SEPTIC FLESH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEPTIC FLESH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2023 Pazar

Septicflesh - Modern Primitive (2022)

 

Senfonik death metal gibi spesifik bir türde istikarlı bir şekilde ürün verip bir numaraya yükselmek kolay iş değil. İşin daha zor tarafı ise şampiyon olarak kalabilmek. Açıkça konuşmak gerekirse ben bu albümden hiç etkilenmedim. Her zamanki işlerini yapmışlar. Grubun daha önceki işlerini bildiğim için orkestral kısımlar bile şaşırtmadı. Biraz zorlayan karakteri vardı zaten senfoni tarafında, fazla üsteleyen. Albümün sonlarında bu daha da belirgin hale geliyor. Ortadoğu ezgileri var zaten ki eski Yunan kültürü aslında bakarsanız doğudan gelen etkiler üzerine inşa edilmiş durumda, batılılar pek görmek istemese de gerçek bu. Yunan grupları da bu konuda daha açık fikir sergiliyor. Ne diyeyim, bildiğimiz Septic Flesh ya da septicflesh.

6,75-/10

28 Haziran 2022 Salı

Septic Flesh - Codex Omega (2017)

 

Yeni albümünü çıkardığı bugünlerde grubun bu albümünü dinlemediğimin farkına vardım. Ekinde senfonik yorumların yer aldığı Japon usulü tıpkı basım kayıt grubun diğer çalışmaların çok da uzağına düşmüyor. Lakin ilginç bir eleştiri getireceğim. Grup hep büyük oynamış. Cila gibi pasparlak olan senfonik kısma yürek yetmiyor, coşku hep yükseliyor, tavana vuruyor vuruyor sonra yıkıp geçiyor. Biraz abartılmış sanırsam. Hep aksiyon hep aksiyon, nereye kadar. Bu sebepten ötürü biraz ceza veriyor ve notlarını kırıyorum. 


7,75+/10

17 Kasım 2021 Çarşamba

Septic Flesh - Ophidian Wheel (1997)

 Son dönem senfonik death metal türünde verdiği eserlerle pek bir sevdiğimiz grubun eski dönemlerine geri dönüyoruz. 3. uzunçaları 97 tarihini taşıyor. İlk ikisini niye dinlemeye almadığımı dair bir fikrim yok, hiç yok, netekim hafızam zayıf bu aralar. Death metal tavrı var, özellikle vokalin sertliğinde. Gitar işçiliği ise oldukça melodik. Üzerine gotik tatlarda kadın vokal desteği. Formül fena değil. Beğeneni de fazla. Ama sıkıcı , yani doksanlar, death ve doom ve gotik metal ile bir tanışıklığınız varsa  eğer önceden pek de bir şey katmıyor yağni o bakımdan. Şarkılar genelde tempo farklılığına dayalı bir kaç bölümden oluşuyor. Albüm boyunca hoşlandığım bazı bölümler olduğu kadar hoşlanmadığım bölümler de oldu. Aslında şamanizm dahil beslendiği farklı kaynaklarla çok da sığ olmayan bir albüm bu. Ama o şamanik ritüel sesleri dahi sinirinize dokunan bir şekilde icra oluyorsa, hmm, yapacak bir şey yok.

5,50/10

24 Kasım 2019 Pazar

Septic Flesh - Sumerian Daemons (2003)

Grubun işlerini kronolojik olarak tersten takip etmenin sıkıntısını yaşıyorum. Düzenlemeler açısından kulağımın duyduğu kadarıyla tarzlarını şu anda da devam ettirdikleri senfonik ve endüstriyel tınılarda death metal'e taşıdıkları ilk albüm bu olsa gerek. İnternete baktım da hakikaten öyleymiş. Kaotik ve bumbastik ve bir yerde yükselen bir yerde düşen dengesiz (parça değil albüm boyunca) bir şizofrenik hal sunmasından anlıyorum bunu. Henüz daha oturtamamışlar soundlarını, ellerindeki var olan her güzel fikri boca etmişler. Diğer yandan da Mechanical Warfare ve onun gibi üç dört fren tutmayan fantastik parça var ki tadından yenmez. Gitar ve riffler de ara ara öne çıkıyor tüm keyfiyle. Senfonik alıntıların biraz fazla sesi çıksa da etkisi kuvvetli. Yine de kaydı tümüyle değerlendirdiğimde biraz rot balans ayarı eksik gibi gelmekte.

7,75+/10

23 Eylül 2019 Pazartesi

Faith No More - Introduce Yourself (1987) & Septicflesh konseri (21 Eylül 2019)

Enstrümantal olarak yansıttıkları funk çok da dansa davet eden pozitif bir havaya sahip değil. Biraz sertcene RHCP gibi ki onların da erken dönem işlerini bilmiyorum. Benzetme yapmaya girişmeyeyim o vakkit. Vokal de çirkin güzeli, albüme yakışıyor. Mike Patton öncesi. Ritmik temposu ile birlikte benim gayet de hoşuma gitti. İlk albümlerini yazarken soundu tarif etmeye çalışmışım. Üzerine çok daha fazla bir şey eklemeye gerek duymuyorum. Ama rock musikisini bastıra bastıra, farklı etkileri sergileye sergileye sağlam bir iş çıkarmışlar. Çiğlikleri ve besteleri biraz daha cilalamaları gerekliği masanın üzerinde duruyor. Mikrofonun başına Mike Patton'ın geçmesi ile birlikte büyük bir atılım yapılıyor olsa gerek ki takip eden albüm ile bunun arasında eleştirmenler fersah derecesinde ölçüt koyuyorlar. Yalnız bunu da es geçmeyin bence. We Care A Lot, Introduce Yourself gibi duyulması gereken parçalar içeriyor çünki. Punkçı yanımı depreştirdi.

7,75-/10

Seyircilerin saygısızlığı yüzünden konserlerden elimi ve de eteğimi çekmiştim. Solstafir ile kalbim yeniden çarpmaya başladı. Septic Flesh ile yaşama geri döndüm. İletişimi kuvvetli, müziğe öncelik veren bilgili konser izleyicisi beni mest etti. Analiz yapacak kadar elimde veri yok, kitle mi değişti, gençler pek yok desem rezaletleri genelde orta kuşağın yaptığına denk gelmemle tahminim isabetsiz kalacak, mekanın atmosferi mi kuralcı, gerçekten bilmiyorum ama Zorlu'daki bu küçük sahneyi seviyorum. Yeni konserlere iştahım arttı, misal Moonspell&Rotting Christ.

13 Temmuz 2017 Perşembe

Septicflesh - Titan (2014)

Senfonik death metalin yeniçerisi Septicflesh bu albümünde elindeki tüm kozları aynı anda ortalığa saçıyor. O yüzden daha ilk dinleyişte albümün içine girebiliyor, yapısını çözebiliyorsunuz. Prag orkestrasının tertemiz senfonik sesinin, brütal ve iğreti çekiciliğe sahip clean vokallerle nasıl harmonik bir şekilde ama hep coşkulu, yürek kabartan bir etkiyle içiçe geçtiğini takip ederken belki de söyleyen-çalanlardan daha çok (tatlı bir) yorgunluğa teslim olacaksınız. Zira dinlerken mekanı uzay ve fantastik gezegenler olan ve mitolojik yaratıklarla yapılan devasa bir savaşın neferi gibi hissetmeniz mümkün. Prodüksiyona, şarkıların düzenlemesine diyecek hiç bir şey yok. Hatta Therion'dan sonra senfoniyi metal ile en başarılı harmanlayan grup desek abartmış olmayız. Ancak daha ilk dinlemenin sonunda aklıma gelen şey gerçekleşecek. Sığlıktan değil ama hype oğlu hype aksiyona boğulmaktan dolayı kayıt üçüncü dinlemede kendini tüketiyor olacak. Uydurmuyorum, hakikaten de öyle oldu. Orkestral yorumlardan oluşan bonus cd bir nebze daha dayanıklı çıktı. Özellikle Japonesque flüt ve yaylılar ve yeri göğü inleten borazanlar güzel bir lezzet bırakıyor insanın ağzında hmm mmm.

8,50-/10

25 Eylül 2011 Pazar

Septic Flesh - The Great Mass (2011)

Grubun azcık doğuya (batı avrupaya göre, grinviç) meyilli death metal üzerindeki hakimiyetlerini tartışamayız zaten.Senfoni kısmını ise önceki albümüne kıyasla ilerlettiklerini müyevazi olmayalım aştıklarını söyleyebiliriz. Dinlenebilir dengeyi maksimize edebildikleri için senfoni uğruna metali hatta ve hatta müziği kırpan diğer bazı grupların durumuna düşmemelerini de takdir ediyoruz. Yine de can sıkıcı bir şeyler var. Clean vokaller gibi. Olsun elbette ama böyle de olmasın.

8,25/10

14 Mart 2010 Pazar

Septic Flesh - Communion (2008)


Dimmu Borgir ve Roting Christ'e aşina olanların hiç yabancısı kalmayacağı bu albüm hayli senfonik, biraz bumbastik öğelerle süslü death metal gibi bir minval üzerinden ilerliyor. Dark metal diyelim kısa olsun. Aslında bestelerin biraz basitliğinden tekdüzeliğinden formulizminden hatta ucuz yöntemlerinden dem vuracaktım ki Rotting Christ'in son albümünü dinleyince dilimi ısırdım, söyleyeceklerimden vazcaydım. Birden bu albüm daha da kıymete bindi.
Death metali içersinde göze batmayacak özellikte olmasından dolayı hoşuma giden vokaller şöyle bir yıkanıp pürüpak olunca yani temizlenince hoşlanabilite rasyosunda negatif anlamda değişimler yaşıyor. Senfonik tat bırakan yaylı ve üttürü kılığındaki syntler sert bir tonda sounda hakim ikenkene özellikle bazı parçalarda, albüme adını veren şaheser gibi, bateri vuruşları bu sertliğe katkıda bulunuyor. Bu albüm kulaklıkla dinlendiğinde ayrı bir havaya bürünse de bazılarınca dillendirilen orjinallik övgüsüne katılamayacağımı söylememi şart koşuyor. Üstteki isimlere ek olarak Monolith Deahcult'ı da ekleyebilirim, hemi de daha brütal bir versiyonu.

8,25/10