7,25/10
PINK FLOYD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PINK FLOYD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2026 Perşembe
Pink Floyd - Obscured by Clouds (1972)
Gruptan bir film müziği kaydı ama biraz da tam öyle değil. İşitsel olarak hemen sonraki alametifarika soundun habercisi de sayılır mı bilemedim. Besteler biraz düz biraz yarımsı. En sonda Budist mantrasına da benzer seslerle birlikte biraz da yamalı bohça misali. Ama tekniği boşveriyoruz, kalbe bakıyoruz. İyi hissettiriyor bu zor günlerde. Bu zaman başka bir şey eklemeye gerek var mı kine?
3 Nisan 2025 Perşembe
Pink Floyd - Meddle (1971)
Kapağında su halkalarıyla betimlenen bir kulak bulunan bu albüm grubun sonraki progresif rock tarzına daha yakın olmakla birlikte eski saykedelik tarafıyla bir geçiş, bir köprü vazifesini de kurmakta. Günümüzün hızlı ve ağır atmosferinde, herşeyin vurgulandığı bir ortamda soyut kaçabilir. Biraz durup, hayata karşı bir dur çekip bekler modda dinlediğimizde asıl tadına varılıyor. Ve hatta ve lakin bu yalınlığın hiç de hafif kaçmadığını idrak edebiliyorsunuz. Efektler, gidişat ritmi, atmosferi çok çok çok sonraları post-rock, shoegaze ve doksanların alternatif soundlarına da kapıyı aralıyor gibi. Uyduruyor da olabilirim. Ancak gerçek şu ki dinledikçe şerbetleniyor. Ki benim gibi müziğini biraz daha tombik sevenler için cılız kalmasına rağmen söyleyebiliyorum bunları. Her şarkı kendine has ayrı özellik sergiliyor. Liverpool futbol kulübünün marşıyla söylenen de var, Fransız kıyılarına özgü caz pop şarkısı da. Köpeğe ithafen de. Ve bir de Echoes var 23 dakika.
And every day is the right day
7,50+/10
25 Ağustos 2022 Perşembe
Pink Floyd - Atom Heart Mother (1970)
Bildiğimiz Pink Floyd'un ilk adımlarını dinleyebilmek için kıçı büyük bir ineğin kafasını döndertip bize bakarak poz vermesi gerekiyormuş. Progresif ve saykedelik olmanın yanısıra bir o kadar da senfonik / koral ve üstelik deneysel. Ses açısından da dinlemesi kolay bir deneyim. Eski kayıtların prodüksiyonunu her zaman tercih ederim zaten. Kayda adını veren parça tek başına yeter bir sebep aslında. Tripy bir yolculuk felan havalarında işte.
8,0+/10
13 Haziran 2018 Çarşamba
Pink Floyd - Ummagumma (1969)
üyelerinin ayrı ayrı besteciliklerine dayanan bölümler üzerinde ilerlemekte. Ayrıca bir de canlı kayıt bir bölüm ihtiva ediyor. Misal, Richard Wright dört kısımdan oluşan Sysyphus'u yönetmekte, ful keyboardlarla ve efektlerle dramatik ve sinematik etkiyi büyütmekte. Fena değil. Roger Waters iki parçayla arzı endam etmekte, ilki kuşların cikciklediği köpeciklerin havladığı arıların bızırdadığı akustik bir folk şarkı, diğeri ise enteresanlığı bir üst seviyeye çıkaran bir parça. Şarkının ismi birkaç çeşit kürklü ufak hayvancağızın mağarada toparlaşıp bir Pikt ile cümbüşü, alemi. Hayvan çığlıkları felan var, Pikt de tatatam diyor. Aklıma Star Wars'taki peluş ayıcıklar geldi. David Gilmour ise uzaya çıkmış üç bölümlü The Narrow Way namındaki şarkıyla karşılıyor dinleyicisini. Tribal perküsyon ve hard rock rifiyle güzelce açılan ikinci bölüm yine kısa sürede saykedelik efektlere boğuluyor. Neyse ki son kısım geleneksel progresif rock kalıbıyla daha dinlenebilir. Nick Mason ise albümün atmosferine ters karanlık ve ürkünç tınılarda proto ambiyans işler peşinde. Albümün geri kalanına fark attığı konusunda genel kanıya sahip olan canlı kayıta geldiğimizde ise ben çoktan dikkatimi kaybetmiş bulunuyorum. Daha oturmuş birlik beraberlik içinde bir soundda ortaklaştığı söylenebilir bu blümdeki şarkılar için.
5,50/10
5 Mayıs 2018 Cumartesi
Pink Floyd - More (1969)
More ismindeki sanırım deneysel bir filmin müziklerini kotarmış grup. Kuş cıvıltıları ile birlikte doğal bir giriş yapılıyor, akustik gitar ve yumuşak vokalle ferahlatıcı bir girizgah bu. Kısa süre içinde de şizofrenik bir hale bürünüyoruz. Çünkü bu dingin ve etnik saykedelik müziğin yanısıra alışık olmadığımız sertlikte vokal tekniğiyle bayağı bayağı cızır cazır bir rock müziğine, daha doğrusu bir buna bir ötekine maruz kalıyoruz. Bunun adı manik depresiftir, dostlar. Dolayısıyla görsellik acaba ne sunuyor diye merak uyandırıyor, belki de aradaki bağlantıyı kuracak şifreler orada yatmakta? Aslında albümde bu karışıklığı yaratan şey altyapı olarak temeldeki farkılıklar. Blues, progresif, folk ve ambiyans tabanı üzerinde birbirinden bağımsız şekilde yükseliyor şarkılar. Yine de keyifli bir kayıt olduğu şüphe götürmez bir gerçek.
6,75+/10
6,75+/10
27 Eylül 2016 Salı
Pink Floyd - A Saucerful of Secrets (1968)
Bu tempoda Pink Floyd dinlemeye devam edersem yetmişlerdeki efsanevi albümlerine sıra ancak ellilerimde gelecek galiba. Saykedelik sularda ilerlemeye devam eden albüm biraz daha griliklere yelken açmış durumda. Bir yanıyla ilk albümden daha iyi bir noktaya varmışken diğer yanıyla da sergilemiş olduğu sapmalarla bu avantajını kaybetmesini biliyor. İlk üç şarkı, melodi ve atmosferi ile çok ala, pek hoş parçalar. Başımızın üstünde yerleri var. Corporal Clegg, David Bowie'nin ilk albümünde yer alsa anlarım, burada ise bu makaraya gelmek pek zor. Albüme adını veren trippy ambiyans parçası ise sayıklamadan öteye geçemiyor. Bu noktada konsantrasyon o kadar bozuluyor ki son iki şarkıya odaklanamıyorsunuz bile. Antik hesaplama tekniğime geri dönersem, şuradan 10 puan, oradan sekiz, bu anca iki eder, karekökünü alırsak sonra da türev, şuradan da teğet geçerse ki hep geçer
6,75/10
6,75/10
19 Ekim 2012 Cuma
Pink Floyd - The Piper at the Gates of Dawn (1967)
Pink Floyd Pink Floyd olmadan önce ilk çıkışını şimdi bile gayet sıradışı bir yaratıcılığa sahip olmakla tanımlanabilecek bir psykedelik (her nasıl yazılıyorsa artık) soundun hakim olduğu bu albümle yapmıştı. Sene, tarih öncesi, 70'den öncesi benim için hepsi bir. Saykedelik demişken özellikle günümüzün sayke pop gruplarına ilham veren bir trendin temsilcisiler. Müziği tanımlamak için garip sıfatını kullanmaktan çekinmeyeceğim. Efektleri vokalle yapmaktan çekinmeyerek kuş, maymun gibi sesler çıkarılsa eğer öznel, nesnel değerlendirme felan hepisi açısından bu gariptir. Diğer yandan saykedelik deyince insan uzaysı tribal bir enfeksiyon bekliyor. Burada ise sözlere de bakarsak daha İngiliz kırsalına özgü bir naturalizm ağırlığını hissediyor. Yeşil bir tablo gibi, ışık prizmaların içinde.
7,0+/10
7,0+/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



