7,75/10
ULVER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ULVER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Kasım 2025 Pazar
Ulver - Nattens madrigal: Aatte hymne til ulven i manden (1997)
Nedense atmosferik black ile ilişkim hep bir gelgitli. Üzerinden zaman geçse de burda bir gelişme olmadığını anlıyorum benin cephemde. Kurtlar temasını işleyen Ulver'in bu üçüncü kaydının belki de yarısını oluşturan sayıdaki şarkılara uzun süredir de hakimim. Oturup albümü baştan sona dinleyecek dürtüyü hissetmedim sadece. Çünkü prodüksiyon da öyle bir kirli duvar var ki o etkileyici riflere, akustik geçişlere, atmosferik seslere rağmen beğeniniz bir noktada o duvara gelip dayanıyor. Aşanlar için zaten grubun en iyi işlerinden biri nitelemesine katılacaklar kervanına katılmaktan başka çıkar bir yol yok. Cızırtısı, lo-fi kayıt kalitesi, rifleriyle biraz Darkthrone'u da hatırlatıyor bu kayıt. Ama Ulver'in bu ilk dönemini çok sevmekle beraber Ulver dinleyesim geldi dedirtecek bir seviyede değil. Zaten şu aralar synth pop'a kadar evrildikleri müzikal kariyerlerinde metal içinde kaldıkları ilk dönemde bile her kayıtta bir değişiklik yansıttıkları aşikar. Dolayısıyla hangi Ulver'i dinleyesim gelebilir ki?
6 Eylül 2025 Cumartesi
Ulver - Liminal Animals (2024)
Ulver'i metalciler haricinde dinleyen var mı, varsa ne oranında, çok merak ediyorum. Nordik hüznü ambiyatik synth pop nağmeleriyle harmanlayan grup geçmişiyle değerlendirildiğinde eleştiri oklarının hedefinde olsa da bağımsız bir şekilde bakıldığında gayet yerli yerinde bir iş çıkardıkları gerçeği reddedilemez. Kısa bir süre önce teklileri hakında yazdım, Oradaki hiç beğenemediğim remiks dışındaki tüm parçalar bu albümde yer alıyor, dolayısıyla olumlu söylediğim şeyler hala geçerli. Üstüne Helian gibi trip bir parça var ki Faithless grubu ve Madonna'nın Frozen parçası geliyor aklıma. Yani bu trip hop da tam bırakılmış değil demek ki.
7,25+/10
3 Eylül 2025 Çarşamba
Ulver - Forgive Us (2024, Single)
Günümüzde maddenin katılığı buharlaşırken müzikler de dijital eserlere dönüşüyor ve kategorilere alışık eski kafalarımız dengesini yitiriyor. Ulver'in son dönem yayınladığı şarkılar da albüm, EP, single/tekli gibi sınıflandırmaları erozyona uğratıyor. 5 şarkının yer aldığı bu sürüm, ama belki de daha fazla parça içeren sürümleri de var, aynı zamanda Liminal Animals isimli albümün de muhteviyatında ya da The Red Light'ın... Neyse, kapakta yazdığı gibi ünlü cazcı Nil Petter Molvaer'i trompeti ile duyuyoruz ama sadece kayda ismini veren şarkıda. Fark yaratıyor mu, evet. Ulver bir süredir synth pop kulvarında, ama gece ambiyans ve meodraması yoğun bestelere imza atıyor. İşin aslı türü ne olursa olsun, metal ya da caz, nordik drama diye bir şey var ve bu eserin altında da bu karanlık sular akmakta. Son remiks kaydın ederini düşüyor, hiç olmasaydı keşke.
6,75+/10
3 Temmuz 2021 Cumartesi
Ulver - Flowers of Evil (2020)
Yeni Ulver'in hala metal konserlerinde yada metal dergi ve internet mecralarında yer bulduklarına tanık oluyorum. Merak ettiğim şey bunca yıldır tür değiştirdikten sonra elektronik sahnede yeterince tanınır olup olmadıkları. Dinleyen kitlenin büyük miktarı da öyle yada böyle metale bulaşmış kişilerden oluştuğu düşünülürse acaba diyorum, bir Şeytan gelip dürtüyor, geçmişlerini mi istismar ediyorlar. Halbuki, tüm albümlerini dinleme olanağı bulamadım ama biliyorum ki metal sonrası ki artık müzikal kariyerlerinin daha uzun bir bölümünü kapsıyor, dönemlerinde de gayet güçlü yapıtlara imza atmışlarken bu durum garibime gidiyor. Yine de biz halimizden memnunuz, metalin de yobazı değiliz. Güzel bir synth pop albümüyle yine karşı karşıyayız. Güçlü kuvvetli lafını geçirmişken maalesef bu kaydın bir önceki yapıtları The Assasination of Julius Caesar'ın gölgesinde ezildiğini söylemek mümkün. Hala 80'ler ve iç karartıcı gizemli harmoniler atmosfer yaratımında başat unsur olarak kullanılsa da yeterince güçlü değil. Albümün başından itibaren dinlerken elbette iç gıcıklayıcı vokal ve enstrümantal düzenlemelerin dansı büyük keyif veriyor. Ancak albümü kapattığınızda zihinden siliniyor, bir kaç nakarat haricinde. Hemen hemen her şarkıda kullanılan bu etkileyici kombinasyonun nefesi bırakın albümü ait oldukları şarkı bitimine bile yetmiyor. Bestelerin başka bir şeye, derinlik katacak başka öğelere de ihtiyacı var. Enerji sorunu belki de. Sonlara doğru ise sıkılmaya başlamanız kaçınılmaz olmakta. O ve bu ve şu yüzden hakettiklerinden daha da azıyla değerlendirilecekleri kesin. Albümün kapağı ise çarpıcı şıklıkta.
6,75+/10
7 Eylül 2018 Cuma
Ulver - The Assassination of Julius Caesar (2017)
Black metal ile başlayıp folk'a, elektroniğe, ambiyansa uzanan ilginç yolculuğun son durağı synth pop oluyor. Synth pop söz konusu olunca da seksenlerin etkisi göz ardı edilemez. Nasıl MGMT'nin son albümünü dinlerken aklıma Pet Shop Boys geldiyse, elbette birebir denklikten bahsetmiyorum, bu albüm de karanlık atmosferiyle Depeche Mode'u hatırlattı bana. Zaten başka bildiğim bir grup da yok bu türde. New Order olabilir bak şimdi aklıma geldi ama onların da pek müziklerini bilmiyorum. Neyse , itiraf etmek gerekirse ilk dinlediğimde albümü pek sevmedim. Zamanla alışabildim. Hala bir kaç şarkıya hakikatan vallahi tillahi ısınamadığımı söylemeliyim. Aksi olsaydı zaten albümün bende bıraktığı intiba da daha yüksek olurdu. Ancak deneyselliği abartmadan yapılan zekice düzenlemelere ve ambiyanstan gotiğe uzanan ince ince işlenmiş etkilenmelere hayran kaldım. Özellikle Rolling Stones ve Sothern Gothic pek seviştiğimiz şarkılar. Albümü açan Nemoralia albümü layıkıyla temsil edebilecek tam bir single parçası ki şimdi baktım gerçekten de tekli olarak yayınlamışlar. Ben bu müzik işini biliyorum. So Falls the World'un teknoya bağlanmasını pek beğendim, uzasaydı o bölümü keşke.
7 Ocak 2017 Cumartesi
Ulver - Kveldssanger (1996)
Ruh halimin düzelmesine katkıda bulunan albümlerden biri de Ulver'in bu ikinci kaydı olmuştu. Şu an elektronik sahada kariyerlerine devam eden ve ilk albümde atmosferik black metal ile musiki hayatına başlayan grubun bu kaydında sergilediği tür değişimine artık şaşırıyorolmamız şaşırtıcı olurdu. Yağan ve biriken kara en bir uygun düşecek şekilde melodik olarak zengin ve biraz da melankolik folk ve neo-folk bestelerinden mütevellit bu albüm, renkli ve zengin bir atmosfer sunmakla beraber şarkıların kısalığı, belki de 18 saniyelik Ord süresinin kısalığıyla süper bir şarkı oluyordur kim bilir, bir yarım bırakılmışlık duygusu veriyor. Yani taslak şeklinde bırakılmış kısa süreli şarkılar arasında geçişin getirdiği tatminsizlik duygusu da dinlerken size eşlik edecektir. Öyle bir zayıf tarafı var. Kaydın sonlarında da şarkıların daha bir atmosferik yöne doğru evrilerek çarpıcılıklarını yitirdiğini söylemek de mümkün.
8,25/10
8,25/10
30 Aralık 2011 Cuma
Ulver - Bergtatt: Et eeventyr i 5 capitler (1995)
Manyakça bir sarf ü laf olacak ama söylemeden geçemeyeceğim. Klasik statüde tapınılası hürmetlere boğulan bu albümü o kadar da göklere çıkaramıyorum. Çünkü çok güzel. Ve black metal bu kadar güzel olmamalı. Günümüzde moda olan ve hatta blackgaze gibi abidik gubidik bir isimle taçlandırılan türün esamesinin okunmadığı bir dönemde aynı atmosferi black metal içinde sergileyebilen bu albümdeki müzisyenler büyük ihtimalle shoegazei o dönemde hiç duymamışlardı. ( Tersi de doğru olabilir çünkü her albümüyle değişik işlere imza atan ve elektronik ambiyansa kaymalarına rağmen hayranlarından tühh yazıklar olsunlar kutsal davamızı sattılar gibi tepki almayan tam tersine hep destek tam destek gören müzikal ufku açık müzisyenlerden bahsediyorum burada) Şu da benim naçizane iddiam. Beslendikleri pınarın ismi neofolk. ( ve ben neofolku biraz sıkıcı bulurum) Akustik gitar, değişkenlik gösteren tempo, sound, ritim. Atmosfer üstüne atmosfer. Norveç dağlarında kaybolan genç bir kızın hayatının 5 perdede anlatıldığı albümün içine maalesef giremedim. Örneğin daha haşinleştiği sertleştiği son şarkıda evet dedim. Bu. Güzel ama akıp gidiyor, su gibi diğer şarkılar. Benim istediğim black metal ise azcık kazımalı, sürtmeli, deforme etmeli.
7,75/10
7,75/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


