Athena'nın son albümü hakkında tonlarca şey yazıldı çizildi. Bir şeyi değerlendirirken ister istemez kıyas yapma ihtiyacı güttüğümüz için özellikle benim gibi 70'lerin müziğine uzak olan dinleyicilere bu albümü bir yere alıp koymak oldukça güç. Bu yüzden ilk dinleyişte albümün soundunu özetleyen Davet ya da eski tarz hareketli Athena ekolünü devam ettiren çıkış parçası Kafama Göre gibi şarkılar aklımızda devri daim ederken bir süre sonra albümün ne gibi cevherler içerdiğinin farkına varıyorsunuz. Bu elbette Gökhan'ın popüler yarışma programında jüri üyeliğinde tanık olduğumuz sentez yapmaya yatkın , çok iyi bir kulağa sahip biri olarak müzikal yaratıcılığı üst seviyelere taşımasından besleniyor. Eğlenme odaklı insanı ve yaratımı bir araya getiren sahne sanatı yani. Demek istediğimiz şu kısa süre içinde albümün iniş ve çıkışlarının farkına varıyoruz. Evet, güçlü olduğu kadar zayıf yanları da var. O eski kafa reggae parçasını beğenmedim örneğin, pek kaba saba. Süper bir fikre dayanan kapanış parçası 10 dakikalık Bela, hammond destekli jam ruhunun inişli çıkışlı aralığına dayanan dinamiği yeterince inşa edemiyor örneğin, zemin ve çatı kat arasında bir gökdelen beklerken Bağcılarda bir apartmana dönüşebiliyor parça. Bir de nedense hiç beğenmediğim Adımız Miskindir Bizim var ki bu yorumuna en azından nötr kalabiliyorum. Şarkı bazında ise yetkin bir performans, buğulu bir vokal ve tabi derin bir altyapı ile karşı karşıyayız. Yani bazı bestelerdeki müdahalelerin şıklığını anlayabilmek kısıtlı zihni yapımı zorluyor doğrusu. Üç Lira Bir Anahtar'daki ıslık ne alaka diye kafa karıştırırken aslında tam da bu nüansın şarkıda nasıl bir fark yarattığını anlıyoruz örneğin. Kaçak'taki nostaljik hava muhteşem. Albümde özellikle saykedelik olarak nitelenen bazı modern grupların kolunun altına tavlayı katlayıp güle güle yolcu edecek parçalar var ki dinlemek ayrı bir mest. Elektronik tınılarla modern etkilere açık Ses Etme, hipnotik ve tezat bir şekilde atılgan Parçalanıyoruz, tüyler ürperten değeri dinledikçe katlanan belki de albümün taçsız kralı hayır hayır belki yok albümün en iyisi ötedünyamsılığa yakın bir deneyim Bu Adam Fezadan ve Tek Başına. İşte dipten derinden ve gürül gürül gelen parçalar. Sevdik takipteyiz.
8,75-/10
ATHENA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATHENA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Mart 2015 Cumartesi
10 Ocak 2012 Salı
Athena - Pis (2010)
Grup hiç olmadığı kadar farklı ve hep oldukları kadar aynı tarzlarını devam ettiriyorlar. Ska'nın bazı alttürlerinin olduğunu ve yakın türlerle etkileşimden kaçınmadığını biliyorum. Buradaki hafiften arayışları da bu sürece dahil edebiliriz. Bir kere önceki azcık depresif duygusal halden sıyrıldıkları gözle aşikar. Özellikle albümü dinlemeye sevk eden Arsız Gönül ya da Serseri Mayın gibi şarkılarda duyduğumuz gibi bir böyle eğlence bir parti cümbüş havası hakim albüme. Sonlarda yer alan bir kaç yavaş parça ise oldukça zayıf. Sound olarak yerli melodileri iyiden iyiye , tamamiyle olmasa da, terk ettiklerini görüyoruz. Sadece tür sebebiyle değil kayıt bile açıkcası İngiliz kokuyor. Beklediğimden iyi çıktı yani.
7,25/10
7,25/10
12 Nisan 2010 Pazartesi
RETRO: Athena - US (2004)

Örovizyon dönemi civarında lambur lumbur bir albüm olacağını düşünürken Us gerçeken iyi bir yapıt olarak karşımıza çıktı. Yerel melodilerin ucuz kullanımından sıyrılarak daha evrensel, görecen, bir sound tutturarak ska/alternatif boyutlarda geziniyorlar. For Real kadar ve doğrusunu söylemek gerekirse daha etkileyici Easy Man, kişisel olarak favoritim Yalan ve biraz da Değmez. Lezizane parçalar. Oranj kafa gökhan'ın slowlaştıkça çatallaşan ses renginin yerli piyasada yeterince değer görmüyor kannımca.
7,75/10
20 Ağustos 2009 Perşembe
RETRO: Athena - İT (2006) EP

Athena'nın grunge yüzünü gösterdiği bu mini albüm , tarzın ilahı Nirvana'nın Breed parçasının Türk işi versiyonunu , Köpek, içermekle kalmıyor, güzel bir klip çektikleri etkileyici Kayıp ile benim çok sevdiğim ama bu EP'de çok tutmadığım yeni bir Yalan yorumunu da evsahipliği yapıyor. Toplamda beş parça, güzel güzel...
8,0/10
23 Mart 2009 Pazartesi
RETRO// Teoman : Gönülçelen (2001) vs Athena : Herşey Yolunda (2002)


Ama bu haksızlııık! Bir yanda mızmız romantik aşk şarkıları ile alkol kadın depresyon halini ifade eden aykırı ses: Teoman diğer köşede ise optimist hedefle politikasız ska kulvarında bizi coşturan Athena! Benzer bir tarz bile değil, nasıl karşılaştırılabilinir?
Sus, edepsiz! Sanğa ne. İstediğimi yaparım. blog benim, ee yani blog benim.
Pek çok incık gıncık özelliğiyle pek hazzedemediğim Teoman'ın bu albümü Börülceler, İstanbul'da Sonbahar, Zampara'nın ölümü ile vaktinde bayağı ses getirmişti. Sanırım çok da satmıştı. Bense eski vakitlere göre şu anki dinlememde maalesef daha az hoşlandım.
Kötü bir şarkıda da olsa saksafon solosu, İstanbul'da Sonbahar ve tutkuyu hissedebileceğimiz Sevdim Seni Bir Kere yorumu (yorum çok iyi kotarılmış demiyorum, sadece burada sahte mırmırizm yerine tutkuyu hissettiğimiz bahsediyorum) , benim için olumlu noktaları oluşturuyor albümün.
Etliye sütliye karışmadan eğlenceli parçalar yapan Athena ise bu albümde biraz sönük bir performans gösteriyor. Gang koronun cilalattığı Bak Takılmana ya da Öpücük kıpır parçalar. (tek kıpır yalnız, kıpır kıpır değil) Ama albümü alıp götüren hit eksikliği hemen göze çarpıyor.
Gökhan'ın yanık vokalini Kayıp ya da Yalan gibi dramatik parçalara aslında çok yakıştırıyorum. An adlı kapanış parçası bu tarzın henüz olgunlaşmamış bir örneğini ilginç klarnet süslemeleri de dahil şekilde gösteriyor bize.
5,50/10 vs 6,25/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

