COLOUR HAZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
COLOUR HAZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Colour Haze - To the Highest Gods We Know (2014)

Bugüne kadar gittiğim tatillerde ihtiyaç duyduğum anlarda otellerin pansiyonların vayları fileri beni yarı yolda bırakmadı. Bu sefer tatilde dizi-film izleyeceğim diye karar verdiğim anda ise ne Turunç ne de Marmaris yüzümü güldürdü. Eşek yükü gibi taşıyorum mereti yanımda. Ama neyse bin bir zorluk bu albüm hakkında bir kaç şey yazabiliyorum, klimalı otel odasından.
Bu aralar bayağı sayke-stoner tınılarında gitar müziği denk geldi. Kötü de olmadı hani. Bunlardan biri Colour Haze stoner sayke rock alemlerinde başarılı bir grup. Her albümünde ufak tefek değişiklikler yapıyor ve genelde de iyi işliyor bu rütuşlar. Albümün ilk iki şarkısı klasik normları takip ediyor. Özellikle Circles'a aklımdan güzel bir youtube klibi bile düşündüm. Söylemeyeceğim ama. Yalnız vokalin çatallaştığı bazı anlar çirkinleşiyor, yapacak bir şey yok, serzenişte bulunabiliriz anca. Albüme adını veren şarkı gruptan beklediğimiz deneysel hareketlerden biri. 12 dakika süresince hispanik akustik gitar, keman vessair uyumsuz bir dansın kurbanları oluyor. Ecnebilerin deyişiyle boğayı gözünden vurmasalar da , kaşının ortasına da çakmasalar da mıhı (bu da bizim deyişimiz olsun) burun kemerini çatlatmışlar hani. Lakin o ilk dinlediğimde ruhumu sarsan etnik ağırlıklı All albümünün tadı, işte o hiç gelmeyecek.

7,50/10

28 Kasım 2012 Çarşamba

Colour Haze - She Said (2012)

Bir albüm çift cdden oluşuyorsa orada biraz duracak duraksayacaksın. Peşinen kabul etmek gerekir ki ortaya çıkan şey mükemmel olmayacaktır. Burada All albümüyle tanıyıp pek sevdiğim, öncesi sonrasıyla diye başlattığım dinleme turunda 2006 yılındaki Tempel'e kulak verdiğim grubun en güncel hali ile benzer bir durumdayız. Bu önceki sonraki halini Neurosis ve Om için de devam ettireceğim, her birinden iki albüm şeklinde. Colour Haze'i biliyoruz ki gayet kendine has, sertleştiği anlarda bile kadifemsi bir zarafete sahip, sofistike bir müzik sunuyorlardı dinleyiciye. Aynı durum üç aşağı beş yukarı devam ediyor. Yalnız dinlemeyi otantik hale sokan doğu ezgilerini bırakıp kendilerini cem (jam)e vermeleri o ihtiras ve tutku hissiyatını söndürüyor. Ortaya ister istemez  içki sofrasına meze arka fon musikisinden fazla bir şey çıkmıyor. Evet, başlangıçda biraz Latin ritimlerine uğranmış ki pek tercih ettiğim hareketler dahilinde değil bu. Görüşlerimi adını geçirdiğim önceki iki albümlerine kıyasen seslendiriyorum. Yoksa son şarkıdaki yaylı düzenlemeler ya da ilk cd nin son şarkısı başta olmak üzere bazı riflerin, fazlasıyla tekrarlanmasına rağmen, ilgi çektiği inkar edilemez. Yine de bu kadar cem bana fazla. Onun yerine Kyary Pamyu Pamyu dinlemek daha eğlenceli yutupta. 

7,50/10

9 Kasım 2012 Cuma

Colour Haze - Tempel (2006)

Colour Haze gibi bir gruba rastlamadım. All'u dinleyip oldukça beğenmiştim önceden. Şimdi Tempel'ı ardından da bu sene çıkan She Said adlı albümlerine kulak verip yıllar içindeki değişimlerini gözlemleme fırsatını yakalacağım. Aynısını Neurosis ve Om için de yapacağım. Grubun bu albümü takip eden All'un sofistikasyonunundan ( varmı böyle bir kelime lugatimizda) ve profesyonelliğinden bir nebze eksik kalmışsa da stoner/heavy psyche gibi bir türde uzmanlaşıp elitleşmenin türün ruhuna aykırı bir gelişme olacağına varsayarak çok da kafama takmıyorum. Vokaller yine keyfe keder devreye giriyor. Özellikle misal Fire gibi bir şarkıda fısıltıya varan sükuneti iç gıcıklıyor. Yani süper bir şey bu. Ritimler ve tempo ağır değil, trippy, keyifli. Müzik ise kadife gibi yumuşak bir sertliğe sahip. Sıcak bir şekilde kavrıyor dinleyeni. Melodiler biraz güçsüz kalsa da grup yine dinlemesi müthiş rahat, peynir zeytinli bir kahvaltı tabağına damlatılan kekikli zeytinyağı sosu kıvamında bir keyif takdim ediyor.

8,50-/10

12 Mart 2009 Perşembe

Colour Haze - All (2008)


Tek kelimeyle şöyle özetleyebilirim: çok keyifli!
iki kelime mi? boşverin zaten dumanlı dağlar offf
Stoner rock kökenli grup 70'ler ve özellikle Hendrix (diyorlar), jazz ve bilimum progresif öğe (özellikle şarkılardaki enstrüman ağırlığının değişmesi ile kendini belli eden bir taraf) lakin basit tınılarla içinizi eritiyor. Ve bunu kaotik gürültü içermeden yapıyor. Zil ve derin bas etkisiyle aynı rifin gittikçe yükselen tempo ardından kreşendoya varması, nirvana misali ilk parça Silent'ı tanımlıyor. Yerinizde kıpır kıpır kıpırdanıp duramayacak ve hatta headbang yapacaksınız. Fazla heyecanlandırmamak de gerek. Çünkü her parça aynı ayarı tutturamıyor. Misal 8 dakikalık enstrümantel Lights orgla süslü 60 lar çeşnisi gibi, hani uyuşturucu alemlerinde kapıcı kızın yoldan çıkartıldığı Türk filmlerimizde kalabalığın daha doğrusu potansiyel tecavüzcü ve ırıspıların dans ettiği parçalara benziyor. Ya da sitar ile başlayan Stars da beni etkileyen bir parça olmadı. Bununla birlikte alışılmadık bir uçuş provası All ve hemen ardından gelen Fall gayet göz dolduran , etkileyici parçalar.
Albümün en sevdiğim yanlarından biri de vokalin az olması. Kişinin kendini nitelikli müziğin akışına bırakması kadar keyifli bir şey yok.

Set my home in the skies so high
And every time I wanna jump up it turns me down
On a wheel, under a spell I'm bound

8,75/10