PELICAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PELICAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2020 Cumartesi

Pelican - Nighttime Stories (2019)

 Aynı Pelican, değişik Pelican. İlk duyduğumda gitar tonu beni heyecanlandırdı ve ben heyecanlanmayan
bir tipim. Dağınık başlayıp standart post metal kreşendosuna bağlanan lakin riff temelli sert parçalar,  Arteries of Blacktop'un sonları favorim, ağırlıklı ama Abyssal Plane gibi renkli ve ironik daha stoner bir parça da yerini bulmuş albümde. Kayıt kalitesi, basların verdiği lezzet misal, hoş.  Kaydın sonlarına doğru sıkılaştıkça sıkılaşıyor albüm, son şarkının -Full Moon, Black Water- kendi kendini inşa sürecinde zirve yapıyor akılda kalıcılık ki aslında bu özelliği çok güçlü değil kaydın. 

7,50/10

11 Eylül 2018 Salı

Pelican - Australasia (2003)

Post rock'ın serti manasında post-metal dediğim ama piyasada atmosferik sludge metal deyiminin geçerlilik kazandığı türdeki bu albüm için kısacası iyi diyebiliriz. Şarkılar arasındaki ayrımın sınırları da güçlü. Gönül isterdi parçalar içinde de kreşendo güçlü olsun. Bir de insan sesinin sıcaklığı eksik. Manalı sözler değil, caz üstadı Keith Jarret'in abartarak yaptığı ahlar uhlar bile yeterli olurdu. Neyse kadı kızında bulabildiğim eften püften kusurlar bunlar. Bir kaç daha iyi olabilirdi notları sadece. Drought şarkısında zirve yapan ezici buldozer riffler diyerek sözlerimi noktalıyorum.

8,50-/10

30 Nisan 2012 Pazartesi

Pelican - City of Echoes (2007)

Şöyle nete baktım da bu albümden hoşlanan bir ben varım galiba. Albümü anlatılanın tersine enerjik de buluyorum, yeri geldiğinde sert de. Riflerin dolu dolu olduğunu da görüyorum o devasa bas sayesinde. Bateriste de hayran kalıyorum.Sonlara doğru soundda yumuşama ile birlikte zaten var olan akılda kalmama sorunu daha da depreşiyor. Hatta albümü kapatıp biraz nefes aldığınızda canınız cancağzınız tekrar dinlemek de istemiyor. Bu da belli başlı kusuru bu kaydın. Biraz da ruhsuz renksiz ne depresif ne hüzünlü ne neşeli fazlasıyla orta ayar. Bir kaç parça haricinde böyle de bir problemi var. Yine de dediğim gibi anlatılanları hiç haketmiyor. Biraz gayret gösterdikten sonra kulakların pasını silmeyi başarıyor. Konserine gittin mi, hayır. o da benden ötürü.

8,0--/10

5 Nisan 2012 Perşembe

Pelican - The Fire in Our Throats Will Beckon the Thaw (2005)

Neurosis, Isis gibi gruplar arasında en az dikkatimi çeken Pelican olmuştu. İlk dinlediğim EP'leri de beni o kadar sarmamıştı. Daha doğrusu biraz tatsız bulmuştum. Bu 2. ful albümleri de yine kolay bir dinleme sunmuyor. Popülerliğe, şablona teslim olmayarak klişelerin dışına konumlanıyor. Her zorda olduğu gibi keşfettikçe ehl-i keyif insanı oluyorsunuz. Özellikle ilk üç şarkı, başta March to the Sea olmak üzere, dikkatleri celp ediyor. Acayip orjinal işlere bulaşmamakla birlikte post rock/post metal arasında ince bir ayar tutturmuş gittikleri bu yolculuk bu ay sonunda İstanbul semalarında bir mola verecek. Bekliyoruz.

8,0-/10

20 Temmuz 2010 Salı

Pelican - Pelican (2003) EP


Sludge-post metal aleminde adını sıkçana duyduğumuz grubun ilk ürünlerinden biri olan ve kendileri ile aynı adı taşıyan yarım saatlik kısa albüm tamamı sözsüz 4 parçadan oluşuyor. İlk parça Pulse orta şeker, Mammoth ise ormanda on kaplan gücünde tabirini efemine kılıyor mübarek. On mamut gücünde kuvvatinde. Kendini tekrarlayan kesik riflerin sesini iyi bir hoparlöre vereceksin, mezarından ecdadımız kalkar vallaha ne oluyor diye. Sert, nokta. Forecast for Today ise Mammoth'un yanında bir babanın olgunluğunu taşıyor. Tekdüze olmaktan ziyade değişken ve bir melodik hat izliyor. The Woods, albümün en uzun parçası. Evet tahmin ettiniz, ne kadar uzun o kadar epik. Orjinalliği tartışmalı ancak.

7,75-/10