ISIS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ISIS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2025 Salı

Isis - Celestial (2000)

 Atmosferik sludge mahiyetli post-metal işleri özlemişim, gözden kaçırdıklarımı dinlemeye aldım ki zaten
bir Isis var bir de Neurosis bir de Cult of Luna ilk  akla gelen. Isis'in bu merhaba albümü diğer kayıtları kadar ön planda değil ne yazık ki. Az biraz endüstriyel elektonik tınılar var ve gençlik başlarında duman, baslar tonajlı kamyon , sert bir kayıt bu. Besteler ise biraz git gelli. Her zaman aynı etkiyi yüksek bir seviyede tutabilmekte zorlanıyor. Collapse and Crush isimli gayet şık bir parçadaki melodi ise çıldırtacak kadar başka bir yerden aşinalık uyandırıyor. Ve üstelik albüm sonlarda daha bir şıkıdım olmamış mıdır? O zaman da bu zaman da işin içine post-rock girince yani yumuşayınca hal tavır daha hoşuma gitmiştir. Burada da geçişlerde böyle şeyler duymakla birlikte henüz o seviye vaki değil.

7,50/10

29 Haziran 2018 Cuma

Isis - Panopticon (2004)

Grubun albümlerini kronolojik sırada dinlememiş olmanın sıkıntısını çekiyorum sadece. Sound olarak atmosferik ve post-rock tınıları son işlerinde kuvvetlense de çizgisini çok da bozmamış olmamalarının şaşkınlığındayım esasında. Sludge yanı daha güçlü bir şeyler bekliyordum. Dolayısıyla grubun çizgisini üç aşağı beş yukarı daha önce keşfetmenin bir aşinalığı mevcut. Kısacası o kadar da heyecanlanamadım bu albümü dinlerken. Halbuki grubun magnum opus'u diğer bir deyişle baş yapıtı addediliyor bu kayıt. Yanlış anlaşılmasın keyifli anları yok değil ama enstrümental kısımların özellikle pek içine giremedim. Demek ki kronoloji önemliymiş. Bir de alkol kafası daha güzel gittiğini de itiraf etmeliyim.

7,75/10

20 Mart 2012 Salı

Isis - Wavering Radiant (2009)

Müzikte vokal ve melodi benim için en önde gelen unsurlar. Solo, basın farkındalığı ya da atraksiyonlara eğimli bateri işin kaymağı birazda. Isis'e bakınca ise, özellikle bu albümde, bestelerin dağınıklığı, odaklanma sorunu yaşadığı, post-rock'a kaydığı gibi eleştirilere hakvermemek mümkün değil. Lakin grubu In the Absence of Truth ile tanıyan biri olarak yani? demek istiyorum. Yani ne olmuş? Ne de güzel olmuş. Melodi şu bu tüm beğenilerimi o güzelim post-hardkor vokal (clean vokal kısımları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim) ve gitar/bateri tonu ve biraz da post-metal (post-rock'ın sert versiyonu manasında) ataklara feda edebilirim. Manik enerjik tavrı elastik bir set tarafından sınırlanmışcasına bir sounda sahip olan bu albümü In the Absence of Truth'dan bile fazla sevdiğimin farkına vardım. Ya da kendi kendimizde zaman denen en büyük dış faktörün değişken bir nesnesiyiz.

8,50-/10

27 Şubat 2010 Cumartesi

Isis - In the Absence of Truth (2006)


Post-hardcore /sludge öğelerine sahip bir soundun öncülüğünü yapan grubun bu albümünün öncekilerine göre daha sert olmaması kolay dinlenilirliği otomatikman sağlamıyor. Besteler genelde yavaş tempoda ve kurşuni bir atmosferin ağırlığı altında ilerliyor. Parçaların yapıları post-rock tarzındakileri andırır şekilde gittikçe sertleşen bir doğrultuyu takip ediyor. Özellikle clean vokallerden post-hardcore sounda geçiş akıl alıcı güzellikte. Bana grup Cult of Luna'yı hatırlattı bu haliyle. Tabi büyük ihtimalle İsveçli grup bunları örnek almıştır. Baterinin tribal tok vuruşları dikkat çekici. Gitarlar güzel, hayat güzel, sevelim sevilelim, öyle yani. Hipnotik, albüm kapağındaki gibi biraz botanik. Müptelası olduğum bir parça olmamakla beraber albüm atmosferi dolayısıyla kendini dinletiyor, akla bir çentik atıyor ve ihtiyaç halini alıyor dinlemek, ilginç doğrusu yanlışı. Çünki kabul etmek gerekir ki dinlenceyi sıkmayan artistik (sanatsal manasında) katakulliler var işlenen, başarıyla. Bunu da şarkıları vokalle nakaratlarla felan boğdurmayarak ve enstrümanlara geniş bir yer açarak sağlamış bulunmaktalar efendim.
Tamam, kabul ediyorum, Hassan Sabbahi son iki şarkı bir miktar daha özel benim için.

8,0+/10

world is waiting
god is found
not in rivers but in drops