POLLINI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
POLLINI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2018 Salı

Franz Schubert / Robert Schumann - Wanderer-Fantasie/Fantasie Op. 17 (1996)

Ünlü piyanist Maurizio Pollini tarafından kaydedilen bu çalışma Schubert'in Wanderer Fantasie olarak da bilinen Fantasie in C major, Op. 15 (D. 760) ismindeki bestesiyle açılıyor. Romantik dönemin bestecileriyle aramda bir kan uyuşmazlığı var. Bu parçaya ise farklı bir sebeple tam ısınamadım. Belli bir motifin farklı şekillerde icrasına dayalı dört hareketten oluşan beste yeterince romantik değil. Fazlasıyla güçlü ve keskin, hatta belli anlarda kabaremsi bir atmosfere bürünüyor. Teknik olarak zorlayıcı olarak nitelendirilen besteye Pollini'nin katkısı mıdır, aslı mı bu şekildedir, bilemeyeceğim.
Schubert gibi aynı devrin adamı Schumann bestesi Fantasie op. 17 3 hareketten oluşmasına rağmen daha uzun. Teknik olarak sadece beceri değil sıkı ve disiplinli bir icracı gerektirdiği çok bariz. Ve kayıtta bunun başarıldığını da gayet net duyabiliyoruz. Enerjisi, draması daha dengeli ilerlemekle birlikte doğrusunu söylemek gerekirse benim gibi klasik müziğe amatör bir kulağa karmaşık gelme olasılığı yüksek. Yani bana biraz fazla geldi. Yine de son parçayı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Genel olarak da serviste sabahları dinlendirme görevini layığıyla yerine getirdi. Kapağı metalcilerin de kullandığı tanıdık bir tablo süslemekte. Bu kadar.

7,0+/10

22 Aralık 2016 Perşembe

Igor Stravinsky&Sergei Prokofiev&Anton Webern&Pierre Boulez - Pétrouchka / Sonate No. 7 / Variationen Op. 27 / Sonate No. 2 (Maurizio Pollini, 1995)

Modern klasik türde gittikçe zorlaşan ve gittikçe zor dinlenen besteler şöyle sıralanıyor:
Stravinsky - Pétrouchka
Prokofiev - Sonate No. 7
Webern - Variationen Op. 27
Boulez - Sonate No. 2
Modern demişken dan dun piyanonun telleri tıngırdamıyor. Yine de özellikle orkestra şefliği kimliğiyle daha çok bilinen Boulez'in parçasında taçlandığı kadarıyla radardan kaybolmanız elde bile değil. Bu yüzden piyanist Pollini'yi çıkardığı iş dolayısıyla ne kadar tebrik etseniz az. Dolayısıyla böyle zorlu parçaların bu kadar kıvrak şekilde çalınması bu kaydı performans anlamında hayli öne çıkarıyor. Başa geri dönersek Stravinsky'nin bestesi Petruşka ismindeki popüler bir kukla tiyatrosu karakterine dayandığından dolayı belki de oldukça renkli ve dramatik olay örgüsünden dolayı belki de en bir kolay adapte olabileceğiniz melodileri sunuyor. Bu demek değil ki pek sevdim.  Prokofiev'in parçası ise zoraki bir şekilde Stalin'e adanması gibi ilginç bir hikayeye dayanıyor. Besteci de sevgisini oldukça ironik bir şekilde birbirine zıt ruh halleri ile göstermiş. Üçüncü bölümü çarpıcı bir tempoya sahip. Webern'in üç bölümden oluşan bestesini zorlarsanız takip edebilirsiniz. Huzurlu kadife kokulu melodiler içinde kaybolmak için ilk akla gelecek seçeneklerden değil. Boulez, anlamadım vallahi. Uzun lafın belini kırarsak bana bir miktar ağır geldi.

6,50-/10

30 Mart 2014 Pazar

Frederic Chopin - Polonaises (Maurizio Pollini, 1976)

Piyano eserlerini sevmemin bir sebebi de ilk başta uyum sağlamakta zorlansam da bir süre sonra bana vazgeçilemez keyifte, kulak dolduran zenginlikte melodiler sunmaları oluyor. Kilidi zor bir kapı ve ardında her biri kendine özgü bir manzara. Chopin'in bu yapıtında kilidin çok daha karmaşık, kapının çok daha sağlam olduğunu görüyoruz. Doğrusu epey vaktimi aldı. Sonunda hakettiğim yasak meyveyi aldığımı düşünüyor, düşlüyorum. Tekrar söylemem gerekirse romantik akımda yer alan eserlerin akla getirdiğinin tersine hiç de kalbe dokunmayı amaç edinmiş kolaycı ve ucuz melodilere yaslanmadığına bu örnekte de şahit oluyoruz. Aslında girift ve detaylı, derin kısacası teknik ifadenin hakimiyeti göze çarpıyor. Özellikle ritmin kekeleyerek yavaşlaması ve aniden birbirini takip eden notalarla hızlanıp sadece bir kaç saniyede tekrar aksadığı anlardan hoşlanıyorum. Kabul ediyorum ne tekniğe ne de yaratıcılığa dayalı bu hareket, yine de olsun, keyif benim keyfim.  Diğer yandan albümü benim için zorlaştıran noktalardan biri de piyanonun tonu. Odunla bir ağaca vurur gibi tok ve yabancılaştırıcı değil, Allah'a şükür ama sevdiğim ipeksi dokunuşlar, dans eden saçlar kıvamından da uzak, ara ve değişken bir ton ağırlığında kaydedilmiş albüm.

7,75/10

13 Nisan 2011 Çarşamba

Frederic Chopin - 24 Préludes op.28 (Maurizio Pollini) 1975


Prelude kısa parçacık demekmiş. Chopin'in de dahil olduğu romantik döneme kadar daha çok girizgah ve çıkışgah amaçlı kullanılan bu föton parçacıkları vakit ilerledikçe diğer tek başına duran parçalardan ne farkım var diyip önündeki sonundaki şarkılardan ayrışmış. Burada da öyle. 36 dakikaya 24 prelude. Hepsi de sadece piyano ile icra oluyor. Dolayısıyla ritmi melodiyi hemen kavramak gerekli. Aha çok güzel bi şi oluyor derken parça bitiyor zaten. İşin garibi birisi bu albüm hakkında yorum olarak şunları yazmış: Pollini kaydı Chopin'in abartılı romantizm tuzağına düşmüyor. Pehh. Zaten en iyi klasik albümler, ki bu da öyle, hep akademik, soğuk yorumlandıkları için beğeniliyor. Bizim gibi yeni yeni klasik dinlemeye çalışanlar, duyguyu coşkuyu romantizmi neşeyi acıyı uçlarda duyumsayarak ilk başlarda türe alışabilir. O yüzden dergilerin eleştirmenlerin mutabık kaldığı en bi süper klasik müzik yapıtlarından ziyade müzikşopların çöp kutularında 3-5 TL'ye satılan ne bileyim Bişkek Kırgızistan Devlet Senfoni Orkestrası tarafından kaydedilmiş klasik eserleri dinlemek daha bi faideli olacaktır. Şunu da keşfetmiş oldum ki piyano fevkalade bir çalgı. Vurmalı bir kere, o bile enteresan. Davulla akraba.

8,0/10