EMPEROR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EMPEROR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2017 Perşembe

RETRO: Emperor / Enslaved - Emperor / Hordanes Land (1993 split)

Emperor hayranı olmasam da daha bu erken döneminde bile kendi
imzalarını oluşturmaya başladıkları kesin. Bu ortak albüme ödünç verdikleri dört şarkı da boş değil, kendilerine özgü senfonik dokunuşlarla gruuvi bir özellik gösterebiliyor. Split'in diğer tarafında ise Enslaved üç şarkısıyla yer alıyor. O tozlu küflü ki bugünün modern black metaline kıyasla o özgül atmosferi iliklere kadar hissettirmede oldukça başarılı, black metalin çeperini zorlamadan progresif bir tavır sergileyebilmekte grup burada. Ayrıca Vikingimsimtrak melodiler bestelere sızmakta. Prodüksiyon kalitesi olarak çok da bir şey beklenmemeli. Ama lo-fi her zaman ilk dönem black metal işlerine yakışır zaten. Türün ilk dönemlerinde ustalar ne yapmış, dinlemek için iyi bir örnek. Ben de bir süre daha önceden dinlemiş olduğum Enslaved ile yoluma devam edeceğim. Tabi bir tatil arası olacak, bu haftasonundan itibaren. 4 senede Olimpos geriye mi gitmiş, bir kontrol etmek lazım.

7,50+/10

8 Şubat 2010 Pazartesi

RETRO: Emperor - Anthems to the Welkin at Dusk (1997)


evet evet evet hayır
evet evet hayır hayır
evet hayır hayır hayır
eh
.
senfonik hatta neo-klasik düzenlemelere yer açılarak daha derli toplu bir görünüm elde edilmesi diğer pek çok senfonik black metal örneklerinde olduğu gibi (bkz.Limbonic Art) potensiyel yumuşamanın üzerini blastbeatlerle kazımalarla taramalarla takatukalarla örtme çabasını haklı çıkartmıyor, türün dilemması bana göre. oradan buradan hortlayan güzel riflere diyeceğim bir şey yok. sonuçta 1+1=1 denklemini benim gözlüğümde kanıtlayan başağrıtıcı bir deneyim.
Ye Entrancemperium
.
6,75+/10

31 Ocak 2010 Pazar

RETRO: Emperor - In the Nightside Eclipse (1994)


İlk black metal dinlemeye başladığım vakit belki de dinlediğim kötü kayıdın etkisiyle bu albümden pek hoşlanmadım, daha doğrusu anlayamadım, ıskartaya attım. Sonra grubun büyüklüğünü öğrenince bir şans daha vermeye karar verdim. Bu sefer anladım albümü. Sözlerle ifade edemedim kendimi. Yıllar yılları köpekler kedileri kovaladı. Bu efsane albüme puan vereyim ve tamamiyle unutayım dedim bu son dinlememle. Kayıdı yenilemeyi hiç düşünmedim. Fazla vakit ayırmaya gerek yok çünki. Artık fikirlerimi söze dökebiliyorum. Senfonik alt türün kuruculuğunu borçlu olduğu auulayan uulayan mistisizm yayan klavye çok amatör, vokalle ayrı telden gidiyor çoğunlukla. Çiğ bir ilkellik havasını sunmaya çalışan yer yer rüzgara karışan vokal beni hiç enterese etmiyor. Parçaların atmosferik kuruluşu genelde iyi. Bu da klasik black metalin taka tuka baterisi ve tremolo hey hey hey rifleri sayesinde gerçekleşiyor biraz da. Riflerin ve melodilerin yönlendirdiği ve atmosferik altında ezilmeyen Beyond the Great Vast Forest (bir önceki parça da bu hata yakın bir yerlerde duruyor) ve black metal'de clean vokal'in nasıl kullanılması gerektiğine dair sonraki kuşağa tokat gibi çınlayan bir cevap veren ve ilk dönemin "black'n'hit" parçalarından Inno Satana favorilerim. Herkeşlerin sevdiği bu albüme kanımın ısınmamasının en büyük sebebinin ne olduğuna dair yaptığım araştırma bir kez daha sonuçlanamadı maalesef. Umurumda mı? Hayat kısa ve dinlenecek tonla albüm var mı? O zaman marş marş!

7,0/10