HUUN-HUUR-TU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HUUN-HUUR-TU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2026 Pazartesi

The Bulgarian Voices »Angelite« & Moscow Art Trio feat. Huun-Huur-Tu - Mountain Tale (1998)

Fly, Fly My Sadness'ın başarısından gaz alınarak 2 sene sonrasında kaydedilen Rus himayesindeki Angelite ve Huun-Huur-Tu işbirliği çalışması biraz mali kaygıları öne alması ve sanatsal açıdan ilk işbirliği çalışmasının gerisinde kalmasıyla eleştiriliyor. Hatta kimi yerde yerden yere dahi vuruluyor, üzerinde tepiniliyor. Haklı oldukları nokta iki grubun senteze dayalı bu projede samimiyet sorunu üzerinde şekilleniyor. Peki kendi seslerine ağırlık verdikleri şarkıların daha sıkıcı olmasına ne demeli? Halbüküm, Albüme adını veren ilk şarkıda ve son şarkıda Bulgar kızlar, Grand Finale'de her iki ekip hatta cazcı trionun da katkısı var, gayet etkileyici işlere imza atmış. Ben devamı gelse de dinlesek diyenlerdeyim.

7,50/10

1 Şubat 2025 Cumartesi

Huun-Huur-Tu - The Orphan's Lament (1994)

 Tuva halk müziği de nihayetinde sonsuz bir kaynak değil. Gırtlaktan polifonik söyleme tekniğinin sergilendiği tür bu albümde de duyduğumuz otantik örneklerden sonra diğer dünya müziği yapan sanatçılarla birlikte sentez bir formda ve deneyselci örneklerle gittikçe sönümlendi. Dolayısıyla nasıl bir kronolojik sıra takip ettiğiniz aldığınız keyfin derekesinde belirleyici oluyor. Bu erken dönem çalışma da kapsamlı içeriğiyle türün farklı kompozisyonlarını mümkün olduğunca  sergilemeyi hedeflemiş. Diğer bir deyişle Sürgün Şarkısı ve Yetimlerin Ağıdı gibi engin parçalar olduğu gibi coğrafyasına yabancısı olan  bizlere daha fasıt döngü gibi gelen parçaları da ihtiva etmekte. Eh tabi, türü seven ve biraz da geriye doğru gelen biri olarak bu sebeplerden dolayı daha da olumlu değerlendiremiyorum. Çok iyi ama baş yapıtı bence değil.

7,75/10

5 Ekim 2023 Perşembe

The Bulgarian Voices »Angelite« feat. Huun-Huur-Tu, Sergey Starostin & Mikhail Alperin - Fly, Fly My Sadness (1996)

 

Tüyleri diken eden müzikal deneyimlerden biri Tuva müziği ise diğeri de Balkan kadın koroları olsa gerek. Doğayı örnek alan, doğadan yükselen bir ses olma konusunda ortaklaşan bu iki türün ortak albümü de büyük bir beklenti yaratıyor elbette. Hakikaten de kayda adını veren ilk şarkı sizi alıp başka bir yere, dağlara, bulutların ötesine taşıyor. Ve hatta müziğin de ötesinde ruhani bir tecrübe yaşamamak elde değil. Takip eden parça ise bizi fazlasıyla aşağı çekiyor, daha çok Boşnak ağıtlarını hatırlatmakta. 3. parça ise ismi gibi dalganan vokal loopu baz alan ve fazlasıyla uzayan deneysel bir çalışma. Aslında albüm konusunda genel düşüncemi güçlendiriyor bu şarkı da. Tüm potansiyelini kullanamayan bir proje kaydı olması o da bu işbirliğinin. Dördüncü şarkı Yalnız Kuş ile kaydın başlangıcındaki güzelliğe geri dönüyoruz. Yine efsanelerden bir parça ile karşı karşıyayız. Son şarkıda orta karar mutabık dinletimizi kapatıyoruz.

Stüdyoda bile olsa canlı bir kayıt olması bile aklımızı yerinden etmeli.

9,0-/10

31 Aralık 2015 Perşembe

Huun-Huur-Tu - 60 Horses in My Herd (1993)

Tuva'lı grubu daha önce ne kadar büyük keyifle dinlediğimi söylemiştim. Bu erken dönem albümleri de hiç farklı değil, hatta Mezhegei ile sürpriz Tuvaca Enternasyonal marşı ile bir derece daha iyi. Bize de gırtlaktan şarkı söyleme tekniklerinden beğendiğimizi seçmek düşüyor. Benim favorim kulağa ıslık gibi gelen sıgıt.Grubun albüm kapaklarına, albüm isimlerine bakığımızda da kool tavırdan başka bir şey görmüyoruz.

8,50+/10


22 Aralık 2012 Cumartesi

Huun-Huur-Tu - Where Young Grass Grows (1999)

Atlas dergisinin Dukhalar ile ilgili yazısını okuyup yetersiz ama etkileyici CD'sini izledikten sonra bu yerel müzik albümünü dinlemeyi erkene çekiverdim. Dukhalar Altay dağı yakınlarında Sibirya eteklerinde yaşayan Türk kökenli Tuvaların bir kolu. Moğol ile Tibet kültürlerinde de rastlanan ve gırtlaktan farklı bir vokal tekniği ile söylenen şarkıları aslında dünya çağında bellli çevrelerde (Cihangir çevresi olmasa gerek) tanınırlığa ulaşmış durumda. Bir kaç tonu aynı anda söyleyebilen bu ilginç teknik kimi zaman flüt sesi veren bir ıslık kimi zaman Temel Reis'in kısık ve boğuk sesi gibi kulaklarda yankılanıyor. Hatta bazen metalcilerin yabancısı olmayacakları tonlara ulaşıyor. Bu haliyle eski çağlarda doğanın seslerini taklit ederek günümüze kadar geldiği rivayet olunuyor. Tuva'nın en önemli gruplarından olan Huun-Huur-Tu'nun bu albümü ise bu tarz deneysel ve canlı kayıtları içermesinin yanısıra ve daha da çok, yerel melodileri ihtiva eden şarkılar da içeriyor. Ki Avam Churtu Dugayimny'de üst noktasına vardığı ezgiler oldukça destansı ve ruhani bir hava aksettiriyor dinleyiciye. Kültürlerinde başat figür olan at ve  toprak-vatan sevgisinin sözel ağırlığını hissettirdiği parçalar hem geleneksel hem de yeni üretilen bestelerden oluşuyor. Jomşu halkı Altaylar örneğin kendin topraklarından ayrılan bir Altaylının kısa sürede hastalanıp öleceğine inanıyor. Bu anlamda bu insanların doğayla ilişkisi okuduğumda çok da kavrayamadığım Ursula LeGuin'in Hep Yuvaya Dönmek isimli kitabını daha bir takdir etmeme sebep oldu. Diğer yandan Dyngyldai'de olduğu gibi eğlenceli bir atışmanın izlerini sözlerin manasını anlamadan hissetmek bile mümkün.  Ooo Dangadadangadadayyy diye söylenirken vokal, tam da üzerlerine yakıştırılan şaman rock tanımının anlamını keşfediyorsunuz. Büyük bir ihtimal ritmin etkisiyle de garipgurup hareketler yapıyorsunuzdur gizliden gizliden. Albümün en etkileyici parçalarından Tarlaashkyn de hissettiğiniz marşvari destansılık sözlerle perçinleniyor.
Tarlaaskyn'den geldik. Bizleri daha fazla aşağılamalarına izin vermeyeceğiz. Ezilen yoldaşlarımızı bir kez daha özgürleştireceğiz.
Bir duvar kadar sağlam olduk. Daha fazla geçmişe bakmıyoruz. Tüm dünyanın halklarını birleşmeye çağırıyoruz.
Dünyada ilk bolşevik devletlerden birini kuran Tuvalar'ın geçmişine gönderme içerdiğini düşündüğüm bu şarkı dinleyeni yanıltmasın. Albümde yer alan diğer bir parça  Ezir-Kara, aynı hükümetin öldürdüğü yarışlar kazanan geleneksel bir at sürücüsünün öldürülmeden önce atına yazdığı bir ağıt aslında. Ayrıca bir avcı onuruna yazılan Hayang ile birlikte buradaki müziklerin nasıl kızılderililer ile (Amerikan Yerlisi)  Sibirya ve Orta Asya halkları arasındaki varlıksal ilişkiyi kanıtladıklarını görüyoruz. Öyle paralar felan harcayıp yıllarca bilimsel araştırma yapmaya gerek yokmuş yani.
Tek eleştirim, throat singing denen teknik ile yerel ezgilerin bazı parçalarda başarıldığı uyumun albümün geneline yaydırılmaması. Belgesel niteliği yansıtan canlı kayıtlar mesele albümün dinamizmini öldürüyor. Ancak başka bir bakış açısıyla da modernöncesi bir atMosferi yansıtmaya da katkıda bulunuyor.

8,50/10