Brandon Sanderson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brandon Sanderson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Brandon Sanderson - Elantris

Son yılların ünü pırıl pırıl parıldayan  fantastik kurgu yazarlarından Branden Sanderson'ın bu ilk romanı, yaratıcı yazarlığın ve satırları detaylı tasvirlere ayırmamakla birlikte imgeleri doğal akışı içinde hayal etmemizi sağlayan tutumluluğun ve dolayısıyla akıcı hikayeciliğin güzel bir örneğini sunuyor. Din, politika ve entrikaların konu edilmesiyle bir nevi Mistborn serisinin girizgahı gibi düşünebilir hatta. Ancak yazarlığının ilk yayımlanan kitabı olmasına bağlı olarak problematik yanları da sergilediğini söylemek mümkün. En çok metnin aniden ve hiç de tatmin etmeden sonlanışı bu zayıflığı gösteriyor. Yaratıcılık demişken Arelon ülkesinde herhangi bir ayrım gütmeden insanları dönüştürerek tenleri parıldayan ve havaya çizilen rünler sayesinde yapılan büyüyle donatan ölümsüz Elantris ırkına çeviren bir olayın anlatılarak başlatılmasını kastediyorum. Kendi şehirlerinde bir nevi tanrı muamelesi görerek yaşayan bu ırkın kaderi 10 sene önce değişmiş ve sadece büyü güçlerini yitirmemişler aynı zamanda zombie misali çirkin yaratıklara dönüşmüşler. Bununla birlikte Elantris halkını yaratan dönüşüm olgusu devam etmiş fakat bu sefer dönüşenler lanetlenmiş Elantris ırkına benzedikleri için karantina altında tutulan Elantris şehrine zorunlu sürgüne gönderilirler. Ani bir fiziki çürüme altında eriyen şehirdeki insanlar yemeğe ihtiyaç duymamalarına rağmen sürekli açlık çeken ve bir kıymık parçasının acısını dahi ilelebet hissederek sonunda acılardan zihinlerini kaybeden, çoğu zaman yerde hareketsiz yatan bir güruha evrilmiştir. Şehir ise acımasız üç çetenin kontrolü altındadır. Aleron halkı ise efendi olarak gördükleri bu insanlar düşer düşmez ayaklanmış, çoğunu yakarak öldürmüş geri kalanları bir zamanların gümüş gibi parlamış şehirlerinde hapsetmişlerdir. Yerine komşu şehirde tüccar sınıfı iktidarı geçerek yeni krallığı inşa etmiştir.Yeni feodal sınıf da zenginliklerine göre oluşturulmuştur. Kralın oğlu Raoden, Arelon'un bu yönetimine karşı muhalefeti örgütlemeyi çalışırken ve komşu ada ülkesi Teo'nun prensesi ile politik bir manevra gereği evlenmeden hemen önce dönüşümü yaşar. Ailesi öldüğünü duyurarak Elantris'e gönderir oğullarını. Gelgör ki idealist prens Elantris'de kazandığı arkadaşlıkların da yardımıyla birlikte çeteciliğin önüne geçerek insanlarına umut aşılamaya başlar. Böylece kentte yeniden üretim başlayacak çürümüş yapılar ayağa kaldırılacaktır. Diğer yandan aşina olduğu aon denen rünleri çalışarak Elantris'i yaratan büyünün neden bu toprakları terkettiğini araştırmaya koyulur. Diğer yandan her ne kadar Raoden'i öldüğünü zannetse de bu durumun evlilik anlaşmasını geçersiz hale getirmediğini bilerek kendi ülkesinin de çıkarlarını düşünerek hareket eden prenses  Sarene kısa sürede kralın  tam bir hödük olduğunu farkına varır ve Raoden'in soylu destekçilerinin en azından bir kısmını tekrardan örgütlemeyi başarır. Bu süreçte bu ülkede soylu ve amatör aşçı olarak hayatını devam ettiren esrarengiz amcası ve onun ailesinden destek alır. Bu mücadelenin diğer hedefi de doğudaki Derethi denen askeri dinin teokrasisi altında yaşayan yayılmacı bilmemne ülkesinin elçi olarak oldukça tehlikeli Hrathen'i göndermesidir. Bu kişi güneydeki bir ülkede cumhuriyet aristokrasisini yokederek ülkeyi Derethi yayılmacılığına açarak binlerce ölümle sonuçlanmış kanlı bir devrimi örgütleyen kişidir. Peygamber olarak gördükleri liderlerinden aldığı talimat ise Arelon'un üç ay içinde din değiştirmesi yoksa askeri yollarla ülkenin yokedileceğidir. Güneyde yaptıklarını kendi vicdanına sığdıramayan Hrathen bir süre sonra kontrolünü kaybettiiği fanatik yardımcısı Dilaf'ın yardımıyla bir yandan halka propaganda yoluyla, ama daha çok soyluları etkileyerek kralın yerinden edilmesi hedefiyle zaman kaybetmeden entrikalara başlar. Sarene ile zıtlaşmaları bir tür medeni düşmanlık seviyesindedir. Hatta alt-metinde gördüğümüz gibi Hrathen'in Sarene'ye bakış açısı takdirden platonik bir aşka dönüşmüştür. Kralı devirmeyi düşünürken Hrathen'in politikaları sayesinde tam tersine onu ayakta tutmaya çabalayan Sarene, yanlışlıkla kayınbabasının insan kurban eden gizemlere bulaştığını ifşa edince ülke kralsız kalır. Hrathen'in destekçilerinin başa geçmesini engellemek için kendi destekçisi zengin bir yaşlı soyluyla tam evlenerek iktidarı alacakken Sarene de Elantris'e dönüşür. Aslında geçici bir görüntü değişikliğine sebep olan bir zehire maruz kalmıştır. Elantris'e atıldığında orayı örgütleyen ve kendi kimliğini Ruh ismiyle gizleyen Raoden'in grubuna ki aralarında daha önce bir yardım kermesi faaliyeti sayesinde güvensiz temellerde bir tanışıklıları mevcuttu, katılarak bu insanları daha iyi anlar. Hrathen, şehrin kapısında kendi tanrısına dualar edip zehrin etkisi geçen Sarene'yi iyileştirmiş gibi yapınca nüfuzunu daha da pekiştirir. Kendi destekçisi de zaten kral olmuştur bu arada. İlüzyon büyüsü ki büyünün engellenmesinin bir yönüyle sebebini çözmüştür Raoden, ile kentten kaçan Raoden'in de dahil olduğu muhaliflerin toplantısı, yeni kral tarafından ihanet sonucu basılır. Sarene'ye yardımcı olan o yaşlı soylu öldürülür. Bir isyan başlar ve bu sefer de yeni kral ölür. Bu esnada Dilaf'ın aslında hiyerarşik olarak Hrathen'den daha üstün olduğu ortaya çıkar. Çeşitli büyüler ve işkencelerle Derethi gençlerini savaş makinelerine dönüştüren bir manastırın başrahibi olarak şehir içinde gizlediği ordusuyla katliam başlatılır. Meğerse peygamberleri Hrathen'i sırf Aleron'un aklı karışsın diye oraya göndermiş ve baştan beri niyeti kendine muhalif kalan son iki ülkedeki her vatandaşı katletmekmiş. Hiç bir şeyden haberi olmayan Hrathen kendini sorgulamaya başlar artık. Hayatta kalan tüm halk, Elantris'e gönderilir. Geriye kalan Elantris ırkından olanlar bir küme olarak ateşe verilmek üzere üstüste yığılır. Tam yanıyorlarken Raoden büyünün neden cortladığının sebebini bulur. Bu rünler ülkenin genel coğrafyasından beslenmektedir. Bir deprem sonucu değişen coğrafi şekle göre rünlere bir çizik atmak gerekmektedir. Ama bu yetmez. Elantris ile komşu şehir arasında toprağa sopayla çizik atması da gerekmektedir. Elantri halkına bağlıdır simgesi olarak felan. Sonuçta Elantrisliler yine ışık insanı olarak ateşten doğar. Raoden istilacıları kovar. Yalnız Dilaf Sarene ile Hratheni de bir grup askerle alıp Teo ülkesinin kralının din değiştirme törenine gider. Aslında amacı tüm filosunu yokedip sonrasında ülkesinde rahat rahat katliam başlatmaktır. Neyse Hrathen, bunlara yardım eder. Raoden kendini adaya ışınlar. Dilafla savaşır. Ama Elantrisden uzaklaştıkça gücü azalmıştır. Bir bakar ki diğer Elantrislerde arkasınan gelerek Teo istilasını durdurur. Ama yine de Dilaf'ın saldırısını savuşturamaz. Yine Hrathen ölmeden önce gelir artistik harketlerle Dilafı kara toprağa gönderir. Kendi de onunla birlikte. Sonrası mutlu son işte.

20 Kasım 2011 Pazar

Brandon Sanderson - Mistborn III : The Hero of Ages

İşin gerçeği yazar yarattığı teolojinin dağınıklığını toparlamakla uğraşmış bu son ciltte ve biraz da bu uğraş, her ne kadar şaşırtıcı bir son sunsa da, kimi yerde oluşan hayal kırıklığı ve kafada oluşan soru işaretlerini cevaplamaktan uzak. Vakit kaybetmeden özete geçelim.
Kitabın açılışında Marsh'ın başka bir gücün hakimiyeti altına girdiğini görüyoruz. Ama bu güce yani Ruin'e boyun eğdiğini ve son kritik anda direniş göstererek Ruin'i yenilgiye uğratacağını düşünmektedir. Zira Ruin her yazılan ve konuşanı bildiği için bunu kendine saklıyor.  Elend koloss kuşatmasındaki bir kasabaya varır. Vin'in yardımıyla kolosslara hükmeden Inquisitor saklı yerinden çıkartılıp öldürülür ve koloss ordusunun zihnine girerek hakimiyetleri altına alır çift. Kasabanın altında Lord Ruler'ın başarısızlığı halinde insanoğlunu kurtarmak için inşa ettiği 5. sığınağı ve oradan da diğer sığınağın Fadex City'de olduğunu öğrenirler. Her sığınak yiyecek, su gibi ihtiyaçları barındırırken güneşışığının sisler yüzünden gittikçe azaldığı ülkede başkentin çevresi sadece besin üretir konuma gelmiştir. Çiftin amacı ise kayıp atiumu bulmaktır. Vin ve El, koloss ve insan ordusuyla batıya Fadrex City'yi işgale yola çıkarken kuzeyde ki skaa kontrolündeki Urtea'ya Sazed ve Breeze öncülüğünde elçi kafilesi gönderilir. Spook da casusluk faaliyeti için çoktandır o kenttedir. Sazed  yeni impratorluğun baş elçisi olmuştur. Diğer yandan portföyundeki tüm dinleri arayıp sevdicağzı Tindimindilin, ismi herneyse, ölümü ardından en tutarlısnı bulmaya çalışır, manevi sorunlarla uğraştığı büyük bir bunalım içindedir yani.
Tensoon kandra yurdunda yargılanmaya başlanır. İlk Kontrata karşı gelmediğini, yaratıcıları Lord Ruler'ı öldüren Vin'e onun yerine geçtiği için yardım ettiğini anlatarak ırkını boşyere ikna etmeye çalışır.
Tin'e bağımlı hale gelen Spook, Urtea'yu yöneten skaa Quellion'u gözetlerken kızkardeşi Beldre'ye aşık olur. Kentte sadece soylu sınıfı değil allomantic güce sahip olanlar ile soylularla akrabalar bile evlere sokulup diri diri yakılmaktadır. Spook casusluğun dışında aktif eylemlere de girişmeye başlar. Çünkü Kelsier'in ekibinde en çok gözardı edilen kişi olmanın ezikliği içinde kendini ispat peşindedir. Gençtir bi de kanı kaynamaktadır delikanlının. Urtea'ya yola çıkan ekipten bir süreliğine ayrılarak Terris'lerin yerleştiği Hashin çukuruna varan Sazed ırkdaşlarının sisten etkilenmediğini öğrenir ve anlam veremez. Yani sise maruz kalan insanların yüzde 16sı hastalanır ve bunların bir kısmı da ölür. Tabi bu durum Fadrex City'e giden ordu için daha hayatidir. Fadrex ise Lord Yomen isminde hala Lord Ruler'a tapınan ve soylularla işbirliği halinde şehri yöneten bir din adamının kontrolünde saldırıya hazırlıklıdır. Şehir kuşatılır. Bu arada Spook yakalanıp ateşe verilen bir eve atılmıştır. Orada uyandığında Kelsier'in hayaleti ile karşılaşır. Aslında bu onu kandıran Ruin'dir. Ve birden pewter yakma gücünü kazanır. Yani mistborn'un bazı özelliklerini kazanarak oradan kurtulmayı başarır. Şehrin yeraltın aleminde barlarde kahvelerde direnişi örgütlemeye başlar. Şehre varan Sazed ve Breeze de Quellion tarafından terslenir ve eski ekip Spook ile buluşarak Inquisitorların karargahını üs olarak seçerler. Spook yavaş yavaş şehirde gizli kahraman gibi bir role bürünür. Survivor of Flames. Ekibin Spook'un başına gelenler hakkında bilgisi olmaz. Sadece daha atılgan ve liderlik özelliği kazanmış olması dikkatlerini çeker. Binanın altındaki sığınakta su için oluşturulmuş yapay gölü bulurlar. Şehrin içindeki kanalların neden boşaldığı da anlaşılmış olunur böylece. Fadrex'de ise şehre sızan Vin ve Elend hiç bir şey olmamış gibi bir baloya katılırlar ve gözlem yaparken Yomen'i de ikna etmeye çalışırlar. Sonraki bir çatışma esnasında Vin, kolosların nasıl ürediğini öğrenmeyi başarır. Ölen kolosların sırtlarındaki metal çiviler ölmekte olan insanlara batırılıyor ve insanlıktan çıkmış koloss a dönüşüyorlar. Dolayısıyla bu bir tür hemalurji. Tensoon ise yargılamada arkadaşlarını ikna edemeyince köpek vücuduyla kaçmayı başarır. Dünyanın sonunun geldiğine inandığından dolayı Vin'e ulaşıp kandra sırlarını ifşa ederek ona yardım etmeyi planlamaktadır. Marsh Luthadel'e varıp Lord Penrod'un vücuduna demir çivilerden batırmayı başarır. O da artık Ruin'in baştan çıkarıcı sözlerine açık hale gelir ve kısa sürede Luthadel kaosa sürüklenir. İşin aslı şudur : Nasıl Allomancy Protection denen iyi tanrının aracıysa, hemalurji yani bir insanı öldürerek ruhunu, enerjisini, gücünü metal çivilere depolayıp diğer insanlara monte etmek, dünyayı yoketmeyi amaçlayan Ruin'in aracıdır. Lord Ruler'ın askerleri konumunda Inquisitorlar kısa sürede Ruin'in doğrudan kontrol ettiği silahlara dönüşmüştür. Bunu yaparken Lord Ruler aslında Ruin tarafından manipüle edilmiştir. Koloslar ise 5 çivi ile insanlıktan çıkmışlardır. Vin ile Elend kolosları kontrol ettiklerini zannederlerken aslında Ruin öyle olmasını istediği için öyledir. Ve tabi ki kandralar sadece 2 çivi kullanırlar ve Ruin'in etkisine en az açık yaratıklardır. Onların da kökeninde mistwraith denen akılsız sis yaratıkları yatmaktadır. Zamanında güçleri eşit Protection ve Ruin insanlığı birlikte yaratmışlardır. Bunun karşılığında Protection, bir gün her şeyin yokolacağını kabul etmiştir. Diğer yandan da bunun olmasını önlemek için kendi gücüyle daha doğrusu bilincinin büyük kısmından vazgeçerek Ruin i kuyuya hapsetmiştir. Sonradan ortaya çıkacağı gibi  geri kalan gücünü sis olarak dünaya yayarak allomantic gücü ortaya çıkarmıştır. Vin ile Elend bir partiye daha katılırlar. Elend Yomen'i meşgul ederken Vin dini binanın sığınağını keşfe çıkar. Aslında bu Yomen'in tuzağıdır ve Vin'i tutsak almayı başarır. İşte orada Ruin Vin'e ölmüş abisi olarak görünür. Ve Vin yıllardır abisinin kulağına fısıldadığını zannettiği sözlerin aslında Ruin'e ait olduğunu anlar. Çünkü deli annesi küçük kardeşini öldürürken onun kanıyla suladığı küpeleri Vin'e takmıştır. Bir nevi ilkel hemalurji sayesinde Ruin'in etkisine açık hale gelmiştir. Vin sığınakta Lord Ruler'ın yazıtını bulur. Bu yazıtta son sığınağın bu olduğu ve insanoğlunun yenildiğinden bahsetmektedir, umutlar zort olmuştur. Ancak bir şey daha vardır. Ruin'in bedenini sakladığından sözetmektedir Lord Ruler. Urtea'da ise sığınağa abisini öldürmemeleri için Beldre yalvarmaya gelir. Ancak Spook onu rehin alarak Beldre'nin kendilerine sığındığı haberini yayar. Ve son darbe için planlar işler. Tensoon Luthadel'de kalanları Kelsier'in vücuduna bürünerek yeraltına girmeleri konusunda uyarır. Vin'i bulma umuduyla Urtea'ya gider. Vin ise güçlerini tüketmiştir. Yomen tarafından sorguya çekilir. Yomen hala Lord Ruler'ın yaşadığına inanırken Vin'in rolünü anlamaya çalışmaktadır. Elend ise dev bir koloss ordusu toparlamaktadır. Fadrexe saldıracaktır. Fakat sis hayaleti ona görünür. Ve şehri değil Luthadel'i işaret eder. Aslında arada bir görünen bu hayalet Protection'ın zayıf halidir ve zaten bedeni gökyüzünden düşüp ölür. Tabi olan bitene Elend anlam veremez, bedeni de görmemiştir. Ama kente saldırmaktan vazgeçer. Urtea'da ise devrim filizlenir, ekibin kontrolünden çıkmaya başlar işler. Halk Quellion'u ve kızkardeşini kuşatmışken Beldre tarafından yaralanan Spook uzun süredir ona yardım eden Kelsier'in hayaletinin ki şimdi de herkesi öldür diye talimat veriyor, sırrını keşfetmeye başlar. Aslında bu hayalet Quellion'a da görünmektedir. Amaç kaos yaratmaktır. Şehir yanarken kanalları suyla doldurma planları uygulamaya çalışırlar. Ama dini yapı alevler içindedir. Aşırı tin kullanımı sonucu acıyı hissetmeyen Spook alevlere dalar, sığınakta mekanizmayı çalıştırır ve en azından şehrin 2/3 ünü kurtarır. Tensoon şehre vardığında artık şehir Elend'in kuvvetlerinin elindedir. Quellion ve Beldre yolagelmiştir. Spook ağır yanıklarla yatmaktadır. Tensoon ile Sazed'in karşılaşmasında kandraların sırrı ortaya çıkmıştır. Rashek'in arkadaşlarına ne olmuştur. Gerçekten allomancy kazanıp soylulara mı dönüşmüşlerdir. Zaten ferucheamy yeteneği olanlar allomancy'i de elde ederlerse yeni bir Lord Ruler olmalarını engelleyen hiç bir şey yoktur. O yüzden Rashek yani Lord Ruler arkadaşlarını kandraların ilk nesline çevirtmiştir. Ve ilk kontrat da bu amaçla yazılmıştır. Dolayısıyla Sazed'in ve halkının yıllardır aradığı  kayıp Terris dini aslında yaşamaktadır. Hop, ikisi kandra yurduna yola çıkar. Bu arada Vin'in sorgularından birine Marsh da çıkagelir. Atium'u almaya geldim der Yomen'e. Yomen ise Vin'i kandırdığını , atium'un kendisinde olmadığını söyler, zaten depremler olurken, volkanlar patlarken, sisler göğü örtmüşken ekonomik değeri olan atium'un ne yararı vardır ki. Ruin çıldırır, şehrin dışında bekleyen kolossların hakimiyetini alıp önce Elend'in ordusuna sonra şehre saldırı başlatır. Vin Yomen'i Elend'in ordusunu şehre alması için ikna etmeyi başarır. Hatta Lord Ruler'ı öldürdüğü zamanki gibi sisi içine çekmeyi başarır. Böylece Marsh kaçar. İşin aslı şudur: Dünyanın yok oluşu için dengenin bozulmasını sağlayacak şey Ruin'in bedenini bulmasıdır. Ve Ruin'in bedeni daha doğrusu gücü külçe külçe atiumdan oluşmaktadır .  Atium atium diye Vin'i maniipule eden, Fadrex City'e gelmelerini sağlayan, sığınakları keşfettiren de Ruin'dir.
Hatshin çukurlarının alt katlarındaki mağaralar kandraların yurdudur. Sazed içeriye girerken Tensoon yoluna devam eder.İlk nesil Sazed ile çalışmaya ikna olur. Protection ve Ruin'in insanları yarattıkları süreç ve şimdiki yokoluş süreci konuşulur. Sazed Vin'in tüm çağların kahramanı olduğuna tekrar inanır.  Lord Ruler atium'u kandralara emanet etmiştir. Hiç Hathin çukurundan çıkmamıştır. Kullanım için çıkanlar ise azdır ve diğer metallerle gizlenirki Ruin farkına varmasın. Marsh Spook'un Vin'e yolladığı mesajı elegeçirir. Bu mesajda metal parçası ayesinde Ruin'in Spook'u nasıl etkilediği anlatılmaktadır. Vin ise atium Luthadeldeymiş gibi konuşarak tek başına kente varır. Amacı zor duruma düşüp tekrar sisi elde etmektir. Çünkü daha önceki anlarda en ihtiyaç duyduğu anda sis ona gelmiştir. Arkasından atiumun peşinde koloss ordusu ve hayattaki inquisitorlar da varır. Şehir boşaltılmış, yıkıntı içindedir. İlk önce Vin, inquisitorlarla savaşır. Marsh döve döve kızı öldürürken zihnine Spook'un mesajı gelir. Kritik an gelmiştir. Kızın kulağındaki küpeyi yırtıp atarak sisin yani Protection'ın gücünün Vin de birikmesini sağlar. Aslında sisler Protection'ın insanlığı kurtarma planıdır. 16 cins metal vardır ve sisle karşılaşan insanların %16'sı aslında bu hastalık sayesinde allomantic güce kavuşmaktadır. Az sayıda zayıf kişinin ölmesi ise Ruin'in sisin karakterini değiştirmeye başlamasıyla artmıştır. Ve zamanla sis korkulan bir şeye dönüşmüştür. Dünyadaki tüm sis dalga dalga Luthadel'e akar. Ve güneş ortalığı yakmaya. Vin de çat çat 12 inquisitor'u sinek gibi öldürür. Marsh'ı öldürmeye kıyamaz. Aslında onun yaptığı yardımın da farkında değildir. Sislerin çekildiğini duyan kandraların ilk nesli kontratlarında yer alan karar gününün geldiğini duyurur. Yani bedenleri Ruin'in eline geçmesin diye bedenlerindeki çivileri çıkartıp tekrar mistwraithlere dönüşeceklerdir, zihnen kitlesel intihar. fakat içerdeki bazı kandralar ihtilal yapar. Atium'u zenginlik görüp dışarı çıkaracaklardır. Vin ise tanrısallığa yükselir. Bedeni boyut değişir. Artık takip ettiği takdirde tüm dünyayı görebilmektedir. Ruin ile birbirlerinin eylemlerini engellerler ki denge durumu var. Ayrıca insanları kurtarmak için yaptığı şeylerin kötü sonuçları olabileceğinin farkına varır Vin. İnsanoğlunun da bir kısmı sığınaklara ve mağaralara sığınmıştır. Gökyüzü ısınmakta lavlar, depremler olmaktadır. Sazed ve ilk nesil hapisden Tensoon ve onun destekçileri tarafından kurtarılır. Elend Luthadel'e oradan Hatshin çukuruna varır. İnsanları ve Terrisleri bulur. Ruin ise artık vücudunun yerini öğrenmiştir. Hain kandraları ele geçirmeye başlar. Ardından onları durdurmaya çalışan Sazed , bizzat Ruin tarafından elegeçirilen Tensoon tarafından saldırıya uğrar. Kandralar karar günü geldi diye bağrışarak intihar eder, Tensoon da dahil. Bir ksımı ise atiumu dışarıya çıkartmaya çalışmaktadır. Sazed odanın kapısını kapatarak onları engellemeye çalışır. Vin ise Elend'e kısa direktiflerle mağaranın girişini gösterir. Elend kendisiyle rüzgarı konuştuğunu zannediyor, nereden bilsin Vin'e neler olduğunu. Sazed'i, sislerin sırrını keşfeder. Mağaralar ise onbinlerce kolossun kuşatması altındadır. Atium tüketen yüzlerce yeni allomancer kolosslara hücum eder. Atiumları tükendikçe de ölmeye başlarlar. Elend'in karşısına ise Marsh çıkar. Kazandık der, kolosslar mağaraya girdi bile. Askerlerin ölüyor. Elend'in cevabı hastir olur. Tüm atiumu tükettik. Onbinlerce kolossu tabiki öldüremeyiz. Marsh Elend'in kelleyi götürür tabi. Vin de şimşekler çakar. Ve Protection'ın planını anlar. Protection karakteri gereği Ruin'i öldüremez. Ama onun güçlerini alan bir insanoğlu, ki insan içinde Ruin'den de parça taşıyor sonuçta, bunu başarabilir.Yani der Vin, kendi katilini yarattın. İkisinin gücü çarpışır ve bedenleri Elend'in yanına düşer. Dünya da kavrulmaya başlamıştır. Mağaranın girişindeki Sazed çıkar, böyle mi bitecekti her şey diye ağlarken Vin'in vücudundan yayılan enerjiyi görür. Ve sisi içine çeker. İşte efsanelerde 3. cins öznesi kullanılan Hero of Ages'in kendisi olduğu ortaya çıkar. Örneğin yıldızların planını çıkartmış olan bir dinin bilgisiyle dünyanın olması gerektiği yörüngeyi bulur ve oraya yerleştirir. Bitkileri ve hayvanların tarifinden yola çıkarak onları yaratır. Tüm bilgileri eski dinlerin kayıtlarıdır. Binyıl öncesinin coğrafyasnı, insanların unuttuğu yeşil ağaçları, çiçekleri felan. Tüm dinler gerçeği barındırıyor biri değil yani. Spook, Breeze, Beldre, Breeze'in sevgilisi Alrianne sığınaktan çıkar. Şehir ortada yoktur, yemüyeşil bir çayırlık vardır yerine. Fadrex'deki sığınağın çıkışı da onların yanına gelmiştir. Oradan Ham çıkar. Hathshin mağaralarından da Demaux. Sazed'i ararlarken Spook çiçekler içinde Vin ve Elend'in cesetlerini ve Sazed'in yazdığı belli olan notu bulur. Bedenlerini onardığını ama hayata döndüremediğini zaten ruhları birlikte mutlu olduğunu söyleyip hepsinin başlarına gelenleri özetler. Uygarlık için yazılı kaynakları da bırakmıştır. Spook'u mistborn yaptığını bildirir ve insanların yeni lideri olacağını da.

25 Eylül 2011 Pazar

Brandon Sanderson - Mistborn II : The Well of Ascension

Tatilde çok kitap okudum, fırsat buldukça notlarımı düşeceğim. Mistborn serisinin ikinci cildi ile devam ediyoruz. Lord Ruler'a karşı kazanılan zafer ardından politika ve entrikalarla dolu bir dünya içinde boğuluyoruz. Bir yandan dört taraflı bir iç savaş tehdidi sürerken diğer yandan da sislerle örülü, mecazen demiyorum, gizemi aralamaya çalışan kahramanımız biraz da manipülatif kafa karışıklığı ardından Elend ile ilişkisini ve kendini sorguluyor. Maalesef yazarın çok da güçlü olduğu bir alan değil bu. İlk kitaba göre politikanın ağırlık kazanması sürükleyiciliği baltalıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı ilk cildi okurken aldığım hazzın oldukça gerisine düştüğünü söylemek mümkün. Yine de emsalleriyle kıyaslanamaz.
spoiler
Elend Luthadel'in kralı olmuştur. Ama kendi yazdığı yasaya göre skaa, soylu ve tüccar sınıflardan müteşekkil bir meclis vardır ve hatta meclis kralı görevden alabilmektedir. Bir nevi cumhuriyet. Vin sevgilisini geri kalan ekiple suikastlara karşı korumaktadır. Ancak kent elegeçtiğinde Lord Ruler'ın istiflediğini düşündükleri atium hiç bir yerde bulunamaz. Kontratla Vin'e bağlı Oresur ise Vin'in talimatı ile köpek vücudunu alır ve kitap ilerledikçe kandraların karakteri hakkında, örneğin onları Lord Ruler'ın yarattığı gibi, bazı detaylar öğreniriz. Ayrıca şehirde esrarengiz bir mistborn daha dolaşmaktadır. Aslında bu kişi kenti kuşatan Elend'in babasının gizli oğludur. Biraz da akıl sağlığı yerinde olmayan bu şahıs Vin'in kafasını karıştırıp  politikaya oyuncak olmayacakları, kaderlerinin kontrolünü kendilerinin ele alabileceklaeri planı ile kendisiyle gelmesi için ikna etmeye çalışır. Vin sonradan işine çok yarayacak aluminyum bakır karışımı bir metal birleşimi yaratır. İçindeki tüm metalleri bir kaç saniyede tüketmesine rağmen mistborn güçlerinde kısa süreli bir arttırım sağlayabilmektedir. Bu arada diyardaki köylere yeniden kültür aşılamaya çalışan Sazed sislerin insanları öldürmeye başladığına tanık olur. Bu arada Inquisitorlara katılmış olan Marsh yanına gelip Sazed'i eski bir üsse götürür. Orada yazıtlarda Hero of Ages'i bulan bir Terrisman bilgisinin uyarısını bulur ve alelacele kopyasını alır. Bu yazıtlarda sonradan Lord Ruler kimliğine geçecek adamı (Rashek) kendisinin deepness a karşı diyarı koruma amacıyla yolculuğa çıkan Alendi ismindeki kahramanın yükseliş kuyusuna varmasını engellemek için görevlendirdiğini yazmaktadır. Sazed vedilikle Luthadel'e arkadaşlarını arasına gider. Ve kentin Elendin babası Lord Venture, ayrıca Lord Cett ve akılsız dev benzeri koloss ırkından bir ordu kurmayı başarmış Lekal tarafından kuşatıldığını görür. Elend bir yandan bu üç ordunun kuşatmasına şehri hazırlarken diğer yandan da bu orduları birbirine düşürmek için planlar yapar. Kral gibi görünüp davranabilmek için Tindwyl isminde hatun bir Terrisman'dan yardım alır. Sonradan Sazed, Tindywil ile deepness in kökenini araştırırken yakınlaşacaktır. Diğer yandan da şehirde bulunan bir iskelet ekibin çevresine bir kandra casusun sızdığına işaret eder. Vin herkesten şüphelenmekle beraber nihayetinde Demoux isminde bir muhafıza yoğunlaşır. Ki aslında bu şahıs şehirde Kelsier etrafında bir din oluşturulmasına yardım etmektedir. Vin Elend ile birlikte babasının kampına anlaşma için gittiğinde saldırıyı ancak Vin'in ne kadar güçlü olduğuna dair tehditleri ile önleyebilirler. Zaten Lord Venture'un mistborn olan diğer oğlu Zane ile de arası iyi değildir, her ne kadar onun ordusu için çalışsa da. Bu arada meclis olaylardan iyice etkilendiğinden dolayı Elend'i görevinden azleder. Yeni adayların seçildiği oturumda da gizlice kente gelmiş olan Lord Cett adaylardan biri olarak gösterilir ve ordusunun ikibin kişilik kısmı ile şehrin içine yerleşir. Vin sisin içinde hayalet görmeye başlar. Düşman olarak addederken aslında bir şeyler anlatmaya çalışır bu yaratık. Yeni kral seçiminde ise Elend'e suikast düzenlenmeye çalışılır. Vin alteder. Ancak sonradan bu suikastın planlayıcı olmasına rağmen Zane , Cett'in emriyle yapıldığına dair Vin'i kandırmayı başarır. Sonra devam eden oturumda Cett'i aday gösterenler bile şehir içindeki bir soylu olan Lord Penrod'a oy verirler. Oyun içinde oyundur zira meclis üyelerinin çoğu  şehri Lord Venture'a teslim etmek isteyen Penrod'u seçtirmek için uğraşmıştır. Elend tek başına eski arkadaşı Jared'i ikna etmek için kampına gider. Tehlikeli kolossları sahte para ile satın alan Jared'den umudunu keser. Koloslar ise insanları taklit etmeye başlamıştır. Vinse Zane ile birlikte şehirdeki Cett'in karargahını yerle bir eder. Ama Cett'i vicdanen öldüremez. Daha sonraki bir günse Zane artık Vin'i şehirden ayrılmaya ikna edemeyeceğini anlayınca mistborn'a saldırır, babasının istediği gibi. Kandra casusun ise kitabın başından beri Oresur olduğu ortaya çıkar. Daha doğrusu Zane'in kandrası Oresur'u öldürüp bedenini almıştır. Atium kullandığı için Vin'in ölümü kaçınılmazdır. Ama Oresur'un yerine geçen kandra son anda Vin'le kitap boyunca geçen yakınlaşma neticesinde ona bir kandra sırrını açıklar. Güçlü bir mistborn kandraların zihnine girip onların vücudunu kontrol edebilir. Bu sayede cendereden kurtulup Zane'i atiumsuz olmasına rağmen, rakibinin gelecekteki hareketini görüp bunu karşılamak için harekete geçince ortaya serdiği açık sayesinde, öldürebiliyor Vin. Çünkü o esnada beynini boşaltmıştır ve Zane'in önleyici hareketini görünce ters yöne hamle yapar. Kandra da kontratı sonlandığı için yurduna dönüyor. Vin sonunda Elend ile evleniyor. Sazed ekibin verdiği kararla Vin ve Elend'i genç Spookla birlikte yükseliş kuyusunu bulmak için ikna ediyor. Güya Vin efsanelerde geçen Deepness'ı yenecek kahramandır. Aslında sona hazırlanan kentten onları kaçırma planıdır ki ekip savaş sonucunda ölmeye yazgılı olduklarının bilincindedir. Sonunda kolosslar acımasız saldırıya başlar. Lord Venture ise ordusunu geriye çeker. Şehir yerle bir olduğunda kurtarıcı olarak kente girip geriye kalan kolossları öldürmeyi planlamaktadır. Cett'in ordusu ise aldığı ilk yenilgi sonrası olanları izler. Bu savaşlar neticesinde kim kazanmaya yakınsa ona yardım ederek bağlılığını sunacaktır. Şehir dışına çıkan Elend ise Jared'e rastlar ve kolossların sahte paraları yandığı için isyan ettiklerini öğrenir ve Jared'in kafasını keser. Zaten kitap boyunca karakter açısından Elend'in kuvvetlendiğini görürüz. Spook ise aslında ölmemeleri için şehir dışına çıkartıldıklarını itiraf eder. Zaten Vin de kuyunun kuzeyde değil şehrin göbeğinde olduğunu sezer. Geri dönerler. Vin hoplaya zıplaya büyü yardımı ile diğerlerinin önüne geçer. Şehirde tüm direnişe rağmen Dockson, Tindywil, Clubs ölmüştür. Lord Venture ise şehrin yıkımını izlemektedir. Vin şehre vardığında kandraya uyguladığı yöntemi kolosslar üzerinde dener ve başarılı olur. Koloss ve Luthadelli ordu ile Venture'un ordusuna yönelir. Lord'u bir çırpıda öldürür. Cett ise kızının iknası ile Luthadellere yardıma amacıyla savaşa katılır. Sonunda Vin, Elend i imparator seçtirerek, Cett'i, Penrod'u  ve Venture'un kumandanını alt-krallar olarak atar. Elend dönerken ise Terris diyarının Inquisitorlar tarafından yağmalandığını ve sadece Sazed'in Terris meclisinden sağ kalan tek kişi olduğunu öğrenir. Ortalık durulduktan sonra Elend, Vin Ham, Spook Lord Ruler'ın sarayında gizli mağarayı bulurlar ve Yükseliş Kuyusunu da. Bu arada çalışmalarına dönen Sazed büyük bir gizi ortaya çıkarır, sisten yaratığın dürtmesiyle ve hemen Vin'in peşine düşer. Fakat Marsh planımızı engelleyemezsin diyip Sazed'e girişir sarayın girişinde. Ham onu kurtarsa da geç kaldığını anlar Sazed. Marsh da kaçmıştır. Kuyu daha doğrusu havuzun başında ise sisten yaratık Elend'i pıçaklar. Aslında Vin'in gücü kendine alması için sebep yartmaya çalışmaktadır. Mecburiyetten Vin hemen havuza girer, biraz yıkanır ve ortaya çıkan gücü kendine alıp Elend'i kurtarmak yerine efsanede olduğu gibi Elend'i feda eder ve gücü açığa çıkarır. Ancak sisten yaratık ortaya çıkıp Vin'e kenardaki metal parçasını gösterir ve ölmek üzere olan Elend bunu yutunca allomantic güce kavuşur ve kendi kendini vücudu iyileştirmeye başlar. Böylece bu diyara bu büyünün nasıl yayıldığı ortaya çıkmış olur. Sazed ise Inquisitorların terkedilmiş kalesindeki yazıtı tekrar incelemeye gider. Aslında kopyasındaki belli kelime ve anlamların ezberindekine göre değiştiğinin farkına varmıştır. Yazıtta da başta şu uyarı vardır: Çeliğe yazılmayan şeylere asla güvenme ve yazıtın sonunda Alendi yükseliş kuyusuna asla varmamalı, oradaki gücü asla serbest bırakmamalı diye yazar. Yani efsaneleri ve kağıda yazılı şeyleri değiştirip kuyudan kendini serbest bırakmak için uğraşan bir varlık Vin sayesinde amacına ulaşmıştır.

30 Ağustos 2011 Salı

Brandon Sanderson - Mistborn I: The Final Empire

Brandon Sanderson'ın Zaman Çarkı serisinin devamını getirecek yazar olmasına şaşırmıştım. Daha önceden sadece bir üçlemesi ve belki de birkaç kitabı olan bir yazarın böyle ağır bir sorumluluk gerektiren bir göreve seçilmesi konusundaki görüşlerim yazdığı ilk üçleme Mistborn'u okumaya başlamamla değişti. Fantastik kurgunun kalıplaşmış her öğesini romanına dahil ederek müthiş bir akıcılığı sağlamayı başarıyor bir kere. Üstüne üstlük çok sevdiğim bilinmeyen olguları okuyucuyla birlikte keşfetme tercihini romanında işlemesi de dikkat çekilmesi gereken ayrı bir nokta.
Fantastik kurgudaki hangi öğeleri içeriyor: Arkaplan, yani hikayenin mekanı olarak kurgulanan dünyanın Balzacvari tasvirlere düşmeden okuyucuyu sıkmadan yeri geldiğinde hikayeye dahil edilerek yansıtılması. Geceleri esrarengiz ve korku yaratan bir sisle çevrili gündüzleri yakıcı bir güneş ve durmadan yağan küllerin altında kahverengi gri boz bir dünya bu.. Karakterlerin tahlili de büyüme ve olgunlaşma hikayesiyle paralel şekilde romana dahil ediliyor. Şahsen bu kısmın biraz hafif ve tek boyutlu kaldığını düşünsem de akıcılığı hatırlamak lazım. Yolculuk değil ama bir isyanın örgütlenme sürecinde grup arkadaşlarıyla atılınan bir macera sözkonusu. Romans, o da var. Kendini tanrı olarak tanımlayan acımasız Lord Ruler'ın hikayesi ne?, bu dünya niye böyle?, Lord Ruler niye kendinden önceki tüm dinleri, mitolojiyi kısacası kültürü yok etmiş? Yani bir gizem de mevcut. Fedakarlık, aksiyon, işkence, kan ve kopan uzuvlar, hikayenin omurgasını oluşturan orjinal bir büyü sistemi ki yine pek içime sindiremediğimi söylemem lazım... Tekmil-i birden burada.
Spoiler
Bu kurak, felaket sonrası dünyanın sosyal yapısı insanlığı büyük bir düşmandan (deepness) kurtaran Lord Ruler tarafından oluşturulmuş durumda.  Soylular ve hayvan yerine dahi konmayan skaa denilen alttabaka var. Bu skaalar şehirde, plantasyonlarda soylularca çalıştırılıyorlar, yaşlandıkça işe yaramaz hale gelince, cinsel zevkler için hatta sırf keyiften öldürülebiliyorlar. Lord Ruler hem skaa hem de soylular üzerinde kendisine büyük bir sadakatle bağlı dini bir büyücü kast ile ve de ekonomik yollarla hükümdarlığını sürdürüyor. Tabi bir de ölümsüz olması işin bir karameli kaymağı. Kitabın güzel bir özelliği bu ilginç kişiliğin gizemini beraber çözmeye çalışmamıza olanak vermesi. Çünkü kendinden önceki tüm din ve sosyal yapıyı yok ederek sadece kendisine tapıldığı bir sistem oluşturmuş durumda Lord Ruler. Büyücülük ise Allomancy diye adlandırılıyor ve gücünü metalik cevherleri barındıran iksirlerin içilmesinden alıyor. Tabi ki de her iksiri içen büyü yapamıyor. Genetik önemli. Örneğin demir gücünü kullanabilen kişi etraftaki metal eşyaları çekiyor, çelik ise itiyor. Metal eşyaları ve kesede saklanan bozuk paraları kullanarak uçuyor gibi görünmek mümkün. Ama hepsi hesap kitap işi, itme ve çekme doğrusal olduğu için vektörler devreye giriyor. Kalay duyuları güçlendirirken kurşun/kalay (pewter) insanı fiziksel olarak güçlendiriyor. Hepsini saymayalım ama bilinen 8 güç var. Genelde bu büyü güçlerinden birine sahip olan kişiler Mistling olarak adlandırılıyor. Hepsini kullanabilen nadir bir grup ise herkesin korktuğu Mistbornlar. Genetik olarak soylu sınıfıyla sınırlandırılmaya çalışıldığı için bu özelliklere sahip skaalar daha doğmadan önce müstakbel annelerinin karnıa girmeden bile önce imha ediliyor. Ama hikayemiz  Lord Ruler'un gözetiminde Hashish çukurlarında ölümüne çalıştırılan skaalar aracılığıyla çıkartılan ve bir Mistbornun rakibinin kısa süre sonrası hareketini kısacası geleceğini görmesini sağladığı için bir o kadar kıymetli atium madeninde eşinin ölümüne tanık olduktan sonra potansiyel büyü gücüne kavuşarak oradan kaçmayı başıran Kelsier'in intikam hırsıyla yanıp tutuşmasıyla başlıyor. Başkent Luthadel'de halihazırda skaa hırsızlık çeteleri mevcut ve Kelsier de soyluları soyan, zaten başka zengin yok toplumda, seçkin bir grubun lideri. Fakat cılız skaa direnişinin önderi Yeden ile anlaşıp hükümeti yıkma planlarına başlıyor. Plan şudur: soylu aileleri birbirini düşür, garnizonu şehirden uzaklaştır, kırsalda yetişecek skaa gücüyle şehri bas, atiumu çal, ekonomiyi batır. Kelsier de Lord Ruler'ı yeni bulduğu 11. metal ile öldürmeyi düşünmektedir ki bu cevherin nasıl işlediğini daha bulamamıştır. Kitabın başlarında bir skaa çetesinde en ezik kızımız Vin'in Kelsier tarafından seçilişini görürüz ki Vin de aslında yeteneklerinin farkında olmayan bir Mistborn'dur. Ekipte yer alanlar: Dockson, büyü gücü olmamasına rağmen Kelsier'in organizatör yardımcısı, Ham, pewter gücüne sahip Thug yani fiziken güçlü bir asker, Breeze , insanların duygularını etkileyebilen bir güce sahip azcık şişko kendini beğenmiş ama içinde iyi süslü vatandaş,  huysuz topal Clubs ki allomancerların büyü gücünün anlaşılmamasını sağlayan bir smoker ve şehirde üs olarak kullandıkları mobilyacının sahibi oluyor, onun yeğeni tineye yani gözcü kıvamında anlaşılmaz bir lehçede terennüm eden genç Spook ve Kelsier'in abisi Marsh ki dini kastın içine sızarak önemli bilgiler elde edecek. hikayenin sonrasında. Kelsier, ezilmişliğin ve güvensizliğin üstesinden gelmeye çalışan Vin'e bir yandan mistbornluğu öğretirken diğer yandan da soylu sınıfının içine partiler aracılığıyla sızmasını sağlar. Lord Renoux isminde kırsal kesimden gelen zayıf bir soylunun yeğeni rolünde Vin kimlik değiştirir, takıp takıştırarak balolara felan katılır. En büyük yardımcısı Lord Renoux'un yardımcısı Terris yöresinden Sazed'dir. Bu uşak aslında Lord Ruler tarafından özellikle yok edilmeye çalışılarak hadım hizmetçilikle görevlendirilmiş olan Terris halkından ve gizli bir büyü sistemine sahiptir. Bu büyü sistemi (Feruchemy) allomancy gibi gücünü metalik iksirlerden almaz, kişinin kendi gücünün bilezik yüzük küpe gibi metalik eşyalara doldurulmasına dayanır. Misal, iki üç gün gözlükle dolan, kartalgözlük bir ihtiyaç anında çıkar şarj ettiğin metal eşyayı kullan, iki gün zayıf yat, düşman karşısında He-man'a dönüş. Neyse bu balolarda Vin ortamda en ayrıksı duran, misal dans etmek yerine kitap okumayı seçen hırpani görünüşlü Elend ile tanışır ve aralarında elektriklenme bir böyle dalgalanma felan olur. Elend en güçlü ailelerden birinin genç veliahtıdır ve babasını kızdırmak için her şeyi yapar. Ama kendini geliştirmiş ve birşeylerin ters gittiğinin farkındadır. Vin onun doğru yola geleceğine inanmaktadır. Kelsier ise tüm soylular gibi onun da kötü olduğunu düşünür ama sosyal problemlere entellektüel bir merakının olduğunu da inkar edemez. İkisi bir ara Lord Ruler'ın sarayına girip gizli odaya girer. Fena hırpalansalar da Sazed'in de yardımıyla kaçmayı başarırlar. Ve içerden Lord Ruler'ın olduğunu zannettikleri günlüğü bulurlar. Çevirisini okuduklarında , işte Terris diyarına gidip onların efsanelerince seçilmiş kişi olarak saptanan bir gencin yolculuğunu içerdiğini görürler. Aslında iç çatışmalarıyla, Terrisli Rashek isminde ekip lideri ile çekişmesini yansıtmasıyla güçten korkan düzgün birinin notlarıdır bunlar. Bir süre sonra Luthadel'li güçlerin mağaralarda saklanan isyancılara baskın yapacakları duyumu gelir. Çünkü etrafında şekillenmeye başlayan skaa ordusuna fazlasıyla güvenmeye başlayan Yeden erken harekete geçip baskınlara başlamıştır. İsyancıların büyük kısmı yok edilirken bir kısmı gizlice şehre sokularak uyuyup güzelleşen hücrelere dönüştürülür. Burada toplumun nasıl pasifize edildiğine dair örnekleri aktarayım ki çok çarpıcı. Zaten ölümsüz sistemi kutsallaştıran etten kemikten bir tanrıları ve etrafta dolanan büyüce güçlü inquisitorlar var. Skaalara bırakın isyan etmeyi sadece ölümüne çalışmaya yetecek kadar gıda ve dinlenme olanağı sağlanıyor. En ufak muhalefet toplu idamlarla sindiriliyorlar. Bu da yetmediği gibi mahallelere gizlice yerleştirilmiş inquisitorlar aracılığıyla toplum edilginleştiriliyor. Demek istediğim bu büyücülerin gücü kitlelerin duygularının köreltilip sakinleştirilmesine dayanıyor. Günümüzle karşılaştıralım, taşeron sistemi, asgari maaş, çalışma saatleri, TV ve futbol, kutsallaştırılmış kurumlar...
Soylu aileleri arasında ipler koparken Elend de Vin'e karşı güvenini kaybetmiştir, kendi evinin sorumluluğunu almaya başlarken Vin'le kavga eder. Bu son görüşmede Vin Elend'e suikast yapılacağını öğrenince yırtar eteğini meteğini bir Mistborn ve allomancer ekibini devirmeyi başarır. Aşkın gücü! Şehirde işler karışınca geri çekilmeye karar verselerde Lord Renaux, Spook ve hizmetçiler yakalanır. Kelsier  atium madenlerine giderek hepsinin kökünü kurutmuşken bu idama seyici kalamaz. Atlar meydana,aslanım. Renoux ölürken diğerlerin çoğunluğu kurtulur. Kelsier güçlü bir inquisitoru öldürmeyi başarır. Ancak bizzatihi Lord Ruler karşısına çıkınca canını vermesi kaçınılmaz olur. Dramasyon!! Ve meydanda bir skaa katliamı başlar. Bu esnada Vin'in de yakalandığını zanneden Elend meydana koşar ve hayatını Kelsier kurtarır o karmaşada. Aslında ölümünü bile planlamıştır Kelsier. Grubundan gizli kendini mesih gibi göstermeyi başarmıştır skaalara. Renoux da aslında kandradır. Yani cesetleri absorbe ederek onları taklit eden bir sis yaratığı. Renouxdan sonra Kelsier'in cismine bürünerek insanları gece ziyaret eder, ruhani bir kalkışma planlar yani. Bu yeni plana Kelsier'in öümünden sonra grup hemen adapte olur. Akşamleyin sise rağmen sokaklara çıkıp galeyana gelen halk silahlandırılır, organize edilir. Elend ise bir ksıım soylunun skaalarla işbirliği yapmasını sağlar. Vin saraya giderken yakalanır, aslında dini grubun Ministry ve inquisitorlar kendi iç çekişmeleri sonucu onu özellikle takip ettiğini öğrenirler. Lord Ruler olanlar karşısında hiç panik olmaz. Vin de farkına varır ki onun gücü tüm isyancıları yoketmeye kolaylıkla yeter, sadece biraz vakte ihtiyacı olacaktır. Neyse Elend ve Sazed hapsedildiği yerden Vin'i kurtarır. Vin 11. metalin sırrını keşfettiğini zanneder, çünkü Lord Ruler'a bu metalin etkisiyle baktığında Lord'un yakınlarında değişik yaşlarda pek çok imgesinin yer aldığını görür. Karşı karşıya gelirler, bu imgelere saldırınca bir şey olmadığını görünce ve inquisitorlar da devreye girince panikler. Ama Marsh çıkagelir, bu büyücüleri bir dürtmeyle öldürme yolunu bulmuştur. Sonuçta Lord Ruler Vin ve Marsh kalırlar. Tam bizi ekip vefat ediyorken Vin, Lord Ruler'ın Terris tarzı taktığı metal eşyaların farkına varır, ki bazıları etine batmaktadır. O zaman kafasında şimekler çakar. O, günlüğü yazan kahramanının yardımcısı Rashek'dir aslında ve onu öldürüp Deepness ile karşılaşmadan önce yerine geçmiştir. Terrisli olduğu için her iki tür büyüyü de yapabilmektedir, böylece ölümsüz kalmaktadır. Metal iksirlerden güç alıp onları depolamaktadır. İki güce sahip başka kimse olmasın diye de kendi milleti Terrislileri yok etmeye çalışmıştır. Ziynet eşyalarını kaybedince aniden yaşlanmaya başlayan Lord Ruler'ı son sözleri, Vin tarafından göğsüne mızrak saplanmadan önce şöyle olur:
İnsanlık için ne yaptığımı bilmiyorsunuz, anlamasanız bile sizin tanrınızdım, beni öldürmekle kendinizi lanetlediniz.
dıdıdıdınnnnn...