6,75/10
DARKTHRONE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DARKTHRONE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2025 Perşembe
Darkthrone - The Cult Is Alive (2006)
Darkthrone'u efsane üçlüsü dışında dinlemedim ki en çok da bunları takip eden 5. albümü kulak vermeyi hakediyordu. Evet kuulötesi kapağa sahip bir ilk albüm daha var da konumuz o değil. Sonra bir bi şey oldu bunlara, yok rock köklere de döndüler felan. Bir de sürekli albüm çıkartıyorlar, ısrarcılar yani yeni tazlarında, pek de yeniliği kalmadı da şimdi, neyse. Zilyon tane kayıtları var ve bu da 12.ci ve yıl daha 2006. Gitar tonu vızvız, aynı buldum, tempo ritim rock ve punk'a yakın ama black tarafı hala baskın. Crust felan diyorlar da bilmiyorum o nedir. Sözlerde pek bir gayriciddi. İster istemez önyargılı yaklışıyorum yoksa punk etkili metalik işleri severim. Diğer bir handikap ise şarkıların bir çoğu birbirine benzer bir hale bürünüyor ve çok da güçlü değiller. Kötü de değiller. Öyle.
15 Şubat 2009 Pazar
Darkthrone, Holy Darkthrone - Eight Norwegian Bands Paying Tribute (1998)

90'ların baba black gruplarının darkthrone abimize saygılar deyüp kaydettikleri bu albüm birbirinden klas 8 parça içermektedir. Katkılarını sunan gruplar Satryricon, Enslaved, Thorns, Emperor, Dodheimsgard, Gehenna, Gorgoroth ve Immortal. Fazlası var eksiği yok.
Genelde parçalar özgün hali bozulmadan biraz daha iyi kayıt kalitesi ile ve grupların orjinallikleri rütuş sayılabilecek ufaklıkta katılarak yorumlanıyorlar. Emperor ve DHG, grubun death geçmişinden parçalar seçtikleri için değerlendirme dışıdır. Çünkü Darkthrone'ın death halini ben bilmiyorum. Albümün en dikkat çekici parçası Thorns'un pek bir acayip Pagan Winter cover'ı. O kadar nefret ediyorum ki muhteşem güzel bir parça. Anlamadınız mı? Şöyle söyleyeyim, satanik robot metal!! Hala mı tık yok? Torrent-Thorn-Pagan Winter belki bulursunuz. Diğer ilginç bir parça ise Gorgoroth'un gargara derekesinde Slottet zartzurt yorumu. Neyseki enstrümanlar sıkı -tight- özellikle blastbeatler .
8,25/10
31 Ocak 2009 Cumartesi
Darkthrone - Transilvanian Hunger (1994)
Alamet-i farikası düşük kaliteli prodüksiyon, bol tekrar tremolo rifler , pataküte bateri, soğuk ve ürkünç atmosfer, cızırtılı gitar gibi özelliklerin dibine vurduğu bu albümden herkesin hoşnut kalabileceğini söylemek zor. Herkes=her metal dinleyen, önceki iki Darkthrone albümünü sevmese de dinleyebilir, ama bu albümde daha teknik hopidik süprizlerle dolu bir tarzı sevenler kesinlikle ayılıp bayılacak.Benim için ise Under A Funeral Moon ile birlikte dinlediğim en iyi black albümlerin bitabi üst sıralarına yerleşecek bir yapıt. Transilvanian Hunger ve Skald av Satans Sol kafakıran boyun ağrıtan klasik parçalar.
9,25/10
7 Ocak 2009 Çarşamba
Darkthrone - Under a Funeral Moon (1993)

A Blaze In The Northern Sky'daki death metal etkisinden sıyrılıp aynı rifin dakikalarca sivrisinek vızırtılı gitarlarla çalındığı, pıt pıt blastbeatlerin tarandığı daha doğrusu daha da vurgulandığı grubun bu 2. black albümü bildiğimiz uğursuz ve yırtıcı vokalleri de olduğu gibi devam ettiriyor.
Halihazırda klasikleşmiş çarpık balad Natassja In Eternal Sleep ile metalcinin tekno parçası Under A Funeral Moon ilk dinleyişinizde sizi çarpan şarkılar. Ama dinleyiciler arasında kutuplaşma yaratacak bir şarkı varki, o da 7. parça Inn I De Dype Skogers Favn. Bu parçayı dinlerken hipnotize olup, göğe doğru uçacak, kafayı bulacaklar (darkthrone kanatlandırır!) ve zaten albümün sonuna kadar sıkıntıdan gelemeyecek olup bu parçayı hiç dinleyemeyecekler. Bu başka bir şey. Freud dirilse bu manyaklığı analiz edemez sanırım.
Benim bile analiz edebileceğim basitlikte olan psikolojik vaka ise black metal dinleyicilerinin nasıl olup da salya sümük Darkthrone'un geçmişine ağıt yaktığı! Sebebi şimdi gayet netleşti.
9,0/10
16 Aralık 2008 Salı
Darkthrone - A Blaze in the Northern Sky (1992)

HeHeHeyyt! Artık ben de "Darkthrone klonu" sıfatını kullanabilirim!
Evet bugün klasik sounda sahip bir black metal albümünün tüm özellikleri, klişeler mi demeli?, bu albümle ortaya konmuştu zamanında. Tremolo (nasıl yazılıyor bu yafu, blastbeat işte anlayın), çığlık vokaller, intro ve outroda atmosferik kısımlar, psiko psiko rifler, kötü kayıt kalitesi, tekrarlayan rifler vs... Bunların hepisi doğru. Şimdi de benim açımdan bakalım:
İlk önce his mevzusu: Norveç'in kuzeyinde hem yamyam yem viking olan bir köyün kasabı hergünkü olağan vaktini, hristiyan çocukların etlerini kemiklerinden ayırarak, narin bedenlerini satırla parçalayarak geçirmektedir. İşini yaparken hiç bir duyguya sahip değildir. Çünkü bu her gün yaptığı iştir.. Dinlerken gördüğüm imaj bu, tırstırıcı. Sound olarak yukarıda sayılan özellikler o günkü şartlarda çok yaratıcı olabilir. Amma bu albümü 16 sene sonra dinlemek hayatımda pek bir şey değiştirmedi. Sadece adamları takdir ediyorum, o kadar. İkincisi kötü kayıt derken demo kalitesi beklemeyin ya da kendini tekrar eden sıkıcı rifler diye eleştirenler hardkor doom dinlememiş galiba. Bunlar da haksız eleştiriler nacizane görüşüm.
Yukarıdaki soğukkanlı kasap örneğini üç aşağı beş yukarı tüm ilk dönem İskandinav black grupları için verebilirim. Immortal, Emperor, Mayhem, Satyricon ile Enslaved ve Burzum gibi grupların bir ya da birkaç albümünü dinlemekle beraber ortodoks black metalin özünden gelen bu soğuk ve misanthropik kasap havası ,yani pardon, atmosferi yerine daha gotik olan versiyonunu tercih ettiğimi söylemeliyim. İşin ilginç yanı bu ilk gruplar bu atmosferi sağlarken günümüzün organik ve dijital , kolaya kaçan prodüksiyonundan faydalanmamışlardı.
7,50/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)