NAGELFAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NAGELFAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2010 Cumartesi

RETRO: Nagelfar - Srontgorrth (1999)


K. V. L. T.

Ne kadar gözardı edilse de dinleyenlere mestetmekten başka hiç bir seçenek bırakmayan grubun ikinci albümünün soundunu belirleyen en önemli şey tekno derekesine varabilen elektronik öğelerin black metal'i lekelememesi, onu bırak bu sentezin müziği apayrı bir seviyeye çıkarması. Maalesef bildiğim kadarıyla bu albümden sonra müziği bırakan vokalistin, gitaristin ve sonra The Ruins of Beverast isminde yine kült bir grubun çalışmalarına imza atacak ramazan davulcusunun hepisinin alınlarından öperim. Bu ne hırçınlık, bu ne progresivite, bu ne manyaklık, kellem uçtu sallamaktan yafu. Sözler tamamiyle Almanca, ne kadar da yakışır bu tarz musikiye. Durlar kalklar, ani tempo değişiklikleri, benzer riflerin artistik patinaj tekrar kullanımları, savaş konseptinin çığlık çığlığa fevki alade işlenmesi. Hele bir dur ağzımı sileyim. Fıtırt fıtırt. Nerde kalmıştık? Senfonik ve yer yer epik öğelerin müziği yumuşatacağını mı sandınız? Geçiniz yavrum geçiniz. Ara ara dönüp tekrar dinlediğim bu albümün bir de zayıf tarafı mevcut. İnsanoğlu oldukları için doğaldır. Tamamiyle deneysel elektronik 4. parça. Kötü değil ama ne bileyim işte.

9,25/10

24 Nisan 2009 Cuma

Nagelfar - Virus West (2001)


Underground çevrelerde pek bir takdir toplayan grubumuzun dağılmadan önceki son albümleri ikinci albümdeki progresif, açık açık söyleyelim teknomsu, öğelerden sıyrılarak ilk albümdeki tarz doğrultusunda kaydedilmiş. Yine hafif folklorik ve hatta doom etkileri hissetseniz de kompleks , değişken tempolu uzun parçalar ile gitar soundu ve vokal sayesinde hafif endüstriyel soğuklukta bir yapıt sunmuşlar beğenimize. Üstüne üstlük kayıt kalitesi de oldukça iyi.
Benim damak tadım biraz daha melodiye ihtiyaç duyuyor yalnız. Grubun beyni olan davulcu, mahallemizin heh he, grup dağıldıktan sonra Ruins of Beverast adlı tek kişilik bir grup aracılığıyla şovuna devam etmekte. Eski manyak vokalist yerine yenisi biraz daha müzikle uyumlu, fazla başıboş değil yani, kısıtlanmış. Bununla birlikte eski tarza çok da zıt değil, en azından verilmek istenen duygulara göre karşılaştırırsak ve hala albümün en iyi öğesinden biri. Evet eveliyorum geveliyorum, çünki eskisi daha iyiydi. Vokallere değinince ilk albümle arasındaki farklardan bahsetmenin sırası gelmiş demektir. Virus West'de atmosferik ve eski vokale de uygun gotik bölümlerden vazgeçilerek mainstream çizgiye biraz daha yaklaşılmış.
Bu arada hayatımda gördüğüm en esrarlı albüm kapağı! Allahaşkına nedir resimdeki?


8,50+/10

13 Ocak 2008 Pazar

Nagelfar - Hünengrab Im Herbst (1997)


2. albümleri Srontgorrth gibi alışılmışın dışında deneysel (derken elektronik müzik katılmış bir black metali kastediyorum) ve muhteşem bir albümü dinledikten sonra kendi piyasasında çok az bilinen ve bilip dinleyenlerce de kült konumunda sevilen bu grubun diğer yapıtlarını dinlemeyi dört gözle bekliyordum. Parçalarını almanca yazan grubun ilk albümleri 97 çıkışlı bu albüm. Srontgorrth kadar deneysel olmasa da kendilerini diğer BM gruplarından ayırt edici özelliklerini bu albümde de sergiliyorlar. Manik depresif psikopat vokaller, folk müzikten etkilenme ve kompleks parçalar.
Albüm kız cortlatması dediğim kısa bir introyla açılıp Seelenland adlı folklorik black bir şarkıyla devam ediyor. Bence en zayıf parça bu. Sonra 14 dakikalık Schwanengesang yer yer kullanılan ve kafa beyin dağıtan güzel bir trash rifi ile diğer yandan boğazı yırtılırcasına tiz shriek ve yankılanan agresif clean vokaller ile dikkat çekiyor. Parçada folk müziğe yakın tok clean vokaller, ortasında Summoning vari keyboard efektleri de kullanılmış, yer yer akustik geçişlerle tamamiyle folklorik bir biçimde parça sonlanıyor. Kısacası hızlı BM ataklarıyla yavaş geçişleri içeren klasik bir Nagelfar parçası. Hünengrab Im Herbst ü dinlerken aklıma gelen şey ise Lacrimosa oldu, gotik clean vokaller ve su, deniz sesleri ile yavaş şekilde başlamışken sonlara doğru coşması,hipnotize bir atfosmere ulaşması, piyanonun parça boyunca çalması. Albümün en iyi parçalarından biri ise Bildnis der Apokalpyse. Çok enerjik ve bulaşıcı bir riff, distorte edilmiş agresif vokaller. Nefes nefese dinliyorsunuz. 5. parça Srontgorrth, doğru hatırlıyor isem takip eden albümde de yar alıyordu. Bu parçada ise baterist coşmuş durumda. Son parça ise tüyler ürperten girişi ile yine 14 dakikalık kompleks bir şarkı: Der Flug Des Raben. Flüt benzeri bir solo üzerinde acı çeken konuşma tarzı vokaller bir kaç dakika içinde değişip hızlı BM ataklarına dönüşüyor. Nefes almak için müzik yavaşlatılıyor, atmosferik BM ye bürünüyor şarkı ve üzerine piyano solosu devam ettiriliyor. Parça tekrar hızlanıp bitiveriyor. Özetle dinlemesi zor ama kilidi kırdıktan sonra da çok zevkli bir albüm.
Eğer black metalinizi bodoslama girdiği gibi bodoslama biten tarzda, Dark Funeral gibi istiyorsanız aradaki farkı söyleyim: estetik.
(8,5 /10)