8,25/10
18 Nisan 2026 Cumartesi
Ludwig van Beethoven - Symphonie no. 3»Eroica«; Ouvertüre »Egmont« (1986 - Karajan)
11 Ekim 2025 Cumartesi
Giacomo Puccini - La bohème (1959, Serafin) (2002, Karajan) (1973, Karajan)
25 Temmuz 2025 Cuma
Antonin Dvorak/Tchaikovsky - Cello Concerto in B minor, Op. 104 / Variations on a Rococo Theme (1969, Karajan,Rostropovich)
7,25/10
19 Mart 2025 Çarşamba
Giuseppe Verdi - Aida (1980, Karajan) (1974, Muti) (2000, Levine)
Soprano olarak Mirelli Freni ile firavun kızı Amneris'i Agnes Baltsa seslendiriyor. Riccardo Muti şefliğindeki bu eski kayıtta ise sopranolar Montserrat Caballé ile Fiorenza Cossotto olarak yer alıyor. Kumandan rolünü ise Plácido Domingo üstlenmekte. Domingo aynı zamanda James Levine'in yönettiği amerikanın prestijli Metropolitan Operası'nda kaydedilen videonun da parçası. Kadın vokalleri ise Aprile Millo ile Dolora Zajick üstlenmiş. Neden kadın vokallerin bu kadar üstüne düştüm? Bence bu bestedeki asıl yük onların üzerinde ve bu kayıtların ortak özelliği de erkeklere göre, sadece Domingo ya da Carreras değil firavun ve Habeş kralı rolündekilere de göre daha iyi performans göstermeleri.
Bu kayıtların hepsi de ödüllü ve sağlam kayıtlar. Şahsen Muti'nin Domingo'sunu daha etkileyici buldum. Ama Carreras'ın dinamizmi de bazen öne geçiyor. Çok da opera hayranı değilim, öğrenme amaçlı kültürel bir uğraşı içindeyim ve dediğim gibi bir hikayenin anlatımı da önemliyse görsellikten uzak değerlendirmek çok mümkün değil. Bu noktada aklımda çocukluktan kalma bir imajı aktarmanın tam sırası. TRT2'de Aspendos'ta antik Mısır dekoru önünde sergilenen Aida. Hatırımda yani. Bu atmosferi yenileyen bir video kaydı işte bu, devasa bir prodüksiyon. Domingo biraz durgun, Firavun rolünü oynayan da biraz kasılmış. Ama su gibi akan kadın vokallerin performansı görsel şölen ile birleşince güzel bir dinleti-seyir ortaya çıkmış. Zafer marşı ki bestenin üzerine yükseldiği melodi ya da komutanlık tayin sahnesi gayet de epik. Audio tarafında ise Karajan ile Muti kayıtlarını karşılaştırmak biraz güç. Tek tek sanatçıların performansı, şeflerin seçimleri, prodüksiyon kalitesi gibi farklı kriterlerde birbirleriyle yarışan ve farklı sonuçlara ulaşan bir kıyaslama. Atmosfer olarak misal Karajan biraz daha naif geldi ve kadın vokaller, kıyasla tabi geride. Muti'de ise yardımcı erkek vokaller kulağımda fazla patladı. Lakin sopranolara pek de katlanamayan kulaklarım rahat etti. 2. sahnenin başındaki egzotik tapınak sahnesi ise Muti'de çok zayıf. Buna rağmen Karajan'ın korolarını da daha etnik yaklaşımını da beğendim. Genel olarak yani tüm kayıtlar için yeri gelmişken ilk CD'nin sonları ve 2. CD'nin başları çok farklı yerlere dokunan ve harmanlayan kaliteli bir iş olarak öne çıktığını söylemek lazım. Melodramataik dram son kayıtta öne çıkıyor ve başkaların beğendiği duygusallık bana geçmedi.13 Kasım 2024 Çarşamba
Richard Wagner - Das Rheingold (1959 , Solti) (2008/Karajan)
Bu vesileyle videoya gelirsek, 1978'de ilk kayda alınmış. Elimdeki kayıtlarda ise şef Karajan'ın ölümünden çok sonra 2008'de piyasaya sürüldüğünden bahsediliyor. Durgun bir kurgu ve oyunculuğa sahip ki Wagner öyledir. Konuyu da özetleyeyim. Nehir perilerinden bir cüce altın çalar. Ren altını. Bu su altında yüzen periler sekansı iyidir. Açılış böyle. Sonra tanrıların reisi Wotan'ın bir dağ başına devlere yaptırdığı kale-sarayın ücretini ödemekten imtina ettiğini görüyoruz. Zira ücret olarak tanrıça Freya'yı devlere söz vermiştir. Devler ısrarcıdır, tansiyon yükselir. Diğer tanrılar, tanrıçalar ağlaşır. Freya'nın elması mı bir meyvesi vardır, tanrıları besler güçlü kılar. Wotan da kurnazlık tanrısı Loge'den yardım ister. Loge bu çalınan altını ortaya atar, hem devler cüceleri de sevmiyordur zaten. Emaneten Freya devlere teslim edilir , ikili yer altına cüce madenlerine iner. Bu hırsız cüce diğerlerine hükmeden altından dövülen yüzüğü takmıştır. Yüzünde de şekil değiştirmesine yarayan altın bir maske. Diğer cücelerin canına okur, tepeleme altın yığının üstüne kurulmuştur. Tanrılarla anlaşamaz edemezlerken Loge cüceyi oyuna getirir. Sinirleri ile oynayınca cüce ejderhaya dönüşür. Loge derki hadi yiyorsa ufak bir şey olur, misal kurbağa. Oltayı yuttuğunda da cücenin ümüğünü sıkarlar , neyi var neyi yok kendilerine teslim edilmesi karşılığı , fidye yani serbest bırakırlar. Cüce de yüzüğü lanetler, benim olamayan kara toprağın olsun diye. Sonrasında sahneye devler endam eder, Freya'yı bir kenara alırlar ve o görünmeyecek kadar altın yığınına istinaden serbest bırakmayı kabul ederler. Devler dediysem de iki tane var. Altın Freya'nın boyunu geçse de saçının ışıltısını görüyoruz altın maskeyi de ekleyin der dev. Onu koyarlar, yok arada boşluk var, Wotan'ın el koyduğu yüzüğü de isterler. Olmazdı olurdu neyse Wotan razı gelir. Bu sefer dönüş yolunda yüzüğe kim sahip olacak kavgasıyla devlerden biri diğerini öldürür. Yüzüğün laneti işlemeye başlamıştır. Tanrılar da eğlenedurur.
6,75/10
25 Haziran 2024 Salı
Ludwig van Beethoven - Symphonien 1 & 2 (1985 - Karajan)
Mozart gibi Beethoven senfonileri de özümseme için bir zaman istiyor dinleyicisinden. Otuz yaşında bitirip sahnelediği bu ilk senfoni de klasik müziğin klasik döneminin izlerini taşıyor. Biçem konusuna hakim olmamakla birlikte deneme mahiyetinde farklılıklar sergilendiğini okudum. İlk harekette kemanların harmonisi üflemeli çalgılarla renklendiriliyor. Ben beğendim. Senfonilerin coşkun anları, oldukça nazlı çalınan ikinci bölümde kemanların bir titremesi, sonraki bölümdeki sabırsız arzu çıkışları tanıdık ve de hoş anlar sunuyor. Beethoven sadece bir kaç sene sonra ikinci senfonisini de tamamlıyor. Daha ilk harekette kuş seslerini taklit eden flüt seslerini duyuyoruz. İlk senfonideki kaygısız gençlik neşesi buraya da sızmış. Yalnız burada gümbürdemeler daha sık kullanılmış. Bu da ara ara başımızın üzerinden geçen kara bulutları hatırlatmakta. Ama mevsim hala bahar. İlk senfonide de sergilenen sıkça değişen örüntüler ve geçişler burada zirve yapıyor. Bu zıtlık enstrümanların birbirleriyle diyalog yaparcasına yukarı aşağı tonlarda raks ettikleri üçüncü bölümde de duyuluyor. Gayriciddi havai Disney melodileri akla geliyor. Yabancı bir kulakta çok anlam kazanamasa da butarz komikliklerin senfoninin final parçasına damga vurduğu söyleniyor. Sonuç olarak favorim ilki olmakla birlikte ikisi için de akılda çok kalıcı bir tema sunamadığı eleştirisi getirebilirim.
7,50+/10
21 Ocak 2017 Cumartesi
Mozart - Violinkonzerte: No. 3 G-Dur KV 216; No. 5 A-Dur KV 219 (1978)
7,0-/10
7 Ekim 2015 Çarşamba
Jean Sibelius - Violinkonzert; Finlandia; Tapiola (1988)
7,75/10
15 Eylül 2014 Pazartesi
Edvard Grieg / Robert Schumann - Piano Concertos (Zimerman & Karajan) 1993
7,25/10
20 Kasım 2013 Çarşamba
Albinoni: Adagio / Pachelbel: Canon / Bach: Air / Vivaldi: La notte / Mozart: Serenata notturna / Gluck: Dance of the Blessed Spirits (Karajan,1984)
7,50/10
25 Şubat 2011 Cuma
Ludwig van Beethoven - Symphony No.5 & No.6 'Pastoral' (1984 Karajan)

Klasik müzik tarihinin belki de en ünlü eseri Dadada DAANN dadada DANNN anladınız siz onu. 5. senfoninin başlangıcı, daha afilli söyleyelim Allegro con brio. Diğer takip eden kısımları ile birlikte dinlemesi gayet keyifli. Lakin geçmişte klasik bile dinlerim ama cazı hiç sevmeyeceğim gibi büuük bir laf yutan benim için işler biraz tersine dönmüş gibi. Piano ok, romantik duygusal olsun lütfen. Ancak bu tarz senfonileri dinlemek bazen, baen değil çoğu zaman ızdırap halini alabiliyor. Doğa temalı 6. senfoni de biraz öyle. Bakmayuın siz böyle 8 üstü puan verdiğime. Beethoven bile anlamıyor demesinler diye biraz da.. Belki de bunda Karajan'ın bir etkisi vardır ki internette bir başka kayıtta 5. senfoninin bir kısmını dinledim. Evet o ağır , vakur, sound olarak cilalı hava yoktu. Ancak samimi ve duygusal bir tavır takınmıştı.
8,25--/10
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Ludwig van Beethoven - Symphony No. 9 (1984 - Karajan)

Son parçası, valla ecnebiler movement diyor harekete mi denk düşer bilemiyorum, Avrupa Birliğinin marşı olarak kabul edilmiş olup, kardeşliğe barışa çağrı temalı sözleri ve pozitif yaklaşımı ile dikkati çekiyor. Ode to Joy olarak biliniyor. İlk iki parça da birbirine benzer bir havaya sahip. Notasal dizilişler farklı perdelerde tekrar ediliyor. Sessizlikten heyecanlı patlayışa özellikle üflemeli çalgılar ağırlığı altında tanık oluyoruz. İkincisi daha iyi. Üçüncü kısım ise sessizliklerde gezinerek senfoninin sıkıcı bacağını oluşturuyor. Burada devreye girip bu senfoninin klasik müzik tarihinde en abartılı eserlerden biri olduğunu söylemem gerek. Hayır hayır yanlış anlaşılmaktan çekinirim efenim, senfoni güzel güzel ama kafayı sıyırmanın manası ne?
Son parçadan evvel 4. kısım da bir girizgah niteliğide. İşin aslı tüm senfoni dinleyiciyi coşkulu Ode to Joy'a hazırlma amacı güdülerek yazılış gibi. Zati uzmanlar bu son parçaya senfoni içinde senfoni derlermiş.
8,0/10
21 Nisan 2010 Çarşamba
Hector Berlioz - Symphonie Fantastique (1975)
Karajan - Berlin Filarmoni OrkestrasıUyduk bir listeye dinledik fransız besteciyi. İsmi şanı pek bilindik olmayan bestecinin bu eseri konsept bir hikaye üzerine kurulu olduğu için kendini tekrara düşmeyen lineer bir dinleme imkanı sunuyor. Bu yüzden de dinlemesi zor. Belki de çok popüler olan ve internette de bulunması kolay Colin Davis yerine bu kaydı tercih etmem bir sorun teşkil etmiştir. Ek olaraktan şunu rahatça söyleyebilirim. Bu müziğin içine giremedim. Beni enterese etmedi. İyi de diyemem kötü de . Anlaşılan ayrı dünyaların insanıyız biz. Öyleyse yollarımızı burada ayıralım.
5,0/10



