SIGH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SIGH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2023 Pazar

Sigh - Shiki (2022)

 

Sigh'ın oldukça beğeni gören bu son albümü bende aynı etkiyi uyandıramadı maalesef. Elbette grubun genel kalitesi eksik kalmıyor. Şahsen ben biraz uslu buldum Shiki'yi. Eski çılgınlıktan eser yok sanki. Yaratıcı fikirler olarak eser miktarda eşelerseniz bulabilirsiniz tabi. Artık sözler de ful Japonca. Japoncanın konuşma ritmi vokal icrasına yansıyor. Arada yerel enstrümanları da duymak mümkün. Ezgiler ise çok göze batırılmadan müziğe yedirilmiş, etki daha çok teknik altyapıda kordlarda, ölçütlerde vessair bu yüzden ana unsur folkdur diyemeyiz. Avangard bile değil progresif metal diye nitelendiriyorum o yüzden. Dramatik ve melodik icra ki bir parça bayağı ağlamaklıydı fazlasıyla yoğun. Herhalde Japon adalarının atmosferini bir alamayan benim.

7,25/10

9 Mayıs 2023 Salı

Sigh - Scenes From Hell (2010)

Black metal dinleme ihtiyacım için kötü bir seçim oldu bu 8. sıradaki Sigh albümü. Zira avantgarde metal kulvarında görülüyor ki bayağı yol almış bulunmaktalar kendileri. Temposu yüksek, eğitimsiz kulaklara biraz belki de kakafonik ve gürültülü gelecek bir albüm bu. Sigh'ın garipliklerine aşina değiller besbelli ki. Bu agresif metalik müzikalliğe ise senfonik düzenlemeler ama marş tarzı , hatta absürtlüğe uzanan düzenlemeler eşlik ediyor. Trombon, trompet0 flüt gibi üflemeli çalgılar bol ve canlı orkestranın canlılığı fark yaratıyor. Ama daha garibi parçaların bazen yuğtup'daki fenomenal "death metal söyleyen Mary Poppins" parodi videosundaki şarkıya benzemesi. Şansını zorladığı için en beğenilen Sigh albümleri arasında yer almamakla birlikte bu çılgınlığı sevdim, grubun takipçisiyim. 

7,75/10

24 Mart 2021 Çarşamba

Sigh - Scorn Defeat (1993)

 Öncü metalin delişmen isimlerinden Sigh, 90'ların başında black metal ile (maceracı pek çok grubun müzikal hayatlarına black metal içinde adım atmaları tesadüf mü acaba) piyasaya merhaba derken emsallerinden farkını da ilk kayıt olmasına rağmen ortaya bariz şekilde koymuş. Dramatik ve teyatral yönden 80'lerin Mercyful Fate ve Venom gibi etkilenimleri hatırlatsa da tempo değişiklikleri, orkestral ve senfonik düzenlemeler, barok ve piyano ezgileri yapıtı İskandinav kardeşlerinden ayrı  bir yere taşıyor. Japonya'dan adlarını o zaman duyurabilmişler midir bilmiyorum ama bu albümün şu an itibariyle kült bir statüye kavuşmuş olduğunu söylemek mümkün. Bariz olan şey şu ki tür içinde progresif açıdan çağının en az 10 yıl ötesinde bir kayıt bu. Ama yerel yani egzotik Japon kültürün izlerini duyamamak, sözler haricinde, bir miktar hayal kırıklığı yaratıyor, bu sonik cümbüşe yakışırdı doğrusu. Senfonik ve teyatral tarafı baskın black metal'in büyük hayranı olduğum söylenemez. Ama hastası olduğum Victory of Dakini ya da Ready for the Final War gibi epik thrashy parçalar bu açığı kapatmaya yetiyor artıyor bilem.  

7,50/10

20 Ağustos 2019 Salı

Sigh - Heir to Despair (2018)

Japon folklorü, black metal, avangart, Iron Maiden, elektronika, progresif metal, epik, Jethro Tull, saykedeliya, hepsi bu albümde ve de üstelik birbiriyle hiç de çelişmeden uyum içinde. Zor iş ve Sigh bunun altından kalkıyor. Önceki albüm Graveward'a kıyasla sergiledikleri değişim olumlu yönde. Kaydın kapağı ayrı bir güzel.

8,25/10

10 Ekim 2015 Cumartesi

Sigh - Graveward (2015)

Daha kötü ne olabilir ki diye düşünmeyi bıraktığımız günlerden geçiyoruz. Biliyoruz ki iyi günlere gitmiyoruz uzun süredir. Allah ya da inandığınız insandan büyük ne güç varsa yardımcımız olsun. Dolayısıyla insanın hiç bir şey yapmak gelmiyor içinden. Tam da istedikleri gibi kendi içime küçülmek, her şeyden elimi eteğimi çekmek istiyorum

yenilmek susmak yenilmek susmak
saat derseniz artık kaçı gösteriyor kimbilir
ölülerimizi saymazsak kaçı gösteriyor
saat derseniz


Dinleyeni şaşkınlık denizinde boğan Sigh'ın son albümü belki de ilk temasa istinaden üzerimde yarattığı şok etkisi sebebiyle bir önceki albüm In Somniphobia'nın gerisinde kalıyor. Bir kere o karnavalvari atmosfere girmeniz dördüncü şarkı The Forlorn'a kadar gecikebiliyor. Bunun sebeplerinden birisi de alternatif metal kulvarındaki amatör grupları hatırlatırcasına tizleyen clean vokal. Neyse ki tüm şarkı bu tonda söylenmiyor. Ama ben şimdi de önceki albümde bu vokalin olup olmadığını merak ediyorum. Yeni bir şeyse lütfen ağbiler ablalar durun, yapmayın günahtır. Özellikle trash ritimlerine başvurdukları anlar Out of The Grave ya da senfonik karmaşanın en az yaşandığı kapanış parçası Dwellers in a Dream gibi şarkılar aracılığıyla dinleyeni pek bir güzel ihya edebiliyor. Metalin sınırlarında yalpaladıkları A Messenger From Tomorrow için de hakeza şapkanın ucuna tiptipetip tıklanarak bir reverans gösterilmeli. Kaydın kapağının pek güzel özetlediği gibi tema mezarlık, ölümü kabullenememe, ölüm korkusu ekseninde ölüm olarak işlenmiş. Böylelikle öncü-metal dinleme serüvenine büyük bir noktalı virgül koyuyorum.

8,0-/10

26 Temmuz 2012 Perşembe

Sigh - In Somniphobia (2012)

Müzikal perspektifimi genişletmenin meyvelerini alınca pek bi mutlu oluyorum. Misal bu sene Burial ve Kafabindünya'nın işleri gayet etkileyiciydi.Halihazırda bu sene geçen yıla göre çok daha cazip işler vaat ediyor. Neyse, konumuz Sigh. Uzun zamandır ihmal ettiğim bu grubun son albümü dudak uçuklatıcı güzellikte. Avantguarde black metal boyunda taşıdıkları yafta. Tarif etmek o kadar gereksiz ki dinlemek lazım. Sound bir kere gotik bir sirki andıyor. Konsept olarak kabus ve halüsinasyonlardan beslenen korku üzerinde inşa edilmiş. Korku gerilim dediysek Adams family tarzında. Pek öyle tırsma durumları yok. İşte grup panayırlarda bir düzine top çeviren hokkabazlara benziyor. O kadar türün üstesinden kaosa düşmeden geliniyor. Taban senfonik black metal, korku unsurunu oluşturan kabare, özellikle org soloları ile 70'ler rock, bazen neo klasik etkileşim, heavy metal sololar, caz gider oğlu gider. Hemen hemen her parça kendine has bir karaktere sahip, dinlemesi süper keyifli. Benim favorim ise içinde kovboy nostaljisinden darbuka ritmine oradan saksafona ve gitar soloya dinleyeni embesile çevirecek çeşitlilik sergileyen The Transfiguration Fear. Bilmiyorum arkadaşlar ne kafasıyla bu albümü yapmış ama aynısından ben de istiyorum ve Japonları yine seviyorum.

9,50-/10