Sadece sahaflarda bulabileceğiniz ciltli özel baskı fiyatını hakediyor. En azından ben aldığımda öyleydi.
İLHAN BERK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İLHAN BERK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2023 Çarşamba
İlhan Berk - Pera
Pera yani Beyoğlu, Galata'nın az biraz üstü, İstiklal Caddesi yani eski Cadde-i Kebir'in sağlı sollu sokakları. Eskiden Taksimci derdim kendime. Bakırköy yakındı, yakındı da sıkıcıydı. Kadıköy ise bir o kadar uzak. Saatlerce yürürdüm sokaklarında. Türkü cafelerden metal barlara, Atatürk kitaplığından Yüksekkaldırım'a doyasıya dolaşmışım. Karların kapattığı bir gecede mahsur kalmıştım. Sonra bozuldu da bozuldu, diğer bir deyişle iki kere bozuldu, üç kere bozuldu. İlhan Berk'in kaleme aldığı diğer benzer eseri Galata'ya nazaran daha poetik yazılar sergileyen bu kitabı da okuduktan sonra tekrar o yolları aşındırmaya heveslendim geçen hafta. AKM'den aşağıya yeni açılan sergi salonları ile biraz biraz umutlandım. Kalabalıktı da her biri, gençlerle doluydu. Yine umutlandım.
30 Eylül 2023 Cumartesi
İlhan Berk - Galata
İkinci Yeni akımının önde gelen isimlerinden İlhan Berk'in Beyoğlu sokaklarından ilhamla kaleme aldığı düz yazı iki eserden birisi Galata. Matrakçı Masuh'un minyatüründen yola çıkarak Galata'yı sokak sokak arşınlıyor. 1500 nüsha basılan numara düşülmüş bu büyük boy özel baskıyı sahaflar dışında bulmanın imkanı yok. Eserde şiirselliğin yoğunluğu fazla değil, tarihsel bir parantez, büyükçe bir parantez görevini üstlenmekte. Şairin elinden çıkma çizimler, Galata'ya damga vurmuş tarihi karakterler, lokanta menüsü ve karikatürler, sokak sokak işlenen metinlere eşlik ediyor. Uzun süredir ayrı düştüğüm ve son zamanlarda tiksinmeye başladığım Beyoğlu'na bu okumadan sonra bir özlem doğdu içimde. Ama İstiklal Caddesi çevresini konu alan Pera isimli diğer koleksiyon eseri daha teşvik edici oldu.
4 Ağustos 2015 Salı
Tarık Özcan - Aykırı ve Şair: İlhan Berk
Türk şiirinin aykırı isimlerinden İlhan Berk'e adanan bu kitabın yazılış gayesini anladığımdan emin değilim. Yazarı ilk bölümlerde objektif olabilmek, davranabilmek için çaba sarfetse de sonraları hele hele tematik olarak erotizm ve siyasal boyutun işlendiği bölümlerde kendini tutamıyor. Şairin ne sapıklığı kalıyor ne dinsizliği. Marksist görüşlere sahip ya da Tanrıya inanmayan gibi sıfatları defaatle okuma sonrası artık okuyucuyu ne tür afakanlar basar, bilemiyorum. Yargılamak bir şey ki şiirleri çözümlerken hemen her şeyi çocuklukta yaşananlara ya da cinsel açlığa indirgeme hastalığı da pek saba kaba a canım, ama şu sözlerle alaya almak kabul edilemez, kendini küçültür: ölümsüz bir dilin arayışında olan şair, bunu bugüne kadar bulamamış olacak ki halen arayışını devam ettirmektedir. Halbuki zengin kaynakçası ve referansları ile akademik alanda da isim yapmış kitabın yazarı, çoğu kez mühim noktalara da parmak basıyor. Mitolojik unsurların sığlığı, esinlenmelerin fazlalığı gibi. Ama zaten her zaman gelişimin değişimin parçası olmaya çalışan bir ismi, anlamı ikinci plana atan bir şairi bu noktalarda eleştirmenin ne gibi bir mantığı olabilir? Evet, bence de Hayko Çepkin'in bir gözü bir garip ve çok marjinal görünüyor. Üstelik çok gürültülü şarkı söylüyor, bir de nağmeler felan ıyyy. Bu ne kadar eleştiri şimdi? Neyse ilgimi alakamı uyandıracak güzel dizelere uyandırdı beni, sağolsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
