PHAROAH SANDERS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PHAROAH SANDERS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2022 Cumartesi

Floating Points + Pharoah Sanders + The London Symphony Orchestra - Promises (2021)

 

Floating Points elektronik müzik ile meşgul iken Pharoah Sanders caz alemlerinin taçsız krallarından biridir. Londra Senfoni Orkestrasını anlatmaya, tarif etmeye gerek yok. Güçlerini birleştirip böyle bir albüm yapıvermişler. Modernleşen klasik müziğin bir kolunun elektronikle, bir kolunun da caz musikisiyle haşır neşir olaraktan hibrid eserler ürettiğini biliyoruz. Dolayısıyla bu iki kol spiritüel bir düzlemde minimalist bir anlayış çerçevesinde ve deneysel elektronik bir kurguda icra edilmekte, bu kayıt aracılığıyla. Türler karmaşası hiç yok, her şey pek güzel entegre. İlk başta Sanders'in ağırlığı varmış intibasını alsak da bu projenin konsept bestecilik babında asıl sahibinin Floating olduğunu kısa sürede anlıyoruz. Klasik müzik namına süregelen arp nağmeleri dışında ki onlar da  Floating'e ait,pek az şey bulunabiliyor. Arada bir gelen ama 6. parçada zirve yapan yaylılar LSO'nun tek katkısı. Hülasa, heyecandan uzak, ağır abi modunda, dinlendirici, entelektüel bir birikim gerektiren, gevşetici bir terapi özelliğinde, konsept anlayış çerçevesinde bir hikayenin kurgusunu sergileyen sinematek bir eser ile karşı karşıyayız. Belki de insanların geçen sene ihtiyacı böyle sesler duymaktı, bilemem ama çok çok beğenildiğini okuyoruz. Estetik olarak hakikaten de etkileyici bir çalışma olduğu tartışma götürmez. Hem minimalizme kuşkuyla yaklaşan, hem de bu aralar pataküte şeyler dinlemeyi canı çeken biri olarak beni gerektiği kadar etkilemediğini de belirterek yazıyı sonlandıralım.

6,75+/10

30 Ocak 2016 Cumartesi

Alice Coltrane ft. Pharoah Sanders - Journey in Satchidananda (1971)

Arp ve piyanonun başında Alice Coltrane ile saksafon ki bu çalınan tonları ayrı bir severim, ve perküsyondan sorumlu dış işleri bakanı Pharoah Sanders birlikteliği jazz'ı Hint mistisizmiyle kaynaştırarak türün sınırlarını ileri bir noktaya taşıyor. Sentez birbiri ile ilintili DNA sarmalına dek ayrılmamacasına indirgenmiş durumda. Farklı sesler ile kulağa zengin ve renkli bir sunum gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla ortaya çıkan iş ruhani bir boyutu imliyor. Hare Hare Krişna ağbim hele bir dinle, bazı sorunlar da var. Daha doğrusu yürünülen bu yol bazı öznel tercihsizlikleri uyandırıyor. Misal, altyapıda dronvari bir ezgi boyunca doyin boyin diye tekrarlanan hint çalgılarının getirdiği yorucu hissiyat gibi. İkincisi ben bu albümün modunu moodunu pek anlayamadım. İster istemez dinlendirici chill out bir hava teneffüs edeceğiniz beklentisine kapılıyorsunuz. Maneviyatın kapısı aralandı ya, belki Nirvana'yı ucundan görebiliriz değil mi? Gel gör ki uçmağa niyetli dinleyeni enstrümanların çalınma tarzı bir rahat bırakmıyor. Saksafon ve hatta hatta arp metalik sololar sergiliyor! Alis ablamızın baş yapıtı olarak değerlendirilen bu albüm benim en sevdiğim yapıtı olamıyor maalesef, bu bu gibi sebeplerden dolayı.

7,75/10