IAIN BANKS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IAIN BANKS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Eylül 2017 Cumartesi
Iain M. Banks - Cebirci
Iain Banks, Eşekarısı Fabrikası'nda bayağı görüşlerimi yazmıştım, bilimkurgu kitaplarını Iain M. Banks adıyla yayınlamış bulunmakta. Bu alanda da daha çok Kültür serisi ile tanınırken İthaki 720 sayfalık bu tuğla kalınlığında romanını basmaya karar vermiş. Belki bir nabız yoklamasıydı ama hastanın nabzı atmıyor. Yurtdışında da her ne kadar ödüllere aday olsa da karışık tepkilerle karşılaşan bu kitabın sanmıyorum ki bizde de olumlu yönde bir karşılığı olsun. Daha doğrusu olumlu olduğu kadar da olumsuz tepkiler kaçınılmaz. Yazar İngiliz bilimkurgusunda bilimsel gerçekliklerin askıya alındığı bir anlayışın temsilcilerinden biriymiş. Dolayısıyla milyarlarca yaşayan Ahali (aslı Dweller) namındaki ırk, artık maddi görüntüden mantıken kurtulması gerekirken inşaatlarda rastladığımız dev makara gibi bir görüntüye neden sahip olsun, neden giyim kuşama dikkat etsin, neden tepkileri zeka geriliği yaşayan bir insan gibi olsun, neden kısa süreli yaşama sahip diğer ırkları iplesin, niye yarış arabaları ve savaş gibi şeyleri sırf eğlencesine düzenlesin, neden kendi çocuklarını avlasın, neden gazdan oluşma gezegenlerin atmosferinde bulut şehirlerde yaşasın gibi zihnimde deli soruların doğması kaçınılmaz. Sanırım trajik bir İngiliz mizahıyla karşı karşıyayız. Zira kendine Lucifer pardon Luseferous ismini takan romanın kötü karakteri ve onun birbirinden yaratıcı işkenceleri de bu mizaha tabi olsa gerek. Gelelim yazım tarzına. Yarım sayfa süren, ciddiyim, bağlaçlar ve yan cümlelerle destekli cümlelerde okuyucunun zihnini bulandırmak istiyorsa yazar, çevirmen ne yapsın? Zaten uyduruk betimlemeleri kafamızda canlandırmaya çalışmak yeterince zor değilmiş gibi. Sanırım yeterince gömdüm kitabı. Olumlu noktaları da yok değil. Tüm fazlalıklardan arındırılırsa kurgu fena değil Ve de oldukça ilgi çekici bir yan konusu bulunmakta. Spoooooylerrr Bir kere dünya uzaya açıldığında farklı ırkların egemen olduğu bir birliğin içine dahil oluyor. Kısa sürede insanlar da yönetimde yer alsa da asli unsur onlar değil. Birbirinden enteresan ırklarla bir arada yaşıyorlar. Görevi Ahali ile iletişim kurmaya çalışıp onların engin bilgilerini bu birliğe kazandırmak olan Kahin Taak, gençliğinde bir arkadaşının kaza sonucu ölümüne şahit olur. Fakat arkadaşı zengin oğlu Saal, sonradan ölen bu arkadaşını kurtarmaya yanaşmayıp korkaklık eder. Ortamdaki diğer arkadaşları Taince ise bu durumdan kıllanır. İşte yan öykü bu ve ara ara geriye dönüşlerle okuyucunun karşısına gelecek. Neyse, Taak bu bilgi alış verişi esnasında çok gizli bir bilginin farkına varmaksızın açığa çıkmasına ve köpkötü Luseferous'un ordusunun da kendi yıldız sistemini kuşatmaya başlatmasına sebep olacaktır. O da dünyadaki genç ırkların yıldızlar arasında çok meşakkatli solucan deliği geçitleri aracılığıyla seyahat etmesinde devrim yaratacak halihazırda mevcut ama gizli ve de çok daha gelişkin başka bir geçitler sistemi haritasının Ahali'nin elinde bulunma olasılığıdır. Yönetim bu harita arkasındaki sırrın ortaya çıkarılması için Taak'ı Ahali mensuplarıyla birlikte binbir maceraya atılmakla görevlendirir, bir yandan da Luseferous istilasına hazırlanırken. Fakat bu istila o kadar büyüktür ki sistemdeki mevcut donanma sadece oyalamakla görevlendirilir, çünki birliğin ordusu biraz daha geç varmak üzere yola çıkmıştır bile. Diğer yandan istila ordusu, birliğin her boka karışmasına kızan muhalif Öteden Gelenler (di adı sanırım) koalisyonu ile işbirliği yapar. Fakat muhalifler de özellikle sivil kayıplar konusunda endişelidir, onlar iyi adamlarımız çünkü. Diğer diğer diğer yandan da bu gizli geçit listesi Ahali arasında bile gizlidir ve bazı fraksiyonlar Taak'ın önüne taş koyar. Sonuç istila önlenir, Lusi köyüne geri döner, bu alternatif geçitler meğer dev gaz gezegenlerinin merkezinde yer alıyormuş ve sonuçta Ahali kendi kontrolünde olmak üzere diğer ırklara da kullandırmayı tartışır duruma gelir, Taak'ın sülalesi sonradan öğreniyoruz ki birlik tarafından öldürülür, Taak Öteden Gelenler'den bir kızla bir olup onlara sığınır, Taince de Saal'ı kendiyle birlikte öldürür.
26 Ağustos 2017 Cumartesi
Ian Banks - Eşekarısı Fabrikası
Bilimkurgu alanında yazmayı hedefleyen Ian Banks, editörlerin de tavsiyesiyle bu 'normal' romanı 16 yaşındaki bir gencin diliyle yazıverip üne kavuşuyor. Kitabın arkasından alıntılarsak:
Bir İskoç kasabasının yakınlarındaki adada babası ile yaşayan Frank, bir yandan geçmişini anlatırken diğer yandan akıl hastanesinden kaçan abisinin adaya dönmesini bekler. Daha çocukken pipisinin bir köpek tarafından yenmesi (sonradan kafatasını bulup koleksiyonuna katıyor) neticesinde hayatı değişiyor. Tek arkadaşı kasabadaki bir cüce. Daha bebeyken Blyth ismindeki zorba çocuğu yapay bacağına zehirli bir yılan koyarak öldürüyor. Sonra kendi kardeşini, plajda bulduğu patlamamış bir bombaya çekiçle vurma konusunda aklını çelerek ortadan kaldırıyor. Kuzeni küçük Esmerelda'yı ise sırf kız olduğu için yaratıcı bir şekilde öldürmeye karar veriyor. Dev bir uçurtmaya bağlayıp salıvererek deniz üzerinde kaybolmasını izleyor. Hepsi kaza gibi göründüğünden paçayı yırtıyor tabi. Adayı çeşitli hayvanların kafalarını dizdiği mızraklarla süslüyor. Bir de olanı, olacağı haber verdiğine inandığı eşekarısı fabrikası dediği bir düzenek inşa etmiş. Buna benzer değişik savunma mekanizmaları icat etmiş. Romanın sonunda ifşa olunuyor ki aslında kendisi babasının bir deneyi. Ve erkek değil pipisini kaybetmiş bir erkek gibi yetiştirilen ve hormon takviyesine boğulmuş bir kız çocuğu. Bu da sürpriz son işte.
Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.Anlayacağınız, Sineklerin Tanrısı, Otomatik Portakal ve biraz da Çavdar Tarlasında Veletler kıvamındaki fenomen tavrıyla buralarda rüzgarının çok daha kuvvetli esmesi beklenirdi. Ama bir kaç gün önce bitirdiğim (zor bir deneyimdi!) diğer bir romanı Cebirci'den sonra kanaat getirdiğim yazarın İngilizlilik hastalığından muzdarip olması yine kendisini olumsuz şekilde etkilemekte. Karakterleri önemsememizi engelleyen hesap kitapçı objektif hani neredeyse durumsal anlatım, trollüğe varacak derecede ironik saptamalar ve adaya has espriler. Bu tuhaflıklar silsilesi ister istemez modern gotik bir çizgiye evriliyor ki İngilizler bu konuda pek bir mahir. Yine de böyle yıkıcı bir romanı okumaktan pişman değilim. Özellikle biraz da şaşırtıcı sonu ve din politika gibi kurumlara karşı eleştirel tutumun romanın sayfalarında yansıtılması sayesinde notum yedi buçuk. Bundan sonrası spoiler canım.
Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti.
Bir İskoç kasabasının yakınlarındaki adada babası ile yaşayan Frank, bir yandan geçmişini anlatırken diğer yandan akıl hastanesinden kaçan abisinin adaya dönmesini bekler. Daha çocukken pipisinin bir köpek tarafından yenmesi (sonradan kafatasını bulup koleksiyonuna katıyor) neticesinde hayatı değişiyor. Tek arkadaşı kasabadaki bir cüce. Daha bebeyken Blyth ismindeki zorba çocuğu yapay bacağına zehirli bir yılan koyarak öldürüyor. Sonra kendi kardeşini, plajda bulduğu patlamamış bir bombaya çekiçle vurma konusunda aklını çelerek ortadan kaldırıyor. Kuzeni küçük Esmerelda'yı ise sırf kız olduğu için yaratıcı bir şekilde öldürmeye karar veriyor. Dev bir uçurtmaya bağlayıp salıvererek deniz üzerinde kaybolmasını izleyor. Hepsi kaza gibi göründüğünden paçayı yırtıyor tabi. Adayı çeşitli hayvanların kafalarını dizdiği mızraklarla süslüyor. Bir de olanı, olacağı haber verdiğine inandığı eşekarısı fabrikası dediği bir düzenek inşa etmiş. Buna benzer değişik savunma mekanizmaları icat etmiş. Romanın sonunda ifşa olunuyor ki aslında kendisi babasının bir deneyi. Ve erkek değil pipisini kaybetmiş bir erkek gibi yetiştirilen ve hormon takviyesine boğulmuş bir kız çocuğu. Bu da sürpriz son işte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

