MARDUK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MARDUK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2013 Cumartesi

RETRO: Marduk - Obedience (2000) EP

Açılış parçası Panzer'deki düz ve atılgan fikri ödünç alıp daha önceki sound ile birleştiriyor. Albüm kapağında da görünebilen sado mazo hikayeyi işliyor. Takip eden Funeral Bitch ise grubun en baslı halini ifade ediyor. Tempo yavaşlamışken melodisi ile bi miktar Kazuklu şarkılarını hatırlatıyor. En güzeli bu kısa albümün. Son şarkı Into the Crypts of Ray'in orjinali ise Celtic Frost'a ait. Bathory'nin ilk dönemlerinde olduğu gibithrashy ve punk (düzlüğü sebebiyle) işlenmemiş bir black metal eseri bu. Aslını dinleyemediğim için yorum hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim. Ama duyabildiğim kadarıyla pek de bir şey eklemişler gibi durmuyor yani.
Kısa ve dağınık bir çalışma olmuş neticede. Ne gereği var demekten alıkoyamıyorum mevcut süresini de değerlendirdikten sonra.

6,50-/10

13 Ocak 2013 Pazar

RETRO: Marduk - Panzer Division Marduk (1999)



Sözlerimi şu an geri alıyorum. Her albümüyle farklılığa yelken açan grup bu albüm ile aşırılığın dünyasıyla buluşmuştu. Tamamiyle baterinin amansız vuruşları albüme damgasını vuruyordu. Nefes almadan süren dur duraksız sert besteler için yarım saat kafi gelmeye yetiyordu. İlk çıktığı dönemde de müthiş olumlu tepkilerle karşılandı. İşte o dönem ben bu albümden bir şey anlamamıştım. Düz, eleştirenlerin  belirtiği gibi rif fukarası (2 şarkıya bir tane ya düşüyor ya düşmüyor), hatta ve hatta gösteriş mukabilinden aşırıya kaçma gibi betimlemeler kullanmış bile olabilirim. Zaman geçtikçe sular duruldukça ha, o kadar da özel değilmiş diyenlerin sayısı da arttı. bakınız: RYM den bu albümün sayfası.  O zamanlar ne kadar hoşlanabilmek için gayret göstererek dinlemeye çalışsam da şu an bu yapıtın ruhunu yeni kavrayabiliyorum. Savaşın acımasız kanlı yüzü. Dramatize etmeyelim lütfen, en azından drakula hikayelerini bitirdiler yafu. 

7,75/10




2 Ocak 2013 Çarşamba

RETRO: Marduk - Nightwing (1998)

Bu albümü unutmuşum yafu. Halbuki Marduk'un belki de en iyi albümü. Tam sevdiğim gibi, hızlı ve öfkeli ve melodik. Dikkatli bir dinlemeyle düzenlemelerin de iyi halli yapıldığını duyabilirsiniz. Prodüksiyon biraz garip, gürültülü ve kaotik. Bir duvar gibi önünüze dikiliyor. Belki de bu sayede bugüne kadar çok da tutmadığım vokal o kadar rahatsız etmiyor. Albümün yarısı yine Türklere giydirdikleri kont Drakul (aslında Vlad) hikayeleri ile dolu.  Böyle şeylere olgunlukla yaklaşmak gerektiğini belirtmiştim zaten. Ki niyetleri ne olursa olsun. İşin aslı bu transilvanya türküleri çok daha gaza getirici rif ve düzenlemelere sahip. Memnunum yani. Dreams of Blood and Iron ile Dracole Wayda bu manada destansılığı notalara dökmede çok başarılı.

8,25/10

15 Aralık 2012 Cumartesi

RETRO: Marduk - Here's No Peace (1997/1991) EP

91'de demo olarak kaydedilip 97'de anca görücüye çıkan bu kayıt biri girizgah niteliğinde sadece 3 parçadan oluşuyor. Fuck Me Judas'da olduğu gibi ruh black ama müzik death metal. Özellikle ritmik 2. parça zevkle dinlenesi bir karakter gösteriyor. Ayrı bir kısa albüm olarak çıkarma zahmetine niye girdiler, bu parçaları bir albümün ötesine berisine bonus olarak ekleyemezler miydi, yoksa eklemişlikleri var mı, ya da grup paragözlük mü yapmış, aklıma gelen ama asla araştırmayacağımız bir kaç soru.

6,0/10

29 Kasım 2012 Perşembe

RETRO: Marduk - Live in Germania (1997)

Havalar soğumaya başladıkça bir uyku hali bi tembellik çörekleniyor insanın tam içine. Bu yüzden kısa keseceğim. Koolarımı bile kaldırmak zor geliyor. Dinamizmi öldürüp parçaları aynileştiren prodüksiyon da keşke parça seçimi kadar iyi olaydı da bayram edeydik. Konser atmosferi de fifti fifti. Bu da o yalandan konser albümü mü bilmiyorum, ama zannetmiyorum da. Öyle yani. Taa Alamanyalardan...

7,50/10

16 Kasım 2012 Cuma

RETRO: Marduk - Glorification (1996) EP

Glorification of Black God ile açılması bu kısa albümü daha dinlenebilir çok daha doğru ifadeyle daha satın alınabilir bir hale getiriyor. Çünkü diğer şarkılar thrash coverı olaraktan grubun istediği bir projenin eseri amma dinleyen açısından çok da istenilen, talep edilen değil, belki fanları dışında. 2 adet pek bilinmeyen Piledriver şarkısı, Total Desaster isimli hiç dinlemediğim lakin Marduk yorumunun arkasını deşeledikçe bünyeye güzel bir gaz pompaladığına inandığım Destruction şarkısı ile buraya yazmaktan erineceğim uzun isimli ilk dönem ki o dönemini de severim Bathory parçası. Gel gör mevlevi ol ki, bu black yorumlarını pek tutmadım. Pek çok kişi de benim gibi eh yani diyip geçmiş durumda. Ki bu da ender bir olgu, benim başkalarıyla hemfikir olmam, diyorum. Tadını çıkarayım bari.

6,50-/10

4 Kasım 2012 Pazar

RETRO: Marduk - Heaven Shall Burn... When We Are Gathered (1996)

Hatırladığımdan daha iyi çıkığını söylemeliyim. Halihazırda klasik konumuna yükselmiş Glorification of the Black God'ın yanısıra amansız ofansıyla Darkness It Shall Be ve yine Kont Drakula takıntılı Dracul Va vıdı vıdı hayli öne çıkan parçalar. Besteler arasında çeşitlilik de sağlanmış. Kayıt kalitesinin bir nebze daha iyi olmasının black metal'de hiç de fena durmadığını tersine güzellik kattığını görebiliyoruz bu vesileyle. Hep çamır kayıt hep cızırtı fosurtu, nereye kadar?

8,0/10

23 Ekim 2012 Salı

RETRO: Marduk - Opus Nocturne (1994)

Zamanında grubun en sevdiğim sözkonusu albümü grubun diskografisinde de çok ayrıksı bir yerde duruyor. Parçalar hayli atmosferik, doomdan gotik musikiye değişik alttürlerden besleniyorlar, fakat bu etki hem az hem de ayrı bir hüviyete büründürecek kadar belirgin ki albümü lezzetli bir hale getiriyor. Bununla birlikte baskın soundun klasik black'den pek de fazla uzaklaşmadığı da aşikar. Gel gör ki, köprülerin altından nice sular geçiyor, post-black metal çıkıyor, tür metaformoz geçiriyor, avangartlaştıkça avangartlaşıyor. Bu gelişmeler ışığında hoşlanmışlığım dereke dereke eriyor, erozyona uğruyor ki aslı mümkün değil. Lakin Materialized In Stone her daim favori parçam olmuştur, sadece bu albümde değil tüm grubun eserlerinde. Ayrıca atalarımızı kazıklarda katleden Kont Dracul'a adanan şarkı ile yağmura bağlayan kapanış parçası da gayet keyifli. Eski günler hatrına biraz torpil geçmiyor değilim.

8,0--/10


7 Ekim 2012 Pazar

RETRO: Marduk - Those of the Unlight (1993)

Etkileyici bir kapak çalışmasına etkileyici bir müzik eşlik ediyor demek isterdim. Biraz Mayhem'in efsanevi albümü DMDS'ye benzetiyorum. Dönemin ortodoks ruhunu temsil ediyor bir bakıma. (Bir bakıma diyorum çünkü melodik bir yan da var bu albümde) Kötücül bir atmosferi dinleyenlere iletebiliyor. Ama ekstem bir sıfat kullanamıyorum bu albüm için. Biraz melodik, bazı şarkılarda rifler şık hareket içinde, atmosfer fena değil. Akustik enstrümental parça bile yapmışlar yafu. Yani hiç bir sıfat baskın değil, orta sınıfa hitap etmişler. Bu da albümü vasata doğru çekiyor işin doğrusu. Neyse ki hala Fabrizio Paterlini var.

6,50/10

13 Eylül 2012 Perşembe

RETRO: Marduk - Dark Endless (1992)

Hoş geldim yarıda kesmek zorunda kaldığım tatilden. Birilerinin ahı dokundu ve tahmin edebiliyorum failleri. Günlerini görecekler hrrr. Marduk, ilk albümüyle karşımızda. Hala death metalin etkisi bariz hissediliyor. Fuck Me Jesus'daki şarkıları içermesinden belli zaten. Dinledikçe farkettiğiniz o tatlu ve eğlencelü (evet, bilerek bu kelimeleri sarfediyorum) riflerin albüme katkısı büyük. Yine bu sayede yıllar yıllar önceki dinleyişimden daha fazla keyif aldığımı söyleyebilirim. Albüm sıkı bir intro ile açılıyor ve sıkı bir outro ile sonlanıyor. Aslında bu parçalar  Still Fucking Dead ile Holy Inquisition'dan ayrı düşünülemez. Arada Departure from the Mortals (demodan hatırlayınız), The Funeral Seemed .. gibi cevherlere rastlamak mümkün. Asıl albümü değerli kılan şey ise leş death ve okkült black metal atmosferinin çok somut bir şekilde dinleyiciye aktarılabilmesi. Teknik detaylara karakter harcamaktan nefret ediyorum ama prodüksiyonda Dan Swanö'nün imzası var demek yeterli. Yine de kişisel beğeniler devreye girince her şey pörfekt demek zor.
Olimpos'dan Fethiye'ye geçme planlarım mide çökültüsü, burun sızıntısı ve plaj nezlesi gibi sebeplerle hayata geçirilemedi. Erkenden yuvacığıma dönmek zorunda kaldım. 4 gece yine de öyle böyle 5 güne eşittir. Geçen seneden kafamda kalmış olan Musa Dağına tırmanma/yürüyüşü gerçekleştirdim sonunda. Bir kaç kmlik doğa yürüyüşlerinin ardından yaklaşık 15 km. yokuş yukarı çıkış ve iniş azcık canımı acıttı. Çıkarken harcanan eforu ve inerken kaymaktan kaynaklı riski karşılaştırıp hangisi daha zordu diye karar veremiyorum doğrusu.  Güneşlenmeyi hala sevmiyorum, üstteki mevzu trekking hayatımı nasıl sonlandırdıysa güneşlenme faaliyetini de bundan sonra bu vesileyle durduruyorum. Beyaz süt beyazı, en güzeli, en nadidesi. Bir sürü kitap okuyabilmek de yanıma kar kaldı,  kâr yafu.

7,0+/10

19 Ağustos 2012 Pazar

RETRO: Marduk - Fuck Me Jesus (1991) Demo

Bir zamanlar yerli gruplar demolarıyla takip edilirdi. Alınır satılır kritik edilirdi bu işler. Yurtdışında ise daha çok grupların kendini tanıtıp plak şirketlerine kapağı atmanın aracydılar. Dolayısıyla müzik tarihinde ve özellikle black metalin geçmişinde demoların önemi bu sebeplerden dolayı daha bir anlaşılır oluyor. Provokatif kapağı ile Marduk'un bu debuu demosu da türün içinde kilometre taşlarından biri olagelmiştir. Müzik de bir yere kadar ama ses getiren şey hal tavır ve albüm kapağında da görülebildiği gibi imajlarıydı, okudum diye hatırlıyorum. O kadar yaşlı değilim yafu, yaşamadım. Bence anlamsız ama bir o kadar da efsane Panzer albümüne kadar takip ettiğim Marduk'u en azından bu dönemlere kadar kendilerini değiştirip geliştirdikleri için hep takdir etmişimdir. Şeytan çıkarmalı bir filmden alıntılı intro ve gerçekten de hoş outrosu ve ilk albümlerinde de yer alacak üç parçasıyla demonun soundu henüz geleneksel black metal normlarına sahip değil. Davullarda blastbeat ve gitar tremololarının eksikliğini hissediyorsunuz. Leş ve basit bir death metal etkisi bariz. Özellikle bu üç parçadan Departure from The Mortals'ı kolay nakaratı sebebiyle hep beğenegelmişimdir.

6,75/10