MAX RICHTER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MAX RICHTER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2023 Perşembe

Max Richter - The Blue Notebooks (2004)


 Huzurlu demeyelim de sakinleştirici diyelim. Araya ünlü aktris Tilda Swindon'dan Kafka okumalarının serpiştirildiği , post-minimal temelli modern ve deneysel klasik çalışmanın bu tarifi yazıda  iyi görünse de kulağımı tam da dolduramadı. Benle ilgili bir şey.

6,75/10 

14 Mart 2020 Cumartesi

Max Richter - Three Worlds: Music From Woolf Works (2017)

Modern klasik müziğin genelleşmiş daha doğrusu popüler parametrelerini elektronik, ambiyans ve tematik unsurlarla zenginleştiren çalışma yazar Virginia Woolf'un üç eserinden, Mrs Dalloway, Orlando ve The Waves, esinlenerek yaratılmış. Bu işin arkasında bir de bale de varmış ki geçelim onu, müziğe odaklanalım. Albüm kapağındaki karanlık suların üzerinizde intibası kağıt üzerinde ne ise kaydı dinledikten sonra aynı  atmosfer içinde kendinizi bulmanız şaşırtıcı değil. Biraz hüzünlü, içine kapanık, dinamizm huzursuzluğu arabeske dönüştürmenin önüne geçiriyor. Aynı melodinin değişik varyasyonlarda ve değişik yoğunlukta tekrarına dayanan yaygın uygulama, parçaların mümkün olduğunca farklı bir yapıda inşa edilmesiyle sarsılıyor. Bu sayede neden Max Richter'ın modern klasik müzik içinde önde gelen isimlerden biri olduğunu anlayabiliyoruz.

7,75/10

10 Nisan 2017 Pazartesi

Max Richter - Recomposed by Max Richter: Vivaldi - The Four Seasons (2012)

Bu albüm hakkında iki görüş var. Birincisi: Vivaldi kasap gibi doğranmış, nasıl cüret edebilirler, bu kadar ticari bir hale nasıl getirebilir? Tühh Allah belanı versin! İkincisi ise bütünüyle arkasında durmasam bile daha yakın durduğum şık: şahane, başyapıt vessair.
Aslında bakılan yer aynı, görülen şey farklı. Belki de fazlasıyla değerli bir konuma ulaşmış olan hoppidik Dört Mevsim'in Max Richter tarafından yapıbozuma tutulması, Vivaldi'de duyamayacağınız hüzün ve gerilim duygularını uyandırıyor. Spring namındaki, başta 2 nolu beste olmak üzere etkilenmemek her babayiğidin harcı değil. Özellikle sonlarda modern ve tektipleştirici prodüksiyona teslim olmanın getirdiği etkiye bağlı olarak da banal bir tekrar hakimiyet kazanıyor olabilir. Orada da Autumn'daki Vivaldi'nin en ünlü melodisi devreye giriyor. Ama bir yere kadar telafisi mümkün. Kemanın ki telleri titreten isim Daniel Hope, tonu ve keskinliği, prodüksiyon ve bestecinin seçimleri ile birleşince bir film müziği tadı, iyi yada kötü, bırakıyor ağızda. Biraz Clint Mansell, biraz Steven Price, en çok da Interstellar'ı ile Hans Zimmer. Summer parçalarında özellikle bu karşılaştırma kaçınılmaz. En sona iliştirilen remikslerin gerekliliğini/gereksizliğini ise bir açık oturumda tartışmak lazım.

8,25/10