7,75/10
FAITH NO MORE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FAITH NO MORE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2025 Cumartesi
Faith No More - The Real Thing (1989)
Zamanında metale yeni bir soluk getiren grup gibi iddialı tanımlamalara mazhar görülmüş bu albüm. Metal esintili evet, ama çok da zorlamayalım. Albümün marka değeri Epic adlı parça. Pek çok derlemede bulabileceğiniz şarkı isminin işaret ettiği üzere destansı ve coşkulu aynı zamanda duygusal. Ben çocukken böyle epik şarkıların hayranıydım, toplasanız beş bilemedin 10 tane vardır hepi topu. Hayata aşırı ciddi bakan biri de olarak böyle idealist bir beklenti, özgün müzik, protest şarkılarda olduğu gibi, içine girmişliğim de vakidir. Zira albüm genelinde şarkılar özellikle baslarda RHCP'yi hatırlatır funk katkısıyla daha gayri ciddi sözlere sahip. Her sakallıyı hoca sanmamak lazım. Rap tarzı söylemler de baskın şarkılarda. Mikrofonun başına da ilk kez Mike Patton geçiyor, ikonik bir ses ve teknik elbette katkısını ekliyor. İlginçtir grup kendilerin için post-punk yapıyoruz demiş. Keyboard'da hakikaten duyabiliyoruz bunu da. Bu sıfatı abartmamak gerek. E, o değil, bu değil. Nedir bu? Faith No More'dur efendim.
23 Eylül 2019 Pazartesi
Faith No More - Introduce Yourself (1987) & Septicflesh konseri (21 Eylül 2019)
Enstrümantal olarak yansıttıkları funk çok da dansa davet eden pozitif bir havaya sahip değil. Biraz sertcene RHCP gibi ki onların da erken dönem işlerini bilmiyorum. Benzetme yapmaya girişmeyeyim o vakkit. Vokal de çirkin güzeli, albüme yakışıyor. Mike Patton öncesi. Ritmik temposu ile birlikte benim gayet de hoşuma gitti. İlk albümlerini yazarken soundu tarif etmeye çalışmışım. Üzerine çok daha fazla bir şey eklemeye gerek duymuyorum. Ama rock musikisini bastıra bastıra, farklı etkileri sergileye sergileye sağlam bir iş çıkarmışlar. Çiğlikleri ve besteleri biraz daha cilalamaları gerekliği masanın üzerinde duruyor. Mikrofonun başına Mike Patton'ın geçmesi ile birlikte büyük bir atılım yapılıyor olsa gerek ki takip eden albüm ile bunun arasında eleştirmenler fersah derecesinde ölçüt koyuyorlar. Yalnız bunu da es geçmeyin bence. We Care A Lot, Introduce Yourself gibi duyulması gereken parçalar içeriyor çünki. Punkçı yanımı depreştirdi.
7,75-/10
Seyircilerin saygısızlığı yüzünden konserlerden elimi ve de eteğimi çekmiştim. Solstafir ile kalbim yeniden çarpmaya başladı. Septic Flesh ile yaşama geri döndüm. İletişimi kuvvetli, müziğe öncelik veren bilgili konser izleyicisi beni mest etti. Analiz yapacak kadar elimde veri yok, kitle mi değişti, gençler pek yok desem rezaletleri genelde orta kuşağın yaptığına denk gelmemle tahminim isabetsiz kalacak, mekanın atmosferi mi kuralcı, gerçekten bilmiyorum ama Zorlu'daki bu küçük sahneyi seviyorum. Yeni konserlere iştahım arttı, misal Moonspell&Rotting Christ.
7,75-/10
Seyircilerin saygısızlığı yüzünden konserlerden elimi ve de eteğimi çekmiştim. Solstafir ile kalbim yeniden çarpmaya başladı. Septic Flesh ile yaşama geri döndüm. İletişimi kuvvetli, müziğe öncelik veren bilgili konser izleyicisi beni mest etti. Analiz yapacak kadar elimde veri yok, kitle mi değişti, gençler pek yok desem rezaletleri genelde orta kuşağın yaptığına denk gelmemle tahminim isabetsiz kalacak, mekanın atmosferi mi kuralcı, gerçekten bilmiyorum ama Zorlu'daki bu küçük sahneyi seviyorum. Yeni konserlere iştahım arttı, misal Moonspell&Rotting Christ.
11 Nisan 2015 Cumartesi
Faith No More - We Care a Lot (1985)
Bazen anaakım grupları ihmal edip ilginçlikler içinde boğulduğumu düşünüyorüm diğer vakitler ise tam terine sıradan işlere fazla yüz verdiğimi. Tam arasını buldum bu albümüdinleyerek. Faith No More büyük bir grup. Almış yürümüş. Son yıllarda ise maalesef kendini unutturmaya başlamış grubun bu ilk albümü bir kere farklı tarzı ve farklı vokaliyle, Mike Patton yok burada, ne çok bilinen bir çalışmaları ne de kaale alınan. Kendi içinde bir obskürlük numunesi. Alamet-i farikası olan alternatif soundlarıyla post-punk arasında denge kurmaya çalışan altyapının aslında oldukça sağlam olduğunu söyleyebilirim. Bu sallantılı iş araya giren sözsüz parçalarla daha da dağınık hale geliyor. Ama albümün en büyük handikapı bağıran, çağıran, ne dediği anlaşılmaz, kafa şişiren, sarhoş vokali. Sadece bir yerde o da melodik açıdan vokal şarkıya uyum sağlıyor hatta yakışıyor. Onun dışında grup elemanları Bağdat, vokal Viyana seferinde. Albüme adını veren şarkı Epic'in proto hali gibi. Onun dışında bir kaç şarkı daha anılabilir. Ama grubun sonraki işlerini biliyorsanız bunu geride burakmak en iyisi olacak.
6,25/10
6,25/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
