8,25/10
BEETHOVEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEETHOVEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Nisan 2026 Cumartesi
Ludwig van Beethoven - Symphonie no. 3»Eroica«; Ouvertüre »Egmont« (1986 - Karajan)
İlk romantik senfoni sıfatıyla tanımlansa da dramatik klasik ekol hala belirgin ve hala ünlü bestecinin patentli sesi yanılanıyor bestede. Kaydın açılışı da dramatik atakların yanısıra gürültüsü ve temposuyla dinleyiciyi karşılıyor. İkinci bölüm cenaze işleri ile simgeleştirildiğinden dramasını ve çelişkili yönlerini kaybetmeden bir görece durulma sergiliyor. Takip eden bölümde bahar, umut, yeniden doğuş gibi hissiyatları deneyimlemek mümkün. Son bölümde ise bugün dahi askeri bandolarda çalınan kahramanlık türkülerinin sesini duyabiliyoruz. Bu hareketlerin de kendi içinde bölümlere sahip olması biçimsel olarak eklemlenmiş bir yapı arz ediyor. Böylece zamanla yıpranmayan, güçlü ve ebedi bir duruş yakalanma imkanı bulunmuş. Eroica olarak da bilinen ve kahramanlık, destan gibi temalarda somutlanan 3 nolu senfoniden arta kalan sürede Egmont üvertürüne yer verilmiş. Egmont kontunu konu alan bir Goethe piyesinin girizgahı için yine Beethoven tarafından bestelnemiş. İşgale karşı direnirken şehit olan bir kahramanın hikayesi melodilere döküldüğünde elbette Eroica'nın çok uzağına düşmeyecektir. Kronolojik olarak da zaten bu senfoninin 5-6 sene sonrasına tekabül etmektedir.
25 Haziran 2024 Salı
Ludwig van Beethoven - Symphonien 1 & 2 (1985 - Karajan)
Mozart gibi Beethoven senfonileri de özümseme için bir zaman istiyor dinleyicisinden. Otuz yaşında bitirip sahnelediği bu ilk senfoni de klasik müziğin klasik döneminin izlerini taşıyor. Biçem konusuna hakim olmamakla birlikte deneme mahiyetinde farklılıklar sergilendiğini okudum. İlk harekette kemanların harmonisi üflemeli çalgılarla renklendiriliyor. Ben beğendim. Senfonilerin coşkun anları, oldukça nazlı çalınan ikinci bölümde kemanların bir titremesi, sonraki bölümdeki sabırsız arzu çıkışları tanıdık ve de hoş anlar sunuyor. Beethoven sadece bir kaç sene sonra ikinci senfonisini de tamamlıyor. Daha ilk harekette kuş seslerini taklit eden flüt seslerini duyuyoruz. İlk senfonideki kaygısız gençlik neşesi buraya da sızmış. Yalnız burada gümbürdemeler daha sık kullanılmış. Bu da ara ara başımızın üzerinden geçen kara bulutları hatırlatmakta. Ama mevsim hala bahar. İlk senfonide de sergilenen sıkça değişen örüntüler ve geçişler burada zirve yapıyor. Bu zıtlık enstrümanların birbirleriyle diyalog yaparcasına yukarı aşağı tonlarda raks ettikleri üçüncü bölümde de duyuluyor. Gayriciddi havai Disney melodileri akla geliyor. Yabancı bir kulakta çok anlam kazanamasa da butarz komikliklerin senfoninin final parçasına damga vurduğu söyleniyor. Sonuç olarak favorim ilki olmakla birlikte ikisi için de akılda çok kalıcı bir tema sunamadığı eleştirisi getirebilirim.
7,50+/10
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Tchaikovsky / Beethoven - 1812: Festival Overture, Op. 49, Capriccio italien , Wellington's Victory (1958)
Çaykovski'nin, 1812 ismindeki savaş konulu eserin kaydı, yine benzer tempolu kendi eseri Cappricio Italien ile Vitoria Savaşını işleyen Beethoveen bestesi Wellington's Victory ile bütünlük kazanacağı düşünülerek zenginleştirilmiş. Oldukça eski olan bu kayıt, klasik müzik dünyasında özellikle canlı kaydedilmiş top ve musket denilen çatapat sesli tüfek atışları sebebiyle ün kazanmış, almış namını yürümüş. Bir de elbette çan seslerini unutmamak lazım. Üstelik bu kayıt süreci Fantasia isimli ünlü Walt Disney yapımı canlandırmaya da sesiyle katkıda bulunmuş Deems Taylor tarafından anlatılmakta. Tabi, müzikal olarak bir etkisi bulunmasa bile temiz İngilizce ile defalarca atılan top ve tüfek atışları hakkında anlatılanları, havalanan yaprak hışırtılarının sese etkisi gibi ilginç detaylarla birlikte, en azından bir kere dinlemek büyük bir zevk. Üstatların belirttiği gibi kayıt bu parçaların en muhteşem performansını içermese bile, Antal Dorati'nin şefliğini unutmamak lazım, eski ve analog soundu az kafa karıştırdığı için daha çok seviyorum. Üstelik belirtmiş olduğum top tüfek çan seslerinin, canlı üflemeli çalgıların ve Wellingtons Victory'deki trampetli başlangıcın etkisi albümü özel kılıyor. İlginç bir detay da şu ki bu besteler kesinlikle savaşın kan ve gözyaşı dolu karanlık yüzünü değil şan şöhret ve zafer duygusunu yansıtan aydınlık, demeye dilim varmıyor ama sound gerçekten hafif bir hali betimliyor, tarafını yansıtıyor. İllaki 1812'nin türe yabancı olanların bile bir yerlerden kulağına çalınmış olduğu o hızlı tempolu melodisi sayesinde kendinizi süvari birliğinin önünde, zafer geçidinde bir kahramanmışcasına duygularla dolup taşmış hissetmemeniz elinizde olmayacak. Zaten sonundaki 21 pare top atışı da sizin hürmetinize değil mi canım.
8,50/10
8,50/10
21 Ocak 2012 Cumartesi
Ludwig van Beethoven - Klavierkonzerte . Piano Concertos Nos. 1 & 2 (Krystian Zimerman / Wiener Philharmoniker 1993)
Piyano konçertosu demekki sadece yalın piyanodan oluşmuyor, sadece bir kademe daha az ağırlığı hissedilen orkestranın piyanoya eşlik etmesi anlamına da geliyormuş. Evet, başrolde piyano var, soldaki sakallı arkadaş (birkaç sene önce olsa amca derdim, heh he) da başında. Üçer bölümden oluşan iki konçerto var. 18 dakikadan oluşan ilk kısım klasik müzik içinde orjinallik sunmasa da hırslı, iddialı bir yapıya sahip. Hem piyanonun hem yaylı çalgı ağırlıklı orkestranın bir kaç noktada ilgi uyandırdığı söylenebilir. Ama diğer bölümlerle hafızada kalıcı olamama gibi bir problemde ortaklaşıyor. Yavaş ve ağır Lagro kısmında sadece piyano değil kreşendonun sağlandığı yaylı orkestral bölümler bile yumuşak bir zerafet sergiliyor. Üçüncü kısım ise konçertonun en renkli anlarına sahip. Piyano ve orkestra genelde hoptempo birbirini tekrarlayan melodileri takip ediyor.
2. Konçerto da ise sanki orkestra biraz daha yol gösteriyor gibi. İlk bölümde piyano kromatik inişli çıkışlı nota dizilimlerine sıkça başvursa da , belki de ilk konçertoyu daha çok dinlememe bağlı olarak, beni cezbedemiyor. Orkestral kısımlar ise Disney kayıtlarını hatırlatıyor. İkinci kısım gelenekte olduğu gibi yavaş bir tempo izliyor. 2.Konçerto'yu da ilki gibi eğlenceli bir bölümle kapatıyoruz.
Tercih ettiğim dinlendirici azcık romantik duyguları çağrıştıran besteler yerine çeşitliliği sergileyen bu konçertolardan keyif alabilmek için biraz dikkati toparlamak gerekiyor. Özellikle ikincisinde bu dediğimi yapmayarak albüme girmeye, alışmada zorlansam da şöyle gözlerimi kapatıp yafu keyifliydi hoştu diyebilmeme hiç bir engel yok. İlginç bir iki nokta: Bu bestelerde Mozart ve Haydn etkisi hissediliyormuş. 1. Mozart 2.Haydn, iki nokta sayılır mı?
7,50+/10
2. Konçerto da ise sanki orkestra biraz daha yol gösteriyor gibi. İlk bölümde piyano kromatik inişli çıkışlı nota dizilimlerine sıkça başvursa da , belki de ilk konçertoyu daha çok dinlememe bağlı olarak, beni cezbedemiyor. Orkestral kısımlar ise Disney kayıtlarını hatırlatıyor. İkinci kısım gelenekte olduğu gibi yavaş bir tempo izliyor. 2.Konçerto'yu da ilki gibi eğlenceli bir bölümle kapatıyoruz.
Tercih ettiğim dinlendirici azcık romantik duyguları çağrıştıran besteler yerine çeşitliliği sergileyen bu konçertolardan keyif alabilmek için biraz dikkati toparlamak gerekiyor. Özellikle ikincisinde bu dediğimi yapmayarak albüme girmeye, alışmada zorlansam da şöyle gözlerimi kapatıp yafu keyifliydi hoştu diyebilmeme hiç bir engel yok. İlginç bir iki nokta: Bu bestelerde Mozart ve Haydn etkisi hissediliyormuş. 1. Mozart 2.Haydn, iki nokta sayılır mı?
7,50+/10
25 Şubat 2011 Cuma
Ludwig van Beethoven - Symphony No.5 & No.6 'Pastoral' (1984 Karajan)

Klasik müzik tarihinin belki de en ünlü eseri Dadada DAANN dadada DANNN anladınız siz onu. 5. senfoninin başlangıcı, daha afilli söyleyelim Allegro con brio. Diğer takip eden kısımları ile birlikte dinlemesi gayet keyifli. Lakin geçmişte klasik bile dinlerim ama cazı hiç sevmeyeceğim gibi büuük bir laf yutan benim için işler biraz tersine dönmüş gibi. Piano ok, romantik duygusal olsun lütfen. Ancak bu tarz senfonileri dinlemek bazen, baen değil çoğu zaman ızdırap halini alabiliyor. Doğa temalı 6. senfoni de biraz öyle. Bakmayuın siz böyle 8 üstü puan verdiğime. Beethoven bile anlamıyor demesinler diye biraz da.. Belki de bunda Karajan'ın bir etkisi vardır ki internette bir başka kayıtta 5. senfoninin bir kısmını dinledim. Evet o ağır , vakur, sound olarak cilalı hava yoktu. Ancak samimi ve duygusal bir tavır takınmıştı.
8,25--/10
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Ludwig van Beethoven - Symphony No. 9 (1984 - Karajan)

Son parçası, valla ecnebiler movement diyor harekete mi denk düşer bilemiyorum, Avrupa Birliğinin marşı olarak kabul edilmiş olup, kardeşliğe barışa çağrı temalı sözleri ve pozitif yaklaşımı ile dikkati çekiyor. Ode to Joy olarak biliniyor. İlk iki parça da birbirine benzer bir havaya sahip. Notasal dizilişler farklı perdelerde tekrar ediliyor. Sessizlikten heyecanlı patlayışa özellikle üflemeli çalgılar ağırlığı altında tanık oluyoruz. İkincisi daha iyi. Üçüncü kısım ise sessizliklerde gezinerek senfoninin sıkıcı bacağını oluşturuyor. Burada devreye girip bu senfoninin klasik müzik tarihinde en abartılı eserlerden biri olduğunu söylemem gerek. Hayır hayır yanlış anlaşılmaktan çekinirim efenim, senfoni güzel güzel ama kafayı sıyırmanın manası ne?
Son parçadan evvel 4. kısım da bir girizgah niteliğide. İşin aslı tüm senfoni dinleyiciyi coşkulu Ode to Joy'a hazırlma amacı güdülerek yazılış gibi. Zati uzmanlar bu son parçaya senfoni içinde senfoni derlermiş.
8,0/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

