KING DIAMOND etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KING DIAMOND etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2010 Çarşamba

King Diamond - House of God (2000)

Off off gözlerimi açamıyorum, çalışmayın arkadaşlar valla hizmet etmeyin bu kapitalist düzene. Çıkın ormana dağa kendi yetiştirdiğinizi yeyin gayri, açıkcası merak ediyorum var mı o yürek kimse de acep?
Neyse albüme ismini veren şarkı gariptir bayağ bayağ romantik, güzel bir şey, beklenmedik hmm. Farkına vardım ki birkaç dakikadır boş boş ekrana bakıyorum. Normalde son kez albümleri dinlerken sözlerini de takip ederim. Aha yine içim geçmiş, iki oldu. Kısa keseyim, The Trees Have Eyes, Help bi de Black Devil da iyi zzzzzzzzzzzz

7,0+/10

16 Şubat 2010 Salı

King Diamond - Voodoo (1998)

Elmas Kral yıllar boyunca ufak tefek ama takdiredilesi değişiklerle aynı tarzını grubu Mercyful Fate aracılığıyla sürdürmüş, bu da yetmemiş kendi solo çalışması olarak sürüsüne bereket albüm çıkarmış. İşte bu anlarda insan merak ediyor, yahu hiç mi sıkılmazsın, hiç mi sıkılmazsın kendi sesinden? Yahu bir death metal yapasım geldi şöyle böğürtülü demedin mi hiç içiden? Hep ciyy ciyaaqq ciy ciyaqq. Neyse bu albümde de sesini bir nota yukarı aşşağı harmonik şekilde dalgalandırdığı hoş bir vokal nağmesi bulmuş, dinlemesi hoş. Misal, Salem ya da A Secret. Zaten hem kendi solo projesinde hem de grubunda özellikle belli dönemlerde müzisyenliğini beğendiğim bir ekip toplamayı da başarıyor danimarkalı amcamız, bu albümde öyle. Konu olarak da Abigail benzeri bir eksende vudu büyücüleri ile dolu bir malikaneye taşınan şanssız beyazanglosaksonamerikan ailesinin başına gelenlere tanık oluyoruz gene. Albüme adını veren parça perküsyonla açılarak albümün genel çizgisinden ayrı bir yerlerde duruyor, şık olmuş. Yine 90!ların ruhunu yakalayabilmiş One Down Two to Go ile hayli majestik kraltik The Exorcist hoş parçalar. Dinleyecek tek albümüm kaldı King Diamond'dan. Ondan sonra ver elini Behemoth!

6,75/10

4 Şubat 2010 Perşembe

King Diamond - The Graveyard (1996)


90'lar>80'ler
(şimdilik)
Heads on the Wall, Digging Graves, I Am'deki gitar/klavye uyumu, çığlık vokalin Daddy'de hırıltılı hal alması, albüm sonlanırkenki garip gitar tonu

7,50+/10

24 Ocak 2010 Pazar

King Diamond - The Spider's Lullabye (1995)

90'lardaki Mercyful Fate'i de daha bi beğenmiştim. Riffe dayalı groovy melodilerle yüklü besteleri dinlemek açıkcası daha kolay. Ve aldığım keyif de dolayısıyla daha fazla. Elbette önceki albümlerindeki teyatral havada eksilme var, şarkılar sofistike değil felan vessair de King Diamond'dan bahsediyoruz burada Pink Floyd'dan değil, ne sofistikesi? To the morgue, take him to the morgue..

7,75-/10

14 Ocak 2010 Perşembe

King Diamond - In Concert 1987: Abigail (1990)


Kalitesiz bir kayıt cırtlak vokallerle daha da katlanılmaz hale geliyor. Ayrıca gitarın da cırtlak bir ton tutturulmuş hali pek cezbedici değil. Bu konser albümü elmas kralın solo diskografisinin tacı Abigail albümü üzerine kotarılmış. İşin aslı o albüm çıktığındaki turnesi. Dolayısıyla şarkıların birçoğu da oradan alınmış. Ayrıca Mercyful Fate'in Don't Break the Oath albümündeki Come to the Sabbath yorumu da eklenmiş. İlk albümden de The Candle ile The Portrait. Ayrıca böyle kristmıs geyiğine bir şarkı var. Bazı gitar ve bateri soloları içeriyor. Açıkcası bu konser kaydıyla Diamond'ın o sesleri cidden çıkarabildiğini öğrenmiş oluyoruz. Parça seçimleri hoş olsa da bu da beyin be kardeşim. Bir alır noktası kapasitesi var.En iyisi Abigail'i dinleyin, yeter. Çok hastasıyım diyosan ve daha ham, çiğ bir soundla elmas kralı dinlemek istiyosan buyyrun önden. Bu arada albüm kapağı çok kuul, her zaman siyah üzerine kırmızının müthiş uyduğunu söylemişimdir zaten.

6,25/10

31 Aralık 2009 Perşembe

King Diamond - The Eye (1990)


Yılı Elmasın Kralı ile sonlandırmayı tercih etmemekle beraber oldu be ustam n'apalım. King Diamond işte nesini anlatayım, sound vokal ve ton olarak bu albümde biraz daha yumuşak bir hava ağırlık kazanmış, daha dinlenilir yani. Özellikle belli şarkılarda, ilk baştakiler misal, keyboard kullanımı iyi kotarılmış. Yer yer gevşek ama hoş gitar sololar dikkat çekiyor. Yine hikaye örgüsü gizem içeriyor. Bu sefer kullanılan öğeler büyü, rahip, engizisyon, rahibe gibi geyik mevzular üzerine dönüyor. Dön baba dönelim.
Son şarkı The Curse yine hareketli güzel bir parça böyle kıpır kıpır. İyi yıllar bu arada.

7,0+/10

22 Aralık 2009 Salı

King Diamond - Conspiracy (1989)


Hikaye olarak Abigail'in devamı olan bu albümün en güçlü silahı Cremation adındaki sözsüz parça. Diğer parçalar da en azından benim canımı sıkmadılar, iyi yani.

7,0/10

13 Aralık 2009 Pazar

King Diamond - Them (1988)


Teyatral açıdan oldukça yetkin, beste açısından ise önceki albümün gerisinde. Hikaye şarkı sözlerinde çok daha akıcı ve rahat bir şekilde anlatılmış. 2 ham kayıdı içeren bonus kısmı özellikle hoşuma gitti. Tea, Twilight Symphony ve Mother's Geting Weaker.

7,0/10

6 Aralık 2009 Pazar

King Diamond - The Dark Sides (1988) EP


Belki de koleksiyoncular için en değersiz EP'lerden biri. 6 şarkının, 2 si kısa ki bunlardan biri telefon şakası gibi saçma sapan bir şey, tümü diğer albümlerinde asli ya da bonusi olarak yer almış parçalar. Biliyorsunuz, insan hayatı kısa, dinlenecek albümler var daha..

6,25/10

1 Aralık 2009 Salı

King Diamond - Abigail (1987)


Şahika nidasıyla "şaşırdımm!'. İlk albümde sanki psikopat bir yapımcının gitaristin başına dikilip solo süren 10 saniye , şlakk (kırbaç sesi) vazgeçtim 4 saniye, yok dur hiç çalmaa, şlakk! diye bağırdığını hayal edebiliyordum. Burada ise gitar solosu gırla, bateri enteresanlıkları bile var. Tabi en en usta işi olmasalar da ben bu tava gelirim arkadaş. Vokaller bilem farkediyor yahu.
5. parça 7th Day of July 1777 adlı parçaya kadar vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Güzel bir akıcılık elbette herhangi bir parçanın ön plana çıkamadığını da işaret ediyor. Bıdı bıdı 1777 akustikle gitarla açılıp daha önce de duyduğumuz garip gitar tonuna bağlanıyor. Parça albüme sadece sözleriyle değil atmosferiyle de sinen tiyatral havanın egemenliğinde nakaratıyla ve araya giren sık sololarla beğenilir hale geliyor. Benzer cırtlak vokal harmonisi ise The Possession'ı yerin dibine batırıyor. Takip eden Omens benim sevdiğim gitar tonunu içeriyor, benim sevdiğim basitliğe sahip, e benim sevdiğim bir parça oluyor. Başarılı melodisi ile Abigail, 7 buçuk dakika süren kapanış parçası Black Horsemen'den biraz daha iyi.
Mevzusu da lanetli bir köşkte Abigail isminde şeytanın kızı doğduğunda babası, ki çocuk gayrımeşru, karısıyla birlikte onu da öldürür. Köşke çok sonraları gelen başka bir çifte musallat olur Abigail'in ruhu. Hamile eşin ruhuna girer yeniden doğmak için.
Bööh

7,50-/10

24 Kasım 2009 Salı

King Diamond - Fatal Portrait (1986)


Mercyful Fate'deki kanım müzisyenlik ve besteler konusunda olumlu, vokal konusunda olumsuz idi. Son yıllarda , dediğim 90lara denk geliyor, kapı gıcırtısı ciyaklamalarına ek geliştirdiği hırlama tekniği çok daha dinlenebilir olmakla birlikte King Diamond hakkındaki görüşlerim bu. Vakti zamanında adamın mp3 cdsini aldığım için şimdi de bir dizi elmas kral solo çalışmasını dinlemek zorundayım. Hiç olmazda RYM izerindeki yüksek rating ortalamamı dengelemiş olurum.
Daha sonra karakteristik özelliği haline gelecek teatral hikaye anlatımı konsepti doğrultusunda hep ama hep falsetto kavramını binbir parçaya ayıracak cıyak vokalleri duyuyoruz. Henüz hırlamalar yok. Açıkcası beste solo ve diğer atraksiyonlar olarak da ilgimi çekmedi albüm. Bazı parçaların girişleri güzel. Dressed in White ?

6,0/10