BROOKLYN NINE NINE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BROOKLYN NINE NINE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2025 Çarşamba

Döngü (sezon 1) - Brooklyn Nine-Nine (Sezon 6-7-8) - Eric - Vinland Saga (sezon 1)

 Döngü namı diğer Tales from Loop, bilim kurgu kılığına girmiş tek sezon 8 bölümden müteşekkil fantastik bir amazon dizisidir. Dark dizisini andırır şekilde dünyadan kopuk bir kasaba vardır ki kasabalılar yerin altındaki gizemli döngü makinasının araştırma ve geliştirmesi üzerine çalışırlar. Bu makine yeni icatları tetikler. Akılsız mekanik robotlar vardır örneğin bağda bahçede. Her bölümde birbiriyle alakalı ama farklı bir karaktere yoğunlaşırız. Bu teknolojik yeniliklerin riskleri ve fırsatları vasıtasıyla insanı iç haliyle ortaya seriyor aslında dizi. Panorama gri ve tempo düşük, hızlıca aktığını söylemek mümkün değil. Yine de zihine bir çengel atıyor doğrusu. Çünkü entelektüel bir derinlik sunuyor izleyiciye. Özellikle erkek çocuğun vücut değiştirdikten sonra bir robot içinde hapsolduğu hikaye karanlık sonuyla akılda yer tutmakta. 

Polisiye komedi dizisi'nin bu son sezonlarının zar zor yayınlanma fırsatı bulduğunu hikayelerden de anlamak mümkün. Kaldırılıyor ve fan kampanyalarıyla tekrar sipariş ediliyor felan. Espriler  ve senaryolar zaten gerçeklikten kopuk bir hal almıştı. Gittikçe Abd'nin iç sorunları da yansımaya başlıyor. Gay bir komiser zaten, polisliğin gerçek hayattaki karmaşık hayatına bir gönderme. Ama yayınlandığı dönemdeki siyahlara yapılan baskının artması ve ırk isyanları, özeleştirel bir şekilde diziye dönüyor. Zira büyük eleştiri alıyorlar. Son sezon zaten sadece 10 bölümden oluşuyor. Karakterlein hayatındaki dramatik değişimler bir sonuca bağlanıyor ve biz de veda etme şansı yakalıyoruz.


Eric Benedict Kumbırmumbır'ın başrolünde oldukça iddialı bir Netflix mini dizisi. İzlemesi keyifli olsa da liberal ve açık fikirli kişilere hitap ediyor. Yönetiminde de sıkıntılar var. Daha iyi olabilirdi yağni.  Benedict baba, susam sokağı gibi yaratıcısı olduğu bir kukla şovunu yönetiyor. Ama kafası biraz git gelli, karısıyla kavga ediyor sürekli. Sonunda da dengesiz ve agresif tavırları bu memnuniyetiz ortamla birleşince oğlu evden kaçıyor. Bir yandan gay ve siyah bir polis ki sevgilisi AIDS'in son safhalarında, çocuğu arama görevini yönetirken, örneğin siyah ve gay başka bir kayıp  çocuk ile çok ilgilenmediği için çocuğun annesi tarafından suçlanıyor. Bunu vicdan yapıp iki dosyayı takip etmeye çalışırken amiri dahil diğer polislerin önüne engel çıkardığını fark ediyor. Benedict iyice alkol bataklığına düşüyor, şizofrenliği hortluyor, oğlunun planlarını yaptığı devasa kukla Eric'i canlı görmeye başlıyor. TV kanalı yöneticileri ile takışıyor ve kendi programından kovuluyor. Oğlunun yaptığı resimlerden oğlunun evsiz bir adamı izleyip kanalizasyon ve metro tünellerinde onlarla gönüllü kaldığı yere kadar izleri sürüyor. Karısı ise çocuğu arıyorum görüntüsünde ama aslında bir ilişkisi var. Ve çok ilginç, dizide hep o haklı. Benedict ondan özür diliyor, ben sana destek olamadım, beni aldatmakta haklısın diyor. Bu kadar liberallik de fazla yafu. Neyse olay olay çocuk bulunuyor, gay çocuğun ise valilik nezdinde siyasal skandallarla alakası ortaya çıkıyor ve polisin de çocuğu öldürüp olayı örtbas ettiği. Evet, diziler bir mesaj vermek zorunda değil ama bu dizinin ne fikir verdiğini de anlamak güç.

Vinland Saga oldukça yeni ve şu an iki sezona sahip bir anime. Sezonlar da yüklü, 24 bölüm var. Çizgiler mükemmel diyemem. İki boyutlularda karikatürize bir yanı bulunuyor, yakın çekim tepki gösteren yüz hatları da bir garip. Ama sürükleyiciliği ki intikam hikayeleri hep çekicidir, detaylarda boğulmayı engelliyor. Güçlü  öyküsü başroldeki çocuğun Thorfir, intikamla kafayı bozmuş, empatiden ve duygudan yoksun, agresif tek boyutluluğuna da takılmamamızın önüne geçiyor. Attack on Titan da böyleydi de onda pes etmiştim ben. Bir rahatsız eden tarafı da savaşkan ağbilerin fantasik güç gösterileri yapması. Gerçek olaylardan esinlenmese hadi neyse de, böyle olunca realist çizim ve hikayelerle bir tezatlık oluşuyor. Bunlar minimal şeyler. Özetle bu kanlı yapım izlenir. 

Çok güçlü bir viking reisi var, bir askeri bölüğün başı. Artık savaştan bıkmış ve bir savaş esnasında kendini öldü gösterip kaçıyor, İzlanda'da yeni bir hayata başlıyor, aile kuruyor. Geçmişi onu buluyor ve kasaba gençleri zarar görmesin diye Askeladd namındaki bir reisin yönettiği paralı asker grubunun ki aslında Danimarka kralının adamları kiralamış, saldırısında kendini feda ediyor. Küçük sarı oğlu olaya tanık oluyor ve Askeladd'ın gemisinde saklanıyor. Büyüdükçe 10 kere felan Askeladd ile düello yapıyor, tüm amacı onu öldürmek. Diğer yandan Askeladd'ın paralı askerleri arasında büyüyor, Askeladd da onu kullanıyor, vahşi çocuk gibi bir şey oluyor. Katliam, talan, tecavüz, normal şeyler o günün (1000 li yıllar) İngilter'sinde. İngiltere'de Danimarka kralının seferine katıldıklarında da efemine prensin destekçisi konumuna geliyorlar. Eğlencesine savaşan bir dev de var da neyse. Bu sefer taht entrikaları başlıyor. Askeladd izleyip izleyebileceğiniz en garip ve kompleks karakterlerden biri. Köle anne tarafı Galler soylularından ve Vikinglerden nefret ediyor aslında. Kendini efsane kral Artur sanıyor. Onun ölümü ile de ilk sezon sona eriyor. 

23 Eylül 2025 Salı

Brooklyn Nine-Nine Sezon #4- 5 / Kuvvetli Bir Alkış / The Rain #1 / Gizli Seviye #1

 Brooklyn'in 99. karakolunda absürt olaylar devam ediyor. Özellikle dördüncü sezonu beğendim, benim bile kahkah kahkaha attığım sahneler oldu. Tam bir zıttına ise takip eden sezon bende bir şeyler uyandırmadı. Absürtlüğün eğlenceli sınırını aşmışlar, senaryo ve oyunculuk daha fantastik öğelerle süslü. Hapis macerası, büyük olaylar felan. Hep çiçek, hep böcek. Polislik dedektiflik hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Daha doğrusu bu kadar mantıksız ve saçmalığa artık inanmıyoruz pek.

Absürd demişken Kuvvetli Bir Alkış'a imkan tanımak lazım. Bu yerli yapım mini dizi hepten bir değişik. İlerledikçe büyüdüğüne tanık olduğumuz karakter çocuklukta bile çok bilmiş biri, itici yafu. Anne karnına geri dönme sendromundan muzdarip. Bazı diyalogların sadece zaman doldurduğu hissediliyor. Psikolojik sembolizmin bir kısmının boşa düştüğünü, miş gibi temsil oyunu oynandığını görebiliyoruz. Bu demek değil ki bazı saptamalar ve tanıklıklar başarılı değil. Özellikle karı kocanın, ana oğulun ilişkisine dair izlenimler dikkat çekiyor. Trajikomik tatlarda absürdizm nereye varmak istemektedir? Cevapsız sorular...

The Rain kıyamet sonrası daha doğrusu virüs salgını sonrası karantinaya alınmış Danimarkası'nda geçen ve gençlere hitap ettiği anlaşılan bir dizi. Bu kadar saçma sapan ve aptal senaryosuyla nasıl 3 sezon çekilebilmiş, anlamak da mümkün değil. Aklın sakın yapma dediği her dakika tersini yapan gençleri izliyoruz. Devamını getiremeyeceğim. Belki bir şeyler olur, bir şeyler değişir diye sezonun hepsicağzını bitirdiğim için kendimi tebrikler ediyorum. Reca ederim, reca ederim.


Secret Level yani özdilimizce Gizli Seviye antolojik bir çizgi dizi. Deadpool, Terminator ve Love, Death & Robots gibi yapımlarda emeği geçen beyefendinin yarattığı bu dizinin her bölümü bir video oyunundan ilhamla çekilmiş. Pacman misal, bir bölümde manipülatif bir canavar kılığında. Genel olarak tabi kısa da olmalarından kelli, hızlıca ve keyifle izleniyorlar. Dungeons&Dragons , New World, Unreal, Honor of Kings bölümleri biraz daha gönülde taht kuran bölümler. Devam sezonu gelir mi bilinmez.

8 Ağustos 2025 Cuma

After Life Sezon #3 - Yakitori: Soldiers of Misfortune Sezon #1 - Star Trek: Picard Sezon # 3 - Brooklyn Nine-Nine Sezon #3

 After Life'ın son sezonun son bölümünde Rick Gervais böyle köpeğiyle ufka doğru yürüyüp kayboluyor. Hala yalnız, sağlıklı bir ilişkiye tekrar başlayamamış. Ama kendisiyle barışmış, arkadaşlarıyla arasını düzeltmiş. Yaşama devam edebilecek bir gayeyi buluyor sonunda çocuklarla. Daha önceki sezonda bile tekrara bağlamıştı. Son bir iki güzel bölümle tadında final yapıyor. Hafif nemli gözler.

Yakitori yani ölü teçhizat gözüyle bakıldığından kelli  kızarmış tavuk diye tanımlanan talihsiz kiralık asker grubunu konu alır, tek sezonluk bir anime. Dünya kedimsi ırkın yönettiği ticaret federasyonuna zorla dahil edilmiş, para kazanmak isteyen gençler de federasyonun ucuz askeri gücü olarak kullanılıyor. Bu özel ekip ise deneysel bir eğitimden geçmiş. Kemirgen halktan mütevellit bir gezegendeki isyanı bastırmakla görevliler. Neredeyse soykırım seviyesine varan görevleri tepki çekince bir şamar oğlanı, bir günah keçisi olarak yargılanmaya başlanırlar. Ancak menajerlerinin başka bir planı vardır. Aslında kanunen teçhizattan farklı olmadıkları ispatlanınca aklanırlar ve kanuni haklarına kavuşurlar. Hem temposu hem çizimleri çok etkileyici değil. Başroldeki karakterin agresif krizleri de yoruyor. Yoksunluklarda iyi gidebilir.

Uzay Yolu'nun Picard serisi genel olarak beğenilse de ben pek ısınamadım doğrusu. The Next Generation'un (TNG) umut dolu, keşifçi, maceracı ruhuna karşı yaşlı, geçmişe takılı, psikoanalitik, komplo teorilerine esir bir ruh hakim. Bu üçüncü ve son sezon da oldukça büyük bir hikaye bu açıdan. Öncelikle TNG'nin has rolleriyle tekrar buluşuluyor, maceraya dahil ediliyorlar. Data bile ölümden geri geliyor. Ve Worf tabi ki. Yine pek ısınamadığım yeni karakterler yerine onları izlemek keyifli doğrusu, inanılmaz bir paslanma mevcut olsa bile. Ve hatta diğer serilerden de bir kaç karakter çok kısa süreliğine konuk ediliyor. Çünkü çok büyük bir senaryo söz konusu. Şekil değiştirenler, Borg kraliçesi ile ortak olmuş ve yıldızfilosuna sızmışlar. Tüm filonun komutasını ele geçirirler ve genç filo üyelerini ışınlayıcıya yerleştirdikleri virüslerle aynı anda asimile etmeyi başarırlar. Bizim emekliler kaçarkene filo ile bağlantısı olmayan müzede sergilenen analog Atılgan'ı çalıştırıp istilayı önlerler. Tabi ki Picard'ın doktordan olma gizli bir oğlu çıkar. Oğlu aslında Borglara yardım eder ve istilanın tetikleyicisidir. Baba- oğul ilişkisinin inşasını izleriz bol bol. Picard onu da kurtarır da hemen nasıl affedilir ve mürettebata dahil edilir oğlu, tehlike sona erdikten sonra, akıl sır ermez.


Brooklyn 99'un 3. sezonu ise en sevdiğim bölümlerden oluşuyor ki şu an izlediğim dördüncü sezon tam da geriye atılmış bir büyük adım. Rosa'nın deli nişanlısı serseri mayın karakteri aşırı kullanılmadığı sürece iyi bir etkide bulunuyor. Çok az oynasa da Peralta'nın tatlı belası Doug da aynı şekilde. Lakin başkomiser tayfaya ayak uydurdukça yani o ciddi, gerçeklikten kopuk entel yanını kaybettikçe ruhunu da kaybediyor. Dörtte özellikle batıyor artık. İzliyor muyuz? Eveeeet.

8 Haziran 2025 Pazar

Arcane Sezon # 2 - Oats Studios - Star Trek: Picard Sezon # 2 - Brooklyn Nine-Nine Sezon #2 - After Life Sezon #2

 Bağımsız Oats stüdyolarının kısa bilim kurgu filmlerinin koleksiyonu netflixde. Yeterli ve hak ettiği dinleyici kitlesine ulaşmayı bekliyor. 10 filmden bazıları misal mutfak sahnesinde geçen  absürt ve iğrenç dolayısıyla rezillik ekseninde deneyselci bir tarzı takip ediyor.  Abd başkanı olduğu bölüm de farklı değil. Amma bazıları da uzun süreli bir sinema yada dizi fragmanı tadında. Nerde devamı diyorsunuz, nerede. Hem görselliği hem senaryonun işleyişi ile.

Bundan sonrası nedense 2. sezonlara denk geldi. Arcane'ın yeni sezonu aynı zamanda en yenisi. Farklı tarzlar arasında geçiş de içeren görsellik  arşa çıkmış durumda. Bundan sonra başka herhangi bir anime eksik kalacaktır. Lakin konu iyice dağılıyor ve aynı zamanda derinleşiyor. Paralel evrenler bir yana. Kim kime niye düşman? Büyü teknolojisi ve o core tam olarak nedir? Bir sürü soru ve yarım yamalak cevap var. Yine de ana hikaye bir şekilde sonlanıyor. Sempati yaratacak karakter eksikliği sebebiyle çok da uzatmasalar iyi olur. Lakin bu rating ve olumlu puanlar, senaryodaki boşluklar, hep buna engel işte. Sihirli kürem devamı gelir diyor.

Komedi sit-com yokluğunda Brooklyn Nine-Nine yine de kendini izletiyor. Karakterlerin sevimsizliğinden daha önce bahsetmiştim. Ama komedinin absürd tarafında yer aldıklarını yeni idrak ediyorum. O yüzden her zaman bi rezerv noktası aktif olacak tarafımda. Bu sezonu izleyeli çok oldu, izlenim hissiyat noktasında ilk sezona göre biraz daha olgunlaşmış olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca hikayede radikal değişikliklerden de kaçınmaması iyi bir şey. Amirlerinin terfisinde olduğu gibi. Böylelikle üçüncü sezona bağlanıyoruz zaten.

After Life'ın ilk sezonunda karakteri mental açıdan iyiye doğru rol alırken bırakmıştık. Maalesef bu sezonda kendi kendini tekrara giriyor. İlerleyen bölümlerde ise tezat bir şekilde Tony namlı depresif karakterin çevresindeki insanlara iyilikler yapması yani insani ilişkilerini düzeltmesi bize de olumlu yansıyor. Babasının kötüye giden durumu ona bu açıdan dayanak bile olabiliyor. Etkileşim kurabileceğiniz ilginç bir çalışma. 

Picard Picard Picard... Bilim kurguda psikolojik dramanın pek de sevilmeyeceğini en başta Uzay Yolu'nun ünlü karakteri Riker'a da hayat veren dizinin yönetmeni bilmeliydi. Konu zamanda geri dönüşlü, bol woke'lu ve yine itici yan roller destekli. Bununla birlikte sürprizler de içeren çetrefilli entrikalı gelli gitli senaryo temeli kurtarıyor. Ve Q... En az anlaşılan, en sempatik ve hakaret üzerine hakaret işiten tanrımız. Seni seviyoruz. 

5 Mart 2025 Çarşamba

Travelers Sezon #3 - Brooklyn Nine-Nine Sezon #1 - Akuma-Kun Sezon #1 - After Life Sezon #1

 Travelers yani zaman yolcularının son sezonu dramatik bir yönde gelişiyor. Hikaye zaten bir yere bağlanmayacaktı bari kıyameti yaşatalım demişler ve alternatif gerçeklik senaryosu devreye sokulmuş. Son dört bölümdeki gerileme ve çöküş dönemi dizinin en güçlü bölümleri olmuş. Ben demiyorum, imdb diyor. Yine de direktör vazgeçmiyor çabasından ve matriks kendini yineliyor.

Komedi dizisi canım çekiyorken şansımı bir karakol komedisi ile deneyeyim dedim. Brooklyn Nine-Nine, Brooklyn'deki 99. mıntıka karakolunda başta hala büyüyememiş atik ve işinde başarılı dedektif ile onun çalışma arakadaşlarını konu alıyor. İlginç karakter inşasına dayalı, bir nevi Avrupa Yakası. Bu tür komedilerde olduğu üzere gerçekten itici karakterler de olacak, tabi kişiden kişiye değişir, favoriniz olacak olanlar da. Ben posterden de kestiğim takıntılı şahısa gıcığım örneğin. Ama çocuk dizisi Carla'da da zamanında rol almış sert kız havalarındaki Diaz'a ve robotik gey başkomisere hayran kaldım. Açıkçası yarattığı karakterlere sempati yaratmada biraz eksik kalıyor dizi. Konular da muhteşem değil. Ama başroldeki Jack'in egzantiriklikleri az çok eğlendirmeyi başarıyor. Sonlara doğru yavaş yavaş , ilk sezon 21 bölümden oluşuyor , aile sıcaklığı klişesini yoklamaya başlıyor.

Akuma-Kun anime dizisinin 12 bölümden oluşan ilk sezonu hem konuyu sonlandırıyor, hem de kapıyı aralık bırakıyor. Netflix'in de dizilerin devamını getirme konusunda kötü bir şöhreti de sözkonusu. Diziye ilk başladığımda şirin grafikleri dikkatimi çekti. Kötü iblislerle mücadele eden bir çocuk var, geçmişi karanlık. Babası da çocuk. Yardımcısı yarı iblis bir çocuk. Niye bunlar çocuk, hiç anlamadım. Ara ara dedektiflik bürosu gibi çalışıyorlar. Ama asıl düşman kanatlı tüylü bir çocuk. Daha doğrusu iblis değil de düşmüş bir melek. Yapma bana bir kelek. Bir de bu çocuğun kalbini yemek isteyen ama yardımcı da olan kadın bir iblis var. Ben anlamadım bu diziyi yafu. Devamı gelmez, gelse de ben gelmez.


After Life ünlü İngiliz komedyen Rick Gervais'in  kara mizah öğeleriyle yüklü ödül delisi drama dizisi. İngiliz dizilerinde çokça rastlanan az bölüm olgusundan muzdarip ki kötü bir şey değil. Yani bu ilk sezonda 6 bölüm var sadece. Yine İngilizlere özgü küçük kasabada küçük insanların hikayelerini anlatmaya odaklanma da burada mevcut. Doktor bilmemne dizisi vardı bir ara, çok severim böyle şeyleri. Tabi bazı İngiliz dizileri de aristokratları konu alıyor ki onun da çok izleyeni var. Konumuz şu: Yerel bir gazetede çalışan orta yaşlardaki bu adamcağız karısını kaybetmiştir. Bir yandan yasını tutarken dünyaya karşı tepkisini kaba davranışlarla, insanlara laf sokarak göstermektedir. İntihara da meyillidir ki köpeği bir nevi hayat çıpası görevini üstlenir. Huzur evindeki artık aklı gitmeye başlamış babasını ziyaret eder. Kasabanın fahişesi, müptezeli ile arkadaşlık yaparken aslında her türlü insanın içindeki iyiliği görmeye başlar ve yavaş yavaş düzelmeye de. Babasına da bakan hastabakıcı kadını en son yemeğe davet eder. Çok katmanlı bir yapım olduğu gerçek. İşte bunun devamı gelir.