31 Mayıs 2026 Pazar
Yaşar Kemal - Ağrıdağı Efsanesi
İBB Şehir Tiyatrosu'nda bu romanın birebir aynısı sahneleniyor bugünlerde ve bu oyun hayli olumlu tepkiler aldı. Tam tersine birlikte izlediklerim oyunun yarısında salonu terk etti, ben de başladığım işi bitiririm düsturuyla ya sabırlar eşliğinde sonunu getirdim. Folklör, halk kültürü, destan vessair. Beyin atına çökmeyi hadi geleneğe bağlayalım da "Ahmet atına binip, yarenlerini yarıma alıp İran toprağına
talana gidiyor, maldan mal, koyundan koyun, attan at sürüp
getiriyordu Ağrıdağına" cümlesini ne yapacağız? Atı teslim etmeme, yani gelenekler uğruna Osmanlı paşasına direniş paşanın kızına olan aşkıyla kesişiyor. Fakat kızın, Ahmet sağ kalsın diye ona aşık zindanbaşına bir tutam saçını vermesi her şeyin sonu oluyor. Da hücrede nikahsız birlikte olmuşlardı? Hangi gelenek, görenek, töre diyorduk? Bence feodalite. Elbette bir eser derin, kompleks karakter ve kurguları serimleyebilir, pek çok kez gri ve hatta kapkara rolleri ve maceraları okuruz. Lakin biliyoruz ki Yaşar Kemal bir taraf, eserleri de eğlence amaçlı yazılmış değil. Günümüzün dünyasında bu tarz bir eser geçmişte kalmalı, şahsi fikrim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder