ATAOL BEHRAMOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATAOL BEHRAMOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2025 Pazar

Ataol Behramoğlu - Bir Gün Mutlaka

 Bitecek bir gün zulüm, bitecek bu han-ı yağma 

Şairin ilk dönemlerinde yazılmış 25-30 kadar şiirini bir araya getiren kitabın bu baskısı ayn zamanda daha önce ayrı yayınlanmış Bir Ermeni General ismindeki yapıtını da içermekte. Toplumcu ve romantik bir tarzı Garip ekseninde bir araya getiren çizgisinin imgelerden beslendiğini söylemek pek mümkün değil.

kalbim! / sen yoksun. /sen tökezleyen bir şarkısın/  köpüre köpüre akan/  acıyla ve hüzünle beslenen/  bir ırmaksın. 

Pek çok bestelenip yorumlanan ünlü dizeler, bir çok şiirinin nakarat yapısıyla bestelenmeye hazır üretilidğine dair kanılar biriktiriyor.

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim 
 Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver 
 Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim 
 Ve ben cekip giderim bir nehir akıp gider 

***

Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda 
 Benim annem güzel annem beni koyver 
 Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda yandım aman altıpatlar 
 Bu dert beni verem eder 

20 Haziran 2015 Cumartesi

Ataol Behramoğlu - Yeni Aşka Gazel

40 sayfa kadar süren bu şiir kitabı iki ana bölümden oluşuyor. Gözlerdi ve Yeni Aşka Gazel. Esere ismini veren ikinci bölümdeki şiirler gazel ölçütleri ile yazılmış. Politik kimliğiyle de tanınan şairin bu eserindeki şiirler yalın bir dil anlayışıyla ama daha çok bireysel temalar üzerinde ilerliyor. Bununla birlikte toplumsal şiir anlayışı en azından vurgulu tonlar, yukarıdan anlatım, hitabet pratiği vasıtasıyla gölgesini bırakıyor.






ALANYA GÜNLÜKLERİ

1.

Bir bereket tanrıçası gibi geldin kadınım
Sepetinde peynir, ekmek ve suyla
Akdeniz gibi çırpınıyordu eteklerin
Gözlerinde tuz ve mavilikler

Bir bereket tanrıçası gibi geldin kadınım
Vaadiyle yakın mutlulukların
Uzak denizlerin çağırışıyla

Sonra sessizlik ve çiçekler kapladı her yani
Kuşların ötüşlerinde ışıktan damlalar
Yaprakların birbirine dokunuşunda
Bizi aşka çağıran sözcükler var

Bir bereket tanrıçası gibi geldin kadınım
Çatlayan narlar, taşan ırmaklar
Ve kanımı köpürten bir salınışla

2.

Derinde, azıcık derinde
Hüzün var
Dokunulduğunda
Sızlıyor içimdeki derin fay kırığı…

Ama rüzgar, diliyle,
Yaraları iyileştirmede ustadır…
Ve Akdeniz
Tuzuyla…

3.


Çiçeklerin derin rüyasını
Bozamaz bir arının konuşu bile
Tıpkı öyle, bir yaz gününün
Büyüsündeyiz seninle

Bir çocuk ağlıyor, bir sandal
Usulca ayrılıyor kıyıdan
Fesleğen kokusu dağılıyor
Öptüğüm parmak uçlarından.

Denizin bitimsiz uğultusu
Yoğunlaştırıyor sessizliği
Uzanmak otlara yüzükoyun
Ve susmak..bir ağaç gibi…

4.

Tanıdığım bir deniz tutması bu
Çok eski zamanlardan
En uzak çocukluğumdan belki
Belki dünyaya geldiğim an

Tanıdığım bir başdönmesi bu
Bana gözlerinden yansıyan
Mücevher gözlerinin
Gizemli ırmaklarından

Tanıdığım bir yürek çarpıntısı bu
İçimde yükselip duran,
Bedenlerimiz birleştiğinde
Güneşi bir daha tutuşturan

5.

Denizi kadına benzeten
Dizeler anımsıyorum…
Oysa
Olanca gücüyle
Karaya yüklenen
Dalgalarda
Erkeği görüyorum ben..
Köpükler saçarak
Tenine toprağın
Çekilen geriye..
Bir an esrik ve şaşkın,
Sonra yine
Saldıran
Yeni bir güçle…

Ya da bitkin
Gelgitlerden
Uyuklayan;
Toprağın
Ayaklarının dibinde..

Topraktır
Dişi olan;
Bir rahim gibi
Güçlü, kıpırtısız
Doyumsuz
Beklemede…

Gece denizi,
Yükselip alçalan dalgalar,
Erkeğin çırpınışlarını
Ve gülünç kibrini anımsatan,
Bu bitimsiz
Birleşmede...


KAPININ ÖNÜNDE DURAN ÇOCUĞA GAZEL


Kapının önünde duran çocuk
Bir kır görünümünü andırıyor

Güneş tütüyor saçlarında
Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor

Kapının önünde duran çocukta
Bütünleşiyor bütün zamanlar

Dağlar doğuyor çatırdayarak
Derinleşiyor okyanuslar

Aşklar başlıyor ve bitiyor
Dünya sürdürüyor dönmesini

İzliyor şaşmaz düzeninde
Gece ve gündüz birbirini

Kapının önünde duran çocuk
Habersiz bütün bunlardan

Hayat akıyor durmaksızın
Onun içinden ve dışından