LEGEND OF THE GALACTIC HEROES etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LEGEND OF THE GALACTIC HEROES etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2018 Çarşamba

Legend of the Galactic Heroes (96-105. Bölüm) - Star Trek: Next Generation (4. Sezon) - The Expanse (1-2. Sezon)

Dünya tarikatı ve Phezzan eski derebeyinin anlamsız müdahaleleri ve hızlı ve mantıksız bir sürüklenmeyi takriben soğumaya başlamışken animeden, güzel toparladı ve bitti. Reinhard'ı dizi boyunca tutmamak elde değildi. Beklendiği gibi bir uzlaşma ile dizi sonlandı. Üstelik son bölümde yıldızlara elini uzatan çocuk figürü oldukça dokunaklıydı. Neyse ne, bittiğine sevindim bu maceranın da. Aklımda Attack of Titans var da seri sonlanmadığı diye biliyorum. Yeni bir animeye başlayacak enerji kalmadı bende.

Uzay Yolu 4. sezonu hakkında ne diyebilirim ki, artık akraba gibi oldum karakterlerle. Işınlamacıbaşı O'Brien core kadroda yer almalıydı bence. Normalde komedi filmlerindeki rolüyle çok sevdiğim Whoopi Goldberg maalesef konuk olduğu bölümlerde pek fark yaratamıyor. Ama egzantrik karakter Q çizilen itici karakterine rağmen benim sempatimi kazandı. Q'nün bu kadar üstüne gitmeyin yafu. Şu an izlediğim 5. sezonda da tanık olduğumuz üzere uzay fenomenlerine ve uyduruk teknolojik terimlere bel bağlanması arttıkça dizi sıkıcılığın pençesine düşüyor. Belki de artık bütçe gittikçe daralmaya başlamıştır, bilemeyeceğim. Sanırım bu sezonun sonunda da tıfıl Wesley nihayet akademiye kabul ediliyor. İzlemeye devam...

İlk kitabını da okuduğum Enginlik serisinin dizi hali de the Expanse namıyla Netflix'de gösterimde. Sadece ilk kitap değil devamını da ekranlarda izlemek mümkün. Belirttiğim üzere romanında hoşuma gitmeyen şeyler vardı. Dizi de buradaki açıklıkları kapamak için belki de olması gerekenden fazla müdahalelerde bulunmuş. Örneğin Holden ve tayfasının birbirine kardeşçe bağlılığını, Holden'ın doğruluğun peşinde hiç savrulmadan koşturmasını ve aşırı iyimserliğini dengelemek adına daha ilk bölümde ekip içinde gerilimler icat edilmiş. Bu kadar kavgaya çoktan birbirlerini boğazlamaları gerekliydi mantıken. Üstelik tam bir Hollywood klişes değil mi bu, stres altındaki grubun birbirine düşesi meselesi. Ha, burada kavga dövüş yine de can ciğer kuzu dolmaları. Diğer yandan Holden'ın bu davranışının köklerine inerek psikolojik bir sebep sunmaları şık olmuş. Ayrıca tonla yeni eleman ekrana taşınmış. BM'deki şu yaşlı teyze tam bir psikopat ve ben psikopatları severim. Miller hakkında ise kararsız kaldım, kuul mu değil mi diye. Aklıma gelmişken bu oyunculuk dünyasında bilimkurgu oyunculuğu diye yerleşmiş bir kavram mı var arkadaş? Biraz vasat, duyguyu geçiremeyen, yapmacık ve tutuk. Burada da sıkça karşımıza çıkıyor çünkü. Yine de, evet yine de, soluksuz bölümleri arka arkaya hüplettim, hakkını vermek lazım. Tempoyu, heyecanı iyi ayarlamışlardı.


26 Ocak 2018 Cuma

Legend of the Galactic Heroes (71-95. Bölüm) - Star Trek: Next Generation (3. Sezon) - Black Mirror (1. Sezon)

Çizgi dizi sarsılmaya devam ediyor. Dünya tarikatı'nın komplolarına koca koca adamların bu kadar saflıkla yenik düşmesini aklım almıyor. Wenli'nin düşüşü ardından Reunthal'ın büyük Kayzer'e isyanı, Kayzer'in karakter olarak gittikçe sığlaşması vesair, ufak ufak anlamsız şeyler birikince takip etme isteği bile buhar oluyor, uçuveriyor. İnatçıyım, bitecek dedim mi bitecek.

Uzay Yolu'nun üçüncü sezonuna dair aklımda pek bir şey kalmadı. Çünkü çok aralıklarla izleyebildim. Kötü bölümler de vardı (Picard'ın Borg olması misal arghh) iyisi de, hatırımda kaldığı kadarıyla Kendini tekrar eden senaryolar can sıkmaya başlasa da dönemine göre görüntü kalitesi gayet şık. Özellikle zorla tatile çıkartılan Picard'ın thriller sürükleyiciliğindeki blümü aklımda kalanlardan. Mümkün olduğunca saf bilimkurgunun da dışına çıkıp diğer disiplinlerle iletişime geçtiği bölümler sıklaşsa güzel olur. Atılgan'ın koridorlarını görmek de bir yere kadar. Ayrıca değişik değişik uzaylılar ve onların toplumsal yapıları da çok gözardı ediliyor maalesef.

Black Mirror'ı izlemeye sonunda nail oldum. İlk sezon dediğime bakmayın, üç bölüm var. İnsan psikolojisi ve bilimkurgu felan filan, yazan çizen çok oldu. İlk bölüm benim için fiyasko olsa da sonrakiler çok iyiydi. İlk bölümde kraliyet ailesinden sevilen bir prensi kaçıran manyak bir tip, İngiliz başbakanından canlı yayında bir domuzu şeyetmesini istemesi ve bunun hem başbakanın karısıyla hem de toplumda yansımalarını konu alıyor. İkinci bölüm iyiydi bak, yer altında insanlar sürekli pedal çevirip enerji üreterek sanal puanlar toplar, kilolular eğlence konusu olur. Birikmiş puanını sevdiği kızın şarkı yarışmasına katılması için harcayan esas oğlan, kıza canlı yayında porno yıldızı olma teklifinin götürülmesi ve hatta kızın da bunu kabul etmesiyle yıkılır. Sebat eder, yine puan biriktirerek bu yetenek yarışmasına katılır ve  elindeki kırık camı boğazına dayayıp ne biçim düzen ulan bu diye tirad çeker. Fakat bu tiradı sevilince kendisi de her hafta bu tarz tirad çektiği bir programın yıldızı olarak orman manzaralı üst katlardan bir yer edinir. Şahane. 3. bölümü hatırlayamadım, internetten bir ipucu alayım. Hmm evet bu da sarsıcıydı. Gözlere bir aparat takılıyor. Artık gözünüzün gördüğü tüm anıları kaydedebiliyorsunuz ve tv'ye yansıtıp izleyebiliyorsunuz. Bir aldatma hikayesi, ifşa, skandal, dizboyu, bu da fena.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Legend of the Galactic Heroes (41-70. bölüm) / Star Trek :Next Generation (Uzay Yolu, Sezon 1 ve 2)

 Sonunda Reinhard'ın büyük zaferini görme imkanı buldum. Tatmin edici olmasa da... Tam ezeli düşmanı Wenli'ye yenilmek üzereyken astlarının cumhuriyetçilerin ana gezegenini kuşatarak teslim olmasını sağlamaları neticesiyle Wenli de saldırısını durdurmak zorunda kalır. İşte bundan sonra da dizi cazibesini yitiriyor. Fezan'ın düşüşü ile birlikte Dünya tarikatı sahneye girse de kısa sürüyor. Ev hapsindeki Wenli artakalan güçleri toparlayıp yeniden isyan ederek sarışın Reinhard'ın nihai saldırı başlatmasına vesile oluyor. Serinin ortası gerçekten de bir şeye bağlanmayan geçiş dönemini meydana getiriyor. Ama iddiaya varım, Wenli'nin saf evlatlığı biraz büyüdü ideal yöneticilik tipinin somut örneği olarak tüm evrene demokrasi getirecek. Başladığım işi bitiririm, o yüzden devam edeceğim.
Uzay yolu namına ne varsa izleyeceğim, fanıyım klimasıyım. Bir zamanlar yanılmıyorsam, TGRT kanalında da gösterilen 1987-1994 dönemi serisi Next Generation olarak geçiyor. Kaptan Pickard, kumandan Riker, artık müttefik olan Klingonlardan Worf, otomat adam Data, kör Cordi, sonraları Big Bang Theory'ye de kendi olarak konuk olan fasulyeden cılız çocuk Wesley. James Kirk ve Spock duymasın ama bu da efsane bir kadrodur. İlk sezonun başlarında hayal kırıklığı yaratacak kadar orijinal serinin kurgularını tekrar ediyor. Hatta çokkültürlü liberal iklimiyle çelişecek hatalar dahi işleniyor. Sonrasında ise iyi toparlıyor. Yeni ırklar, özellikle ilgi çekici Q başta olmak üzere, merhaba diyor. Sanal güverte, ayrı bir efsane. Whoopi Goldberg var yafu, keşke daha parlak bir karakter oynasaydı dedirtiyor. Ayrıca dönemine göre efektler mükemmel. Sonuna kadar devam.

10 Mart 2017 Cuma

Mr Robot (2. sezon) / Legend of the Galactic Heroes (1-40. bölüm)

2. sezon Aronofsky'nin psikolojik gerilim tarzında şaheseri Black Swan tadında başlayıp bir müddet devam ediyor. Sezonun ortalarında ise ani bir dönüş yaşıyor ve belki de pek çok izleyicinin etrafa saçtığı tahminlerden biri kısmen de olsa gerçekleşiyor. Dizi ortaya attığı her üç sorudan birini cevaplarken bir üç soru daha yaratıyor. Üstelik bir kısmını cevaplamayı bir kaç ipucu gösterme lütufkarlığıyla birlikte tümüyle izleyiciye bırakıyor. Sonra Çin ve Dark Army ve FBI oyoyoy ortalık şenleniyor. Tadından yenmez. Hafiften toparlamaya başlasa iyi olur. Korkuyorum ki kendi kaosu içinde çözülmesi imkansız bir yumağa dönüşecek. Öyle olmaz inşallah.

Galaktik Kahramanlar Destanı'na bir ihtimal belki çocukken izlemişimdir umuduyla başladım. Alakası yokmuş. Ayrıca çocuklara yönelik basit bir uzayda savaş konseptinden de oldukça uzaktaymış. Göründüğünden çok daha derin olduğu bir gerçek. Derin ve  sorgulayıcı. Şöyle ki:

İnsanlar yüzlerce yıl sonra Dünya'yı terk edip evrene yayılır. Yayıldıkça bir durgunluk başlar ve seçimle başa gelen biri tüm muhalifleri ezip büyük bir kamu desteği ile çoğunluğa dayanarak kendi diktatörlüğünü kurar. Sonrasında Alman aristokrasisine benzeyen bir soylu sınıfıyla birlikte bir imparatorluğa dönüşür politik sistem. Tanıdık geldi mi? Yine yıllar yıllar geçer, muhalifler kaçar ve evrenin bir köşesinde cumhuriyet sistemini yeniden inşa ederler. Sonunda bu iki devletin ilişkileri sürekli bir savaş konumunda kilitlenir. Diğer yandan bu iki egemenliğin arasında imparatorluğa vasal Fezan isminde bir gezegen kapitalist yöntemlerle ticarete ve paraya hükmeden bir güce kavuşur. İlk başlarda bu iki devletin sürekli çatışması kendi çıkarınadır. Ama Dünya tarikatı ile henüz anlaşılmayan bir ilişkisi olan Fezan'ın kendi gündemi mevcuttur. Genel politik durum bu.
Resimdeki sarışın çocuğun ablası Kayzer tarafından saray haremine dahil edildiğinde ablasına çok bağlı Reinhard hem kayzerden hem de soylu sınıfından nefretle en kısa sürede güç kazanma yöntemi olarak askeri okula gitmeyi hedefler. Kızıl saçlı iyilik timsali kankası Kircheis ki ablasına vurgundur, Reinhard'ın yanından ayrılmaz. Cumhuriyet tarafında ise istemeden asker olmuş genç general Yang Wen Li rahat tavırlarına rağmen stratejik dehası ile kariyerinde büyük adımlar atmaktadır. Cumhuriyet ise politik yozlaşma ile birlikte kanunun güçlünün yararına çalıştığı, halkın politik manevralarla manipüle edildiği/güdüldüğü bir ortama savrulmuştur. Burayı bir yerlerden gözüm ısırıyor, ahaha. Bundan sonrası spoiler içerebilir.

Reinhard yükseldikçe bir yandan düşman kazanırken bir yandan da hırsını büyütür. Aristokrasiyi yıkıp evrenin efendisi olma planları tıkır tıkır işler. Suikastler, ölümler (GRR Martin'den daha fazla ana karakter öldürüyorlar seride), savaşlar ve iç savaşlar da gırla gider ve en sonunda kukla kayzer ki bu sefer bir çocuktur dışında tüm ipler onun eline geçer. Evrenin diğer ucunda da iki devlet arasındaki Fezan dışında tek uzay geçidini ele geçiren kahraman Yang Wen Li'nin politik yozlaşmaya karşı iktidarı darbeyle ele geçiren orduya kafa tutarak iktidarı hiç de sevmediği politikacılara teslim ettiğini görürüz. Bu sefer de politikacılar ondan korkar, diğer yandan da imparatorluğun saldırılarına karşı muhtaçdırlar da. Yanında da genç bir evlatlığı vardır ki meslek dahil her konuda Wen Li'yi örnek alır. Belki de ben garibimdir ama ilk başlarda bu yetim ve Wenli ile Reinhard ve Siegfired arasında hemcins bir erotika sezmedim değil ki özellikle sonradan aile kavramının altı acil bir şekilde kalın çizgilerle çizilerek bu intiba yok ediliyor ve Wenli ile Reinhard'ın yardımcı/yaver konumuna kadın karakterler yerleştiriliyor. Militarizme, diktatörlüğe karşı eleştirel durum yine zaman geçtikçe farklı sorularla bulanıklaştırılıyor. Cumhuriyet olsa ne olur, diktatörlüğün faydaları olabilir mi? İnsan öldürmeden kaçan tutum bu genç yetimin bir anda pilot olup zevkle düşman öldürür duruma dönüşmesiyle yaralanıyor. Belki de onun büyüme hikayesine özgü bir şeylerdir. İşte böyle böyle. Zamanına göre güçlü bir görseli var dizinin. Belki de güncelleştirilmiş bir versiyonu izliyorumdur. Yalnız biraz dengesiz bir temposu var. Bir kaç bölüm ölümcül savaşlarla çok hızlı geçerken bazı bölümlerde dramatik hatta sırf diyaloğa dayanan bir yavaşlık ağırlık kazanıyor. IMDB puanı ülkemizi hatırlatan alegorik göndermelerde olduğu gibi yüksektir.