MR ROBOT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MR ROBOT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2022 Perşembe

Peaky Blinders (5. sezon), Star Trek: Enterprise (3. sezon), Thermae Romae Novae (ilk 6 bölüm), Dorohedoro (1. sezon), The Cuphead Show (1. sezon), Mr Robot (4. sezon)

 Shelby ailesi ekonomik krizle boğuşurken ticari protföylerine Çin afyonunu da eklerler. Bir yandan da almighty Tom kendini siyasete adar ve çökertebilme misyonu ile faşist hareketin önde gelen bir ismi olur. Sezonun son dakikalarında yine elinde ve de yüzünde patlayan bir komplo teorisiyle keyifleniriz. Hem tom hem de manyak abisi deliliğe bir kaç adım daha yaklaşıyor ve aileye en geç katılan üyeleri Michael alenen liderlik için piyonlarını atlarını harekete geçiriyor. Peaky Blinders mevzusu şimdilik bu kadar.

Uzay Yolu Enterprise ise artık nerelere gidiyor, emin değilim. Xindi soykırımına karşı direniş gösterip onları fikirlerinden caydırma dizinin ana konusu olmaya başlıyor. Hani Sulibanlar vardı , onlar ne oldu da Xindiler insanlık karşıtı bayrağı devraldı. Bir noktadan sonra takip edememeye başladım. Vulkan kızı da her ne kadar gelenek olduğu üzere taytlar içinde, her seride böyle bir karakter olmazsa olmasıdır dizinin, görüyor olsak da oyunculuğunu daha doğrusu karakterin sergilediği ve hiç de Vulkanlara yakışmayan çelişkileri izlemek, ne bileyim. Arka arkaya yayınlanan bu serilerde gittkçe antipatik karakterlerin sayısı artıyor ve senaryodaki sıkıntılar da göze çarpıyor.


Dorohedoro sadece 1 sezon sürüp devamı gelemeyen ve fakat çizimleri ile sanatı ile hikayesi ile gönülleri fetheden bir çizgi dizi. Japon usulü ve de fantastik. İki dünya var, büyücüler diğer insanların boyutuna gelip büyülerini deniyorlar ve o boyutu yaşanması zor bir hale getirmişler. Oradaki bir adamın kafası sürüngen kafasına dönüştürülmüş ve de hayli agresif bu arkadaş bu lanet olasıca büyüyü yapanı arıyor ki hafıza desen o da kalmamış tahmin edildiği üzere . Bir kadının yanında kalıyor. Sevgili de değiller. Büyücülerin dünyası da kültürleri de hayli bir saykedelik. Ne niye nedir pek anlamak mümkün değil. Biz de bu gariban arkadaşla birlikte öğrenmeye çalışıyoruz bu deli dünya düzenini. Isınamadığım şey ise dizinin acayip kanlı olması, et vahşet şiddet olağanlaştırılarak sunuluyor ki mide kaldırırsa. 


Absürdlük denince akla gelecek örneklerden biri de bu hamam çizgi dizisi. Çok da iyi şekilde gelmeyecek, zira çizimler arkaik, hikaye saçma, tepkiler abartılı. Absürtlüğü 6 bölüm izlettirdi en azından. Eski Roma döneminde bir hamam mimarı yaratıcı fikirleri kontrol edemediği süreler boyunca bayılarak uyandığı günümüz Japon hamamlarında, kaplıcalarında buluyor ve ününe ün katıyor. Bol bol döt bacak görüyoruz. Erkeklerin önlerinde güneş efekti doğuyor, tam göbek altında. Mimar dursuz duraksız şaşırıyor, bağırıyor. Dizinin sonunda da gerçek hayatta dizinin yönetmeni Japon hamam ve kaplıcalarını ziyaret ediyor. Çocukluğumuzda da böyle çocuk programları olurdu. 10 dakikalık kısa çizgi diziler, stüdyoda oyunlar, kuklalar, sonra eski şehirlerin tanıtıldığı klipler felan. O tatta da sıkıcı yafu.

Kapkacakbacak kafalar bir bilgisayar oyunundan uyarlanarak 20'li yılların çizgilerini taklit eden bir animasyon. Sanatseverler olarak bizleri dürten dikkatimizi celp eden bu harekete kayıtsız kalmak zor, zor da içerik pek bir çocukca. Karakterlerden birinin şeytan olması ise çocuklara yönelik diye bir varsayımı kabullensek biraz travmatik sanki. Hitabeti çok anlayamadım kısacası. Süresi de kısa olunca bir göz atmanın pek zararı olmayacaktır yağni.

Nasıl da unuttum, gönderiye son dakika eklemesi. Flaş da flaş. Sonunda nihayetinde Bay Robot'un son sezonunu bitirebildim. Genel kanının aksine bu sezona hayran meyran kalamadım pek. Çoklu kişilikler ile sonlanışı çok da şaşırtmadı. Sonuçta Dark izleyip sadece ana fikrini anlayabilmiş kişileriz. Sadece aklıma takılan şu. Tüm hayatında istediği şekilde yaşayamamış , aşkını gözleri önünde kaybetmiş Çinli arkadaşın uğruna hayatını verdiği alternatif evren macerası sadece fantastik bir kurgudan mı ibaretti?






14 Mayıs 2018 Pazartesi

Star Trek :Next Generation (Uzay Yolu 5. Sezon) - Mr Robot (3. Sezon) - Black Miror (2. Sezon)

5. sezonu biraz yavan buldum diyecektim de başta Inner Light ismindeki  olmak üzere gerçekten ve hakikaten kral bölümler aklıma gelince demedim, diyemedim. Bu bölümde Pickard başka bir gerçeklikte başka birinin kimliğine bürünüyor, yıldızı sönen ve kuraklıkla cebelleşen bir dünyada. Aile çoluk çocuk ve en sonunda torun torbaya karışıyor. 6. sezonda da karşımıza çıkan flüt aracılığıyla soğuk ve yeri geldiğinde haşin kaptanımızın yüreğinin nasıl eridiğini görüyoruz.  Bu sezona ayrıca Spock da konuk oluyor. Bir de sadece tarihi metaforlarla iletişim kurabilen bir ırkla karşılaştıkları bölüm de iyiydi. Bununla birlikte androjen bir toplumda yasaklanmış cinsel kimliğe göre yaşamaya çalışan bir kadın ile kumandan Ryker'ı konu alan bölüm liberalliği ile bilinen dizinin ne anlatmak istediğine dair kafada soru işaretleri oluşturmuyor değil. Soruna tersten bir yaklaşımsa topluma ayak uydur diye de yorumlanabilecek bir öneri dahi söz konusu olabilir. Bu da daha diziyi daha fazla sorgulamama yol açıyor. Her ne kadar abd yurtseverliği ve önderliğiyle zedelense de orijinal seri kadrosu BM gibiydi: tam bir maço amerikan kaptan Kirk, o dönemdeki rolüyle iklerden siyah oyuncu Uhuru, Japon'u, Rus'u, İskoç'u ve tabiki Mr Spock. Bu seri de mühendisi saymazsak siyahlara biçilen rol çok az. Ne kadar android ve uzaylı katarsan kat kadroya, o beyazlık daha doğrusu gizlenen beyazlık er geç ortaya çıkıyor. Kültürlere saygı, çok kültürlülük gibi temalar da tutarlılıktan ziyade gösteriş gibi duruyor.

Mr Robot, ne diyebilirim ki; herkes mi psikopat olur ya Rabbim! Sezon bittiğinde, siyah kapşonlu, siyah kot, bot ve siyah kazakla işe gittim, ciddiyim. Kalbim bu diziyi kaldırmıyor. Yeni bir karakter var ki ayrı manyak, bakınız solda Mr. Robot'a hayat dersi vermekle meşgul.



Black Mirror'un ikinci sezonu 3 + 1 özel bölümden oluşmakta. Artık alıştığımızdan mıdır yoksa beni şahsen çok dürtememesinden mi bilinmez, o kadar etkilemedi. İlk bölüm hariç, ölen kocasının sanal ortamda biriktirdiği kayıtlarından oluşturulan hayaleti ile konuşarak travmayı atlatan kadıncağız tahmin edileceği gibi, belki de çok erken bu tahmini yapacaksınız, işi bir fersah öteye götürür. Yine de o kocası değildir ve bölüm sonunda görüleceği gibi yeri de bellidir. Spielberg'in duygusal AI filmi vardı Yapay Zeka. O kulvarda. 2. bölüm bir cezalandırma tekniği üzerine ve olanları izleyip telefonları ile kaydeden insanlar ve tv'de şov olarak gösterimi ve bunun her gün her Allah'ın günü tekrarı. 3. bölüm politik taşlama, teknolojik ve sanal gelişmelerin politikada yansımaları. Çok acayip bir şey değil. Sanal şarkıcılar albüm satmaya başladı Uzakdoğu'da. Sırf eğlence amaçlı seçimlere katılan maskotlu partiler de mevcut Avrupa'da, birleştirin işte. Özel bölüm ise yılbaşı temalı şirin mi şirin, yok yafu hiç öyle değil. Yalnızlık gibi bir derdiniz varsa depreştirecek.

10 Mart 2017 Cuma

Mr Robot (2. sezon) / Legend of the Galactic Heroes (1-40. bölüm)

2. sezon Aronofsky'nin psikolojik gerilim tarzında şaheseri Black Swan tadında başlayıp bir müddet devam ediyor. Sezonun ortalarında ise ani bir dönüş yaşıyor ve belki de pek çok izleyicinin etrafa saçtığı tahminlerden biri kısmen de olsa gerçekleşiyor. Dizi ortaya attığı her üç sorudan birini cevaplarken bir üç soru daha yaratıyor. Üstelik bir kısmını cevaplamayı bir kaç ipucu gösterme lütufkarlığıyla birlikte tümüyle izleyiciye bırakıyor. Sonra Çin ve Dark Army ve FBI oyoyoy ortalık şenleniyor. Tadından yenmez. Hafiften toparlamaya başlasa iyi olur. Korkuyorum ki kendi kaosu içinde çözülmesi imkansız bir yumağa dönüşecek. Öyle olmaz inşallah.

Galaktik Kahramanlar Destanı'na bir ihtimal belki çocukken izlemişimdir umuduyla başladım. Alakası yokmuş. Ayrıca çocuklara yönelik basit bir uzayda savaş konseptinden de oldukça uzaktaymış. Göründüğünden çok daha derin olduğu bir gerçek. Derin ve  sorgulayıcı. Şöyle ki:

İnsanlar yüzlerce yıl sonra Dünya'yı terk edip evrene yayılır. Yayıldıkça bir durgunluk başlar ve seçimle başa gelen biri tüm muhalifleri ezip büyük bir kamu desteği ile çoğunluğa dayanarak kendi diktatörlüğünü kurar. Sonrasında Alman aristokrasisine benzeyen bir soylu sınıfıyla birlikte bir imparatorluğa dönüşür politik sistem. Tanıdık geldi mi? Yine yıllar yıllar geçer, muhalifler kaçar ve evrenin bir köşesinde cumhuriyet sistemini yeniden inşa ederler. Sonunda bu iki devletin ilişkileri sürekli bir savaş konumunda kilitlenir. Diğer yandan bu iki egemenliğin arasında imparatorluğa vasal Fezan isminde bir gezegen kapitalist yöntemlerle ticarete ve paraya hükmeden bir güce kavuşur. İlk başlarda bu iki devletin sürekli çatışması kendi çıkarınadır. Ama Dünya tarikatı ile henüz anlaşılmayan bir ilişkisi olan Fezan'ın kendi gündemi mevcuttur. Genel politik durum bu.
Resimdeki sarışın çocuğun ablası Kayzer tarafından saray haremine dahil edildiğinde ablasına çok bağlı Reinhard hem kayzerden hem de soylu sınıfından nefretle en kısa sürede güç kazanma yöntemi olarak askeri okula gitmeyi hedefler. Kızıl saçlı iyilik timsali kankası Kircheis ki ablasına vurgundur, Reinhard'ın yanından ayrılmaz. Cumhuriyet tarafında ise istemeden asker olmuş genç general Yang Wen Li rahat tavırlarına rağmen stratejik dehası ile kariyerinde büyük adımlar atmaktadır. Cumhuriyet ise politik yozlaşma ile birlikte kanunun güçlünün yararına çalıştığı, halkın politik manevralarla manipüle edildiği/güdüldüğü bir ortama savrulmuştur. Burayı bir yerlerden gözüm ısırıyor, ahaha. Bundan sonrası spoiler içerebilir.

Reinhard yükseldikçe bir yandan düşman kazanırken bir yandan da hırsını büyütür. Aristokrasiyi yıkıp evrenin efendisi olma planları tıkır tıkır işler. Suikastler, ölümler (GRR Martin'den daha fazla ana karakter öldürüyorlar seride), savaşlar ve iç savaşlar da gırla gider ve en sonunda kukla kayzer ki bu sefer bir çocuktur dışında tüm ipler onun eline geçer. Evrenin diğer ucunda da iki devlet arasındaki Fezan dışında tek uzay geçidini ele geçiren kahraman Yang Wen Li'nin politik yozlaşmaya karşı iktidarı darbeyle ele geçiren orduya kafa tutarak iktidarı hiç de sevmediği politikacılara teslim ettiğini görürüz. Bu sefer de politikacılar ondan korkar, diğer yandan da imparatorluğun saldırılarına karşı muhtaçdırlar da. Yanında da genç bir evlatlığı vardır ki meslek dahil her konuda Wen Li'yi örnek alır. Belki de ben garibimdir ama ilk başlarda bu yetim ve Wenli ile Reinhard ve Siegfired arasında hemcins bir erotika sezmedim değil ki özellikle sonradan aile kavramının altı acil bir şekilde kalın çizgilerle çizilerek bu intiba yok ediliyor ve Wenli ile Reinhard'ın yardımcı/yaver konumuna kadın karakterler yerleştiriliyor. Militarizme, diktatörlüğe karşı eleştirel durum yine zaman geçtikçe farklı sorularla bulanıklaştırılıyor. Cumhuriyet olsa ne olur, diktatörlüğün faydaları olabilir mi? İnsan öldürmeden kaçan tutum bu genç yetimin bir anda pilot olup zevkle düşman öldürür duruma dönüşmesiyle yaralanıyor. Belki de onun büyüme hikayesine özgü bir şeylerdir. İşte böyle böyle. Zamanına göre güçlü bir görseli var dizinin. Belki de güncelleştirilmiş bir versiyonu izliyorumdur. Yalnız biraz dengesiz bir temposu var. Bir kaç bölüm ölümcül savaşlarla çok hızlı geçerken bazı bölümlerde dramatik hatta sırf diyaloğa dayanan bir yavaşlık ağırlık kazanıyor. IMDB puanı ülkemizi hatırlatan alegorik göndermelerde olduğu gibi yüksektir.

18 Ocak 2017 Çarşamba

Babylon 5 (4.ve 5. sezon) & Mr Robot (1. sezon)

Babylon 5 tam olarak bir dizinin sündürülünce nasıl cılkı çıktığının örneğini sergiliyor. Tadında bırakacaksın aga. O büyük savaşta Vorlonların da hiç de iyi olmadığını öğreniyoruz ve ardından lambur lumbur büyük savaş sona eriyor. Sonra dünyadaki komplo ile ilgili bir isyan başlıyor. O da sona eriyor. Telepat savaşı çıkacak diyorlar, onu layığıyla hiç de göremiyoruz. Bölümler bir ara kişisel hikayeler etrafında dönüyor. Aslında hatırladığım kadarıyla 4. sezon sonundaki son bölümde binlerce yıl sonradan Babylon 5'e yönelik retrospektif bakış açısının gösterilmesiyle iyice soğuyorum. Son sezon ise bitmek bilmiyor. Yani uzun lafın kısası tadında bırakacaksın aga. Yine de karakterlerin gelişimini ve sonlanmasını izlemek eğlenceliydi. Londo'ya acısam mı, üzülsem mi bilemedim ama akılda kalıcı bir karakter olduğu tartışılmaz bir gerçek.
Mr. Robot'u psikolojimin tepetaklak olduğu bir dönemde izlemek pek iyi bir seçim olmasa gerek. Çok laf etmeye gerek yok. Sorunlu genç hacker arkadaşımız boyundan büyük işlere karışıyor. Telefon defterimde kayıtlı isimlerden daha çok kişiyle tanışık olmasına rağmen yalnızım yalnızım diye ağlaması pek de inandırıcı değil. Ve bunların bazıları da gayet rahat arkadaş sınıfına dahil edilebilir. Neyse göreceksiniz. Ağır psikolojik dramanın tek sıkıntısı Fight Club ve Vendetta gibi filmlere belki de fazlasıyla göndermeler içermesi. Son bölümdeki belki de olması gereken hızlı ilerlemesi biraz rahatsız etmedi değil. Ancak öyle bir dizi ki bu arka arkaya izlemek zor, sindirme ihtiyacı uyandırıyor. En tatlı şey ise kendini diken üstünde izletmeyi başarması. Çok laf etmeye gerek yok. 2. sezona devam edeceğiz.z.z.z.