V.A. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
V.A. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2026 Cumartesi

V.A. - Gummo (1997, Soundtrack)

 Black, death, endüstriyel ve sludge metal besteleriyle dolu olması bu film müziği kaydı orijinal yapan tek şey değil. Hatta evet nadide ama çok ayrı bir şey de katmıyor. Filmin kendisi de bu kaydı kalkındıran önemli bir etmen. O yüzden önce bu arıza, dürüst, çirkin filmi izliyorsunuz, 1 hafta ardından da müziklerini dinliyorsunuz. Ardından kedikedikedi çağırdığımız elektronik şarkıda, filmden alıntı Cockadoodledoo'da ve Jesus Loves Me'de travmatik deneyim yaşıyorsunuz. Bu kaotik birleşim Bach bestesi Mischa Maisky yorumu viyolonsel suit'e bel bağladığında siz de bağlanacaksınız. Film ile bağlantılı dinlediğim için değerlendirmem bir miktar olması gerekenden fazla olumlu intiba barındırmaktadır.

8,0-/10

4 Mart 2026 Çarşamba

V.A. - Sibérie 9: Buryatia – Rites, Celebrations and Dances Around Lake Baïkal (2005)

Kimi zaman Laz horonu ha başladı ha başlayacak, kimi zaman titrek Çin havasıyla sarmalayacak gibi kulağa gelse de aslında pek de sevdiğim Tuva türkülerini andırdığı gerçeği var ortada. Büyük bir eksiğiyle, ki o da gırtlak denemasyonları. Tesadüf değil, Buryatlar Tuvalara komşular. Daha geleneksel ve sadece bir kaç dakika süren ve tekdüze ama harikulade melodiler çıplak sesle kaydedilmiş. Enstrüman yok. Geneli teyzeler ama dayılar da var. Samimiyetin tam ortası, çıtırdayan ateş, şakalaşan sesler. Biraz da Budist ilahiler. Etnografik saiklerle kaydedilen bu albümler tabi ki belgesel tadı verir, bir kaç dinlemeye sığar hepi topu amma buradaki gibi melodiler de cezbeder ise tadından yinmez.

8,0-/10

 

13 Eylül 2025 Cumartesi

V.A. - The Metallica Blacklist (2021)

 Devasa bir proje. Metallica'nın en bilindik kara albümündeki şarkıları ünlü ünsüz, rockçı, punkçı, popçu, jamaika portoriko çinganı, klasik piyanisti, country'cisi repçisi bi dolu insanın yorumladığı ve 4 siğdiye sığan bir kayıt. Bu tarz saygı albümü mantığında iki tavır vardır. Kimi kimileri aslına sadık , az değişmiş bir yorumu tercih eder. Kimbirileri de en çılgın kopuk anlaşılmaz derdüst edilmiş yorumu. Her nasıl oluyorsa ben ortada ama ikinciye bir tık yakınım. Diğer enteresan nokta şarkıların bazılarının bilmemmilyonkez yorumlanması, bazılarının ise çok az. Tek tek tüm coverların bahsi edilemez elbette. Lakin birkaç gözlemi paylaşayım. Enter Sandman en çok aslına yakın yorumlanan şarkılardan biri olmuş. Tercih ettiğimin tersine de aslına yakıncılardan Mac deMarco, Weezer, Ghost hoşuma gitti. Endüstriyel metal yorumu ile Rina Sawayama dikkat çekse de çok yükseldim sayılmaz. Başlangıçta muhafazakar yaklaşım grubun sevenleri ürkütmemeyi amaçlıyor belki. Ama takip eden Sad But True ki 7 yorum ile albümün en çok klonlanmışları arasında, kafa döndürecek değişkenlikte örnekler sergiliyor. Sam Fender'ın ağzından acıklı piyano baladı, surf country ritimleriyle Jason Isbell yorumu farklılıkları ile güzel dinleti sunuyor. Sunuyor da latin elektroreggaepop Mexican Institute of Sound yorumuna ne demeli? Twerk yapmaya teşvikten tutuklusun sevgilim! Bu şarkılar o kadar eğlenceli ki endüstriyel tınılarda rock yorumu ile St. Vincent bile sönük kalabiliyor, diğer üçü ise çoktan ölmüş. Tamam, tamam,  YB biraz hızının getirdiği avantajla hala can çekişiyor diyebiliriz.

Holier Than You hareketli sert bir parça. Yorumların da bu doğrultuda çok incelikli olduğunu söylemek mümkün değil. Pür punk'tan hard rock'a ama daha çok punk kulvarında gidip gelen bir yelpaze ile dinlenir ama oldurmaz örnekleri meydana getirmekteler. 2. sidi'nin diğer şarkısı ise çalına çalına bence artık eskimiş ilan edilmesi gereken Unforgiven. Ve coverlar da çorba: indie, Hintçe rap flow, piyano baladları, daha fazla rap. İtiraf etmek gerekirse, bu son dinlememde bunları yazarken şarkıların bir çoğunu ileri ileri sardım. İcracılar da belki kendi dünyalarında biliniyordur, bir şey diyemeyeceğim.
3. CD daha şokomelli, Wherever I Roam küverleriyle açılıyor. Reggaeton rap (J.Balvin ama K-pop ıvırzıvırı hatırladım bip bliplerde) ve onun ucuz bir trap taklidi, elektronik bir remix ve vokal zayıf olsa da kemanıyla parlayan J.Pardi'den country hard rock yorumu. Don't Tread On Me ise Nothing Else Matters ile kombine edilen bir SebastiAn yorumu ile açılıyor. İlginç istisnai elektronik esintiler taşıyan üflemeli çalgılarla senfonik bir sona bağlanan ilginç (demiş miydim?) bir parça. Daha normal Don't Tread On Me'lerden biri indie rockçı Portugal The Man'e, diğeri de bir ara ün kazanan Volbeat'e ait. Bu versiyonları melodik buldum ve sevdim. Through the Never pek popüler bir şarkı değil. Sadece iki yoruma sahip, biri son günlerde pek çok sevilip adını duyuran Moğol grup HU'ya ait. Tuva ve Moğol folklorünü dinlemiş biri olarak bu grubun folk metal tarzını biraz kaba saba bulurum ve fikrim çok değişmedi. Diğer şarkı ise ismi sanı hiç duyulmamış Nijeryalı Timo Owo tarafından seslendiriliyor. Bu R+b, soul cover çok çok farklı ve gerçekten de hiç fena değil. Sonunda çok yorumlanan yine çokça eskimiş bir parçaya geliyoruz, Nothing Else Matters. Miley Cyrus ve arkasındaki binbir isim, Phoebe Bridgers, Depeche Mode'dan Dave Gahan gibi ünlü isimlere rastlıyoruz. Aman Allahım 12 adet Nothing Else Matters mı? Bir kısmı da son sidide neyse ki... Neyse ki Unforgiven'a kıyasla biraz daha mihrabı yerinde bir parça. Yine de aynı şarkıyı 12 kez ard ard arda dinlemek ayrı bir iş.
Son sidiğ de dediğim gibi Nothing Else Matters ile açılıyor ama klasik piyano yorumu ile, icracı Igor Levit. Beğenilesi bir örnek. Chris Stapleton yorumu da öyle, cayır cayır gitar solosu yankılanıyor, gayet iyi. Of Wolf and Man'i bir tanecik grup yorumlamış, kendi usulüne yani amerikana'ya göre uydurulmuş hoş ama dinleme için yegane sebep teşkil edebilemez. The God That Failed'e ise 2 grup talip olmuş. Daha önce dinleme imkanı bulduğum iyi gruplardan IDLES yorumu yakıyor. My Friend of Misery'e gelirsek, bir türlü dinleyemediğim yeni nesil cazcılardan Kamasi Washington yorumu diyor ve susuyorum. Sadece bu şarkının mp3'ünü bulun ve dinleyin. Diğer 2 versiyon'dan ise daha düz olan Izia'yı beğendim. Böylelikle son şarkı ve tek yorum The Struggle Within'e geldik, yeni flamenko karşılaması yada gidişlemesi diyelim.
4 saatlik bir dinleti içinden vasatın üzerinde sayılı örnek çıkıyor. Geneli orta seviyede, lakin fazla garip, itici ve hatta bariz kötü yorumlar da hiç az değil. 

6,0/10

10 Aralık 2024 Salı

V.A. - Éthiopiques (ኢትዮጲክስ) 8 : 1969-1974 Swinging Addis (2000)

Ünlü Ethiopiques serisinin sekizinci derlemesi Etiyopya usulü swing twist rock'n roll şarkılarını bir araya getiriyor. O kadar Etiyopya türküsü dinledim, özellikle baladlarda kulakta  uzakdoğu dilleri gibi tınladığını fark etmemişim. Bu vesileyle farkına vardım. Amma yavaş tempo şarkıları çok ararsınız. Netekim hep hareketli hep parti modu açık. Hatta bazen çığlıklar hırlamalar gürlemeler. Kapaktaki resim az kalır. Biraz bu Afrika doğusuyla fazla mı içli ve de dışlı oldum bilmem, alışmışım yağni. Eğlendik güzel, lakin kelebeler dans eylemedi midemde. Yabancısı değiliz neticede.

7,50+/10

28 Şubat 2024 Çarşamba

V.A. - Catch the Rainbow: A Tribute to Rainbow (1999)

 

Ender bir durumla karşı karşıyayız efendim. Baba gibi bir saygı albümüyle. Tamamıyla heavy metal ve hard rock ama farklı lezzette baharatlarda eklenmiş Rainbow yorumları. Şarkıların hepsi birbiriyle uyumlu zira kadro parçalar arasında pek değişmiyor. Projenin arkasındaki isim Kuş Ali (tutamadım kendimi Uli Kusch) bateriye de kurulmuş tek isim. Gamma Ray, Helloween ve Masterplan gibi dev gruplardan biliniyor. Vokallerin çoğunu da Henne Basse diye çok bilindik olmasa da benzer ekolde bir isim üstlenmiş. Demem o ki patron ne yaptığını biliyorsa ortaya çıkan iş de öyle güzel oluyor.

8,25/10

12 Şubat 2024 Pazartesi

V.A. - Tribute to Guns n' Roses: Appetite for Reconstruction (1999)

 

Doksanların havasını solumuş biri için bu endüstriyel elektronik rock işlerine aşina olmakla birlikte yaşa bağlı olarak bana da biraz ıkır tıkır gelmedi değil. Bu baş, bu da kafa. İşin daha da ilginci bu remiksler Guns n'Roses'ın orijinal şarkılarına yapılmamış. Quiet Riot, LA Guns gibi grupların , valla diğerleri pek tanıdık değil, Guns n'Roses coverları temel alınmış. Yapıbozumun yapıbozumu. Derrida pek severdi bu çalışmayı dinleseydi. Naturlich çok da iyi tepkilerle karşılanmamış da ben sevdim valla. Değişik bir albenisi twixi var. Bunu da yeniler değil beski eskiler bir nebze hissedebilir. Hele rave gibi patlayan Think About You yorumu var ki gerçekten garip zamanlarda yaşıyoruz dedirtiyor.

6,50+/10

14 Ocak 2024 Pazar

V.A. - Tribute to Aerosmith: Not the Same Old Song and Dance (1999)

 

Dream On ve Walk This Way gibi sağır sultanın bile duyduğu hitler dışında da kalbur üstü rock şarkılara imza atan Aerosmith özellikle şarkı yarışmalarına jürilik koltuğuna da oturmuş vokali cemşük ağızlı Steven Tyler ile tanınıyor. Ama ilginçtir bizim ülkemizde takipçileri, hayranları ayrı bir grup oluşturmaktan oldukça uzakta. Belki kendi ülkesinde de öyledirler bilemem. Demek ki her zaman o yzadıkları hitlerin ayarını tuturamıyorlar. Bunu bu saygı albümünde de anlayabiliyoruz. Bu albüm de gruplardan ziyade müzisyenlerin  proje bazında biraraya geldikleri bir çalışma olmuş. Böyle ivantları Malmsteen zaten kaçırmıyor ama Dream On yorumunda Dio'yu duyabilmek dinleyeni şanslı kılıyor. Diğer müzisyenler de Dokken, Great White, Ratt, LA Guns gibi hard rock gruplarından temsilen katılmışlar. Dinlemesi keyifli emme çok da bir şey katmayan, şöyle bir geçer zaman ki.

6,75-/10

24 Aralık 2023 Pazar

V.A. - Dragon Attack: A Tribute to Queen (1997)

 

Queen grubu ve vokali Freddie Mercury ses, tavır ve besteleriyle nevi şahsına münhasır isimler. Ve dolayısıyla onların şarkılarını yeniden yorumlamak yürek ister. anlarım, tekno yaparsın, modern klasik müzik yaparsın ama hele ve hele aynı tür içinde şarkıların başkalarınca seslendirilmesi ve çalınması ise bir o kadar manasız. Seversiniz sevmezsiniz ama bu besteler Freddie Mercury'nin sesiyle ve yorumlama tekniğiyle özdeşlemişmiş. Ötesinde bizzatihi varoluş nedenleri bu karakterizasyon. Bu bilgiler ışığında demem o ki benim için bir şey ifade etmeyen bir çalışma olmuş. Gruplardan ziyade müzisyenler bir araya gelip şarkıları coverlamışlar. Yer yer sololarda vesair sergilenen hüner kulakta parıltı yapıyor . Müziyenlerin adlarına bakınca, Yalmsteen'i görüyorum hiç kaçırmaz böyle işleri, Glen Hughes, Mart Friedman, Soto vs... , bundan doğal bir şey olamaz elbette. Günün sonunda neden bir Queen best of'u yerine bu kaydı dinleyeyim sorusu cevapsız kalıyor.

6,25/10

13 Aralık 2023 Çarşamba

V.A. - In From the Storm (1995)

 

Jimi Hendrix saygı albümü basitçe yeniden yorumlardan oluşmuyor, orkestral düzenlemeler de aktif bir aktör. Hendrix'i biliyoruz ama şarkılarını çok da oturup dinlemiş değiliz. Farkına varıyorum ki bir kaç parçasına aşinalığım var. Dolayısıyla coverları beğenmeyip orijinalini aratıyorlar şeklinde eleştirenlerden olmayacağım. Asıllarına riff riff, melodi melodi hakim değilim çünkim. Dolayısıyla yeniymiş gibi dinlemenin keyfine varıyorum ve özetle beğendiğimi söyleyeceğim. Orkestranın fazlaya kaçan uyumsuz yanları olabiliyor. Ve Sting gibi bir vokal de biraz alakasız gelebiliyor kulağa. Böyle kusurları var elbette. Katkıda bulunan müzisyenlerin ismini geçirmeye başladıysak,  duyulmuşlardan Carlos Santana, Steve Vai, Brian May, Paul Rodgers'ın isimlerini de geçirelim.  

7,50+/10

28 Kasım 2023 Salı

V.A. - Kiss My A**: Classic Kiss Regrooved (1994)

 

Kiss şarkıları ama daha değişik bir yeniden yorum meselesi şeklinde allanmış pullanmış. En bir popüler şarkıların olmaması ile dikkat çekiyor toplama kayıt. Klasik rock yorumları da var zira Lenny Kravitz ile açılışı yapıyoruz , Gin Blossoms, Extreme gibi o dönem bilinen isimlerle devam ediyoruz. Amma Anthrax gibi sert bir grup ile countryci Garth Brooks'u da yanyana duyabiliyoruz. Bir tutam da grunge. Albümün ilginci Black Diamond'ın sözsüz klasik müzik coverı ise sürprizi  Unholy'nin Alman baskısındaki Almanca endüstriyel punk yorumu olsa gerek. Kısacası beş benzemez bir arada ve modernleştirmeye çalışılan şarkılar aksine hiç de güzel yaş almamış. Yine de bir eğlence barındırıyor içinde.

6,75/10

19 Ekim 2023 Perşembe

V.A. - Thunderbolt: A Tribute to AC/DC (1998)

 Vokali sebebiyle beni zorlayan gruplardan biridir AC/DC. Bu sebeple Accept'e de bir türlü başlayamamışımdır adam akıllı. O kadar yırtıcı olmasa da bu saygı albümündeki performanslar o efsanevi vokal tarzına yaklaşmaya çalışıyorlar. Bunu tam anlamıyla başaramamaları da iyi bir şey zira o seviye, dedim ya, bir kaç şarkı neyse de albüm boyunca beni gererdi. Burada da kadrosu oturmuş gruplardan ziyade karışık müzisyenlerden teşkil bir insan topluluğu tarafından parçalar icra edilmekte. Vokaller tabi parça başına çalışıyor. Kimleri görüyoruz, Sebastian Bach (Skid Row),  Joe Lynn Turner, Jack Rusell (Gret White), Kevin Dubrow (Quiet Riot), Dee Snider (Twisted Sister), Lemmy (Motörhead) gibi hard'n heavy'nin ağır isimleri başta olmak üzere aynı kulvarın hasadamlarını.Şarkıların çok da değişmemesi ve asıllarını bu sebeple geçememeleri önemli bir etken olsa (yine de her sanatçı kendine ait bir şeyler katmış) da aynı ruhu sergileyip gayet eğlenceli anlar yaşattığı da doğrudur. Ayrıca bu sayede AC/DC'nin Back in Black, TNT, Highway to Hell gibi  hitlerden çok daha fazlasına sahip olduğuna tanık olma imkanını yakalıyoruz. Ben biliyorum da zaten bilmeyen de öğrenir vesselam. Yalnız Thunderstruck gibi bazı önemli parçaların da es geçildiğini görüyoruz.

7,0+/10

28 Eylül 2023 Perşembe

V.A. - Smoke on the Water: A Tribute (1994, Deep Purple)

 Deep Purple için saygı albümü. Özel bir kadro bu albüm için bir araya gelmiş. Besteleri icra eden grupların ismi yok. Misal, her bir şeyi örnekle anlatmak çok daha kolay ama soyutlama becerisinin yani zekanın düşüklüğünün de bir göstergesi. İlk parça Speed King kadrosu Keely Keeling (tanımıyorum), Yngwie Malmsteen (Bir Türk ile evli ünlü gitarist), Russ Parrish (hiç şimşek çakmadı), Todd Jensen, Deen Castronovo ve Jens Johanson (yok tanımıyorum valla) namlı abilerden müteşekkil. Anladığım kadarıyla son dörtlü sabit. başta bir iki değişik müzisyen diğer şarkılara eşlik ediyor. Tanıdık olan bu diğer konuklar şunlar: Glenn Hughes, Kip Winger, Joe Lynn Turner, Paul Gilbert, Don Dokken, Jeff Scott Soto, Vinnie Moore. Hard rock/geleneksel heavy metal dünyasının önde gelen isimleri kısacası. 10 parça tüm hikayeyi anlatmak için yeterli gelmese de bellibaşlı şarkılar yorumlanmış durumda. Sabit kadronun da etkisiyle işitsel bütünlük albüm boyunca sağlanmış amma orijinallerin yanında hani ne yapsalar olmayacak gibi. Boşuna bir çaba yafu. Rock'n roll Lazy yorumunu ayrı sevdim ama.

6,75/10

7 Eylül 2023 Perşembe

V.A. - We Will Fall: The Iggy Pop Tribute (1997)

 

Bu saygı albümü şarkıların fazlasıyla orijinallerine sadık yorumlanması sebebi ilen acımasızca eleştirilmektedir. Olsun, varsın. Bu punky rock şarkılarını dinlemeyi çok özlemişim. Yıllarca neden bazı sanatçıların işleri ölümsüzleşir ve neden bazı işler unutulur, tam tamına anlayabiliyorsunuz. Yani sonuçta her şeyde entelektüel saçılımlar beklememek gerekir. Eğlenmeye de bakmak lazım. Kısacası asıllarını dinleyene kadar en iyisi bu. Üstelik kapağı da ekstra kuul.

8,0-/10

11 Ağustos 2023 Cuma

V.A. - It's Now or Never: The Tribute to Elvis (1994)

 

Rock'n roll'u pek sevmemekle beraber Elvis ayrı bir yerde durur benim için. Hiç siyahlardan çaldı, tafra yaptı eleştirilerine kanmayın. Haliyle, tavrıyla damgasını durmuştur müzik tarihine. Ne demişler, Sezarın hakkı salatasına. Bu saygı albümü elbette en bilindik Elvis parçalarını içeriyor. Farklılığı ise yorumcuların ve yorumların daha country ve rock ağırlıklı olması. Aslının yerini pek tutamıyorlar, bence. Kaydın her yerinden amerikanlılık akıyor, anlatması güç.

6,75-/10

20 Temmuz 2023 Perşembe

V.A. - A Tribute to Judas Priest: Legends of Metal (1996)

Off fena özlemişim Judas papazını. En güzeli de bu bestelerin Helloween, Gamma Ray gibi kral adamlarca seslendirilmesi. Albüm kapağındaki isimlere bakın yafu. Bu güzel grupların yanına eklenmesi gereken diğer isimler ise The Ripper yorumuyla Mercyful Fate, sonracığıma Fate Warning, Jawbreaker yorumuyla Rage, neyse devam etmeyelim. Bu eski grupların yansııra o zamanın genç isimleri de güzel güzel müziklerini icra etmekte. Hatta bu albüm için Doom Squad isminde bir grup bile kurulmuş. Yalnız thrash ve modern metal örneklerini biraz tatsız buldum. Devin Townsend ve Testament gibi. AC/DC'ye benzettiğim UDO'ya da ben pek ısınamadım evvelden beri. Nihayetinde saygı albümleri arasında böylesi zor bulunur.

8,0/10

5 Nisan 2023 Çarşamba

V.A. - Éthiopiques 2: Tétchawét! Urban Azmaris of the 90s (1998)


 Ethiopiques serisinin ki bildiğim kadarıyla otuzlara varmış durumda, bu ikinci eseri tek bir enstrüman eşliğinde türkü tüttüren Etiyopyalı ozanların yani azmarilerin eserlerine odaklanıyor. Bu kadar yalın bir sesle temponun, çığlıkların, ıslıkların eşliğinde daha ilk iki şarkıda parti modunun yakalanabilmesi takdire şayan. Yalnız aynı şarkıcıya ait testere sesli çalgı eşliğinde söylenen 4 ve 5. parçalar direkt kayıttan silinmeli. Sonrası da gelgitli, iyi ve vasat anlar bir medcezir.  İlkel duyguların direkt teşhiri ve insanlığın coşkusu bir yandan, bir yandan da o coğrafyada da somutlanan insanı insan yapan şiddete meyilliği. Anlayamıyorum çoğu zaman.

7,50/10

23 Mart 2022 Çarşamba

V.A. - Whiplash (2014) OST

 

Fena fillah iyi bir filmdi, nefesimizi tutarak izledik. Drama, müzik ve mobbing ve  mobbingci efendiyi morartma ekseninde keyif veren filmdeki bu aşamaları müzik hariç ben de yaşamıştım. Sonunda kim morardı bilmiyorum. Dolayısıyla filmin müziklerini de dinlemek şart oldu, 8 sene sonra. Bu zaman zarfı boyunca da kaydın filmle olan bağlantısını da unutmaya başlamış durumdayım. Kaydın caz kısımları, Allah var yukarıda bateri şovu da eksik kalmıyor, beklediğimden daha mutlu, eski usul trompetli big band caz stiline bağlı bir performans sergiliyor. Gerginlik ise ambiyans kısımlarında saklı. Bir de filmden alınma diyaloglar var ki bu tür farklılıklar albümün akışını bozuyor. Caz kısmı 30'lu yılları hatırlatan dans ve parti temasıyla kendi içinde güzel ama filmin atmosferine hatırladığım kadarıyla pek yakın değil. Bu ve bu gibi sebeplerle defaetlen dinleyebileceğim bir kayıt da olamıyor. Peki kayıt ta tanıdık hangi simalar ve besteciler bulunmakta? La La Land film müziklerine imza atan Justin Hurwitz, eskilerden Duke Ellington ve Stan Getz.

6,75+/10

19 Ekim 2021 Salı

V.A. - Sacred Treasures: Choral Masterworks from Russia (1998)

 

Çok sesli kalabalık bir koronun yavaş ritimde huzurla Rus ortodoks ilahilerini okuduğu kayıt çanla açılıyor, çanla kapanıyor. Beklediğinizin aksine ilk başlarda o kaba Rus tınısı pek yok. 50'li yıllar Disney çizgi filmlerinde seslendirilen hayalperest uykulu harmonileri akla getiriyor. Biraz gregoryan müziğe benziyor ama daha içine kapanık ve tozlu manastırların basık havasını hatırlatmakta. Ortalarda yer alan Rusça dua ve sonlarda bir solo atak dışında dibi zirvesi olmayan durgun bir seyir izliyor, kayıt. Uyumak için birebir güzel bir albüm, tamam, lakin vokallerin kendi içinde harmonik yayılımına kulak vermek de ayrı bir keyif vermekte.

7,50/10

6 Ocak 2021 Çarşamba

V.A. - Icelandic Folk Music (1995)

 Şu şirin mi şirin kapağa bakın. Post rock ve black metal grupların ve bittabi Björk'ün anavatanı İzlanda'dan değişik bir şeyler bekliyoruz. Hiç olmaz ise viking türküleri ile şenleniriz sanırsam. Beklenti böyle. Dİnleken aklıma düşen şeyleri not aldım, bir bakalım. Rusya, sarhoş İngilizlerin eğlenceli şarkıları, dramatik ve sinematik orkestrasyon, Loreena McKennitt, Keltler, romantizm, kış, klasik müzik, dungeon synth, new age. İzlanda halk müziği de pek bir değişikmiş. Benim de kafam bir o kadar karışık.


6,75+/10

4 Mart 2019 Pazartesi

V.A. - Kill Bill: Vol. 2 (2004)

İlk albümün gerisinde kalan bu kayıt filmin gidişatına uygun şekilde americana ve mexicana melodilerine daha fazla yer vermekte. Şarkılar teketek değerlendirildiğinde tek başına parlayan ikonik parçaların sayısında da düşüş bulunmakta. İlk albümde belirttiğim gibi kendi içinde sessel tutarsızlıklar azalmakla beraber devam etmekte. Diyalog alıntıları sayesinde belki bir miktar daha soundtrack temsiliyetini duymak mümkün.

7,50+/10