DERYA TÜRKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DERYA TÜRKAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2019 Pazar

Erkan Oğur, Derya Türkan & İlkin Deniz - Dokunmak (2014)

Huzurla uyumak için arka fonaa gönül rahatlığıyla seçebileceğiniz bir çalışma. Kalitesini tartışmaya açma gibi bir niyet bile ortaya koymayacağım, haddime değil. Ancak arkadaş, ben kafam sağ ve salimken bu kaydı baştan sona sadece bir kaç kez dinleyebildim. Ne efkarlandım, ne eğlendim. Amaç dinleyiciyi pamuklara sarmalamak ise, ki olabilir ve de bu gayeyle dinledim ister istemez, oldukça başarılı bir kayıt. Araya giren amerikan yerli kültürünü andıran flüt de girmese daha da iyi olabilirmiş. Uyudum yani, ne diyeyim, entelektüel elitist bir bakış açışıyla didiklemeye gerek yok.

7,50-/10

10 Ocak 2016 Pazar

Derya Türkan - Minstrel's Era (2006)

Derya Türkan şu an klasik kemençenin, Karadeniz kemençesi ile farkın altı çizilerekten, en büyük üstatlarından biri olarak biliniyor, belki de öylesi. Bu solo albümdeki eski bestelere de kendi farklı dokunuşunu ekleyerek bir farklılık yaratıyor. Resmi tanıtım yazısı oldukça doyurucu bilgiler içeriyor. Olduğu gibi alalım:
Osmanlı enstrümantal müziği eserleri, ilk defa 17. yüzyılın ilk çeyreğinde, imparatorluk başkenti İstanbul’da yaşayan Avrupalılar tarafından notaya alındı. Ancak, Alberto Bobowski ve Dimitrius Cantemir gibi tarihçi olarak tanınan kişilerin notaya kaydettikleri bu eserlerin çoğu zamanla unutuldu ve sonraki yüzyıllarda hemen hiç çalınmadılar.
Türkiye’nin önde gelen kemençe virtüozu Derya Türkan, bu eserleri CD’sinde Türkiye’nin seçkin çelisti Uğur Işık ile tanınmış Fransız kontrbasçı Renaud Garcia Fons’un eşliğinde çağdaş bir yorumla icra ediyorlar. Geleneksel orient bir enstrüman olan kemençenin sınırları eserlerin icrasında yüksek bir müzikal çizgide seyrederken, çello ile kontrbasın tınılarıyla beraber yepyeni bir ses sentezi oluşturuyor.
CD’de yeralan eserler, Osmanlı padişahının İstanbul Sarayı’ndaki özel dairesinde dinlemesi için bestelenmişlerdir. Besteciler, imparatorluğu oluşturan değişik uluslara mensup kişilerdir ve eserler Osmanlı İmparatorluğu’na 17. yüzyılda hâkim olan ezgi anlayışını yansıtmaktadır.
Çoğu ilk defa çalınan üç asır öncesinin eserleri, parlak ezgi hareketlerinin, yanısıra modern anlayış çizgisindeki refakatin neticesinde, bugün de rahatlıkla anlaşılabilecek bir kimliğe bürünüyor.
 İsterdim ki şarkıların en azından bir kısmı piyano konçertolarında olduğu gibi daha çok sesli icra edilsin. Kemençenin baskın sesini bir albüm boyunca dinlemek incelikleri kaçırtıyor. Sonlara doğru besteler birbirinin iç işlerine karışıyor görüntüsü verebiliyor. Yoksa caza kayan müdahaleleri ile müzikal destek hissedilmiyor dersek yalan olur. Hakimiyet, icra, teknik gibi şeyler hakkında bir şey söylemek gibi bir haddim olamaz zaten.

7,25/10