Piyanoda Benjamin Britten ve kemanda Rostropovich 60'larda bir araya gelip bu kaydı dolduruyorlar. Her ne kadar kemanın her zaman hayranı olmasam da burada tonu ve çalma tekniği oldukça hoşuma gitti. Romantik dönemin bestecileri Schubert ve Schumann'ın besteleri de sıkıcılığa düşmeden tam ayarında tuttuğu dengesiyle beni şaşırttı. Terennüm bile eyleyebilirsiniz o derece yani. Belki de hafiften hissettiğim Rusvari bir atmosfer de sebeplerden biri olabilir. Tarif et dersen edemem yalnız. Yalnız demişken Debussy'nin bu derlemede ne işi var, işte onu anlayamadım. Biraz ayrık duruyor.
7,75/10
DEBUSSY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DEBUSSY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ocak 2019 Perşembe
9 Kasım 2017 Perşembe
Emerson String Quartet - Debussy Ravel String Quartets (1990)
Ne kadar vakit geçti bilmiyorum ama işte buradayım, bilgisayarı yoğun bakıma bırakmışken ben de dinleneyim dedim bir süreliğine. Yokluğunda çok kitap okudum, biraz da müzik dinledim. Yani batı cephesinde yeni bir şey yok.
Dinleye dinleye alıştığım ama içime tam anlamıyla sindiremediğim bu çalışma, ünlü bir yaylı dörtlüsü olan Emerson String Quartet tarafından kaydedilmiş. Debussy ve Ravel, yanılmıyorsam modern çağın başlangıcında eserler vermiş iki nadide bestekar. Besteler ne kadar asıllarına uygun yorumlanmış bilemeyeceğim ama dinleyeni endişe ve kaygıya gark eden bir teknikle çalınıyor. Özellikle Debussy'de bunu duymak mümkün, bu yüzden dramatik çeşitliliğin ve gerilimin hakim olduğu bir film müziği gibi gelmiyor değil kulağa. Fakat yine de modern soundtracklerin esprilerinden de uzakta. Aslında bu da tesadüf değil, Debussy izlenimcilik akımının en önemli temsilcisi olarak biliniyor imiş. Dolayısıyla benim daha çok sevdiğim melodi yerine duygusal atmosfere ağırlık verildiğini söyleyebiliriz. Yine de örneğin 3. parçadaki keman bölümünde duyulduğu üzere akılda kalıcı harmoniler üretilmediği anlamına gelmiyor elbet. Tecrübeli kulaklar sebebini daha rahat ifade edecekler belki, eseri oluşturan dört bölüm de birbiriyle bir şekilde bağlantılı, ne kadar farklı olsa da birbirini tamamlayan bir bütünlük teşkil ediyor. Ancak benim gibi tecrübesiz biri için bu 25 dakikada çok fazla şey meydana geliyor, çok fazla şey deneniyor.Bolero namındaki eseri ile bilinen Ravel de Debussy gibi aynı akımın bir mensubu imiş. Özellikle melodilerin ve atmosferin daha güçlü ve akılda kalıcı bir yanı olduğunu söylemek mümkün , tekrarlarıa daha sık başvurulması da önemli bir etken tabi. Aslında bu bestenin ilginç bir hikayesi var: Debussy'nin bu kayıtta yer alan eseriin örnek alınarak bestelemiş Ravel. Debussy'nin deneyselliğini geriye götürüp geleneksel klasik müzik normlarını hakim hale getirmiş. O yüzden de dinlerken daha ferah ve rahat hatta güvende hissediyorsunuz kendinizi. Sıcak bile diyebilirim, kimse durdurmayacaksa beni. Ravel, ilk dönem izlenimcilerin muğlaksızlığını ve modelsizliğini terkettim demiş. 2. bölümün girişi Taht Oyunları!nın meşhur parçasındaki benzer bir teknikle açılış yapıyor, telleri çekiştirip bırakarak. Ravel'in eseri İspanyol anadan ve Çinli babadan doğma bir dansçının performansını izler gibi bir tat bırakıyor. Sanırım albümü oluşturan bu iki eserden hangisine daha meyilli olduğum böylece anlaşılmıştır. Yalnız son bölüm diğerlerine göre Debussy'nin tarzına daha yakın.
7,25+/10
3 Şubat 2014 Pazartesi
Debussy - La Mer; Nocturnes; Jeux; Rhapsodie pour clarinette et orchestre (Boulez,1995)
Ünlü orkestra şefi Pierre Boulez yönetiminde Cleveland Orchestra tarafından kaydedilen bu çalışma 19 yy. sonu ve 20.yy başlarında yaşayan ve o dönemin empresyonist çizgisini müziğini yansıtan Claude Debussy'nin belli başlı çalışmalarını bir araya getiriyor. Nocturnes albüm kapağına esin de veren deniz manasındaki La Mer'den daha duygu dolu bir çalışma. İlgi çekici anlarıyla birlikte 3 hareketten oluşuyor. Genelde modernizmin etkisiyle olsa gerek melodiden çok alışması zor ritimler üzerine yürüyen tarzının tersine bu ilk parça dinlemeyi kolaylaştıran öğelere sahip. Yani ikinci adımdaki tekrarlar ve Sirenes'de deniz kızlarının fevkalade performansı gibi. Bu da orkestranın yönetiminin çelik çubuk disiplini ile yürütüldüğünü kanıtlıyor. Yaklaşık 9 dakika süren klarnet için yazılmış parça ister istemez 30'lu yılların caz kulübü atmosferini hatırlatsa da yine zor ritimleri sayesinde daha çok etüd amaçlı bir çalışma hüviyetine yaklaşıyor. 16 dakikaya varan süresiyle değişken bir tempoya sahip Jeux bu haliyle aslında bir bale performansı için yazıldığına dinleyiciyi zor ikna ediyor. Bestecinin en ünlü eseri tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi sıkı ve zor bir icranın ürünü. Bana o geçmiş modern (zira post-modern çağları yaşıyoruz) havası içinde geleneksele karşı iddialı çıkışıyla itici geldi. Hatta izlenim vermekten o kadar uzak ki Nocturnes dinlerken deniz havasını daha net alabiliyoruz. Ayrıca bu albümün 95 yılında çıktığına inanmak da güç. Sound 50 sene öncesinin tınılarını vermekte. Klasik müzik konusunda kör cahil olduğum için çok kulak da vermeyin laflarıma. Zira el üstünde bir Berlioz- Symphonie Fantastique geliyor aklıma.
6.75/10
6.75/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

