Bu albüm hakkında iki görüş var. Birincisi: Vivaldi kasap gibi doğranmış, nasıl cüret edebilirler, bu kadar ticari bir hale nasıl getirebilir? Tühh Allah belanı versin! İkincisi ise bütünüyle arkasında durmasam bile daha yakın durduğum şık: şahane, başyapıt vessair.
Aslında bakılan yer aynı, görülen şey farklı. Belki de fazlasıyla değerli bir konuma ulaşmış olan hoppidik Dört Mevsim'in Max Richter tarafından yapıbozuma tutulması, Vivaldi'de duyamayacağınız hüzün ve gerilim duygularını uyandırıyor. Spring namındaki, başta 2 nolu beste olmak üzere etkilenmemek her babayiğidin harcı değil. Özellikle sonlarda modern ve tektipleştirici prodüksiyona teslim olmanın getirdiği etkiye bağlı olarak da banal bir tekrar hakimiyet kazanıyor olabilir. Orada da Autumn'daki Vivaldi'nin en ünlü melodisi devreye giriyor. Ama bir yere kadar telafisi mümkün. Kemanın ki telleri titreten isim Daniel Hope, tonu ve keskinliği, prodüksiyon ve bestecinin seçimleri ile birleşince bir film müziği tadı, iyi yada kötü, bırakıyor ağızda. Biraz Clint Mansell, biraz Steven Price, en çok da Interstellar'ı ile Hans Zimmer. Summer parçalarında özellikle bu karşılaştırma kaçınılmaz. En sona iliştirilen remikslerin gerekliliğini/gereksizliğini ise bir açık oturumda tartışmak lazım.
8,25/10
VIVALDI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VIVALDI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Nisan 2017 Pazartesi
20 Kasım 2013 Çarşamba
Albinoni: Adagio / Pachelbel: Canon / Bach: Air / Vivaldi: La notte / Mozart: Serenata notturna / Gluck: Dance of the Blessed Spirits (Karajan,1984)
Albüm kapağındaki parti havası insanı ister istemez yanıltıyor. İşin içinde Alman disipliniyle yoğrulmuş Karajan olunca bu beklenmedik bir şey değil. Çünkü eserleri orjinallerine olabildiğince sadık ve muntazam bir detayda işleyen dünyaca ünlü şefin kayıtlarında ben de biraz duygu kısmının ihmal edildiğini düşünenlerdenim. Ve bunu klasik müzikten anlamayan biri olarak bile rahatçana söyleyebiliyorum. Albinoni, Pachelbel, Bach, Gluck ve Mozart gibi belli bir dönemin bestecilerinin eserlerinin toplandığı bu derlemeyi dinlerken çekeyim dizime kadar taytı, takayım beyaz perukayı, pudralayım suratımı, atayım finkimi vals salonunun ortasında gibi düşüncelere kapılmamak lazım. Şefimizin tempoyu artırayım tribünlere oynayayım halka hitap edeyim gibi bir kaygısı namevcut. Tabi ki bir tercih meselesinden bahsediyorum. Yoksa ağırlıkla keman ve flüt ağırlıklı bu parçaların bitişik nizamda ses olup vücut bulmasına tanık olmak da oldukça keyifli. Bu arada alışılageldiği üzere orkestra Berlin filarmoni.
7,50/10
7,50/10
24 Kasım 2010 Çarşamba
Antonio Vivaldi - Le Quattro Stagioni (Simon Standage / Trevor Pinnock,1982)

Klasik müziğin de popülerleşmiş bir hali var ki crossover deniliyor. Bu tenorlar sopranolar yok Pavarottiler yok Emma Shaplinler ki albümünü bu aralar dinliyorum, örnek olarak gösterebilinir. Ancak klasik müziğin en popüler eserleri arasında hiç kuşkusuz Vivaldi'nin keman ağırlıklı konçertosu 4 Mevsim yer alıyor. İlkbaharın ve Sonbaharın başlangıçları yetrince duyulmuş olmakla birlikte beni en bi fevkalade etkileyen Kış'ın son kısmı oldu.
8,25/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

