Kahvaltı arasından sonra biraz önce uyandım. Bünye de ki gündür uyuyorsun diye itiraz etmiyor vallahi. Kafayı koyduğumu yastığa gidiyorum. Boğazıma ise Bizans namerdi zincir çekmiş. Karadan yürütüyorum yiyecekleri.
Ara ara canım post-rock dinlemek istediğinde en garantisi kurucu babalara geri dönüp diskografilerinde dinlemeyi es geçtiğim bir albüm bulmaktır. Normalde birbirine benzeyip birbirinin içinde kaybolmaya yatkın post-rock besteciliğinin tuzağına düşmeden her şarkıya ayrı bir karakter yükleme beceresine sahip grubumuzun ikinci albümleri bu. Son dönemdeki orkestral ve sofistike çalışmalarına nazaran yalın yani daha kök bir albüm. Com (?) ve A Speeding Car gibi iki dev beste içeriyor. Pişman olmak zor. Bu hafta doğru dürüst ne müzik dinledim ne de kitap okudum. Yazmaya da fırsat bulamadığım için neyse ki bir kaç biriktirmişim var. Yine kafabindünya olmaya başladı. Yatayım bari.
8,0/10
MONO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MONO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Nisan 2015 Pazar
13 Mart 2013 Çarşamba
Mono - Hey, You (2000) EP
Mono, güvenli bir koydaki sığınak gibi. Ne yapacağını biliyorsunuz. İşini iyi yapacağını da. Evet yaptıkları orijinal değil. Lakin post-rock'ın klasikleşmiş soundunu inşa edip büyüten gruplardan biri hakkında konuşuyorsak azcık terbiyemizi takınmamız gerekli. Yani büyük harflerle pek konuşmayalım. Bir de bu aralar konsere gelmişler, haberim olmadı yafu. Bir başka bahara artık. Bu kısa albüm grubun aslında ilk ürünü. Karelia, Finlandia, L'America ve Black Woods ismindeki 4 şarkıyla beraber bir 37 dakika sürüyor. Gürültülü efektlerle tercih edilen sonlanışını sevmedim. Ancak her bi şarkının kendine has büyüsü olduğunu da kabul etmeden geçemeyeceğim. Bir de L'America çok kafabindünya yafu.
8,0/10
8,0/10
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Mono - Hymn to the Immortal Wind (2009)
Post-rock camiası içinde tartışmalara yol açan Mono'nun güzel isimli güzel kapaklı son albümü, Mono'nun gelenekselleşmiş dur dur yavaş yavaş coşş ve kısa parçalar için ise "bir huzur almaya geldik Kalamış'tan" tarzlarından bir nebze farklılaştığı bir alanda duruyor. Bu farklılık büyük ölçüde kopyalanmış bu kalıpların sınırlarının gevşetilmesine dayanıyor. Ortaya karışık bir kebap çıkmış, hiç İskender tadında değil yafu. Ayrıca kullanımı marjinal derecede olmamakla beraber yaylı çalgıların etkisi de artmış. Ee, ne var bunda diyeceksiniz, ee si şu; güzel, yürek burkan , alıp kopartan melodi eksikliği. Dinleyicinin istediğini bilen ve bu hedef doğrultusunda hislerini manipüle ederek lineer bir yol çizen Mono yerine, senfonik/klasik müzik etkisine daha açık, yer yer orkestrasyonlaşmış (yeni bir kelimem daha vatana millete hayırlı olsun), dinleyiciden emek istediği için yorucu hatta bezdirici bir Mono var. Kreşendo ile kopacağınız anlar gelince zaten dağılmış ve tükenmiş oluyorsunuz. Tabi çarpıcı olsun diye mübalağa sanatını kullanıyorum. Parça bazında kişisel bir değerlendirme ile Burial at Sea'yi ve genel olarak parçalardaki majestik kapanışları sevdiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim.Henüz eski tarzlarından radikal bir kopuş gerçekleştirmemekle beraber yeni Mono yolunda atılacak her yeni adımın neler getireceği ve ne gibi tartışmalar yaratacağı şimdiden az çok tahmin edilebilir.
7,75 /10
10 Mayıs 2009 Pazar
Mono - You Are There (2006)

Mono sol ve sağ kreşendoları ile rakibine soluk aldırmıyor sayın seyirciler. Hayır biz seyirci değiliz, hafif siklet rakibiyiz ve bu adil olmayan maçta birazdan nakavt olacağız. Ya aslında itiraf edeyim, nakavt olmamıza ramak kalıyor ama olamıyoruz. The Flames Beyond The Cold Mountain, Yearning ve Moonlight muhteşem , iniş çıkışları olan ve uzunca parçalar. Ama albümle aynı adı paylaşıyor gibi yapan Are You There? ile diğer kısa parçalar sadece görevlerini yapıyorlar. Bunun haricinde Mono bildiğimiz Mono, titrek gitarlar, distortiona bezeli kopuş anları, asla depresyona düşmeyen ve umut vaat eden melodiler.
8,75+/10
11 Mart 2009 Çarşamba
Mono - Walking Cloud and Deep Red Sky, Flag Fluttered and the Sun Shined (2004)

Japon post-rock grubu bu albümüyle mutsuz edici bir huzur (ne demekse) içeren atmosfer sunmakta başarılı iken diğer pek çok post-rock albümlerinde olduğu gibi zor kavranılabilir zor dinlenilir kategorisini olabildiğince işliyor. Ayrıca derin boşluklarda yanına bonus olarak ekleniyor. Albümdeki uzun parçalar, aslında sadece iki tane, statik ve sahte huzur içeren başlangıç aşamasından ardından gittikçe yükselen bir melodiyle ruh öğüten iç acıtan kısma bağlanıyor. Bu taktiğin uygulandığı Lost Snow kanaatimce albümün en iyi parçası. Albüm uykuya meyilli, soyut ve biraz disiplinsiz de olsa nihayetinde o bir post-rock çalışması. Onu böyle seviyoruz.
8,50/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

