THE SMITHS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
THE SMITHS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2024 Perşembe

The Smiths - Hatful of Hollow (1984)

 Sevmeyi çok istediğim ama bir türlü albüm konseptlerine ısınamadığım gruptur. Tek tek radyo bazlı şarkı dinlemeleri ise bir o kadar hoştur. Depresif bir gençlik ve agresif bir yetişkinlik ardından ve buna buna rağmen bu müzik yani Smiths eziklemesi bana biraz karikatürize geliyor. Ve öyle anlaşılıyor ki bu durum değişmemiş. Ayrıca bu kadar geveze vokal tarzı da beni yorar. Blind Guardian istisna ki her dinlememde ona da zor alışırım. Bu kaydın diğerlerinden farkı ise ne olduğunu pek de anlamadığım bir tür derleme/ekleme bir albüm olması. Canlı çalmalar, özellikle ilk albümden şarkıların yeni yorumları ( şapşallığım tuttu, aynı sene çıkmışlar zati) ve uzun süresinin B yüzündeki sıkıcı parçaların bolluğu diyebiliriz.

6,75-/10

9 Aralık 2015 Çarşamba

The Smiths - Strangeways, Here We Come (1987)

Dibine kadar İngiliz ruhunu taşıyan Morrisey ve ekibine bir türlü kendime yakın hissedemiyorum. Gel gör ki yaptıkları müzikte de öyle bir büyü var ki ara ara dinlemeden de yapamıyorum. Karanlık bir battaniyeye sarmalanmak gibi bir duygu hissettiriyor. Son albümleri. Albümün salya sümük hiti Geçen Akşam Birinin Beni Sevdiğini Hayal Ettim yalnız ruhlara zarar ziyan bir parça gerçekten de. Açılış parçasını da tuttum. Diğer yandan dinlediğim diğer The Smiths albüMlerinden daha fazla vasat şarkılarla karşılaştım. Tabi dünyanın geri kalanı benimle aynı fikirde değil.

6,75-/10

15 Mart 2013 Cuma

The Smiths - The Smiths (1984)

Gittikçe sıkıcı bir insan haline geliyorum, sıkıcılığımı yansıtmaktan da geri kalmıyorum. Benden de sıkıcı bir şeylere rastladığım zamanlar ise nadiren gülümsediğim anlardan birini oluştuyor. The Smiths'in, Morrisey'in ilk albümü. Tebessüm ediyorum. Country ritimli ve Morrisey'in kendini sopranoya bağladığı Miserable Lie ilginç kısmen. Charming Man , You ve Got Everything Now'ın da ismi sayılabilir. İşin aslı grubun çoğu şarkısı tek tek radyoda misal, dinlendiğinde müthiş lezzet bırakıyor. Aynı atmosfere sarıp sarmalanmak için bulduğunuz yegane çözüm elbette albümlerine kulak vermek olacaktır. O içyağ eriten titrek vokal ve kendilerine has şarkı sözleri de yanında bonusu olacaktır. Lakin şarkılar ardı ardına sıralanınca  mantık kayboluyor, buram buram Britiş hikayeleri kalbinizdeki oluşmuş azçok empatiyi de yokediyor. O kadar yabancılaşma içinde yapabilecek tek şey kalıyor. Uyumak...

6,75/10

26 Eylül 2009 Cumartesi

The Smiths - The Queen Is Dead (1986)


RYM'ye bakıyorum da 5 üzerinden 4.28 not almış, tüm tarihin en iyi 27. albümü. 6779 oy verenden 2620'si tam puan, 1766'sı ise 4,5 puan vermiş. İlginç doğrusu. Tek başlarına şarkıları güzel güzel dinleyebilecekken bir araya gelince de-sinerji (var mı böyle bir kelime?) yaratan bir albüm bence. Sound 80'lerin ve İngiltere'nin karanlığını taşısa da bu ancak sözleri gibi dark humour bir tarzda. (bir örnek, çikolata renkli sanatçımız der ki; "eğer on tonluk bir kamyon bizi öldürse, senin yanında ölmek.. bir zevk, bana ait bir ayrıcalık") Kısaca bu başarı sadece Anglo-Saxon kültürle alakalı olmalı diye fikir yürütebiliyorum. Tıpkı bizim 90'lardaki Anadolu Rock furyasından batılı biri bir b.k anlamayacağı gibi bir şey olmalı. Yoksa şu paslı kulaklarımın bile detoneliği, ses kırılmalarını duyabilmesinin bir esprisi olması gerek. Yine de haksızlık etmeyelim, dediğim gibi parçalari birbirinden bağımsız dinlediğimde hoş bir çalışma. I Know Its Over, Never Had No One Ever melankolik balad olarak dikkat çekerken kolayca zihne kazınan There is a Light that Never Goes Out ve Some Girls are Bigger than Others gibi klasikleşmiş parçalartan tam randıman alabilmek için yüksek sesle eşlik etmenizi gerektiriyor.
Brit-pop'un köklerini öğrenmek için bir kulak vermek şart, lakin kimse bana Beatles dinletemez, henüz..

7,50+/10

"Send me the pillow
The one that you dream on..
And I'll send you mine"