KORPIKLAANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KORPIKLAANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2010 Cumartesi

Korpiklaani - Tales Along This Road (2006)

Bu albümü öncekilerden ayıran en önemli öğe temponun hızın ve bir miktar eğlencenin ağırlığını reddedilemez bir konuma yükseltmesi. Sanki gitar tonu ve kayıt da biraz sertleşmiş. Bununla birlikte keman, akerdeon, jew harp dedikleri lastik sesi veren ve Avustralya yerlilerinin çalgıları gibi tınlayan ilginç enstrüman vs vs.. Hepsi ama hepsi albümde yer alıyor. Özellikle kendi anadillerinde söyledikleri şarkılar bir miktar öne çıkmakla birlikte ultra ötesi keçilikte Under the Sun en sevdiğim parçaları oldu bu albümden. Daha pro daha eğlenceli daha tempolu, e daha ne istenir ki?

8,25+/10

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Korpiklaani - Voice of Wilderness (2005)


Hunting Song albümün en eğlencelisi olmakla beraber hareketli melodisi sarhoş Rus şarkılarını andırıyor. Belki de yeniden yorumlanmıştır. Bilinmez sorgulanmaz... Nihayetinde ise ilk albümüne göre biraz solgun, aynı formüla biraz daha profesyonel anlayışla tekrar edilmiş. Şahsi tercihim ilki.

7,75/10

18 Mayıs 2010 Salı

Korpiklaani - Spirit of the Forest (2003)


Tam böyle black metalden çakma folkloru sömürüye dayanan eğlencesi lakayt bir albüm bekliyorken, neden beklemeyeyim ki özellikle diğer albümlerinin kapağında geyik boynuzlu sarhoş bir ehtiyara yer verdiklerini görünce, zinde ve taze havasıyla bu yapıt beni şaşırttı doğrusu. Vokaller sert olsa da black metalden uzak, bazılarını rahatsız edebilecek bir hırıltısı, viskiyi puroyla içtim ömrü hayatımda der gibi bir tavrı var. Keman ağırlıklı enerjik yerel ezgilerin, Finlandiyadan yine, bazı parçalarda Metallica'nın ağır gitar tonu ile birleşince başyapıtlar çıkartmamasının mümkünatı yok. Yani Crows Bring the Spring'den bahsediyorum. Adamı mezarından kaldırır mazallah. Onun dışında folk metal türünde eksiksiz fazlasız gediğiyle tam ortasında yer alan grup Before the Morning Sun, ki keman solosu ve rock'n roll'a çaktırmadan kayan gitarıyla dikkat çekiyor, kısa öz ve full tempo Man Can Go Even Through the Grey Stone, Fince girizgahı ile birlikte Shaman Drum gibi dinlenilesi öpülüp yatılası parçalar yazmış. Akordeon, flüt gibi lokal enstrümanlar da keman kadar yoğun olmamakla birlikte albümü renklendirmiş. Bir de bu tarz folk metal gruplarının ilk albümlerinde görülen sevdiğim bi fenomen var ki şu: Şarkıların bütünlüğünü birbirini takip eden bir akıcılıkta dinamik bir kompozisyonla sağlamak yerine albümlerine enstrümental kısa ve uzun parçalarla, dağınık bir yerleşimle müdahale ediyorlar. Amatörce ama şık.

8,50-/10