SCORPIONS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SCORPIONS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2023 Cuma

Scorpions - Virgin Killer (1976)

 Talihsiz bir kapak saçma sapan bir albüm ismi ile birleşince sansürlemek elzem oluyor elbette. Belki de albümün çıktığı zamanlarda , hoş hippi kültürü de ölmeye tutmuştu o vakitler, niyhetleri o kadar da kötü değildi. Ama tahlil babında hristiyan sanatında çıplaklığın masumiyetin simgesi olarak resim ve heykelde simgelendiğine tanık oluyoruz. Halbuki insanlar İslam teolojisinin tersine günahkar doğuyor. Laf aramızda benim de görüşlerim dna kaynaklı doğuştan şiddete ve kötülüğe meyilli olduğumuzdur. Zaten bizi biz yapan ve bugüne getiren de bu değil midir? Diğer bir ilginç nokta ise bu mantıkla çıplaklığın normalde masumiyetle eşitlenmesiyle uyuşması manasız. İşte orada Hristiyan kültürün daha en erken dönemlerde aslını kaybedip antik Yunan temelli paganizm ile etkileşimine bakmamız lazım. İşte bağlantı tam da orada kurulur. 

Albüme dönersek Klaus Meine'ın slow şarkılarda grubun sonradan baladlarla anılacak karakterini iyice oturttuğunu duyuyoruz. Artık rahatça hard rock ve heavy metal çizgisine yerleşetiklerini söyleyebiliriz. Genel olarak bütünlük sergileyen ve keyifli bir albüm olaraktan hem dinleyiciler hem de grup elemanlarınca beğenilen bir kayıt. Kusuru lokomotif parçaların pek de olmaması. Elbette diğerlerine nazaran öne çıkan besteler icra olunuyor. Ancak albüm toptan anlayış çerçevesinde daha değerli. Kronolojik olarak baktığımızda şu ana kadar en iyi Scorpions albümü diyebiliriz.

7,75/10

13 Ekim 2018 Cumartesi

Scorpions - In Trance (1975)

Grubun müzik dünyasına adım attığı saykedelik ve bluesy soundunu bu üçüncü uzunçalarında geri bırakıp slowlara da bolcana yer veren hard rock etiketli tanıma nihayet kavuştuklarını duyuyoruz. Baladlar grubu dinleyenleri ortasından ikiye ayıran alametifarikası grubun. Yarısı hiç sevmiyor yarısı ise bayılıyor, sanırım ben ikinci gruptayım. Dumanı üstünde Life's Like A River gibi bir şarkı nasıl sevilmez, Allahasen? Ayrıca heavy metal gölgesi düşmüş bestelerde gitar tonu çok leziz ve sololara da sıkça başvurulmuş.

7,75--/10

19 Ocak 2017 Perşembe

Scorpions - Fly to the Rainbow (1974)

Grup ilk albümdeki çizgisinden çabuk sıyrılıp daha aşina bir sese yönleniyor. Bununla birlikte albümde progresif tınılar hiç de eksik değil. Ayrıca grubun imzası sayılabilecek o gitar soloları ve Klaus Meine'ın kendine özgü vokale de bu albümde sıklıkla rastlamak mümkün. Diğer yandan şarkıların bir kısmına başka bir vokalin de ses vermesi biraz kafa karışıklığı yaratmıyor değil. Şahsen benim biraz şirazem kaydı. Baladları ile daha çok bildiğimiz grubun bu erken dönem çalışmasında da henüz ilkel bir aşamada da olsa benzer izlekler bulunabiliyor. Henüz olgunlaşamamış ham meyveler gibim. Aptal kapağına rağmen dinlenebilecek bir kayıt olmakla beraber özellikle kendini aratacak cazibeden de yoksun.
They Need A Million'ı sevdim.

7,25/10

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Scorpions - Lonesome Crow (1972)

Scorpions'ın geçmişinin bu kadar eskilere uzandığını biliyor muydunuz? İlk albümlerinin çıkış tarihi 72 ve bu albümün soundu grubu üne şan şöhrete taşıyan hard rock soundundan ziyade 70'lerin ritmik saykedelik tarzına yakın duruyor. Yani yine zaman içinde geriye bir yolculuk yapıp bugün müzik namına dinlediğiniz bildiğiniz tüm normların kalıpların sıradanlığından uzaklaşmanız lazım. Hayatın ritmini biraz daha yavaşlatmalı değişen tempolu, bol gitar sololu, hafiften psikolojimize etkiyen efektleriyle bu şarkıların kucağına kendini bırakmalısınız. Güzel hoş bir yolculuk ziyadesiyle. Hala blues'dan sıyrılamamış gitar tonları, progresif altyapı ve illaki olacak vazgeçilmez deneysel parçası (albüme adını veren 13 dakkalık kapanış parçası) ile önümüzde bir tarih duruyor. Saygı gösterelim. Üstelik Scorpions diskografisinden oldukça farklı bir çalışma.

7,50-/10