WASP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
WASP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2009 Cumartesi

W.A.S.P. - Dominator (2007)

Eski grupların hala güzel iş çıkarabileceklerine iyi bir örnek. Mercy'nin Amon Amarthvari giriş rifi ile şaşırmışken albümün melodik ve çok tatlı riflerle, güzel sololarla dolu olduğunu görüyoruz. Vokalin bana göre aşırılıklarının törpülenmesi ya da Blackie'nin ses perdesinin daralması hiç de kötü bir etki yaratmamış. Uzun lafın kısası konserlerini büyük ihtimalle kaçıracağım grubun bu albümü melodik ve geçmişine göre daha yumuşak diyeceğim de "mellow" daha uygun bir kelime neyse, olması sebebiyle dinlemesi çok keyifli. Albümde iki versiyon şeklinde yer alan Heaven's Hung In Black albümün en iyisi. Şimdi kötü tarafına bakalım. Eskisi gibi hit diyebileceğimiz nakaratına eşlik edebileceğimiz rock marşı yok. Bununla birlikte şarkıların tümünün ustalık kokan kolay dinlenir, göreceli olarak, yanaklarından tutup sıkılası parçalar olduğunu söylemeden de duramayacağım.

8,0/10

6 Kasım 2009 Cuma

W.A.S.P. - The Crimson Idol (1992)


Grubun tekdüze rock'n roll (kötü demiyorum) çizgisinden uzaklaşarak sofistike hatta sanatsal bir ürün çıkarma gayretlerinin somutlaştığı bu albüm bir rock starın yükselişi ve düşüşü temasını işleyen rock opera çalışması. Gerçekten de değişik tempolu şarkılarıyla kaliteli bir pencere sunuyor bize, pvc olsa gerek. Eh eh eh..
Albümün ilk başlarında enstrümanların çalınışı gibi teknik farklılığı görseniz dahi ilk dönemlerinden kopuşun çok da güçlü olmadığına inanıyorum. 4. parça Chainsaw Charlie ile anca bombalama başlıyor. Gypsy Meets The Boy ve Doctor Rockter gaz klasik WASP nakaratları ile önceki döneme daha yakın. I Am One stadyum havasını teneffüs ettiren tatlu bir parça. Aslında albüm bitene kadar gayet leziz şarkılarla devam ediyor, The Idol, grubun bence çok başarılı olduğu slowlara örnek Hold on to My Heart. Albümün en iyi parçalarından Great Misconception of Me ile de son veriyoruz. Ardınan 98 baskısındaki 2. CD'ye geçiyoruz. Burada öne çıkan parça Blackie'nin vokallerine de yakıştırdığım blues-rock kıvamındaki Led Zeppelin cover'ı When the Leeve Breaks oluyor. Aslında Blackie'nin vokali için pek çok insan bu grubu dinlerken benim üzerimde az azcık ucundan negatif etkisi bulunuyor, açıkcası sevmiyorum diyemem ama rahatsız edici buluyorum ve biraz daha müziğe sololara izin verip dominant olmaması gerektiğine inanıyorum. Yine de özellikle bu albümde belki de biraz teknolojinin yardımıyla ama bence teknik gelişmeyle bilemeyeceğim, vokalin yetkinliği tartışılmaz. Geri kalan parçaların çoğunluğunu oluşturan canlı kayıtlar, ismini yukarıda geçirdiğim The Crimson Idol'daki öne çıkan parçalar ile daha önceki albümlerde yer alan birkaç parçadan, evet evet I Wanna Be Somebody gibi, müteşekkil. Özellikle Great Conception of Me'nin live kaydını ayrı bi beğendim.

8,50/10

23 Ekim 2009 Cuma

W.A.S.P. - The Last Command (1985)


97 tarihli sürüm: İlk albümünden sonra bunu dinleyince hissettiğim tek şey hayalkırıklığı oldu. Wild Child gibi klasik bir parçanın yanısıra Widowmaker ve duygu aleminde gezinenlere yönelik Cries in the Night sevdiğim parçalar. Zorlarsan birkaç tane de vasatın üzerinde sayabilirim. Sound olarak önceki albüme göre daha rock'n roll, biraz daha yumuşak, uysal ve pek çok boş parça içeriyor. Bununla birlikte bu yeni baskısı Animal, I Wanna be Somebody, Sleep in the Fire gibi klasiklerin dahil olduğu çoğu live 7 parça barındırıyor. Façayı azcık düzeltmiş oluyorlar böylece.

7,25/10

15 Ekim 2009 Perşembe

W.A.S.P. - W.A.S.P. (1984)


Aslında grubun bu çıkış albümünün 97 sonrası bonus şarkılı yeni baskısını dinliyorum. İlk baskılarda plak firmasının baskısı sonucu yer almayan Animal (fuck like a beast), neden alınmadığını annadınız galiba, ile 2 adet başka parça yer alıyor. O yıllardaki glam ve popüler hard rock türünden vokali, kesinlikle, ve enstrümanlarına daha sert yüklenmeleri , tutkuyla çalmaları ile ayrılıyorlar. Bestelerin dile dolanılırlığı ve belki de basitliği, sözlerde boş mevzuların ağır basması ile de benzeşiyorlar. Blackie Lawless'ı takdir ediyorum ama vokalinden de çok haz etmiyorum. Zaten bildiğim sevdiğim klasikleşmiş I Wanna Be Somebody'nin yanısıra Animal, School Daze ve Judas Priestvari The Torture Never Stops güzel şarkılar. Bonusda yer alan parçalardan biri de Rolling Stones'un ender de olsa etkileyici oldukları anlardan birine denk gelerek yazdıkları Paint It Black cover'ı. Garip olmuş açıkcası pek beğenip şeyedemedim. Unutmadan albümdeki favori parçam ise vokalin püskülün uyum içinde olduğu Sleeping (in the fire) adlı baladları oldu.

8,0/10