DEATH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DEATH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2024 Cuma

Death - Symbolic (1995)

 En iyi teknik death metal grubu diye kabul gören öncü isim Death'in baş yapıtı denebilir bu albüm için. Ben biraz daha sulandırılmış ki benim için brütal ve teknik death biraz zorlayıcı olabiliyor, son kaydını pek bir sevmiştim. İşin aslı grup belli bir kalitenin altına da düşmüyor albümlerinde. Bu kaydın da imza parçaları Crystal Mountain ve Symbol. Her ne kadar gruba baterist dayanmasa da bateri kayıtlarını ve beste içi uyumunu ayrı bir seviyorum.


8,0/10


3 Eylül 2017 Pazar

Death - Human (1991)

Brütal veya teknik death metal'in bana pek hitap etmediğini daha önce de belirtmiştim. Yine de kanıma sert bir şeyler dinleme isteği girince kendimi tutamıyorum. Bunun için de tür içinde efsane niteliğini kazanmış bir kaydı seçmek en akıllıca opsiyon olarak görünüyor. Kısacası bana kızmayın, değerlendirme yapmayacağım zaten. Sadece Cosmic Sea'yi biraz garip buldum. Söylemezsem içimde kalırdı.

7,0/10

11 Mayıs 2014 Pazar

Death - Scream Bloody Gore (1987)

Yeniden kayıt aşamasından geçmiş bir albümün ne kadar farklılık yaratacağına kanıt olsa gerek. Ki bunu orjinalini dinlememiş biri olarak söylüyorum. Çünkü 80'lerin küf kokulu death metalinin ilk nüvelerini barındıran bir albümü dinleyip sevebileceğimden emin değilim. Aksine bu versiyon ise olabildiğince temiz ve elden geçirilmiş kaydıyla tüm enstrümanların duyulabildiği dengeli bir sound ulaştırıyor kulağa. Hareketli thrash etkili müzik de dinleyeni hayal kırıklığına uğratmıyor. Chuck'ın vokali henüz karakteristik tonuna farklılaşmamakla birlikte iyi iş çıkarıyor. Evil Dead basit ve şık bir hareket.

7,50-/10

9 Nisan 2014 Çarşamba

Death - Individual Thought Patterns (1993)

Birkaç gün sonra gireceğim ve ,inşallah, olumlu sonuçlanacağını ümit ettiğim mesleki sınavdan önce kafa dağıtmanın en iyi yöntemlerinden biri müziğin sert tonajlarına ağırlık veriyor olmak sanırım. Diğeri de İstiklal'de atılan bir tur. Death, sadece son albümünü dinleyerek yanlış bir başlama noktası seçtiğim bir grup. Teknik death metalin en önde gelen grubu şeklinde yapılan değerlendirmeleri son albümü dinlerken anlamamıştım. Zira tam da sevdiğim gibi melodik ve yırtıcı bir hava hakimdi albüme. İki önceki albüme döndüğümde ise bu tanımı ve sıfatı nasıl da hakettiklerini daha iyi görebiliyorum. İşin aslı şu ki güm güm kafama vuran sound neticesinde bunu kaçırmak imkansız. Nihayetinde demirden bir leblebi. Öyle lüp lüp yutulacak bir sütlü nuriye değil. Bu sert karaktere halel getirmeyecek şekilde örneğin Destiny isimli parçanın girizgahında akustik gitarın ya da sonrasında oryantal bir rifin izlerini duyabiliyoruz. Ama sergilenenen farklılıklar bunlardan öteye geçemiyor. Kendi şahsım adına çok hazmedemediğim bir iki nokta daha var. Bas gitarın kimi zaman paket lastiği gibi tınlaması ve daha seyrek olaraktan da aslan gibi kükreyen rahmetli Chuck ağbimizin vokalinin sert thrashe yaklaşması. Yalnız son tahlilde problem bende: death metali melodik ve biraz da senfonik-egzotik tatlarda sevebiliyorum. Yoksa girişte ima ettiğim gibi grubun dinleyenleri tarafından belirlenen en iyi albümlerinden birisi bu. Hoş, RYM'ye bakıyorum da hemen her albümü zaten öyle.

7,50-/10

1 Mart 2012 Perşembe

Death - The Sound of Perseverance (1998)

Death'den vakti zamanında bazı parçalar dinlemekle beraber hiç bir albümünü baştan sona dinleme fırsatı bulamamıştım. Hayal kırıklığına uğramaktan korktuğumdan değil. Hani tatlının sona bırakılması gibi bir şey benim için. Müzikte teknik becerilerin sergilenirken melodinin ve duygunun ihmal edilmesine içerleyen ve progresif metale karşı da aman aman imtinayla yaklaşan biri olarak elbette mantık denen mantıksız şeyin oyununa gelme ihtimalim de az değildi. Cadı teyze vokali de katmeriydi. Ama şahmata gelen bu mantık oldu. Enerjinin, parlak soundun, riflerin bateri etrafında adeta dönercesine dansedişinin hayranıyım. Vokalin, soloların, riflerin hayranıyım. Dudak bükülen Painkiller yorumunun hastasıyım. Ufacık tefecik bir eleştirim olacak. Sonlara doğru parçalarda bir ritim bozukluğu belirtilerinin gösteriyor olması. Bu kusuru da kadıkızına yükleyip geçelim. Ve en verimli yaşlarında (müzikal olarak yafu) aramızdan ayrılan Chuck Schuldiner'ı da bu albüm vasıtasıyla bir kez daha analım.

*Scavenger of Human Sorrow,  Spirit Crusher

9,75/10