Otobiyografik üçlemenin son cildinde Tolstoy'u temsil eden genç karakter liseyi bitiriyor ve üniversitenin ilk senesinde arkadaşları ile sosyalleşmenin yollarını arıyor. Diğer yandan ailenin kız fertleri ile ki politika, edebiyat, okul gibi herhangi bir konu hakkında algı kapıları namevcut, ilişkisi zayıflamış ve abisi ile de aynı frekansı tutturmakta zorlanıyor. Ayrıca babası da yeni bir izdivacın eşiğinde. Karakter kendini snob elitist bir hediye paketiyle sarıp sarmalamış, sıradan insanların endişelerine, gayelerine tanık oldukça şaşırmamasının imkanı yok. Yazar bu kitabından çok memnun kalmamış ve hikaye sonuçlanmasa da devamını getirmeyerek virgülün noktada unutulmasına müsade etmiş. Önceki bölümlerine kıyasla zayıf göründüğü aşikar bir eser olarak kitaplıklarda yer alması da kaçınılmaz.
TOLSTOY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TOLSTOY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Temmuz 2025 Cuma
4 Ocak 2025 Cumartesi
Tolstoy - Yeniyetmelik
Çocukluk'un organik devamı. Eser, annesinin ölümü ardından çocukluğuna veda eden Nikolenka'nın evde daha doğrusu büyükannesinin evinde abisiyle eğitim gördüğü lise çağlarını konu almakta. Abisinin arkadaşları, kızkardeşleri, eğitmenleri, gençlik krizi ve utançları ile bugüne kıyasla küçük bir dünyada geçiyor olsa bile gençliğin benzer duygularının izlerini deneyimliyor karakterimiz. Nihayetinde lise çağlarının da trajik başka bir olayla sona ermesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu kısa romanın ilk cildin gölgesinde kaldığı ve tekrara düştüğü de bir hakikat.
24 Kasım 2024 Pazar
Tolstoy - Çocukluk
İstanbul içinde karayolu seyahatinin çılgınlık seviyesine geldiği son zamanlarda raylar üzerinde taşınırken okumaya elverişli cep boyutunda kitaplara düşkünüm bu aralar. Seveceğimi düşündüğüm yazar Tolstoy'un (Anna Karenina gibi bir başyapıtı referans alıyorum) otobiyografik özellikler taşıyan üçlemesinin ilk eseri çocukluğunun izlenimci etkilerini okuyucuya taşıyor. İzlenimci, çünkü genel bir kurgu yok. Farklı anılar ve kişilerin çocuğun duygularında, düşüncelerinde yansımasını okuyoruz. Aristokrat bir ailenin çiftliğinde kardeşleri ile birlikte, dadıları, mürebbiyeleri, serfleri ile büyüyen saf bir çocuk. Ta ki çocukluğun sona erdiği o elim ana kadar. Gençliğine tekabül eden, mantıklı olarak, bir vakitte ilk kaleme aldığı eser olmasından dolayı olgunluk çağındaki ustalığı beklemek haksızlık olur. Amma emarelerini erkenden gösteriyor. Ve güçlü bir çıkış olarak tarihte yerini alıyor.
26 Ekim 2016 Çarşamba
Tolstoy - Anna Karenina
Sadece Tolstoy'un yapıtı olarak değil klasikler arasında da en sevilen romanlardan biri Anna Karenina. Daha ilk başlarda dahi yazarın kaleminin kuvveti dikkati çekiyor. O kadar ara vererek okudum ki bazen haftalar girdi araya, yine de her elime aldığımda hem karakterleri hem de kurguyu bir nebze bile unutmadığımın farkına vardım. Neticede romanın sinemaya niye bu kadar fazla adapte edildiğini anlamak mümkün. Tolstoy kafanızda balo salonlarıyla, yazlıklarıyla, pansiyon odalarıyla ve tabi ki karakterleriyle sinematek görüntü oluşturabiliyor. Bir de senaryo kıvamında hazır sunduğu kurgu da cabası. Senarist ve yönetmene diyalogları kısaltıp tempoyu arttırmaktan başka bir görev düşmüyor sanırım. Bu noktada kitaptan ufacık not kırmama sebep olan iki etkenden birini açıklamayalım. Diğer pek çok klasik eserde olduğu gibi sürükleyicilik konusunda sıkıntılar var. Hiç bir zaman bir oturuşta zira ayakta kitap okumak zor, 20 sayfadan fazlasını bitiremedim. Konu her ne kadar bir aşk ve aldatma hikayesi gibi lanse edilse de ve sırf bu sebeple okumam yıllarca gecikti, görülüyor ki roman çok daha derin. Üstüne üstlük romanın ana karakteri sadece Anna Karenina bile değil. Hatta illa özel isim verilmek isteniyorsa Anna Karenina ve Nikolay Levin olması daha isabet olurdu. Bu iki karakterin her ne kadar yolları ender kesişse de iki sembol olarak öne çıkıyor. Biri aşkı uğruna bedel ödeyen ve kıskançlık duygusuyla somuta döktüğü aşırı arzusuyla yıkıma ilerlerken ki güzel ve alımlı Anna hanımefendileri oluyor diğeri ki pek seçenek kalmadı Levin efendi, iç sıkıntısını Sarte'in sevdiği deyişle bunaltısını aşarak Tanrı'yı bulduğu bir noktada hayatını anlamlandırdığı hayat yolculuğuyla biz okuyucuya örnek model teşkil ediyor. İşte okuyucuya sunduğu bu karşılaştırmanın didaktik amacı son sayfalarda belirginleşince bahsettiğim ikinci olumsuz etken de doğmuş oluyor.
Bir de elimdeki Altın Kalemler serisinin ve doğrudan söylemek gerekirse tercümenin gerçekten çok sıkı olduğunu belirtmem gerekli. Bu versiyon iyidir, candır.
9,50/10
Bir de elimdeki Altın Kalemler serisinin ve doğrudan söylemek gerekirse tercümenin gerçekten çok sıkı olduğunu belirtmem gerekli. Bu versiyon iyidir, candır.
9,50/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
