TCHAIKOVSKY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TCHAIKOVSKY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2026 Pazar

Tchaikovsky - The Sleeping Beauty (Antal Dorati, 1995)

 Çaykovski sevdiğim bestecilerdendir, dinlemesi de kolaydır görece olarak. Rus'dur, benzer bize de. Lakin bu bestesi en az ısındığım çalışmalarından biri oldu. Bale türü biraz netametlidir çünkü her bir  parçanın görsellikte karşılığı bulunur ve her bir parça kendi içinde iddiasını taşır, sesteki dinamizm ve danısın aksiyonu ile birleşir. Bir bacağı olmadan görsellikten bağımsız dinlediğinizde yarım ve kafası karışmış kalırsınız. Üflemeli çalgılar, flütler, klarnet de cabası. Burada olan da o. Anlatılan hikaye hepimizin bildiği uyuyan güzel. Dinleyici karşılayan ses ise biraz da tezat şekilde  çın çın çınlayan oldukça aydınlık ve neşeli melodiler. Bu kaos ile başedebilmek için youtube'daki Imperial Classical Ballet videosuyla eşgüdüm izledim. Bende kalan izlenim şu: Çaykovski o dönemin kabare müzikal şov kafasıyla eğlence odaklı bir çalışmaya imza atmış. Sonlarda bazı Slav dans ezgilerinin duyulur olması da varyete anlayışını kanıtlıyor. İlk yarım saat balo ve dans gösterimi ve son yarım saati de hakeza öyle. Belki de daha fazlasıyla, demem o ki hikayecilik pek önemli değil. Diğer yandan balenin sonunda diğer masal kahramanları da arzı endam ediyor, klasik müzikte ilk trolleme vakasıyla karşı karşıya olabiliriz. Bu da çift CD'nin sınırlarını zorlayan uzunlukta bu çalışmanın lineer ilerleyişinde işitsel bir kopukluğu işaret ediyor. Bahsettiğim gibi türle ilişkili bir şey olsa gerek.

Çaykovski'nin Uyuyan Güzel balesi akla ilk gelen, romantik balenin en mühim eserlerinden biri. Fındıkkıran ve Kuğu Gölü var ki onlar da Çaykovski'nin. Antal Dorati yönetiminde Hollandalı Royal Concertgebouw Orchestra performansıyla kaydedilen bu çalışma da bestenin belki en bilindik kayıtlarından. Sadece  kaydın orkestrasyonun bu varyete ruhunu geçiremediğini, daha ruhsuz geleneksel klasik bir anlayış sergilediğini hissettim.

7,25+/10

25 Temmuz 2025 Cuma

Antonin Dvorak/Tchaikovsky - Cello Concerto in B minor, Op. 104 / Variations on a Rococo Theme (1969, Karajan,Rostropovich)

 İşbu albüm kaydı ünlü Avusturyalı şef Karajan yönetiminde ünlü çello sanatçısı Rostropoviç önderliğinde kaydedilmiş. Halihazırda denir ki Dvorak çelloya özgü besteleriyle bilinirmiş, pek başarılıymış. Bu minvalde önde gelen bu bestede de sadece çello değil başta üflemeliler olmak üzere güzelce sanatlarını icra eden ful bir orkestra dinleyene keyif vermektedir. Kayıtta yer alan Çaykovski bestesinin tersine Dvorak'ın çello konçertosunu oluşturan üç bölüm birbirinden bağımsız bir karakter de geliştiriyor. Romantizmin izini taşırcasına dalga dalga yükselip alçalan bir hacim ve tempo dinleyeni sarmalıyor. Ortadaki Adagio dramatik final bölümüne bağlama görevini üsttlenerekten , üflemelilerle ilginç bir ahenk içinde  çello solosunu süslemekte. Final ise belirgin bir melodi ile açılıyor, coşkun ve neredeyse marşları andırır bir melodi. Gelgitli halleri bestecinin ölmekte olan kardeşine ithafen bestelendiğine dair bilgiye inandırıcılığı azaltıyor. Çaykovskinin eserinin birbiriyle es vermeden bağlanan alt bölümlerden oluşan tek bir eser olması konçerto türünden farkına işaret ediyor. Değişik varyasyonlarda çalınan (amma hızlı versiyonunu sevdiğimiz) temanın naifliği, yine (Dovrak'ta sergilendiği gibi) doğayı hatırlatan üflemelerle vurgulanmış. Her iki bestenin de kalitesine dair her hangi bir sorgulama mevct değil. Bu kayıt ta çello bazlı orkestrasyona yönelik kayıtlar arasında hayli beğenilmekte. Yaylılara olan sempatim benim şahsen çok güçlü değil. Romantizme yönelik temkinli yaklaşımımı da mevsimin sıcaklığından kaynaklı düşük odklanma sorunu ile birleştirirsek yazımın çok parlak bir değerlendirme ile sonuçlanmayacağı da belirginleşiyor.

7,25/10

5 Ocak 2024 Cuma

Emerson String Quartet -Dvorak/Tchaikovsky/Borodin - "American" Quartet / Quartet No. 1 / Quartet No. 2 (1995)

 

Yaylı dörtlülerin yada üçlü yani yaylı oda orkestraların performanslarında eksik kalan şeyi buldum sonunda. Besteler her ne kadar bu ufak gruplar için yazılsa da altı dolduracak bir piyanonun eksikliği hissediliyor. Daha önce yıllar yıllar önce piyanoyu kemana tercih ettiğimi söylemiştim. Dolayısıyla bu kayıtları dinleme serüvenim keyiften ziyade öğrenme amaçlı oluyor ister istemez. Yine de ünlü ve bir pek çok kaydı bulunan Emerson dörtlüsünün bu kaydı benim için bir nebze ufuk açan bir deneyim oldu. Doyurdu beni yani, keyif de alabildim. 

Dvorak Çek asıllı bir besteci olmasına rağmen nedense Amerika'dan hayli esinlenmiş. Yeni Dünya senfonisi haricinde  resmi adı quartet no.12 olan American quartet adlı burada da yer verilen çalışması da varmış. Eser romantizmin sınırlarını zorlayan ve hayli dramatik bir tempoyu takip eden bir çalışma. Belki de isminden şartlanmanın etkisiyle bir ucundan yeni kıtayı hayal ettirmeyi başarıyor. Motifler bölümler içinde sık sık yinelense de bu tekrarlar yaratıcı farklılıklara dayanıyor. Sıkmadan kolay adapte olmamızı sağlıyor. Camiasında iyi addedilen bu çalışmadan sonra Çaykovski'nin 1 nolu quarteti icra olunmakta. Bu bestenin sadece beste içinde değil tüm albümde ayrıksı bir yerde duran 2. bölümü duygusal zarafeti ile ses getirmiş. Linç yemeyeceksem beni pek de etkilemediğini belirtip geçeyim. Diğer bölümler ise oldukça akıcı ve basit melodilere dayanıyor. O yüzden her zamanki gibi dinleyeni kısa sürede sarıp sarmaladığını söyleyebilirim ki Çaykovski için doğaldır. Benzer şekilde Borodin'in ikinci quartetinin de ünlü bölümü daha sakin bir atmosfer sergiliyor. Bestenin lirik ve biraz da sıkıcı diğer bölümlerine (en azından ilk ikisine) nazaran bu üçüncü kısmın öne çıktığı söylenebilir. Çünkü çokca değişik varyasyonlarla tekrar edilse de güçlü bir motife sahip.

7,50--/10

8 Temmuz 2018 Pazar

Tchaikovsky - Symphonies Nos. 4, 5 & 6 "Pathétique" (1987)

Bestecinin son dönem senfonilerini içeren çift sidilik bu kaydın senesinden de emin değilim. Sürekli yeniden mikslenerek, düzenlenerek farklı kapaklarla çıkmasından mütevellit hangi seneye kadar gider orijinali bilmiyorum. Dinlediğim versiyon 87'ye ait yalnız. Rus kültürü aideyitini paylaşmasından dolayı bestecinin ruhunu yansıtabilecek bir şef, Mravinsky orkestrayı yönetmekte, Leningrad Filarmoni Orkestası'nı, Sovyetler'in çöküşünün ardından şehrin isim değişikliği orkestraya nasıl sirayet etti, onu da bilmem. Neyse 4. senfoni şaşaayı ayarında kullanan, belirgin temanın sık sık ziyaret edildiği hoş bir çalışma. Çaykovski'yi severim. Biraz dinleyicinin suyuna gitmek, huya göre şerbet vermek gibi bir huyu var diye kafamda bir sanı oluşuyor. Bu da kulağı teknik seviyede gelişmemiş ortalama dinleyiciye, benim gibi büyük bir kolaylık. Ana tema da bana hissettirdikleri heyecen, umut, beklenti, pozitif duygular. Temiz üflemeli çalgılar bu duyguları uyandırmakta. Resmi olarak belirlenen tema ise Kader imiş bu senfoni için. Çalkantısı ile doğru hissiyatı geçirmektedir, efendim. Fakat besteleniş açısından biraz inceliklerden ziyade doğrudan aksiyona dayanan, züccaciye dükkanında etrafına bakmadan, cam şişeleri sallandıra sallandıra dolaşan ve kilo problemi yaşayan teyzelere benzettim bu çalışmayı. Bu teyzeler dükkandan çıktığında da pek atik pek cevval olurlar.
Beşinci senfoni orkestral açıdan bir önceki kadar güçlü olsa da, Mravinsky'nin de katkılarıyla osla gerek, mod daha karamsar ve dramatik. Şen şakrak anlar kaybolmuş durumda. Ana tema da sinematik ve hatta Star Wars'un temasındaki gibi dramatik birikim duyulabiliyor. Allegrosunda vals tınıları alttan işlenmiş. Son hareketi ise bir mücaledeyi simgeleyen zıt seslerin içiçe geçtiği bir çalışma. Son senfoniye gelince ister istemez bu son üç senfoninin birbiri ile alakalı olup olmadığını merak ediyorsunuz. Dramatik taraf gittikçe artıyor, mücadele şiddetleniyor ve ağır atmosfer elle tutulur hale geliyor. Ölüm temasının hakim olduğu söylenmekle beraber tüm hareketleri ile birlikte düşündüğünüzde yine kaderin, belki de sevgiyi belirten ılık tonların, kabullenişin de seslerini bulmak mümkün.Hatta aynı hareket içinde bile farklı ve zıt duyguların birikimi tam da neden senfonileri dinlemekte zorlandığımın cevabı oluyor. 6. senfoninin isimlendirmesi de ayrı bir hikaye, Rusça arzulu, tutkulu anlamına gelen patetik, Fransızca da duygusal, ağırbaşlı anlamıyla yer bulmuş ve böyle devam etmiş. Diğer bir not da bestecinin en iyi çalışmalarından biri kabul ediliyormuş. Bunda Rus fevriliğinden bir ölçüde kurtulması yatıyor olabilir.

8,0+/10

12 Mayıs 2017 Cuma

Tchaikovsky - Nutcracker / Swan Lake (Alberto Lizzio, 1994)

Çaykovski'nin Fındıkkıran ve Kuğu Gölü baletlerini içeren bu çalışma benim de hiç duymadığım Alberto Lizzio yönetimindeki Londra Festival Orkestrası tarafından icra edilen bir performansı içeriyor ki bu orkestrayı da hiç duymadım. Çaykovski öyle bir besteci ki popülist demeyeyim de kitlenin ihtiyaçlarını hissedip onları memnun edecek şeyleri karşılamada pek hünerli. Tabi konu klasik müzik olunca hitap ettiği kitlenin minimum donanımı, günde 6-7 saat TV izleyen ortalama insanınkinden biraz farklı olacağı aşikar. Bu sebeple Çaykovski'nin yapıtlarını gerçekten seviyorum. Bu sebeple orkestra ya da kondüktörün de etkisi Çaykovski'nin dehasını bir noktaya kadar etkileyebilir. Ki bu spesifik örnekte hiç de fena iş çıkarmamışlar. Yine de anamın karnından hiç bir şeyi tam anlamıyla beğenmeyen, huysuz biri olarak zıpladığım için bir kaç kelamım olacak. Orkestranın hacmi büyük salonları dolduran kalabalık bir müzisyen topluluğundan ziyade daha kısıtlı bir nüveye dayanıyor gibi. Enstrüman çeşitliliği yada ne bileyim performansta verimlilik pek şahane. Ancak ki barok Handel'in gösterişçiliğini sevmeyen biri olarak dahi, buradaki bestelerin icrasının biraz daha büyük, gürültülü olmasını tercih ederdim. Diğeri de pek ünlü sinema filmi Black Swan yüzünden içimde uyanan gerilim dolu beklenti. Kuğu Gölü bu manada beklediğimden daha, çok daha aydınlık. Besteler arasında sadece tempo değil referanslar, tema açısından bile kulağa farklı veriler çarpması ilginç. İspanyol havası bile var. Diğer deyişle çeşitlilik pek çeşitli olmuş yafu. Yine de ilginçtir hemen hemen her parça ve bölümü dinledikçe dejavu etkisi uyandıran bir tanıdıklık hissine kapılacaksınız ki hiç ilginç değil. Hem Fındıkkıran hem Kuğu Gölü popüler kültürün en aşina olduğu, sömürdüğü demek istemedim şimdi, yeniden yorumladığı, değiştirdiği, faydalandığı eserlerden biri. Aslında özellikle Kuğu Gölü'nü farklı kayıtlarda da dinlemek isterim.

8,25+/10

12 Temmuz 2016 Salı

Tchaikovsky/Schumann - Piano Concertos (2001)

Kendime gülmemekten kendimi alıkoyamıyorum. Çaykovski'nin 1 nolu piyano konçertosunu defalarca dinlemişim farkında olmadan. Bu üçüncü kayıt oluyor. Bu sefer piyanonun başındaki isim Ashkenazy. Sanırım altmışlarda kaydedilen bir çalışma. Treni yürüten kondüktör şef ise Lorin Maazel. Schumann'ın bestelediği A minör piyano konçertosu da kulaklarımdan kaçamamış. O kadar obsesif değilim neyse ki, bu ikinci dinleyişim. Ben de diyorum bu besteler neden hiç yabancı gelmiyor bana. Bu ikinci çalışmaya şeflik eden isim ise nispeten az bilinen Uri Segal. Ortak noktaları orkestranın Londra Senfoni Orkestrası olması. İlk dikkati çeken şey romantizm diyarında bu iki bestecinin konçertolarının birbirine pek şık şıkıdık yakıştıkları oluyor. Belki sıralamadan belki besteden belki de performansın bizzatihi kendisinden Schumann'ın konçertosunun sonlarında biraz dikkat dağınıklığı el verebiliyor. Onun dışında dinlemesi oldukça keyifli bir dinleti. Belki de tempo olması gerekenden bir tık hızlandırılmış olabilir, genel beğeniye ulaşabilmek için. Üstatlar daha iyi bilir, klasik müzik konusunda hiç bir iddiam olamaz. Ama böylesi de güzel. İnternetteki araştırmalarımda bu albüm için pek bir kritiğe rastlayamamamın etkisiyle göz ardı edilmiş bir kayıt olduğu manasını çıkarttım. Kim bilir, bunun sebebi bu albümde yer alan bestelerin fazlaca beğenilmesinden dolayı piyasanın sürüsüne bereket bu tarz albümle dolup dolup taşıyor olmasıdır belki.

9,0/10

29 Mart 2015 Pazar

Tchaikovsky / Rachmaninoff - Concerto No. 1 / Concerto No. 2 (Van Cliburn, Kondrashin,Reiner) 1987

Çaykovski'nin konçertosunu dinlemeye başladığımda melodilere istemsiz birşekilde eşlik edince doğuştan bir yeteneğim olmadığına göre daha önce de dinlediğimin farkına vardım. Hatta buraya da yazmışım: O zaman piyanonun başındaki isim Horowitz imiş. O vakit de bu parça için olumlu görüşlerimi bildirmişim, bildiriler yayınlamış, brifingler vermişim. Bu sefer tuşlara sihirli bir şekilde dans ettiren isim bugüne kadar hiç duymamış olduğum ve içten içe hayıflandığım Van Cliburn isminde bir zat-ı muhterem. O ne muhteşem bir performans öyle. Adeta piyano hayat buluyor, konuşuyor bizimle muhabbet ediyor. Farklı farklı ama birbirini tamamlayan duyguları dinleyiciye geçiriyor. Ha keza orkestra da oldukça iyi iş çıkartıyor. İlk konçertoya Kirill Kondrashin şefliğinde RCA Senfonisi, ikinciye de Fritz Reiner yönetiminde Chicago Senfonisi eşlik ediyor. İkinci piyano konçertosu demişken bu eser yine Rusya yörelerinden aramıza katılan Rachmaninoff'un imzasını taşımakta. Onun eserlerini fazla durgun ve romantik bulmakla beraber beklediğimden daha fazla keyif verdiğini söyleyebilirim. Sonuçta klasik müzik ve piyano konçertosu bu, boş bıraktığınızda dağılıyor. Dolayısıyla dinlemesi de emek ve konsantrasyon isteyen çalışmalar.

8,0-/10

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Tchaikovsky / Beethoven - 1812: Festival Overture, Op. 49, Capriccio italien , Wellington's Victory (1958)

Çaykovski'nin, 1812 ismindeki savaş konulu eserin kaydı, yine benzer tempolu kendi eseri Cappricio Italien ile Vitoria Savaşını işleyen Beethoveen bestesi Wellington's Victory ile bütünlük kazanacağı düşünülerek zenginleştirilmiş. Oldukça eski olan bu kayıt, klasik müzik dünyasında özellikle canlı kaydedilmiş top ve musket denilen çatapat sesli tüfek atışları sebebiyle ün kazanmış, almış namını yürümüş. Bir de elbette çan seslerini unutmamak lazım. Üstelik bu kayıt süreci Fantasia isimli ünlü Walt Disney yapımı canlandırmaya da sesiyle katkıda bulunmuş Deems Taylor tarafından anlatılmakta. Tabi, müzikal olarak bir etkisi bulunmasa bile temiz İngilizce ile defalarca atılan top ve tüfek atışları hakkında anlatılanları, havalanan yaprak hışırtılarının sese etkisi gibi ilginç detaylarla birlikte, en azından bir kere dinlemek büyük bir zevk. Üstatların belirttiği gibi kayıt bu parçaların en muhteşem performansını içermese bile, Antal Dorati'nin şefliğini unutmamak lazım, eski ve analog soundu az kafa karıştırdığı için daha çok seviyorum. Üstelik belirtmiş olduğum top tüfek çan seslerinin, canlı üflemeli çalgıların ve Wellingtons Victory'deki trampetli başlangıcın etkisi albümü özel kılıyor. İlginç bir detay da şu ki bu besteler kesinlikle savaşın kan ve gözyaşı dolu karanlık yüzünü değil şan şöhret ve zafer duygusunu yansıtan aydınlık, demeye dilim varmıyor ama sound gerçekten hafif bir hali betimliyor, tarafını yansıtıyor. İllaki 1812'nin türe yabancı olanların bile bir yerlerden kulağına çalınmış olduğu o hızlı tempolu melodisi sayesinde kendinizi süvari birliğinin önünde, zafer geçidinde bir kahramanmışcasına duygularla dolup taşmış hissetmemeniz elinizde olmayacak. Zaten sonundaki 21 pare top atışı da sizin hürmetinize değil mi canım.

8,50/10

1 Mart 2010 Pazartesi

Mussorgsky: Pictures at an Exhibition / Tchaikovsky: Piano Concerto No. 1/Horowitz: By the Water (1990)

Piyanist:Horowitz
Horowitz adında ünlü bir piyanist yahu demiş, şu Mussorgsky'nin Sergideki Resimler süitini bir çalayım, dibine Mussorgsky onuruna bestwlediğim bir şarkıyı da takayım ki By the Waters oluyor, durmayayım orada Çaykovski'nin 1 nolu piyano konçertosunu da kaydedeyim, böyle güzel bir şeyler olsun. Öncelikle bu albümün dinlenme sebebi Sergideki Resimler'in yeni başlayanlara önerilmesi.
a) Sergideki Resimler: 15 adet kısadan uzuna değişen ve yalın piyanoya dayanan bu eseri ilk dinlemelerimde zorlandığımı söylemem gerek. Cevap deminki cümlede saklı. Sadece piyano var. Ne kadar melodik, dibi tepesi olursa olsun kulağı alıştırmak güç. Bazen dandunlar sıkıcı bir hal alabiliyor ve ilk dinlediğimde her nedense piyano tonu soğu gelmişti, sonra geçti, acımadı hiç.. Halbuki besteci benzer şirin bir melodinin değişik şekillerde çalınmasına dayalı dört adet Promenade parçası ile bizim gibi kütük dinleyiciye elinden geldiğince yardım etmeye çalışmış. Neyse Bydlo ile Samuel Goldenberg and Schmuyle kral parçalar. İşin gerçeği bu süitin orkestral versiyonu daha ünlüymüş felan filan. Bir de bu kayıt canlı, kulaklıklarla ver sesi, ehh öksürük tıksırık duyuyorsun değil mi?
b) By the Water: Sulak arazi etkisini backgroundda titrek piyano vuruşları ile yaşıyor olsak da önde pek bir melodi yok. Fon musikisi.
c) 1 Nolu Konçerto: Toscanini yönetimindeki NBC Senfoni Orkestrasının orkestral kısımlarını çaldığı bu yapıt üç parçadan oluşuyor, Allegro, Andantino, ee yine Allegro, yani giriş gelişme ve yine giriş gibi bir şeyler. Piyano başında yine adamımız var. Kayıt çok eski hışırtılı felan fi tarihinden, fakat bu durumun bir lezzet katmadığı da söylenemez. Konçerto majestik bir şekilde ve güçlü keman partisi ile açılıyor. Kısacası şenlikli. 17 dakikalık ilk parçanın sonları ve ortanca parça biraz durgun. Sonda yine tanıdık ezgiler dalga dalga çağlıyor. İçimden bir ses Çaykovskiyi seveceksin diyor. Çünkü aklımda oluşan imge nostaljik , soğuk yer yer karlı pastel renklere bürünmüş Rusya manzarası ve içinde dört kişilik depremzede bir ailenin hayatını idame ettirebilecek genişlikte kabartılı etekler giymiş kadınların, ince uzun komedi klap favori ve sakalların eşlik ettiği adamların katıldığı aristokratik partiler üzerine oluşuyor.

8,0/10