
7,0+/10
27 Ağustos 2026 Perşembe
The Offspring - Ixnay on the Hombre (1997)
Smash gibi belki de fazlasıyla ciddi aldığım kalbimde özel bir yer edinmiş bir albümün devamında herhangi bir kaydın onun yerini alabileceğini düşünememiştim bile ve dinlemeye hiç teşebbüs etmemiştim. Albümün çıkış parçaları All I Want yada Gone Away gibi ağır toplar bile sound açısından bir tekrar gibiydi. Bir de sonradan pretty fly gibi saçma sapan hicvi bir şarkıya bağlanacak tarzın başlangıç emareleri de yok değil. Yani mutlu bir hava mı desek yer yer özellikle ikinci yarıda, hiç yakışmamış. Gene de dinledikçe bir güzelleştiğini söylemek mümkün. Eski günler düşmüyor mu akla bir de... Leave It Behind gitar tonu şukelalala...
7,75--/10
25 Ağustos 2026 Salı
Tankard - Zombie Attack (1986)
Gayriciddi bir thrash kaydı denince bunun çalgıları çalmaya, söyleyişe ve bestelere de yansıyacağını düşünebilirsiniz, düşündüm. No no no, pek bir ritmik, temposu dörtnal ve icra çalışlar sıpsıkı.Herhal şakalaşmalar sözlerde saklı olsa gerenk. Tarz itibariyle Motörheadimsi, Metallica'nın ilk albümündeki gibim bir duruş bir tavır sergiledikleri de göz önünde bulundurulmalı. Bir de yeniden efendilendirilmiş bir kayıt mıdır dinlediğim bilmem ama çok berrak pek güzel sesler. Albüm kapağındaki resim de oldukça kült diyebiliriz. Sorun ise bestelerin hep aynı formülü izlemesinden kaynaklı.
7,25/10
23 Ağustos 2026 Pazar
Sarcófago - Rotting (1989)
Black thrash atağı daha temiz bir sound ile ve daha derli toplu akılda fikirde birlik halinde devam ediyor. Vokal en azından eski seviyesindeki kadar itici değil. Tarz benzer, burada da doomy diyebileceğimiz ağır tempolu şarkılar bulunuyor. Bazen iyi, bazen vasat. Aslında thrash üst başlığı atlında çok fazla alt türlere dokunuyorlar, bu da dağınıklık yaratıyor. Zorlasalar da bağlamdan kopmadıklarını duyabiliyoruz. Her şeyi kıyasla daha iyi dedik ama ilk albümün sarsıcı bir şok etkisi, yaramaz, elle ttutulamaz asi isyankar bir tarafı vardı. Burada tam da işte o azalmış.
7,0/10
22 Ağustos 2026 Cumartesi
Rage - Unity (2002)
Ama hocam, ben Rage'e çalıştıydım, Exumer hani sınavda yoktu? Müfredatta yok yani, hiç yok. Neyse diyelim, Rage senfoni ile haşır neşir olduğu sallantılı dönemi bu albüm ve arkasından Soundchaser ile somutlanan bir yükselişle kapatıyor. Therion benzeri pek de beğenilen bir şarkı ile senfoniden kopmadıklarını belli ediyorlar. İşlenmemiş ham, amatör, sert bir tarza geri döndükleri de yok. Hala neredeyse pop-metal diyeceğimiz pelesenk melodilere imza atıyorlar. Sadece daha derli toplular, prodüksiyonları ve düzenlemeleri kaliteli. Benim kulakcağızıma ise biraz fazla steril ve temiz geldi. Amatörce kabasabasakallığı tercih ederim doğrusu.
7,50+/10
Kaç Canım Kalmış - x3 (2014)
İndie rock furyasında adı daha çok sanal dünyada kalakalan grubun ya da çoğu zaman gerçek kişi müzisyenin ilk çalışması, hayatın sıradanlığından beslenen gözlemleri ve yaşanmışlıkları eğlenceli (kara mizahi desek) bir dille samimiyetle aktardığı bestelere ev sahipliği yapıyor. Çalgı çengi olarak da yalın ve sade bir kayıt ile karşı karşıyayız. Sound olarak da kimi zaman beynimizin içini yansıtır şekilde bir deli saçması karnaval tınıları duyuyoruz. Ben şahsen biraz daha demir leblebi bir ses duymayı tercih ederdim. Grup istikrarını sağlayamamış, 2018'deki albümünden sonraki uzun süren sessizliğini geçen seneden itibaren yine dijital mecralarda bozmaya başlamışlar.
Sizin adınıza da ben utanacak değilim, azcık da siz utanın, ne bileyim
6,75/10
20 Ağustos 2026 Perşembe
Genesis - Nursery Cryme (1971)
Çok iyi açılıyor bu albüm, duygusal yönü ağır basıyor. İngiliz folklorü hala hissediliyor ve lakin artık progresif denizlerde daha emin yüzüyorlar. Vokal performansı çatapat. Bu albümle davulun başına Phil Collins geçiyor. Bazı bazı mikrofonda da. Flütten de vazgeçemiyorlar. Harmoni tarafı zengin. Tempo çeşitlilik gösteriyor. O dönem prog rock çalışmalarının şahsen abartıldığını düşünmekle beraber bu kayıt daha anlaşılır ve keyif alınır bir profil çiziyor.
7,50++/10
18 Ağustos 2026 Salı
J.S. Bach - French Suites, BWV 812-817; Overture in French Style, BWV 831 (Glenn Gould, 1995)
Bach dinlerken keyifle dinlediğim ama bir türlü içine girip terennüm edemediğim bir besteci. Gould ise org yerine modern piyanoya uyarlayarak Bach'ı yorumlamış ve bununla ünlenmiş diğer bir devasa isim. Doğal olarak müzisyenliği sorgulanamayan birisi. Bize de uslu uslu dinlemek düşüyor görev olarak. Usul usul giden bir nehri izler gibi.
7,50/10
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Italo Calvino - İkiye Bölünen Vikont
Türklerle savaşırken bir top güllesi yarası ile sağ ve sol olmak üzere ikiye ayrılan ve kişiliği de tam zıt olarak kötü ve iyi karakterlere bölünen bir asilzadenin hikayesi nasıl oluyor da çocuklara hitap edebiliyor, çocuklara yönelik bir kitap evinden basılabiliyor? Hem de onca cinayet ve teşebbüs içerirken, bilemedim. Yazar sırf eğlence amaçlı yazdığını belirtmiş. Her ne kadar masalsı bir atmosferde bir çocuğun bakış açısına uygun olsa da dağınık ve biraz da amaçsız (iyilik ve kötülük gibi bir kavram eğlenceye düşkün gayriahlaki cüzzamlı topluluğu ve tam tersine aşırı ahlakçı ama düsturunu kaybetmiş Kalvinci cemaat üzerinden tartışılmakla beraber) anlatım yazarın erken dönemine işaret ediyor. İlgili baskıda çocuk çizimlerine benzeyen ilüstrasyonlar yer almakta. Bir Varolmayan Şövalye değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)