HAVE A NICE LIFE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAVE A NICE LIFE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2021 Cuma

Have A Nice Life - Sea of Worry (2019)

Ohh post punk'ı özlemişim. Biraz hafif, depresyona sokmayan, böyle biraz light Smiths gibim bir şey.  Elbette bir debü albümü etmiyor. Tam tersine özellikle ikinci yarısındaki oyalanma-sayıklamalarla karşılaşan dinleyicisi tarafından kıyasıya eleştirildi de. Ama bu kaydın olabildiğince  çarpıcı bir girizgaha sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hani böyle gri bulutların üzerinde yükseliyor gibi, avucunuzda ışık demetleri. Yine de en azından benim için albümün en zayıf parçası 13 dakikalık kapanış parçasının bile ilginç bir albenisi var. Dini bir konferans monoloğu yada vaaz konuşukları yavaş yavaş ambiyatik post rockvari bir müzikle içiçe geçiyor. Dikkatli dinleyicin aklına GY!BE gelecektir.

7,25/10

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Have A Nice Life - The Unnatural World (2014)

Yılın en feci beklenen albümlerinden biriydi. Hala bildikleri yoldan gitmeye devam ettikleri görülüyor. Alternatif daha doğrusu deneysel kulvarlarda indie rock. Daha önce de saymışım, post-punk, post-rock, shoegaze, 80'ler goth rock vessair. Vokalin derin bir perde arkasından seçilmeye çalışıldığı lo-fi denen ama artık bir miktar baymaya başlayan kayıtsızlık eğrisi. Kısacası Have A Nice Life müziği hala canlı hala diri, ya da ölüme tutulmuş, umutsuz ve karanlık mı demeli? Neyse, bu ikinci albüm de dinleyenleri hayal kırıklığına uğratmadı. Uğratmamasına da çıkış albümü Deathconsciousness'ın yanına yaklaşamıyorlar, bunu da kabul etmek lazım. Bir kere basit zekalı bir dinleyici olarak o şok dalgasını ilk albümde atlattık. Artık bağışıklık kazandık. İkincisi grubun ya da ikilinin diyelim, entellektüel birikimleri büyük ölçüde ilk albümde tükenmiş. Fazla acımasız oldu, yumuşatalım: yaratıcılık ve dinleyeni derin kuyulardan daha derin kuyulara sürükleyen işkenceciliğe meyilli psikopat tavır açısından eli sıkı davranmışlar gibi. Ayrıca ucundan azcık bahsettim. Evet, tercih edilen kayıt kalitesi ya da kalitesizliği her ne kadar inceltilmiş ve hesap edilmiş katmanlarla zenginleştirilmiş olsa da , her ne kadar umutkırıcı atmosferi güçlendirse de müzikte en sevdiğim şey olan melodiyi de öldürüyor. Zaten halihazırda moral olarak yerlerde süründüğünüz anlarda parlayan dolayısıyla dinlemesi özel anlarla sınırlı bir albüm. Bu gibi nedenlerle de ilk albüm bizim kalbimizde ayrı bir yerde duruyor, duracak. Böyle dedim diye sevmediğim anlamına tabi ki gelmiyor. Suya götürüp susuz getirirler sonuçta.

7,50/10

30 Nisan 2011 Cumartesi

Have A Nice Life - Deathconsciousness (2008)


Doom black metal minvalinde bir şey bekliyorken ortaya çıkan ürünün indie rock kalıplarına yakın olması en azından beni şaşırttı. Bununla birlikte müzisyenlerin metal müzikle haşır neşir olduğuna dair emareler de mevcut. İşin ilginç yanı bugünün alternatif müziğine metalcilerin kan taşıması, Fransız gruplarının liderlik ettiği post akımlarda olduğu gibi metalcilerin bu iş böyle yapılır dercesine öğreten adam kisvesine bürünmesi de azcık uzundan berisinden gurur verici bir şey. Çift CDden oluşan hayli iddialı bu yapıt farklı dallardan besleniyor. Şarkılarda bu değişimi duyumsamak mümkün. Ambiyans, post-rock, post-punk (endüstriyel dansa yakınlaşan çizgiyi de post-punk'a dahil edelim) , post-shoegaze (herşeyin başına post ekleyin işte), cızırtılı drone, lo-fi folk. Ortak nokta ağır ritimler üzerine halusinejik bir etki. Daha zayıf olmasına sebep olarak yumuşak ve dreamy bestelerini gösterebileceğimiz ilk CD'yi bile uygun zamanda ve şartlarda dinlerseniz baştacı edebilirsiniz. (PS: albümdeki şarkıların ritmik post-punk altyapısına sahip olması bu olumlu faktörün tetikleyicisi) Aslında albümün genel bir özelliği bu. Dinle kapat, on gün sonra tekrar geri dön, kısacası bir klasik. Ve naif (naif dediysek hep rahatsız edici) besteler bile yüksek sesle dinlenmeli. Yine de boş gelebilir bazen. Zira kendimi tekrar edeyim, hiç sevmem, uygun zaman ve şartlar altına hoşlanacaksınız. Deneme yanılma mevzusu.
İkinci CD ise drone ve post-post black cızırtıları ile açılıyor. İlk iki şarkıyı canlı atlatmak mümkün değil. Bir yerinde ölüyorsunuz. Metalcilerin daha çok sevdiği bu ikinci CD elbette indie rock fanlarınca pek tercih edilmese de tahmin edersiniz benim de favorim. Eleştiri olarak orjinal değil ama işlerini iyi kotarmışlar gibi şeyler okuyorum. Bunu yazanlara da siz normalde ne yiyor ne içiyor ne dinliyorsunuz diyorum. İnsan evladı mısınız be yahu diyorum. Benim kitabımda oricinal ve kuul.

8,0/10